Tankların Tarihi Günceli

Hjc 4.3

Eylül 28, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Bir vınlama sesiyle, ok uçtu ve küt diye ağaç gövdesinin içine girdi. Ok, ortadaki hedefin sadece biraz soluna saplanmıştı. Bu atış 3. Tabur içinde oldukça iyi bir hatasız isabet olarak dikkate alınırdı. Çoğunlukla sadece Bölük liderleri bu kadar iyi bir atış yapabilirdi. Her ne kadar insan boyutlarında bir hedefi 200 yard uzaklıktan tam olarak vuramasa da bu atışı yapabilecek asker sayısı çok fazla değildi.

“Hahaha! Vurdum!” Zhou Weiqing böbürlenerek Shanggong Bing’ere yayını salladı. O aslında hedefi vurabileceğine %100 emin değildi. Onun yeteneğiyle ancak 10 atışın 7 sinde hedefini vurabilirdi, bu da zaten okçu birimine katılmak istemesinin nedenlerinden biriydi.

“Bu bir vurma olarak sayılır mı? Ben senden gövdenin merkezini vurmanı istedim. Ben ayaklarımı kullanarak bile senden daha iyi bir isabet elde edebilrim.” Shanggong Bing’er küçümseyerek söyledi.

Zhou Weiqing hemen onun sözleri kapılmıştı, “Ayaklarını kullanarak mı? İspatla bunu! Eğer ayaklarını kullanarak gerçektende gövdenin merkezini vurmayı başarabilirsen, senin sözünden çıkmayacam ve istediğin eğitimi yapacağım.”

“Ben senin tabur komutanınım, sen zaten benim emirlerime uymak zorundasın! Her neyse yayını ve okunu ver.” Shanggong Bing’er biraz sinir ile dedi.

Zhou Weiqing yayını ve okunu verdi ardından Shanggong Bing’er soğukça dedi: “İzle bunu” Bunu söylediği gibi, ordu ayakkabılarını çıkardı  ve bir çift yumuşak,hoş beyaz ayaklarını ortaya çıkardı. Zhou Weiqing tepki veremeden önce, yayın sapını kavramak için ayaklarını kullandı. Onun sağ bacağı, yayı gerdirmek için geriye doğru yükseldi. Sonra, elleriyle yerden desten aldı ve diğer ayağını kullanarak kılıftan oku çıkardı.

[ÇN: Bu kız yavaştan kalbimi çalmaya başladı 😀 ]

Bu olanları izleyen Zhou Weiqing dehşet içinde şaşkınlıkla baktı, Shanggong Bing’er’in vücudu(arka yüzü) yaya biçiminde kavisliydi, sağ ayağı önde,sol ayağı oku yay kirişine tutturuyordu ve hilal bir biçimde onu çekiyordu. Onun düzgün kalçaları neredeyse kendi başına kadar gelmişti ve onun uzun bacakları tam Zhou Weiqing’in önündeydi.

Onun sağ ayağı teli serbest bıraktı ve vın sesi ile ok yıldırım gibi ilerledi. Zhou Weiqing gözleriyle oku takip etti ve okun ağacın gövdesine çarptığını gördü. Tam olarak ok  ağacın ortasına saplanmıştı.

Bu mümkün mü? Ayaklarını kullanarak yaptığı atış, bu yetenek, inanılmaz zarifti. Zhou Weiqing kalbinden onu övüyordu. O gerçekten de tüm imparatorluktaki en üst dahi olarak görülmeye değerdi. Shanggong Bing’er’in demin sergilediği şey, tamamıyla onun vücudunun esnekliği ve kontrolündeydi. Ayrıca o birazcık bile cennetsel enerjisini ya da cennetsel cevherini kullanmamıştı. Zhou Weiqing’in takip ettiği kadarıyla oku fırlatmak için sadece sıradan fiziksel yeteneklerini kullanmıştı.

Yayı ve kılıfı ona atmadan önce  Shanggong Bing’er, Zhou Weiqing’in tam önüne geldi ve sakince dedi: “Şimdi ikna oldun mu?”

Zhou Weiqing ciddiyetle ona baktı ve şöyle dedi: ”Tabur komutanı, bence bir dahaki sefer eğer bir elbise giyiyorsanız böyle bir yeteneği kullanmamalısınız yoksa siz herşeyinizi su yüzüne çıkarmış olursunuz. Ama gerçekten de sizin bacaklarınız çok güzel.” Zhou Weiqing bir cümleyi de kendine sakladı: Ayrıca poponuz da gerçekten çok düzgün ve güzel.

Shanggong Bing’er onun deminki onun şaşkın suratını görmüş ve onu etkilediğini düşünmüştü ama bu hergelenin böyle bir şey söylemesini beklemiyordu. Gözlerini yine sinir içinde alevlendi ve yüzü utançla kızardı. ”Her zaman böyle kirli düşünceler var, senin kafan ne ile dolu? Şimdi, hemen, gecikme olmadan, ben sana dur diyene kadar bu çantayı taşı ve kamp etrafında koş ya da benimle ‘dostça’ bir antreman mı yapmak istersin?”

“Tamam tamam ben şimdi koşacağım…” Zhou Weiqing mağdur bir görünümle dedi ve çantayı omuzladı ardından yavaşça koşmaya başladı. Ne yazık ki onun için, şuan ne kadar acıklı bir rol yaparsa yapsın, Shanggong Bing’er’in gözlerinde ona vurmayı isteyecek kadar kışkırtıcı bir görüntü oluşturuyordu.

“Daha hızlı!” Shanggong Bing’er botlarını giyip onu takip etmeden önce Zhou Weiqing’in kıçını tekmeledi. O bizzat onun koşuşuna bakacaktı ve ona gevşemesi için bir şans vermeyecekti.

Zhou Weiqing başını döndürdü ve Shanggong Bing’er’e baktı ve onun şuan bileğinin etrafında 2 parlak kırmızı taş olduğunu farketti.

Onlar cennetsel cevherler mi? Zhou Weiqing merak içinde baktı. Her ne kadar 20 kg ağırlığı taşırken koşmak kolay olmasa da o şuan için hala üstesinden gelebiliyordu. Cennetsel cevherlere karşı, o bir çok doğal merak ve arzusu vardı. Bu yüzden kendini tutamayarak sordu: ”Tabur komutanı, onlar Cennetsel cevherler mi? Ben duydum ki, Cennetsel cevher ustaları hem fiziksel hemde elementsel cevherlere sahip oluyormuş. Sizin elementsel cevheriniz, Ateş yakutu mu?”  Bu 2 kırmızı taş gerçektente görünüş olarak Difuya’nın ateş elementi cevherine çok benziyordu. Tek farkı yüzeyindeki parlaklığı görebiliyordu. Difuya’nın cevherine oranla, Shanggong Bing’er’in sol bileğindeki cevher çok daha fazla parlaktı, neredeyse iki katıydı. Ayrıca Difuya’nın cevheriyle karşılaştırırdak Shanggong Bing’er’in cevheri daha pahalı görünüyordu, şuan bileğindeki bu 2 kırmızı cevher daha yumaşak,çevik ve bakarken rahat huzurlu bir duygu veriyordu.

Shanggong Bing’er dedi: ”Eğer daha hızlı koşarsan sana söyleyeceğim.” Her nekadar Küçük Şişman Zhou’ya kızgın olsa da ona karşı bir kini,garezi yoktu. Bir Cennetsel cevher ustası olarak, o söyleyebilirdi ki, Zhou Weiqing hiç bir Cennetsel enerjiye sahip değildi.

Bu noktada, Zhou Weiqing daha dazla tembellik yapmayı kesti ve hemen hızlı bir tempo tuttu. Her ne kadar bu daha zor olacaksa da, Cennetsel cevherlere karşı merakı onun üstesinden gelmişti.

Shanggong Bing’er dedi: “Cennetsel Cevher ustaları bireysel olarak Fiziksel ya da Elementsel Cevher ustalarından farklılar. Bu sadece iki çeşit cevhere sahip olmak kadar basit değil. Sen Fiziksel ve Elementsel Cevher ustalarının temel prensibini biliyor gözüküyorsun, benimkilerin neden farklı olduğunu söyleyebilir misin?”

Sağ bileğinin etrafında da açık yeşil ve saydam zümrütten oluşan 2 yeşim cevheri vardı.

“Ejderhataşı Yeşim…….Saf?” Zhou Weiqing şaşkınlıkla dedi. Ejderhataşı Yeşimi, Cevher ustalarnın yüksek seviyesi olarak nitelendirilirdi. Bunlar çevikliğin gelişimini simgelerdi. Ama Zhou Weiqing’i şaşırtan bu değildi. Onu şaşırtan, bu taşın katıksız bir saflıkta oluşuydu. O açıkça söyleyebilirdi ki Shanggong Bing’er’in fiziksel taşları diğer taşların birleşmesiyle oluşmuyordu. Bu tam anlamıyla saf bir çeviklik türü Ejderhataşı Yeşimiydi.

Shanggong Bing’er dedi: ”Cennetsel Cevher ustalarının Fiziksel cevherleri, Fiziksel Cevher ustalarına nazaran saflık anlamında farklılardır. Söylemek gerekirse, Cennetsel Cevher ustaları sadece bir tür fiziksel güçlendirmeye sahip olurlar. Mesela benimkisi çeviklik. Ancak geliştirme miktarı normal Fiziksel Cevherlere oranla 1.5 kat daha güçlü olur. Bu bilgilerin hepsi Cevher ustaları okullarında öğretilir.”

Saflık, yani bu saflıktı. Zhou Weiqing aniden Fiziksel ve Cennetsel Cevher ustalarının farkları konusunda aydınlandı. Her ne kadar geliştirilecek sadece bir tür olsada, aynı seviyede olanlar için her seviyede ki farkın %150 olduğuydu. Cennetsel Cevher ustalarının fiziksel eğilimleri ne olursa olsun böyle bir gelişme ile normal bir Fiziksel Cevher ustası onlar asla rakip olamazdı.

Shanggong Bing’er devam etti: ”Elementsel Cevher için, bu senin bahsettiğin bir yakut değil. Benim elementim ateş değil, rüzgardır.” Aslında, herşeyi Zhou Weiqing’e açıklaması gerekmiyordu. O, neden olduğunu bilmiyordu ama bu elemanın şok olmuş yüzünü görmek ona mutluluk hissi veriyordu.

“Rüzgar? Ama Rüzgar elementi cevherleri yeşil turmalin* olması gerekmiyor mu?” Zhou Weiqing bir kez daha şaşırmıştı.

Shanggong Bing’er başını salladı ve dedi: ”Aynı şekilde, Cennetsel Cevher Ustalarının elementsel cevherleri de sıradan Elementsel Cevher ustalarınkinden farklıdır.Benim olan bu Element cevher bir turmalindir ama tüm turmalinler arasından en nadir olanıdır.—kırmızı turmalin, ayrıca Turmalin Kralı olarakta bilinir. Bu Cennetsel Cevher ustaları ve Elementsel Cevher ustaları arasındaki diğer bir farktır.—Her ne kadar ikiside rüzgar elementi olsa da, benim Turmalin Kralımın rüzgar eğilimi normaline oranla yaklaşık 1.5 kat daha fazladır. Bu diğer eğilimler içinde geçerlidir, basitçe söylemek gerekirse, Cennetsel Cevherler herzaman elementsel cevherlerin en yüksek aşamasıdır.”

ÇN: * Turmalin : Gökkuşağının hemen hemen her renginde doğada bulunan bir taş türüdür./// Daha öncede not düşmüştüm ama yine de bulunsun 😀


Yorum Yap "Hjc 4.3"