Tankların Tarihi Günceli

İSSTH 11

Eylül 05, 2016
Çeviri için F5 Tarikatı Lideri Useless’a, düzenleme için Fullbringer’a teşekkürler.


 Bölüm 11: Hap Geliştirme Atölyesi Satış Noktası

 Meng Hao ondan çok uzak olmayan ve yardım için bağıran birini gördü. Adam daha platoya inemeden arkasındaki büyük adamın uçan kılıcı tarafından vuruldu ve boynu delindi. Kan banyosuyla beraber yere düştü ve son nefesini vererek öldü. Büyük adam kurbanın depolama çantasını aldı ve dönerek halk bölgesine yöneldi.
Meng Hao meydana gelen dehşet verici sahneyi izledi ve ardından platoda olan şeyleri daha çok gözlemledi. Burnuna gelen kan ve et kokularını taşıyan rüzgarla beraber katliam sesleri geliyordu.
“Burada bir gecede zengin olabilirsin ama bu aynı zamanda son derece tehlikeli. İnsanlar gelişmek için, Ruh Taşları için, hayatlarını tehlikeye atıyorlar. Buna gerçekten değmez.” Meng Hao kaşlarını çattı. O neredeyse 3. seviyenin zirve noktasındaydı ama orada olanlar basitçe çok kaotikti. Yaralanmak bile kolaydı ve eğer soyulursa bunun uzun süreli bir etkisi olacaktı.
Meng Hao çantasında ki Ruh Taşı eksikliği hakkında düşündü. Tarikat tarafından dağıtılan Ruh Taşlarına bel bağlarsa kim bilir kaç yıl beklemesi gerekecekti. Kendi kendine mırıldanırken platodaki geliştiricilere baktı. Onlar şiddetle savaşıyorlardı ve hepsi yaralanmıştı. Birden Meng Hao’nun aklına bir fikir geldi.
(Ç.N: Efsane fikirler hep birden gelir zaten :D )
Fikri giderek daha netleşti ve gözleri parlamaya başladı. Döndü ve ardından koştu ama Güney Dağındaki Ölümsüz Barınağına değil Dış Tarikata doğru gidiyordu. Ana meydanı geçtikten sonra sonunda bir binaya geldi.
Bina eski görünüyordu ve etrafını ilaçların kokulu aromaları sarmıştı. Kapısının üzerinde bir şeyler yazıyordu:
Hap Geliştirme Atölyesi.
Aslında buraya ilk gelişi değildi. Dış Tarikata terfi ettiği ay burada satılan ilaçları kontrol etmek için gelmişti. Birkaç gün için açlığı önleyen Açlık Haplarını o zaman öğrenmişti.
Burada kullanılan tek para birimi Ruh Taşı ve Ruh Yoğunlaştırma Hapıydı. Ne yazık ki döviz kuru çok adaletsizdi. Örneğin on Açlık Hapı için 1 Ruh Yoğunlaştırma Hapı veriyordunuz. Bu yüzden bir kaç kişi buraya geliyordu ve bu onları soğuk ve kimsesiz olmaya itiyordu.
Oraya geldiğinde Meng Hao tereddüt etmedi. İçerisi büyük değildi ve odanın ortasında bağdaş kurarak oturan hasta yüzlü bir görünüşü olan orta yaşlı bir adam vardı. Çevresinde, üzerinde çeşitli ilaçların isimlerinin yazıldığı su kabağı şişelerinin bulunduğu birbirine kenetlenmiş ahşap raflar vardı.
Orada dış yaralanmaları tedavi etmek için kullanılan Kan Pıhtılaştırma hapları, yorgunluk için kullanılan İskelet Gevşetme Hapları, geçici olarak enerjiyi arttırmak için kullanılan Ruh Canlandırma Hapları, Açlık Hapları ve İştah Kontrol Hapları vardı. Hatta kırık yada ezilmiş kemikler için kullanılan İlik Büyütme Hapları bile vardı.
Burada bir çok farklı tür ilaç vardı ama hepsi de oldukça pahalıydı. Genelde 3 ila 10 hap 1 tane Ruh Yoğunlaştırma Hapı ediyordu. Dış Tarikatın çoğu öğrencisi için Ruh Yoğunlaştırma Hapı savaşmaya değer bir şey olduğundan buraya gelip takas yapan kişi sayısı azdı.
Meng Hao parlayan gözleriyle Hap Geliştirme Atölyesinin etrafında kendi kendine mırıldanırken biraz dolaştı. Ardından 5 tane Ruh Yoğunlaştırma Hapı çıkardı ve onları bir avuç farklı türden ilaçla değiştirdi.
Görünüşe göre hasta yüzlü adam Meng Hao gibi müşterileri çok sık görmüyordu. Hemen canlandı ve onun istediği ilaçların su kabağı şişelerini teslim etti.
Aldıklarını depolama çantasına koyduktan sonra Meng Hao oradan ayrıldı ve dikkatlice ormanlık bölgede dolambaçlı bir yol izleyerek Ölümsüz Barınağına döndü. Oraya geldiğinde gece olmuştu.
Bağdaş kurarak oturup 4 su kabağı şişesine baktı.
“Bir bilge derki çok harcamadan çok kar elde edemezsin. Ben bu sefer çok fazla ödedim ve bunun karşılığını çok fazla olarak alacağım.” Kendini bu şekilde rahatlatarak ayağa kalktı ve Barınaktan çıktı. Kolu kalınlığında bir ağaç dalı ve büyük bir yığın yaprakla geri döndü.
Zhao Wugang’in depolama çantasından yeşil bir elbise çıkarıp dikişlerinden yırtarak önüne koydu. Doğru boyutta gibi gözüküyordu bu yüzden başka bir elbise çıkardı ve onu da dikişlerinden yırtarak ilkinin yanına yerleştirdi. Ardından memnun bir şekilde onlara baktı.
(Ç.N: buraları okurken acaba ne yapmaya çalışıyor dediniz biliyorum :D )
Daha sonra bitki özü elde etmek için yaprakları ezdi ve parmaklarını eğreti mürekkebe daldırıp elbiselerin üzerine büyük harfler ile bir şeyler yazdı.
Oldukça memnun hissederek ona baktı ve ardından gözlerini kapatarak nefes egzersizi yaptı.
Gece geçmişti ve ertesi gün erkenden ağaç dalını alarak apar topar Barınağı terk etti.
Çok geçmeden platoya geldi. Saat daha çok erken olmasına rağmen platoda savaşan çok sayıda öğrenci vardı. Mücadelenin şiddeti açıkça belli oluyordu. Meng Hao diğer geliştiricileri görmezden gelerek büyük taş tableti geçti ve platoya girdi. Ardından gözüyle etrafı inceledi ve sınırda bulunan toprağa gömülü bir kayanın üzerinde bakışları durdu.
Oraya yürüdü ve kayanın üzerine oturarak tam olarak zararsız ve huzurlu bir bilgin gibi etrafa baktı. Zaman zaman bazı kişiler ona karanlık bir şekilde bakıyordu bunun üzerine o gelişim seviyesini biraz belli ederek onları korkutuyordu böylece diğerleri onu yalnız bırakıyordu. Daha çok insan gelene kadar burada beklemeye karar verdi.
Zaman geçtikçe daha fazla kişi Halk Bölgesine geliyordu. Çok geçmeden yaklaşık 20 kişi olmuşlardı. Bazıları nazik ve bilgili görünen Meng Hao’ya bakıyor ve onun yanına doğru geliyorlardı ama Meng Hao gücünü biraz gösterince şaşkınlık içinde geri çekiliyorlardı.
Bir süre sonra yeterince insan onun olduğu bölgeye gelmişti. Depolama çantasını tokatlayarak kumaş şeridini aldı ve onu kayanın yanındaki kil toprağa sapladığı ağaç dalına bağladı. Dağ meltemi kumaşı şeridi kaldırarak onu bir afişe döndürmüştü. Bu çevredeki oldukça kişinin ilgisini çekmişti. Özellikle de afişte yazılan şeyler fazlasıyla dikkat çekiyordu.
“Hap Geliştirme Atölyesi Satış Noktası”
Koyu yeşil harfler parlıyordu ve bu yakınlardaki Reliance Tarikatı öğrencilerinin ifadelerinin değişmesine sebep olmuştu. Bazıları şaşırmış bazılarının da kafası karışmıştı. Bazıları küçümseyerek gülerken diğerleri kaşlarını çatmıştı.
“Hap Geliştirme Atölyesi Satış Noktası mı? Bu ne demek?”
“Sakın bana bu çocuğun Tarikatın Hap Geliştirme Atölyesi tarafından gönderilen çırak bir simyacı olduğunu söyleme.”
“Tanıdık gibi görünüyor…”
Meng Hao afişi ortaya çıkarınca platoda tartışmalar patlak verdi. Ama biraz zaman sonra mücadeleler ve soygunlar devam etti. Kan sağanak gibi yağıyordu ve çığlıklar yükseliyordu.
Meng Hao Halk Bölgesindeki insanlara baktığında gözleri parlıyordu. Ondan çok uzakta olmayan bir yerde 2 tane 2. seviye kişi birbirleriyle mücadele ediyordu. İçlerinden birinin omuzu rakibinin uçan kılıcı tarafından kesilerek açılmıştı. Kan dışarı fışkırıyordu ve oldukça zor bir durumdaymış gibi görünüyordu.
“Kardeşim buraya gel.” Meng Hao seslendi. “Bir bilge derki yaralıyken hayatını riske atmak akılsızca olur. Omzun oldukça kanıyor gibi görünüyor. Senin kendini öldürmene izin vermek sana bir şey kazandırmaz. Burada Hap Geliştirme Atölyesinden gelen Kan Pıhtılaştırma Hapı var. O senin omzundaki kılıç yarasını 3 nefes zamanından daha kısa sürede tamamen iyileştirebilir.”Meng Hao satış konuşması yaptığında savaşan 2 kişi onu görmezden gelerek savaşmaya devam ediyordu. Yaralı olanın gözü gittikçe kırmızı oluyordu ve omzundaki yara gittikçe daha kötü oluyordu. Daha sonra rakibinin uçan kılıcı tarafından tekrar darbe aldı ve göğsünden kan döküldü.
“Bak yine yaralandın.” Meng Hao ilk potansiyel müşterisini azarladı. “Çabuk gelip Kan Pıhtılaştırma Hapını al! Aksi halde yenilebilirsin. Tek yapman gereken bana 1 Ruh Taşı vermen ve bende sana bu Kan Pıhtılaştırma Hapını vereceğim. Bu kesinlikle buna değer.”
(Ç.N: Atölye kazık diyorlardı dimi :D Bu 1.5 liralık kolaya sinemada 5-6 lira vermekten daha kötü lan :D )
“Kes sesini!” Yaralı kişi geri çekilirken bağırdı. “Hap Geliştirme Atölyesi dolandırıcı ama onlar 1 Ruh Taşına 5 Kan Pıhtılaştırma Hapı veriyorlar. Sen daha kötüsün.”
“Bu kesinlikle pahalı değil. Hayatın kesinlikle 1 Ruh Taşından daha değerli. Eğer ölürsen tüm Ruh Taşların başkasının olacak. Eğer benim ilaçlarımı alırsan kazanma şansın olur böylece rakibinin depolama çantasını alabilirsin. Bunların hepsi 1 Ruh Taşı fiyatına. Sen ilaç almıyorsun sen hayatını alıyorsun. Bu pahalı mı?” Meng Hao ayağa kalktı. Sözleri yaralı kişiyi etkilemiş gibi görünüyordu. Geri çekilirken yüzünde ki tereddüt belli oluyordu.
“Lanet olsun!” Yaralının rakibi uçan kılıcını Meng Hao’ya doğrultarak bağırdı.” Eğer işlerime karışırsan bunu öldürdükten sonra senin peşinden gelirim!”
“Ben alacağım!” Yaralı adam depolama çantasını tokatlayarak 1 Ruh Taşı çıkardı ve onu Meng Hao’ya attı. Meng Hao taşı havada kaptı ve Kan Pıhtılaştırma Hapını ona fırlattı. Yaralı adam hapı aldı ve omzundaki yaraya yerleştirdi. Yara neredeyse aynı anda kanamayı kesti.
Kanama durduktan sonra ruhu canlandı ve savaşın içine sıçradı. Aniden rakibi yaralı göğsünden kan dışarı akarken geri çekildi.
“Kardeşim kardeşim.” Meng Hao müşterisini değiştirdi. “Rakibin benden 1 tane Kan Pıhtılaşma Hapı aldı ve şuan enerjiyle taşıyor. Eğer sende almazsan büyük bir tehlikeyle karşı karşıya kalacağını düşünüyorum. Sadece Kan Pıhtılaştırma Hapım yok ayrıca yorgunluğa karşı İskelet Gevşetme Hapım da var. Bir tanesini 2 Ruh Taşına sana veririm. Bu sana iyileşeceğini ve enerji ile dolacağını garanti edecek. Sen kesinlikle zafer elde edeceksin.”
(Ç.N: Fiyat 2 oldu bu alırsa 3 e çıkarır oh mis gibi iş :D )
“Sen….sen….” İlk adam kızgın bir şekilde konuştu. Ne diyeceğini bilemiyordu. Hap Geliştirme Atölyesi Satış Noktasındaki hapçı çocuk buraya ona yardım etmeye mi yoksa zarar vermeye mi gelmişti? Sefil bir durumdan üstünlüğe geçmişti. Ardından bu olmuştu. Öfkeyle daha isabetli bir şekilde saldırmaya başladı. Önündeki sahne onun ilacını aldığı sahneyle tam olarak aynıydı.
“Eğer kazanırsan o zaman hapı almak için başkasının Ruh Taşını kullanmış olacaksın.” Meng Hao elinde ilaçları tutarken cezbedici bir şekilde konuştu. “Buna gerçekten değer.”
(Ç.N: Çakal başroller sınıfına hoş geldin :D )
“Ben alacağım!” Zaten hap almış adam konuştu.
“Lanet olsun onu bana ver.” İlk başta üstünlük kuran adam konuştu. Meng Hao’ya olan öfkesine rağmen Diğerinin ilacı istemesi onun dişlerini gıcırdatıp ağzını açmasına neden olmuştu.
“Ben 3 Ruh Taşı vereceğim!”
“Kardeşim o 3 tane veriyormuş. Daha iyisini yapamazsan ona vermem gerekecek. Dikkat et!”
“4 tane vereceğim!”
“Kardeşim 4 tane veriyor. 4!”
“5!”
“6!”
“Lanet olsun pes ediyorum geber.” İlk başta üstünlük kuran adam öfkeyle Meng Hao’ya yöneldi. İlk başta savaş çok basitti ama Meng Hao karıştıktan sonra her şey karışmıştı. Yüzünde ki öldürme niyetiyle Meng Hao’ya doğru uçtu. Açıkça onu yok etmeyi amaçlıyordu.
O yaklaştığında Meng Hao’nun uysal, bilgili ve iş adamı gibi olan yüzü aniden değişerek kasvetli ve acımasız bir hal aldı. Adam ona ulaşamadan Meng Hao ileri doğru adım atıp sağ avcuyla ileri doğru tokat attı. Ruhsal enerji bir patlama ile birlikte dışarı döküldü.
Meng Hao’nun Ki Yoğunlaştırmada 3.seviyede olan ruhsal enerjisi tarafından ezildi ve çığlık atarken geriye doğru uçtu. Bu saldırı onu bayıltmıştı.
Meng Hao onun depolama çantasını kaptıktan sonra kasvetli ve acımasız ifadesi yeniden değişerek zayıf bir bilgininkine dönüştü. Tüm izleyenler şaşırmıştı.
“Kardeşim senin bana 6 Ruh Taşı teklif ettiğine inanıyorum.” Utanmış görüntüsüyle ürkerek konuştu.
Diğer adamın yüzü solmuştu ve bedeni titriyordu. Şaşkınlık ve dehşet içinde Meng Hao’ya bakıyordu. Nasıl olayların bu şekle geleceğini hayal edebilirdi? Nasıl zayıf ve güçsüz görünen bir kişi bu kadar değişebilirdi? Bu neredeyse sanki bir rüyaya tanık olmuş gibiydi.
————–ÇEVİRMEN NOTU—————
Bu Bölüm Harun’a gelsin :D Kendisi düzenliyor nasılsa bari 1 bölüm ona adayalım :D
Meng Hao’nun işler nasıl devam edecek? Fiyatlar ne olacak? Ne kadar Ruh Taşı kazanacak? Bu Kıdemli Kız Kardeş Xu falan neler yapıyor? Ölümsüz Barınağını geri alacak mı? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…


Yorum Yap "İSSTH 11"