Kilimanjaro Günceli

Hjc 2.1

Eylül 28, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm


ÇEVIRI IÇIN HASIRWARA, DÜZENLEME IÇIN 1GHOSTDREAMER, KONTROL, EDIT IÇIN 1GHOSTDREAMER ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR..



Yıldızlar Ormanı, Buzul Kaynak Göl kenarı

Zhou Weiqing’in vücudu zeminin üzerinde t-biçiminde bilinçsiz bir şekilde uzanıyordu. Aynı zamanda, onun vücudunda garip bir değişim sürüyordu.

Siyah bir ışık tabakası onun vücudunun etrafında belirdi. Gökyüzünde güneş ışığı parlak olmasına rağmen onun vücudunu çevreleyen bir koza gibi, karanlık yayıyordu. Difuya’nın ateştopunun oluşturduğu sırtındaki yanmış yırtık etler gözle görülür derecede iyileşmeye başlamıştı. Daha şok edici kısmı ise onun yanmış etleri iyileşirken, kemikleri ,kasları, iç organları hatta damarları bile koyu gri bir enerji tabakasıyla doluyordu.

Bu neredeyse tarif edilemezdi. Bu gri enerji, Zhou Weiqin’i saran siyah kozadan daha soğukmuş izlenimi veriyordu. Ama yine de garip bir coşkunluk ve hayat ile doluydu.

Ancak onun vücuduna yayılan bu gri renkli tabaka yavaşça yerini onu çevreleyen siyah bir tabakaya bırakıyordu.

Vücudunun etrafındaki bitkilerde garip bir değişiklik vardı. Zhou Weiqing’in vücudundan başlayarak 5 metre yarıçapı boyunca bitkilerin gri tarafından etkilenmeye başlandığı açıkça görülebiliyordu. Bitkilerde ki bu çabuk kuruma, Zhou Weiqing’in vücudunun daha hızlı iyileşmesine neden oluyordu. Ama hava içinde çok kötü bir etkisi olduğu net bir şekilde görülebiliyordu.

Koyu grinin siyah ışık ile karışması zaman geçtikçe daha da güçleniyordu. Ve atmosfer soğuk, baskıcı, musibet ve şeytani  bir hal almaya başlamıştı. Bu 4 farklı aura Zhou Weiqing’in kuşatıyordu.

Siyah kozanın içinden vücudunun üstünde titreşen, yayılan ışığın 3 ışınıonu hafifçe titretmeye başlamıştı. Bu ışığın 3 ışını, Zhou Weiqing’in Siyah inci’den yuttuğu  yeşil, mavi ve gümüş renklerindeydi.

Güneşin sıcak ışını, Zhou Weiqing’in vücudunun kuşatmasına giremiyordu.

Kısa bir süre sonra, Zhou Weiqing’in alnında siyah bir kelime yavaşça belirdi. ’Kral’

Onun derisi üzerinde siyah dövmelerden bir tabaka yavaşça oluştu, benzer dövmeler gri bir katmanın aşağısında da göründü.

2 katmanlı dövmelerin formu, 3 boyutlu bir görüntü varmış gibi görünüyordu. Dövmeler onun yüzü dahil tüm vücudunu kaplamıştı.

Neredeyse 1 saat boyunca bu devam etti.

Yavaş yavaş tüm ışıklar söndü ve Zhou Weiqing’in vücuduna geri girdi. Ardından onun vücudundaki dövmeler de haliyle ortadan kayboldu.

Zhou Weiqing’in sağlıklı bronz renkli derisi öncesine oranla daha soluktu. Ama bu yüz hatlarıyla şimdi çok daha fazla yakışıklı görünüyordu. Ateş-topu patlamasıyla neredeyse parçalara ayrılan sırtı şimdi tamamıyla iyileşmişti, iz bile kalmamıştı, sanki daha önce hiç yaralanmamış gibiydi.

Bir süre daha sonra, Zhou Weiqing parmaklarını oynattı ve yavaşça bilincini geri kazandı.Gözlerini açtığında ani bir ürpertiyle titremekten kendini alakoyamadı. Her ne kadar bilinci yokken ne olduğu hakkında bilgisi olmasa da, o yine de uyandıktan sonra tüm vücudunda bir ürperti hissetti.

Onun kalbi soğuktu ve bu his onun için oldukça rahatsız ediciydi. İçinde neredeyse tarif edilemez bir duyguya neden oluyordu.

“Ben… ölmedim mi?” Zhou Weiqing birden doğrulmaya başladı.O vücudunun daha önce olduğundan çok daha fazla hafif olduğunu hissetti. Eliyle hemen sırtını kontrol etti, cildinin pürüzsüz olduğunu anladığında elinde olmadan şok oldu.

“Bunların hepsi bir rüya mı?” Zhou Weiqin etrafına bakındı, gölün kenarındaki kıyafetlerini gördü. Ve kendi etrafındaki tüm bitkilerde buruş buruş olmuştu. Bu gerçekten de bir rüyaymış gibi görünmüyordu.

Elini yüzüne götürüp ne olduğunu kavramaya çalıştı.

Ardından Zhou Weiqing’in anıları yavaşça geri dönmeye başladı.

“O tuhaf siyah inci vücuduma girmiş görünüyor” Çabucak, Zhou Weiqing bayılmadan önceki son anısını da hatırlamıştı.

O anda, karnının içinde soğuk bir fırtına hissetti. Soğuk yüzünden kendinden geçti ve anılarının gelmesi kesildi.

Etrafındaki bitkileri ölü olmasının da Difuya’nın ateş-topundan gelen hasardan kaynaklandığını düşünüyordu.

Zhou Weiqing tıkalı damarlar ile doğmuştu. Her ne kadar bir asil olsa da, o sadece Cevher ustalarının güçleri üzerine belirgin dersler vermeyen sıradan bir halk okuluna gidiyordu.

Dolayısıyla böyle bir karar hatası yapmıştı. Eğer Difuya’nın elementsel cevherinin ilk yeteneği, düşündüğü gibi olsaydı, o basitçe sadece sıradan bir dahi olmazdı.

Dahası bu tarz bir hasardan canlı çıkmayı başarmıştı.

Bu ateş-topu, onu tuz-buz etmesi gerekiyordu.

“Bu siyah inci de neydi?” Onun muhakeme becerisi daha tam yerine oturmamıştı. Ama Zhou Weiqing bir şeyden çok emindi.–O ateş-topu tarafından ciddi bir şekilde yaralanmıştı ve onu iyileştiren bu siyah inciydi.

Benim ahlaki karakterim bu kadar mı iyi ?  Karmik bir mucize benim başıma mı geldi?  Zhou Weiqing düşündükçe daha da heyecanlanıyordu. Her ne kadar,  doğuştan gelen talihsizlik konusunda oldukça iyimser bir karakteri olsa da, o saygın bir aileden dünyaya gelmişti ve doğal olarak güçlü olmayı çok arzuluyordu.

O etrafına bakındı ve hemen deneme hedefi olarak yanındaki büyük Yıldız ağacı seçti.

Yıldız ağaçlarının herkes tarafından bilinmesinin nedeni, Bir 100 yıllık Yıldız ağacı tamamıyla büyümüş kabul edilirdi ve odunu son derece güçlü ve dayanıklıydı ayrıca çok esnekti. – Bundan dolayı yay yapımı için en iyi materyallerden biri olarak biliniyordu.

Zhou Weiqing seçtiği Yıldız ağacına doğru ilerledi. Yumruğunu kaldırdı ve bütün gücüyle ağacın kalın gövdesini yumrukladı.

“PENG!” ”Ahhhhhh!” İlk ses doğal olarak yumruğun ağaca vuruş sesiydi. İkincisi sanki bir kedinin kuyruğuna basıldığında çıkardığı ses gibiydi,neredeyse insanlık dışı bir çığlıktı.

Zhou Weiqing küçüklüğünden beridir acıdan korkardı. O, sağ yumruğuyla ağacı yıkabileceği umut etmişti ama Kalın Yıldız ağacında hareketlenme yoktu.

Sağ yumruğundaki yoğun acı neredeyse hissizleşmiş, yumruğundaki deri kötü bir şekilde sıyrılmıştı. Bu katıksız acı, biraz daha hafiflemeden önce yaklaşık 10 dakika boyunca onun hoplayıp durmasına neden olmuştu.

“Kahretsin!” Genç eleman yumruğunun üzerini üfleyerek lanet okudu.”Kahrolası, Cennetten düşen turtalar* benim başıma gelmeyecek birşey gibi görünüyor.”

* Bu da çinde bir deyim galiba : ‘cennetten düşen turta’ = Ani beklenmedik bir hediye

Neyse ki, Zhou Weiqing daha gençti, ve yumruğunun gücü daha o kadar kuvvetli değildi.Bu yüzden yumruğundaki kemikler hasar görmemişti.

Acı dindikten sonra, onun giydiği, daha Difuya’nın buradaki varlığından haberdar olmadığı zaman gölün kenarına bıraktığı elbiseleri üzerine geçirdi ve düş kırıklığına uğramış bir şekilde ayrıldı.

Yaklaşık 15 dakika sonra o burayı terk etmişti, ve daha genç olan Yıldız ağaçlar üzerinde antrenman yapma kararı almıştı.

Yumruğuyla darbe indirdiği Yıldız ağacı üzerinde kanı  ve yumruğundan kazınmış derisi vardı. Yıldız ağacını çevreleyen sert kabuğu çürümeye başladı ve koyu gri havanın ince tabakası havaya dağılmış görünüyordu.

3 gün sonra, ormandan 50 yaşından eski bu Yıldız ağacı tamamıyla yok olmuştu. Tabiki de, ağacı yok edenin Zhou Weiqing olduğu, kimse tarafından bilinmeyecekti.

Yorum Yap "Hjc 2.1"