Dünyanın Oluşumu Günceli

Hjc 2.4

Eylül 28, 2016


Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

ÇEVIRI IÇIN HASIRWARA, DÜZENLEME IÇIN 1GHOSTDREAMER, KONTROL, EDIT IÇIN 1GHOSTDREAMER ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR…



Tabii ki, uzun yayın da aynı zamanda eksiklikleri vardı. Ama  güçlü bir vücuda ve karaktere sahip okçular, özellikle birbirleriyle iş birliği yeteneği iyi olanlar, birçok farklı cephede büyük başarılar elde ederlerdi. Bir okçuluk birimi olgunlaşmadan önce, uzun bir zaman boyunca eğitim görür ve beraber dövüşürlerdi.

Ordudaki okçuların önemi tartışılmazdı, özellikle Cennetsel Yay İmparatorluğu için.

Aslında, Zhou Weiqing’in babası genç ve hala bir komutan olduğu zamanlar, okçular için başarı modeli olan bir savaşta, okçu-askerlere önderlik ediyordu. O sıralarda, onların rakibi kendi imparatorluğunun güney cephesinde bulunan, ordusu ağırlıklı olarak süvarilerden oluşan Kalise İmparatorluğu’ydu.

O zamanlar Amiral Zhou, Kalise ordusunun geçebileceği yolda pusuya düşürmek için hafif bir eğim seçmişti.

O zamanlarda, Cennetsel Yay İmparatorluğunun okçu-askerleri sadece 3 birime bölünmüş, 2000 adamdan oluşuyordu. Sol tarafı muhafaza eden birim, ağaçları ve hendekleri, sağ tarafı muhafaza eden birim bir nehri gizlenmek için kullanıyordu. Son birim ise bu ikisinin arkasındaydı ve Amiral Zhou  kişisel olarak onların başlarındaydı.

Ön taraftaki her birimde, 6 sıra koruyucu bir oluşum içinde, ağır kule kalkanları ile donatılmış yaklaşık 150 atlı ağır süvari birlikleri vardı. Sayılarının çoğu okçulardan oluşan böyle bir oluşum, sayı olarak kendilerinden 3 kat daha fazla olan düşman süvarilerini karşılayabilmiş ve inandırıcı bir katliam festivali içinde kazanmışlardı.

Bu savaş ayrıca Amiral Zhou’nun şöhretinin yükseldiği savaştı ve bu savaş sonunda Cennetsel Yay ordusundaki rütbesi de yükselmişti.

Babasının geçmişini bilmesi üzerine Zhou Weiqing yayı tuttuğu zaman, tutkuyu ve heyecanı hissetmekten kendini alakoyamadı. Babasının oğlu olarak, önceden bir uzun-yay ile eğitim almıştı, ama savaş alanında böyle büyük bir yayı tutmak sadece farklı hissettirdi.

Derin bir nefes alarak, Zhou Weiqing ustalıkla parmağını kullanırken yayı sol elinde tuttu, orta parmağıyla tüm gücünü kullanarak mükkemmel bir hilal şekline gelene kadar kararlılıkla ipi çekti.

Askerin gözleri parladı ve Zhou Weiqing’i överek bağırdı : ”Çok iyi! Küçük kardeş, daha önce yay kullanmışlığın var değil mi, çok standart hareketler ama  şimdi de gel isabet hassasiyetine bakalım. Biz,okçular için isabet hassasiyetimiz iyi olduğu sürece ordu için son derece önemli bir hale geliriz.”

Böyle uygun bir duruş ile, Zhou Weiqing nasıl hassas olmayabilirdi ki? Sonuçta, Zhou Weiqing’in babası evde olduğu sürece, oğluna eğitim yaptırarak işkence çektirmekten zevk alırdı. Her ne kadar Zhou Weiqing enerjiyi geliştirmekten yoksun olsa da, farklı silahlar ve dövüşler üzerine eğitim görmüştü. O kesinlikle alınabilecek en iyi eğitimi almıştı. Zhou Weiqing’in babası işte olduğu zaman bile, oğluna tamamlaması için eğitim programı belirler ve eve geldiğinde kontrol ederdi. Eğer kontrol ettiğinde Zhou Weiqing’in dediklerini yapmadığını anlarsa…hehehehe..

Sonuç olarak, Zhou Weiqing sadece nasıl atış yapıldığını bilmiyordu ayrıca çok iyi bir hassasiyete de sahipti. Bu ayrıca okçu birimine katılmasından sonra çok mutlu olmasının nedenlerinden biriydi.

Ne de olsa, Cennetsel Yay imparatorluğu okçular diyarı olarak bilinirdi, ve Amiral Zhou, onu bu alanda kesinlikle çok fazla eğitmişti.

Bir süre için pozisyonunu aldıktan sonra, Zhou Weiqing yavaşça yayı indirdi, nefesi hiç kesilmemişti bile ve  sırtı düz duruyordu. O sonuçta hala 13 yaşındaydı ve her ne kadar gücü sıradan bir yetişkinden zayıf olmasa da, bu pozisyonda uzun süre durmayı sürdüremedi.

“Tamamdır, bu kadarı yeterli. Küçük kardeş, şuandan itibaren sen okçu taburu içindeki kardeşlerimizden birisin. Taburumuz, ordunun 5. Alayının bir parçasıdır. 5. Alayda, 4’ü okçulardan oluşan toplam 10 tabur vardır, ve biz 3. taburdayız.”  

Sınırsız Ana kara içinde, çeşitli ülkelerdeki orduların oluşumu hemen hemen aynıdır.

10 adam → bir Manga

10 Manga (100 adam) → bir Bölük

10 Bölük (1000 adam) → bir Tabur

10 Tabur (10.000 adam) → bir Alay

10 Alay (100.000 adam) → bir Sahra Ordu Grubu oluşuyordu.


Tabi ki de, Cennetsel Yay İmparatorluğu Ordusu, Sahra Ordu Grubundan meydana gelmiyordu. Tüm ordu 5 Alaydan toplam 50k askerden oluşuyordu.

“Ah? Test bitti mi yani?” Zhou Weiqing şaşkınlıkla sordu.

Okçu bir gülümsemeyle cevapladı: ”Neden? Daha zor olacağını mı düşünmüştün? Biz kızımıza koca değil, yeni taze askerler seçiyoruz. Sağlıklı ve iyi durumda olduğu sürece onları askere alıyoruz. Ve Uzun-yayı çekebilmekte testten geçtiği anlamına geliyor. Sen daha yeni 16 yaşına girdin değil mi, senin boyun posun gün geçtikçe büyüyecek.Buyüzden burada herhangi bir problem yok. Daha önemlisi, her askere alınanlar 3 ay boyunca temel eğitim alacaklar, tabi ki de yeni gelenleri hemen savaş alanına göndermiyoruz. Tamam, şimdi oraya git ve ekipmanlarını al. Küçük kardeş, sana söyleyeyim ki, 3.tabura girdiğin için son derece şanslısın, bunun nedenini orada ekipmanlarını kişisel olarak tabur komutanımızdan aldığında anlayacaksın.” Konuştuktan sonra, formu vermeden önce Zhou Weiqing’in formunun üzerine tik attı.

Okçu, Zhou Weiqing’e buradan fazla uzak olmayan geçici tabur karargahının yerini gösterdi, uzun bir süre boyunca kullanılmak üzere kurulmamıştı. Ama yine de oraya teslimat yapan vagonlar hala vardı.

Şimdi o gerçek bir asker mi olmak üzere? Küçükken Zhou Weiqing, babası tarafından işe yaramaz serseri olarak azar işitirdi, o hiçbir zaman bugünkü kadar böyle bir başarı duygusu hissetmemişti. Her ne kadar önceki test son derece basit olsa da o, kendi başına geçmeyi başarmıştı. Zhou  Weiqing gururlu bir şekilde göğsünü kabartarak tabur karargahına doğru ilerliyordu.

Karargaha girdiğinde, elindeki form sayesinde birçok kontrol noktasından geçmeyi başarmıştı ve kolayca 3. tabur karargahının yerini bulmuştu. Önündeki geniş bir depoda bir yazı vardı : Yeni askere alınanlar ekipmanlarını buradan alsın.

Zhou Weiqing şuan çok heyecanlanmıştı, hızlıca depoya doğru hareket etti ve başını kaldırdı perdeyi geçmek için çekti. İnanılmaz bir şans eseri, o başını kaldırıp ilerlediğinde birisi daha aynı zamanda perdeyi çekiyordu. Bu sıralar yaz vakitleriydi, karargahın perdeleri oldukça inceydi ve sivrisineklerle doluydu. Zhou Weiqing’in heyecanından dolayı, perdeyi çok geniş bir biçimde açmaya çalıştı. Ama  o perdeyi açarken aynı zamanda bazı dairesel, yumuşak ve esnek bir şeye daha dokundu. Zhou Weiqing dokunduğu şeyi daha ne olduğunu anlamadan refleksle sıktı ve tam o sırada diğer taraftan tekmeyi yemeden önce yüksek seste ‘hmph’ inleme sesi duyuldu.

ÇN: Opppss 😀

Tekme o kadar ağır değildi ama Zhou Weiqing’i 7 adım geriye atmaya neredeyse kıç üstü düşmesine yetmişti.

Daha sonra perde açılmıştı ve birisi uzun adımlarla yürüyordu.

Bu, yaklaşık 16 yaşlarında görünen 1.70 cm boyunda, ince güzel bir genç kızdı. Onun at kuyruğu şeklinde bağlanmış mavi bir saçı vardı, siyah bir üniforma giyiyordu. Üniformayı görünce Zhou Weiqing anında tabur komutanının üniforması oduğunu anlamıştı. Tabiki, tüm tabur komutanının dişlisini tamamlayan zırh giymiyordu.

Prenses Difuya zaten çok güzeldi ama bu genç kızla karşılaştırılamazdı bile. Görünüş olarak bu kız, Difuya’ya koca bir seviye fark atardı. Onun teni hoş ve süt gibi pürüzsüzdü. Bu genç kızın en göz kamaştırıcı özelliği nazik ve mükemmele yakın büyüleyici büyük açık mavi gözleriydi. Onun özellikleri kusursuzdu, ona bakan herkese su gibi saf ve asil bir izlenim veriyordu.

Zhou Weiqing genç kıza doğru baktığında kim olduğunu anladığı zaman sersemlemişti. Her ne kadar onu uzaktan görmüş olsa da genç kız onun üzerinde o zaman kesinlikle bir etki bırakmıştı. Bunun nedeni, önündeki bu genç kız Cennetsel Yay imparatorluğunun genç neslin en büyük dahisi olarak gösteriliyordu, ayrıca imparatorluğun en güzeli olarak biliniyordu.

Onun adı Shanggong Bing’er idi.

////////////////////////////////////////////////////////////

ÇN: Yarın ALES’e gireceğim, normalde pazartesiye kadar bölüm çevirmeyi düşünmüyordum ama oylamada bana oy atan arkadaşların hatrına en azından bir bölüm çevireyim dedim 😀 😀

(DN: Öncelikle bu bölümü çevirip Difuya denen vahşiyi alt edebilecek olan bu güzel kızı bizimle tanıştıran çevirmen arkadaşımıza başarılar diliyorum… Ve bana zoraki mecburiyet ile de olsa bu bölümde yardımcı olan ruyuse arkadaşımıza da teşekkürler…)

Yorum Yap "Hjc 2.4"