Otto Von Bismark Günceli

İSSTH 13

Eylül 07, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


 Bölüm 13: Erkeksi Cao Yang

 Kıdemli kız kardeş Xu bir kaplan postu gibi Dış Tarikatta gezinirken hemen dikkatleri üzerine çekti. Onun Meng Hao ile birlikte yürüdüğünü görenlerin yüzlerini garip bir ifade doldurdu. Bu özellikle Meng Hao’dan ilaç alan öğrenciler için çok doğruydu. Ona duydukları nefret çiçek açmış sonra gitmişti.
Yüksek seviye gelişim üssüne sahip olanlara gelince onlar plato da neler olduğunu bilmeseler de Meng Hao’yu tanıyorlardı ve onun hafife alınmayacak biri olduğunu varsayıyorlardı.
Aslında Meng Hao bunu bilmiyordu ama o son 2 ayda Dış Tarikatta oldukça ünlü olmuştu.
O en önemli şeyin her günü geçirmek olduğunu biliyordu. Şuan gece olduğundan fazla öğrenci yoktu. Onların yarısı bile bu sahneyi görmemişti.
Bu fırsatın bir daha kolayca gelmeyeceğini ve onu kaybetmemesi gerektiğini fark etti. Mütevazi bilgin sözleriyle çene çaldı. Sessiz Kıdemli Kız Kardeş Xu’ yu Hap Gelişim Atölyesine doğru götürüp endişeli ve gergin orta yaşlı adamdan hepsi düşük ücret karşılığı çeşitli şifalı haplar aldı. Bu onu aylarca idare ederdi.
Onlar Hazine Köşküne bile gittiler. Kıdemli Kız Kardeş Xu kurnaz görünüşlü adama gaddar bir şekilde baktığında adamın yüzü soldu. Adam el altından Meng Hao’ ya bir Ruh Taşı verdi ve bakır aynayı istediği zaman değiştirebileceğini belirtti. Meng Hao soğukça burnundan soludu ve tav olmuş şekilde adama bakarak bakır aynayı kaybettiğini söyledi.
Adam acı acı güldü ve özür diledi. Ona merak etmemesini ve aynanın daha öncede kaybolduğunu ama 1-2 sene içinde yeniden bulunduğunu söyledi. Meng Hao Doğu Dağının eteğinde Kıdemli Kız Kardeş Xu’ nun çevresi ay ışığı ile sarılı bir şekilde uzaklaşmasını izledi. Bu Kıdemli Kız Kardeş Xu’ nun aslında bir tür Ölümsüz Tanrıça gibi inanılmaz güzel olduğunu ilk fark edişiydi.
“Çok soğuk olması çok kötü aksi halde onunla evlenmek hakkında düşünürdüm.” Bir süre haylaz haylaz hayal kurduktan sonra Ölümsüz Barınağına döndü.
Gece sorunsuz bir şekilde geçmişti ve ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Meng Hao enerjik biçimde platoya yöneldi.
“Ben 3. seviyenin zirvesinden sadece biraz uzaktayım. Doğru şifalı haplarımın olmaması çok kötü. Şeytani Çekirdek elde etmek kolay değil ve bunun için siyah dağa gitmeliyim ki bu da çok tehlikeli.” Yürürken kafasında bir fikir oluşmaya başladı.
“Şuan ki hedefim Ruh Taşı toplamak. Ardından bir dahaki sefere Şeytani Çekirdek elde ederim. İlerlememde büyük bir sıçrama yapacağım. Eğer 5. seviyeye gelirsem…” Kalbi küt küt atmaya ve gözleri beklenti içinde parlamaya başladı.
“5.seviyeye ulaşmak seni bir tür Lord yapar. Ve daha önemlisi Rüzgar Yürüyüş Tekniğini kullanabilirsin.” Meng Hao geçmişte Kıdemli Erkek Kardeş Wang Tengfei’nin yerin 17-18 cm üzerinde havada süzüldüğünü düşündüğünde kalbi daha hızlı atmaya başladı.
Çok geçmeden plato önünde gözüktü. Tam olarak mütevazi bir bilgin gibi bakarak bir kayanın üzerinde bağdaş kurup oturdu.
Zaman geçtikçe geliştiricilerin sayısı artıyordu ve onların arasında dün olmayan bazıları da vardı. Savaş sesleri kan dondurucu çığlıklarla beraber havayı doldurmuştu. Meng Hao bugünün ilk potansiyel müşterisini bulmaya çalışırken etrafı gözden geçirdi. O Halk Bölgesi’nin başka bir bölümünde bir adamın dikkatlice kalabalığa gittiğini fark etmemişti.
Geliştirici yavaşça yürürken etrafına bakıyordu. Aniden bakışları Meng Hao’nun üzerine düştü ve bedeni titrerken yürümeyi kesti.
O Meng Hao’nun dünkü ilk müşterisiydi. O Meng Hao’nun nasıl rakibini bayılttığına ve ardından nasıl utangaç davrandığına şahsen şahit olmuştu. Meng Hao’nun bugün yeniden buraya geleceğini beklemiyordu ama yine de gelmişti.
“O neden hala burada? Dolandırıcı! Onun malları
basitçe çok pahalı.” Geliştirici korku ve nefret hissediyordu. İç çekip ayrılmak üzereyken Halk Bölgesine erkeksi bir öğrencinin girdiğini gördü.
“O Cao Yang…. O 2. seviyenin doruğunda ve 3.seviyeden sadece 1 adım uzakta. Onun kuzeni Düşük Seviye Halk Bölgesinin 1 numaralı öğrencisi Lu Hong. Onun sayesinde insanlara zorbalık yapabiliyor ve savaşırken insanları yaralamak için aşağılık yöntemler kullanıyor. İnsanlar kızıyor ama bir şey demiyorlar. Eğer başkası olsaydı insanlar çok uzun zaman önce onu haklarlardı. O dün gözükmedi bu yüzden her şey nispeten sorunsuz gitti. Bugün güzel geçecek.” Cao Yang yakınlaşırken onun Hap Geliştirme Atölyesi Satış Noktasındaki çocuğu kışkırtacağına emindi. İkisinden de nefret ettiğinden onların sefaletini hevesle izlemek için sabırsızlanıyordu.
Yakınlarda dövüşenler Cao Yang’ı gördüklerinde yüz ifadeleri değişti. Erkeksi öğrencinin gazabına maruz kalmaktan korktukları için çabucak kenara çekildiler.
Cao Yang soğukça homurdandı. O uzun ve yapılıydı. Soğuk ve sert bakışları korkutucuydu ve sanki Düşük Seviye Halk Bölgesi arka bahçesiymiş gibi davranıyordu. Bulaşmak istemediği 2-3 kişi hariç herkesi küçümsüyordu. Neden iyi arkadaşı Zhao Wugang’i uzun zamandır göremediğini merak ediyordu. Bu onun ruh halini nahoş yapmıştı bu yüzdende haplarını çalmak için bir acemi arıyordu.
Ardından Meng Hao’yu ve yanında asılı duran afişi gördü.
İlk başta zar zor fark etmişti ama sonra uzaktan izleyen kötü niyetli bir geliştiriciyi görünce ilgisi kırıldı.
“Git, git hadi.” Geliştirici fısıldayarak konuştu. Aniden savaşanları izlemenin savaşa katılmaktan daha ilginç olduğunu fark etti.
Belki de onun mırıldanmaları biraz etki etti çünkü Cao Yang gözlerini devirdi ve ardından Meng Hao’ya doğru yürüdü. İnsanlar aceleyle onun yolundan çıktı.
Meng Hao kayanın üzerinde her zamanki gibi oturuyor ve haplarını satmaya hazırlanıyordu. Ama Cao Yang’in yaklaştığını gördüğünde hedefini gerçekleştiremeyeceğini fark etti. Kafasını çok az acıma hissederek kaldırdı.
O adam ona yabancı değildi. O birkaç gün önce gördüğü hemen şiddete başvuran adamdı. Meng Hao zayıf bir bilgin gibi oturdu. Utangaç ve biraz gayretli bir şekilde konuştu.
“Kardeşim bu bizim işimizin 2. günü. Elimizde tüm haplar mevcut ve hepsi savaş için gerekli. Biraz almak ister misin?”
Cao Yang ona baktı ama onun Gelişim üssünü tahmin edemedi. Eğer biri Ki Yoğunlaştırma da 7. seviyeden daha düşükse ruhsal enerjisini yaymadığı sürece gelişim üssü hareketsiz kalırdı ve başkaları onun ne kadar güçlü olduğunu anlayamazdı. Sadece 7. seviyeden sonra başkalarına karşı görünür hale gelirlerdi.
(Ç.N: Sistem güzelmiş. Güçsüz görünüp zaaa ben en iyisiyim diyebilirsin :D )
Bu yüzden Meng Hao’nun seviyesini bilmesinin bir yolu yoktu.
“Bir şeyler aldığımda para ödemem gerekmez. Hemen tüm haplarını ve Ruh Taşlarını teslim et. Eğer işi ağırdan alırsan boynunu kırarım.” Gözleri parladı ve ses tonu son derece zorlayıcı ve otoriterceydi. Sonuçta burası Düşük Seviye Halk Bölgesiydi ve herkes ona saygı gösteriyordu. O Lu Hong’un kuzeniydi ona kıyasla Meng Hao kimseydi.
Uzakta Meng Hao’nun ilk müşterisi hevesle ilerlemeyi izliyordu.
“Onu öldürene kadar döv. Onu öldürene kadar döv.” Sessizce konuşuyordu ve kendi bile hangisi için söylediğini bilmiyordu.
“Kardeşim bir bilge demiş ki çalmak iyi bir şey değildir.” Meng Hao dikkatlice konuştu.” Bak önce biraz konuşalım. Ben burada bir iş yönetiyorum daha dükkânı bile açmadan nasıl Ruh Taşına sahip olabilirim?”
“Bilge mi? Bu platoda bilge benim.” Meng Hao’nun konuşmasını duyduktan sonra Cao Yang kendine daha çok güvendi. “Eğer seni dövmek istersem kim beni durduracak? Eğer seni parçalara ayırmak istesem bile bir şey söyleyebilir misin?” Meng Hao’nun korktuğunu varsayarak kalbinden güldü ve ilerledi. O yaklaşırken gözlerinden küstahlık yayılıyordu.
“Kardeşim ben seni kışkırtacak bir şey yapmadım. Ayrıca ben Halk Bölgesinde değilim. Bak ben sınırın dışındayım.” Meng Hao suratını asarak kayanın üzerinde ayağa kalktı ve makul bir şekilde konuştu.
“Sen gerçekten gevezelik ediyorsun.” Cao Yang sabırsızca konuştu. “Eğer içerdesin dersem o zaman içerdesin demektir.” Afişi geçti ve Meng Hao’ya doğru vurdu.
“Kabadayı.” Cao Yang’in elinin hareket ettiğini gördüğünde Meng Hao’nun yüz ifadesi değişti ve sanki farklı bir insana dönüşmüş gibi gözüktü. Cao Yang ilerlerken o da ilerledi ve sağ avucuyla vurdu.
Bir patlama sesinin ardından erkeksi Cao Yang’in ağzından korkunç bir çığlık ve onun arkasından bir kan çeşmesi geldi. Yüzündeki şaşkınlık ile birlikte bedeni biraz mesafeyle geriye uçtu.
Onun gelişim seviyesi Meng Hao’nun dün dövdüğü kişiden yüksek olduğundan bilincini kaybetmemişti ama bedeni acıyordu. Ayağa kalkmayı denedi ama Meng Hao onun yanına geldi ve acımasızca onu yere tekmeledi.
“Bilgeler derki bir şeyi ödemeden alırsan ölüme susamışsındır demektir.”
“Sana burada bir iş yönettiğimi ve daha dükkanı açmadığımı söyledim ayrıca bu yüzden Ruh Taşım olmadığını da söyledim.” Konuşurken acımasızca Cao Yang’i tekmelemeye devam ediyordu. Cao Yang’in tiz ve sefil çığlıkları Meng Hao’nun her sözüyle yarıda kesilirken platoda yankılanıyordu. Yuvarlanırken elleriyle başını korudu. Çok geçmeden yeşil elbisesini ayak izleri kapladı.
“Sana Halk Bölgesinin içinde değil dışında olduğumu söyledim.” Meng Hao öfkeyle konuştu. Erkeksi adamın sefil çığlıkları zayıfladı ve artık çığlık atacak bile enerjisi kalmamış gibi görünüyordu. İzleyen geliştiriciler nefeslerini yutarak öfkeli Meng Hao’ya bakıyorlardı. Birkaç tanesi önceki gün buradaydı ve onlar dün şanslı olduklarını düşünmeye başlamışlardı.
(Ç.N: Bu çocuk güçlü olsa buna karışan ayvayı yedi :D )
Bu şeyleri en çok anlayan dünkü ilk müşteriydi. Sefil çığlıklar atan erkeksi Cao Yang’a ve onun üzerinde yukarı aşağı atlayan Meng Hao’nun vahşi ifadesine baktığında aniden terlemeye ve titremeye başladı. Daha çok izledikçe Meng Hao’nun gerçekten korkutucu ve tehlikeli olduğunu daha çok hissediyordu.
Cao Yang bilincini kaybetmek üzere gibi görünüyordu. Ölümün gölgesi onun üzerinde yüzüyordu. Görüşü bulanıklaşıyordu. Titreyen sol elini yukarı kaldırdı. Elinin içinde bir Ruh Taşı vardı.
“Ben….ben ilaç alıyorum!” Haykırdı. Tüm gücünü olabildiğince yüksek bir sesle haykırmak için kullandı görünüşe göre Meng Hao’nun onu duymamasından korkuyordu.
Meng Hao ayağı havadayken durdu. Vahşi ifadesi değişerek yerini masum bir bilgenin ifadesine bıraktı. Neşeli bir gülümsemeyle birlikte Ruh Taşını aldı.
“Neden bunu daha önce söylemedin?” Cao Yang’ın kalkmasına yardım etti ve üzerindeki tozlu ayak izlerini temizledi.
Erkeksi bedeni titriyordu ve korku ile Meng Hao’ya bakıyordu. Ona bakarken Cao Yang hemen ayrılarak mümkün olduğunca uzağa giderek bu insan kılığına girmiş şeytandan uzaklaşmak istiyordu.
Şuanda o aynı dünkü geliştirici gibiydi.
“Kardeşim şuan ki durumuna baktığımda 1 hapın sadece geçici olarak sana yardım edebileceğini düşünüyorum.” Cao Yang’in omzundan kavradı. Bir süre durdu ardından konuştu. “Senin çok düşmanın var. Neden biraz daha almıyorsun?”
————–ÇEVİRMEN NOTU————
Meng Hao çok garip biri ya :D Karakterini seviyorum çok sıra dışı :D
Cao Yang kuzenine şikayet edecek mi? Bu olaydan sonra müşteri durumu ne olacak? Kaç Ruh Taşı kazanacak? Meng Hao seviye atlayacak mı? Meng Hao’ya özenip tezgah açanlar olacak mı? Olursa fiyatlar nasıl olacak? Tezgahlar plato manzaralı olduğundan kiraları kaç oluyor? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…



Yorum Yap "İSSTH 13"