Kilimanjaro Günceli

Hjc 4.2

Eylül 28, 2016


Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


Shanggong Bing’er sinir içinde ‘hrmpm’ladı.”Küçük Şişman Zhou, ben geri kalan 9 kırbaç cezanı başka bir zamanda ifa edeceğim. Senin bu zayıf fiziğinle, sen nasıl düzgün bir asker olabileceksin? Acemilerin eğitimi başlamadan önce, bu tabur komatanı sana bazı kişsel sıkı eğitim vereceğim. Eğer bunu bitiremezsen sadece buradan kaybol ve 3. Taburumuzun itibarını zedeleme! Ben öğle yemeğinden sonra gelip seni bulacağım.”Bunu dedikten sonra döndü ve gitti.

Zhou Weiqing onun gidişini izledi,sonra ayaklarının üzerine sıçradı ve yüzündeki sinsi ifade kayboldu:”İnsanların karakterleri arasında ne kadar da bir fark var. Şuandan itibaren artık Tabur komutanını sinirlendirmeyeceğim. Difaya’ya oranla, Shanggong Bing’er ne kadar nazik bir ruha sahip.” Dürüst olmak gerekirse Zhou Weiqing bu kadar kolay kurtulabileceğini düşünmemişti. Eğer bu kırbaçlama olayının başında Difuya olsaydı kesinlikle geriye kalan tüm 9 kırbacı da yerdi. Zhou Weiqing, ilk kırbaçtan sonra Shanggong Bing’er’in yüzünde oluşan ifadeyi açık bir şekilde görmüştü. Ardıdan Shanggong Bing’er, bir kere daha ona vurmaya dayanamadı ve o, Zhou Weiqing üzerinde çok iyi bir izlenim bıraktı , Zhou Weiqing açıkça onu sevmeye başlamıştı. Tabiki bu hergele için onu sevmeye başlaması dünkü olayları aklına getirdi ve tekrardan salyalarının akmasına neden oldu.

Kısa sürede sonra öğlen olmuştu. Ordudaki öğle yemeği özel bir şey değildi, basitti ve sadece mideni doldurmanı sağlıyordu. Zhou Weiqing evdeyken de özel muamele ya da yemekler yemediğinden normal yiyecek ile midesini doldurmak onun için farketmezdi. Tabikide, o sıradan askerlerin yemekhanesinde yemeğini yiyordu, subayların yemekhane alanı farklıydı. Öğle yemeğini bitirip geri gönünceye kadar, Shanggong Bing’er çoktan çadırın önünde onu bekliyordu. Üzerinde hala sabahki kıyafetleri duruyordu. Zhou Weiqing gizlice düşündü; eğer o benim sevgilim olsaydı ve bu yüzden beni bekleseydi ne kadar da harika olurdu.

Tabikide, bu sadece aklından geçen bir düşünceydi – Zhou Weiqing’in en büyük gücü, kendi sınırlarını bilmesiydi. O, imparatorluğun en üst dahisi olan bu güzelin, cennetsel enerjiyi bile geliştiremeyen bir çöpe aşık olmayacağını çok iyi biliyordu.

“Selamlar Tabur Komutanım.” Zhou Weiqing çabucak Shanggong Bing’er’e doğru ilerledi ve onu saygıyla selamladı.

Her ne kadar Shanggong Bing’er çok iyi bir kişiliğe sahip olsa da, o ayrıca çokta zekiydi. Sabahleyin, Zhou Weiqing’i kırbaçlayıp gittikten sonra, o kandırıldığını farketmişti. Sonuçta, o, fazla güç uygulamamıştı  nasıl böyle bir acı içinde olabilirdi ki? Bu hergele belliki rol yapıyordu. Bu Küçük Şişman Zhou’nun yüzünde her ne kadar çok dürüst bir görünüm olsa da kesinlikle iyi bir insan değildi. Eğer bunun için onu cezalandırmazsa kendi sinirini hafifletemeyeceğini biliyordu. Vücuduna dokunan ilk erkeğin böyle bir hergele olduğu düşüncesi, Shanggong Bing’er neredeyse sinirinden kuduracaktı.

“Küçük Şişman Zhou, sana soruyorum, bir okçu için en önemli şey nedir?” Shanggong Bing’er ciddiyetle sordu.

Zhou Weiqing tereddüt etmeden cevap verdi: ”Hız, güç ve isabet hassasiyeti.”

Shanggong Bing’er ondan hızlı ve doğru cevap duyduğunda oldukça şaşırdı. “Çok iyi, haklısın. Sabahki davranışların anlaşılacağı üzere, senin fiziğin normal bir okçuya oranla kötü bir durumda. Bundan dolayı, ben senin özel eğitimine rehberlik edeceğim.”

ÇN: İyiymiş, bende askere gittiğimde özel olarak eğitecek bu güzellikteki birini istiyom 😀

Bunu duyduğunda Zhou Weiqing’in yüz ifadesi değişti: ”Lord tabur komutanı, daha sonra başlayabilir miyiz? Öğle yemeğimi daha demin yedim ve öğleden sonra şekerleme yapmam lazım.”

Shanggong Bing’er kızgın bir şekilde dedi: ”Benimle pazarlık yapacak kadar yeteneğin  var mı? Bir asker emirlere uyar, umarım bunu hatırlarsın yoksa sen subay olmayı bırak hiçbir zaman iyi bir asker olamazsın. Bazı şeyler hazırlamaya gidiyorum, özel eğitimin bir saat içinde başlayacak.”

Shanggong Bing’er ayrıldıktan sonra, Zhou Weiqing güldü ve dedi: “Her ne kadar bu kız sert rolü yapsada kalbi gerçekten yumuşak. O bana dinlenmem için bir saat verdi,hahah bu genç efendinin önünde rol yaparak onu kandıramazsınız. Tamamdır, şimdi şekerleme yapmaya gideyim. Öğleden sonra şekerlemeleri iyi bir alışkanlık ve cilt rengim içinde iyi geliyor.”

Shanggong Bing’er bir saat içinde ağır bir spor çantası taşıyarak geri döndüğünde,duyduğu tek şey Küçük Şişman Zhou’nun horlama sesiydi.

Shanggong Bing’er bu görüntü karşısında aynı zaman içinde hem sinirlenmiş hemde eğlenmişti. Bu küçük şişman Zhou hergelesi gerçekten de uyumuştu, rütbesini kullanarak onan intikam alacağını söylememiş miydi? Onun çok sesli bir şekilde hala uyuyor olması gerçekten inanılmazdı.

“Küçük Şişman Zhou, Uyan!!” Shanggong Bing’er sesli bir şekilde çadırın dışından bağırdı, bu hergele çıplak bir şekilde yatıyorsa diye o doğal olarak çadırın içine girmedi.

Horlama sesi devam etti.

Shanggong Bing’er’in güzel yüzünde sinsi bir ifade oluştu ve o aniden yüksek sesle bağırmaya başladı:”YANGIN VAR!! YANGIN VAR!!”

“Aaaahh” yüksek bir çığlık çadırın içinden duyuldu, Zhou Weiqing aceleyle beceriksizlik içinde tökezleyerek çadırın dışına çıktı. Neyse ki, her ne kadar darmadağın olsa da en azından bu sefer üzerinde bir iki parça kıyafeti vardı.

“Nerede, Nerede?” acele ettiği gibi Zhou Weiqing bağırdı, yüzü panik içerisindeydi.

Shanggong Bing’er bezmiş bir biçimde sordu: ”Sen ölümden çok mu fazla korkuyorsun?”

Zhou Weiqing sonunda tamamen uyanmıştı ve etrafına baktı, etrafta herhangi bir ateş belirtisi yoktu ve hemen oyuna getirildiğini anladı. Onun suratında bir nevi dargınlık ifadesi ve dedi: ”İnsan doğası gereği ölümden korkar, ölümden korkmadığını söyleyenler tam bir aptaldır. Eğer başka bir şey yoksa uykuma geri döneceğim.” Bunu söyledikten sonra, o gerçektende arkasını döndü ve çadırına doğru ilerledi.

ÇN : Yok ebenin örekesi /// hergeledeki rahatlığa bak :d

“Seni serseri, dur hemen!” Shanggong Bing’er farketti ki ne zaman Küçük Şişman Zhou ile karşılaşsa sinirden kuduracak duruma geliyordu.

“Tabur komutanı, başka birşey mi vardı?” Zhou Weiqing sabırsızca sordu.

“Özel eğitim.” Shanggong Bing’er dişini gıcırdattı. O  hergeleye baktı ve elindeki ağır çantayı Zhou Weiqing’in kollarına attı. O çoktan karar vermişti, ne olursa olsun ona bugün dersini verecek ve öfkesini az da olsa dindirecekti.

Zhou Weiqing ellerinde ani bir ağırlık hisseti ve çantayı açtığında, çantanın içinin toplamda 20 kg ağırlığında kayalarla dolu olduğunu gördü. Hemen daha fazla rol yapmaya cüret etmedi ve avınası bir ifadeyle konuştu: ”Tabur komutanı, bu çok acımasız olmamış mı?”

Shanggong Bing’er soğukça dedi: ”Bir okçu olarak, senin hızın ve gücün kabul edilebilir derecesinden çok uzak, eğer büyük bir miktarda fiziksel antreman yapmazsan, nasıl hayatta kalacaksın?”

Zhou Weiqing cevap verdi: ”İsabet hassasiyetimin yüksek olması yeterli değil mi?”

Shanggong Bing’er kuşkuyla sordu: ”Senin isabet hassasiyetin çok mu hatasız/kesin?”

Zhou Weiqing okçulukta kendinden emindi ve hemen onaylarcasına başını salladı.

Shanggong Bing’er dedi: ”Tamam, eğer senin okçuluğun normalinden daha hatasız ise en azından benimkine eşit ise, benim özel eğitimime katlanmak zorunda değilsin. Ekipmanlarını al ve beni takip et.”

Zhou Weiqing yayını omuzladı ve kılıfını aldı ardından Shanggong Bing’er’i kampın dışına doğru takip etti.

Kampın dışına çıktıkları anda Shanggong Bing’er durdu ve büyük bir ağacı gösterdi. Bu agaç insan kadar inceydi, yaklaşık 200 yard uzaklığındaydı: ”O ağacı görüyor musun? Kabul edilebilir bir okçu olmak için, en az 200 yard uzaklığındaki bir insan figürünü vurma kabiliyetin olmalı. Senin hedefin şimdi o ağacın gövdesinin merkezidir. Atışını yap.”

Zhou Weiqing uzun-yayını omuzundan indirdi ve kılıfından yaklaşık 90 cm uzunluğunda olan bir oku aldı ardından oku yay kirişine yerleştirdi. O yayını çekti ve oku serbest bırakmadan önce nişan aldı. –200 yard uzaklığında ince bir ağaç –


Yorum Yap "Hjc 4.2"