Tankların Tarihi Günceli

Hjc 4.1

Eylül 28, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

Kamp şehrin kapısnın dışındaydı ve Zhou Weiqing, vücudundaki yepyeni iç zırh ve özel olarak yeni yapılmış 1 kg ağırlığındaki şapkasıyla heyecanlı bir şekilde kampa doğru yürüdü. Dün yaşananları tamamıyla unutmuş gibi görünüyordu.

Kampa girdiği gibi, o tanıdık birine çarptı. Bu tabur komutanının göğsüne dokunmanın nasıl bir his olduğunu soran Bölük lideriydi. Ancak, bu anda, bu elemanın yüzü oldukça ciddiydi ve Zhou Weiqing’i durdurmak için elinden tuttu.

“Sen Küçük Şişman Zhou’sun değil mi?”

Zhou Weiqing dürüst bir gülümseme verdi, “Evet! Bölük lideri büyük kardeş, Ben küçük şişman Zhou’yum.”

Bölük lideri sert bir sesle dedi: ”Ne büyük kardeşi? Orduda sadece rütbeler konuşur. Ben Mao Li, 5.Alay 3. Tabur 4. Bölükten bölük lideri Mao Li’yim. Bundan sonra sen benim 4. Bölüğümün üyelerinden birisin, anladın mı?”

Zhou Weiqing cevapladı: ”Anladım”. Her ne kadar bunu dese de kalbinden Bölük liderinin adına leke çalıyordu. Mao Li? Eşek? Bölük lideri Eşek? *

 毛利 Mao Lie ismi, türkçesi eşek olan  毛驴 Mao Lu ismiyle benzer imiş.
Bölük Lideri Mao Li, bu hergelenin o an ,ona lakap taktığından haberi yoktu, hemde tüm askerlik kariyeri boyunca kurtulamayacağı bir lakap.

“Beni takip et.” Mao Li döndü ve ana çadıra doğru ilerledi.

Zhou Weiqing oldukça şaşkın bir şekilde onu takip etti, neden bölük liderinin kişisel olarak onu aramaya geldiğini merak ediyordu. Sonuçta, o sadece askere yeni girmiş bir çaylaktı. Normalinde manga lideri bu işlerle uğraşırdı. Ne de olsa, Bölük lideri 100 adama öncülük ederdi ve ordusu oldukça küçük olan Cennetsel Yay İmparatorluğu için onlar orta-seviye görevli olarak dikkate alınırdı. Shanggong Bing’er gibi Tabur komutanları ise yüksek-seviye görevli olarak bilinirdi.

Mao Li onu kampın derinliklerine kadar götürdü, sonunda kampın kenarındaki küçük bir çadıra girmeden önce kullanılmayan bir alana çekti.

Zhou Weiqing içeriye kadar onu takip etti. Çadır 10 metre boyutunda ve içinde sadece bir yatak bulunuyordu, başka hiç birşey yoktu.

Mao Li çadırın içinde durdu ve dedi: ”Askere alımlar bitmeden önce acemileri eğitmeye başlarız, sen burada kalacaksın.Bu sefer, bizim 5.Alayımıza 1000 adam askere alındı ve 3. Taburun da yaklaşık 100 acemi olacak. Tahminen muhtemelen en az 15 gün daha asker toplama devam edecektir.”

Zhou Weiqing şaşkınlık içinde dedi: ”Wow, Bölük lideri, askerlere olan muamele çok iyi, bizim hepimizin kendimize ait çadırlarımız mı olacak?”

“Heh heh” Mao Lie kahkaha attı ve dedi: “Tabiki olmayacak, bu sadece  sana özel. Seni hergele, sana burada yardım edemem, kendi yaptıklarının sorumluluğunu almalısın. Tamam, şimdilik dinlen sen. Ordu yemekhanesi kampın sol çeyreğindedir, çok kolayca bulabilirsin. Çaylakların eğitimine başlayacağımız zaman birisi seni bilgilendirmek için gelecek.” Dedikten sonra döndü ve çadırdan ayrıldı.

Mao Li ayrıldıktan sonra, Zhou Weiqing şuanki durum hakkında çok kötü bir hisse sahipti. Çadırdan çıkmadan önce uzun-yayını ve kılıfını yere koydu.

Önceden, bu alanı dikkatle incelememişti. Şimdi, tedbirli bir kalp ile onun etrafındakileri ayrıntılı bir şekilde teftiş etti. Ve farketti ki kendisine en yakın çadır 50m uzağındaydı. Kendi çadırının huytu bir köşede olduğu söylenebilirdi.

Gerçek kimliği ortaya çıkmış olabilir mi acaba? Bu mümkün olmamaları! O çok dikkatli davranmıştı. Aniden güzel ama kızgın bir surat Zhou Weiqin’in aklında canlandı. Ve kendi kendine mırıldandı: “İmparatorluğun üst dahisi olan fıstığı Shanggong Bing’er, bu koca-göğüslü sürtük bana karşı mızmız ve kindar olmamalı, değil mi? ”

“Zhou.. Küçük… Şişman” O anda, kulakları tırmalayan kızgın bir ses duyuldu. Bu ses *sarıasma kuşunun cıvıldaması kadar büyüleyiciydi. Ama tonuna bakılacak olursa Zhou Weiqing için iyiye alamet değildi.

ÇN: *  Sarıasma kuşu ne aq. Dünyada böyle bir kuş mu varmış. Eskiden isim,şehir,bitki oynarken bunu yazsam siktiri yerdim 😀 /// Neyse bari bugünde bunu öğrenmiş oldum ne işime yarayacaksa 😀 işin garibi unutmam da artık 😀

Zhou Weiqing hızla etrafında döndü, sırtında uzun-yayı ile koyu mor renkli bir ordu elbisesi içinde giyinmiş Shanggong Bing’er’i  gördü. Zhou Weiqing afallamışcasına ona bakmaktan kendini alakoyamadı. Onun saçları atkuyruğu biçiminde bağlanmıştı ve o hiç zırh giymiyordu, koyu mor elbisesinin içinde tüm kıvrımları görünüyordu. Bu elbisesi üzerine sırtındaki uzun-yayı ile birlikte o cesur bir savaşçının sevimli bir portresi gibiydi. Ne yazık ki, onun sevimli yüzündeki ifade şuan son derece siyahtı, neredeyse ateş püsfürecek gibiydi. Açıkça belli oluyordu ki Zhou Weiqing’in demin söylediği ‘koca-göğüslü sürtük’ kelimesini duymuştu.

Ugh, bu ne biçim bir şans? Zhou Weiqing kalbinin içinden iç çekti, çabucak imzası olan yüzüne dürüst bir gülümseme koyarak, ”Lord Tabur Kumantanı ! Ben daha demin sizi övüyordum…uhm.. sizin büyümüş..uhh…gelişmiş……….” Bu şekilde yakalandıktan sonra ağzı çok iyi laf yapan Zhou Weiqing’in bile şuan bu durumdan kurtulmak için ne söylemesi gerektiğiyle alakalı bir fikri yoktu.

Shanggong Bing’er çok öfkeliydi! O, başlangıçta Bölük lideri Mao Li’ye bu izbe çadıra kadar Zhou Weiqing’e eşlik etmesini istemişti,böylelikle ondan intikamını alabilecekti. İlk başta, o bununla alakalı biraz suçluluk hissetmişti. Kendi kendine ona çok mu sert davrandım gibisinden sorular soruyordu. Sonuçta Zhou Weiqing daha yeni askere alınmış bir acemiydi ve o çileden çıkaran biri olsa da onun önceki ‘uygunsuz davranışları’ hepsi kazara olan şeylerdi. Ama şuanda onun kelimelerini kendi kulaklarıyla duyduktan sonra, nasıl onun dürüst görünüşü tarafından hala kandırılabilirdi ki.

“Er Zhou, Dikkat!” O sesli bir şekilde bağırdı.

Zhou Weiqing aceleyle hazırolda durdu, bu ikisi arasında bir karşılaştırma olamazdı, ne de olsa  Shanggong Bing’er sadece onun yüksek seviyedeki komutanı değil ayrıca bir Cennetsel cevher ustasıydı. Ne demişler; bilge bir adam, ihtimaller onun lehine değilse savaşmazmış.

Shanggong Bing’er  sağ eliyle uzandı ve kemerinden at kırbacını çıkardı. Zhou Weiqing’e baktı ve soğukça dedi: ”Er Zhou, üstün bir subayı aşağıladığın için senin cezan 10 kere kırbaçlanmaktır. Cezan Shanggong Bing’er  tarafından verilecektir. Küçük Şişman Zhou şimdi arkanı dön.”

Zhou Weiqing, kalbinden ağlayarak Shanggong Bing’er’in elindeki kırbaça kederle baktı. O daha kampın ilk gününden kırbaçlanacağını hiç hayal etmemişti. Ama o, Shanggong Bing’er emri altındaydı ve gönülsüzlükle sırtını döndü.

Shanggong Bing’er sinirli bir hrmph verdi. Hızlı bir uzun adımla Zhou Weiqing’in arkasına geçti ve Zhou Weiqing’in sırtını kırbaçladığı anda Pah sesi yankılandı.

“AHHHHHHHHHHHHHH” Zhou Weiqing sanki hadım ediliyormuş gibi tiz bir sesle acı acı bağırdı. Onun tüm vücudu yüz üstü gelecek şekilde zemine düştü ve zeminde şiddetli ıstırap çekiyormuş gibi yuvarlandı.

Shanggong Bing’er elindeki kırbaca kafasında soru işaretleri olarak baktı. tereddütlü bir biçimde düşünerek: Bu o kadar acı verici miydi? Ben bu darbede hiç cennetsel enerjimi kullanmadım bile! Bu Küçük Şişman Zhou dayanıklı görünüyordu, kim düşünürdü kü bu kadar narin olacağını?

Zhou Weiqing’in oyuncuğu hakikaten çok gerçekçiydi. Onun vücudu acı için sanki ölmek üzereymiş gibi yerde yuvarlanarak kıvranıyordu.

Eğer dayak yemek hakkında konuşacaksak kim Zhou Weiqing’e rakip olabilir ki? Küçükken sayısız kere babası tarafından dövülerek cezalandırılmıştı, ve  her dövüldüğünde, her türlü üçkağıtta iyice tecrübe kazanıyordu.

Shanggong Bing’er onu kırbaçladı zaman, o mükemmel bir zamanlamayla çoktan ileri doğru atılıp sırtına gelen etkiyi azaltmıştı. Sonrasında yağtığı senaryo acısını kullanarak sempati kazanmak içindi. O bu taktiği kullanmakta çok tecrübeliydi ve yoktan var etmekte son derece yetenekliydi, bu noktada bu onun ikinci doğal özelliğiydi. Gerçekte, bu hergele kalbinde oldukça sinsiydi, sonuçta o titanyum alaşımından yapılmış bir iç zırh giyiyordu.Buna bide  Shanggong Bing’er’in hiç bir Cennetsel enerji kullanmadığını eklersek, o hemen hemen hiç birşey hissetmemişti. Bundan dolayı, acıdan dolayı kıvranışı sadece bilinçlice yapılmış bir oyunculuktu.

Küçük Şişman Zhou’nın acısına baktığında, Shanggong Bing’er ikinci kez vurmak içinden gelmedi. Bir süre zeminde yuvarlandıktan sonra, Zhou Weiqing sonunda yatıştı ama o sanki çoktan başaramamış gibi yerde hala seğirerek yatıyordu.

Yorum Yap "Hjc 4.1"