Otto Von Bismark Günceli

Hjc 3.2

Eylül 28, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

ÇEVIRI DÜZENLEME VE EDIT YAPAN TEK KIŞILIK DEV KADRO HASIRWARA ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER 😀. KEYIFLI OKUMALAR…


“Küçük Şişman Zhou, buraya gel.” İçeriden Shanggong Bing’er’in şiddetli sesi duyuldu. Zhou Weiqing bir süre boş boş baktı ama daha sonra kendine seslendiğini hatırlayınca hızlı bir şekilde içeriye ilerledi.

Bu büyük bina her türlü ordu malzemeleri ile doluydu, çoğu okçular içindi. Shanggong Bing’er’in kılıcı kılıfında değildi. Lojistik askerlerden birine demeden önce kılıcıyla masaya vurdu. ”Onun ekipmanlarını temin edin ve gönderin.”

Ekipmanlardan bakımından ve dağıtımından sorumlu 10’dan fazla lojistik asker vardı. Onlar  demin olan olaylardan habersizdi ve  tabur komutanının neden bu kadar sinirli olduğunu hepsi merak ediyordu. Kıdemli askerlerden biri  hızlıca okçular için gereken bir parça ekipmanı aldı ve Zhou Weiqing’e verdi.

Zhou Weiqing hızlıca ekipmanlarını aldı ve onlara doğru baktı. İçinde; 2 parça ordu üniforması, çoraplar, ayakkabılar, giysiler, bir takım deri zırh, Zhou Weiqing’den daha uzun olan bir uzun-yay, 2 adet ok-kılıfı ve büyük bir şapka vardı.

Tüm ordu içinde, sadece okçulara şapka verilirdi. Bunun nedeni rüzgarı engellemesi için değildi, güneş ışığının gözü almasını önlemek içindi. Sonuçta okçular nişan almak için iyi bir görüşe ihtiyaçları vardı. Eğer güneşin ışınları aldığı pozisyonda gözüne geliyor bir durumda olursa bu nişanlarını olumsuz etkileyebilirdi. Bundan dolayı okçulara, gözlerine gölge olmaları ve nişanlarını yükseltmek için böyle bir şapka verilirdi.

Kıdemli asker ardından Zhou Weiqing’e 3 altın coin verdi ve söyledi: ”Bu senin ilk yıl maaşın. Senin evine dönmek ve işlerini halletmek için bir günün var. Yarın geceye kadar burada ol. Unutma, sakın ordu malzemelerini kötüye kullanma, ayrıca yarın buraya geri geldiğinde üniformanı giymiş ol. Anladın mı?”

“Anladım.” Eğer demin Shanggong Bing’er ile yaşananlar olmasa, Zhou Weiqing muhtemelen şuan ekipmanlarını aldığı için çok heyecanmış olacaktı. Ancak o hala şuan hissettikleriyle alakalı düşüncelere dalmıştı.

Normal prosedüre göre, Shanggong Bing’er  tabur komutanı olarak yüreklendirici kelimeler söylemesi gerekiyordu. Ancak şu anda nasıl söyleyebilirdi ki? Tek yaptığı şey, tehditkar bir şekilde Zhou Weiqing’e bakmaktı. Zhou Weiqing bu bakışları hissedince ürktü ve daha uzun süre kalmaya cüret edemedi. Eşyaları avuçladı ve karargahın dışına doğru ilerledi.

Shanggong Bing’er, Zhou Weiqing ayrılırken arkasndan baktı ve kendi kendine düşündü : Küçük Şişman Zhou, Küçük Şişman Zhou, sadece bekle, bu yaptıklarının hesabını kesinlikle sana ödeteceğim!

Eğer Zhou Weiqing, Shanggong Bing’er’in ne düşündüğünü bilseydi, bu aşağılık hergele kesinlikle cevabını verirdi: Olur, ödeme olarak benim herhangi bir yerime dokunmana izin vereceğim ya da belki: Benim göğüs kaslarım seninkiler kadar gelişmedi.

[ÇN: Ve bu lafları duyan Shanggong Bing’er HJC romanını başlamadan bitirir :d /// Neyse en azından güçlenince nasıl bir hergele olacağının sinyallerini vermeye başladı 😀 ]

Karargahtan çıktığında Zhou Weiqing etrafta kimsenin olmadığını farketti ve etrafa bakarken tanımlayamadığı garip bir sembollü bir tuvalet işareti olan bir alanı farketti.

O aceleci bir şekilde teçhizatını topladı ve tuvalete doğru hızlı adımlarla yürüdü. Sadece bir kabini ve bir tahta kapısı olduğu düşünülürse, tuvalet beklediğinden çok daha fazla temiz ve hoş kokuyordu.

Zhou Weiqing  ekipmanların koymak için temiz bir alan buldu, ardından kıyafetleri çıkardı. Önceden üzerindeki ceket dışında kıyafetlerinin çoğu  parçalanmıştı ve oldukça rahatsız ediciydi. Demin ordu üniforması aldığından, o mümkün olan en kısa sürede üzerini değiştirmeye karar verdi.

Tüm kıyafetlerini çıkardı, şimdi tamamen çıplaktı. O yeni kıyafetleri giymek için acele etmedi, oraya oturdu,rahatladı ve tuvaletini yaptı.

[ÇN: Benden duymuş olmada kesin biri gelecek :D]

Bu sırada, o kapının açıldığını duydu. Zhou Weqing hala işiyordu ve düşünmeden geriye baktı, onun gördüğü tek şey Shanggong Bing’er’in tuvalete girdiği idi.

[ÇN: Demiştim. 😀 ]

Shanggong Bing’er tuvalete  girdiğinde gördüğü ilk şey, Zhou Weiqing’in çıplak poposuydu ve o işini bitirdikten sonra hala ‘aletini’ sallıyordu. Zhou Weiqing arkasını döndüğü an Shanggong Bing’er’in görmüş olduğu görüntü  onu şok etmişti. Onların bakışları birleştiği an, iki tiz çığlık aynı anda duyuldu. Garip olan şey Zhou Weiqing’in rezil çığlığı Shanggong Bing’er’in çığlığından daha aşırıydı.

Shanggong Bing’er’in sevimli yüzü utançtan kıpkırmızı olmuştu, ve ani bir şekilde dışarı çıktı. Zhou Weiqing şimdiye kadar olanları düşününce aceleyle işini bitirdi ve çabucak üniformasını üzerine geçirdi. Uzun-yayını sırtına ,oklarını koyacağı kılıfını omzuna koydu ve şapkasını giydi. Ardından çıkışa doğru hızlı adımlarla ilerledi ve içinden düşünerek: Hızlı bir şekilde koşsam ve en iyisi için umut etsem iyi olur.

“Dur!” Shanggong Bing’er öfkeli bir şekilde Zhou Weiqing’e doğru bağırdı, Onun yüzü sinirden solmuştu.”Seni sapık teşhirci! Sadece burada bekle ve sana bunların hesabını ödeteceğim.” Bunları söyledikten sonra tuvalete doğru hızlı bir şekilde ilerledi.

Bu doğrusu bir başka inanılmaz raslantıydı. Shanggong Bing’er’in buraya kontrol etmeden girmesinin nedeni, aslında bu tuvalet onun kişisel kullanımı içindi. Bu bilinmeyen sembolün üzerindeki işaret, aslında Tabur komutanının kişisel kullanımını simgeliyordu. Sonuçta o bir kızdı ve ayrıca kolayca söylenebilirdi ki o, imparatorluğun umudu olan bir Cennetsel cevher ustasıydı. Bundan dolayı Alay komutanı ona özel bir tuvalet gibi bazı özel yarar sağlayacak şeyler tahsis etmişti.

Daha en başta, Zhou Weiqing onu göğsünü avuçladığı zaman aslında Shanggong Bing’er tuvalete geliyordu.Ama olaylar oldu gidemedi, ardından uzun bir aradan sonra Zhou Weiqing ayrıldıktan sonra o sonunda sakinlemişti ve tekrardan tuvalete doğru yola çıkmıştı.

Kim bilebilirdiki onun bir kez daha Zhou Weiqing ile karşılaşacağını hemde tamamıyla çıplak bir şekilde. Bundan dolayı o sadece utanıp sinirlenmedi ayrıca kafası karışmıştı.

Ayrıca o tuvaleti kullanması gerekiyordu. Her nekadar Zhou Weiqing’i vahşice dövmek istese de, o gerçekten de önce kendi ‘işini’ bitirmesi gerekiyordu.

Burada bekle mi? Zhou Weiqing kendi kendine düşündü. Sadece bir aptal orada beklerdi, belki onun öfkesi yarına dinmiş olacaktı.

Bu eleman tamamıyla tabur komutanının emirlerine riayet etmedi ve yay ile beraber hızlıca kaçtı. Çabucak kamp alanından çıkarak Cennetsel Yay şehrine doğru ilerledi. Bu sıralarda Shanggong Bing’er tuvaletten çıktı, Sapık (onun gözünde), Zhou Weiqing çoktan uçup gitmişti. Nefret içinde dişlerini gıcırdatmakta bir işe yaramadı.

Cennetsel Yay şehrine geri döndükten sonra, Zhou Weiqing gece konaklamak için bir konaklama yerine baktı ve babasına mektup yazmak için kalem ve kağıt aldı.

Baba, sen her zaman benim işe yaramaz olduğumu söyledin ve bende kendimi o şekilde hissediyorum. Bu yüzden sana daha fazla sorun olmamak için artık evde kalmayacağım. Ne demişler; 10000 kitap okumak 10000 km yolculuk etmekle karşılaştırılamaz. Dolayısıyla ben tek başıma gitmeye ve yolculuk ederek yaşamaya, kendime bir isim yapmaya  karar verdim. Ayrıca lütfen prensen Difuya ile olan nişanımdan kurtulmam için bana yardım et. Sonuçta o bir dahiyken ben işe yaramaz bir çöpüm. Özellikle o, hiç beni sevmiyorken ben onun yaşamını, başarılarını engellemek istemiyorum. Benim, ölümden herkesten daha çok korktuğumu biliyorsun, bu yüzden benim için endişelenme. Ben tekrardan canlı ve şağlıklı bir şekilde geri döneceğim.

Mektubu yazdıktan sonra, O dağıtım hizmeti veren bir dükkana bakmak için dışarı çıktı. Ve yarın eve teslim edilmesi için ücretini ödedi. Sonra demirci dükkanına doğru  ilerlemeye başladı. O bir asker olmak üzere olduğundan onun önceliği kesinlikle kendi güvenliğiydi. Mektupta belirttiği gibi, o herkesten daha fazla ölmekten korkuyordu. Bugün onun tek boş günüydü.Bu yüzden kampa gitmeden önce kendini hazırlamaya karar verdi.

Cennetsel Yay şehrinde büyüdüğünden dolayı Zhou Weiqing bu yerleşkeye son derece aşinaydı. O hala küçükken zamanının çoğunu evde azar işiterek geçirirdi, evden ayrılmak, ona kuşun kafesten çıkışı gibi zevkli,güzel bir duygu hissettirdi. Ev-hasreti duygusunu şuanda daha hissetmemişti.

Uzun bir süre geçmeden, Zhou Weiqing en yakındaki demirci dükkanına girdi.

//////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

ÇN: Arkadaşlar diğer sitedeki MGA’nın 145. Bölümünde birtakım açıklamalar yaptım. Şimdi bir de buraya yazmayayım, MGA okumuyor olsanızda, Colling Dragon ve HJC ile alakalı olduğundan açıklamayı okumanızı tavsiye ederim.:D

ÇN: 1’i gitti kaldı 7 😀

Yorum Yap "Hjc 3.2"