Dünyanın Oluşumu Günceli

Hjc 1.4

Eylül 28, 2016

Önceki BölümTanıtım | Sonraki Bölüm

ÇEVIRI IÇIN HASIRWARA, DÜZENLEME IÇIN 1GHOSTDREAMER, KONTROL, EDIT IÇIN 1GHOSTDREAMER ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR..



 “Majesteleri, hayır!” Niya korkuyla bağırdı, Difuya’yı durdurmayı denedi. Ancak, Difuya çok sinirlenmişti. Onun sağ eli Niya’yı uzakta tutarken, sol elini çoktan Zhou Weiqing’e doğru işaret etti.

Her ne kadar Niya 9. Seviye Cennetsel Jing enerji hiyerarşisi bir Shi ustası olarak Difuya’dan 2 seviye yüksek  olsa da, onun fiziksel cevherleri aktive olmadan Difuya’ya zarar verme korkusu  olduğundan o geçici olarak Difuya’nın sağ eli tarafından durdurulmuştu.

Ve bu kısa an içinde, Difuya, Zhou Weiqing’e karşı bir saldırı gerçekleştirdi.

Difuya’nın sol bileğindeki ilk yakut, parlak bir ışıkla açığa çıktı ve kafa-boyutunda bir ateş topu, arkasında ateşin izini bırakarak fırladı. O ateş topu Zhou Weiqing’in sırtına şiddetle çarptı ve patladı.

Zhou Weiqing ızdırap içinde bağırdı.

Patlama sonucunda, o zemine inmeden 5 metre boyunca yuvarlandı. Onun sırtının her yerinde çok kötü yanık izleri ve kan ile korkunç bir yanık kokusu vardı.

“S-sen… sen..” Zhou Weiqing şok içinde kalan tüm gücüyle Difuya’ya doğru baktı.

O asla Difuya’nın gerçekten de bu kadar acımasızca saldıracağını düşünmemişti.

Difuya’nın yüzü de şok içinde solmuştu, kızgınlıkla saldırdıktan sonra o, ne yaptığını daha yeni idrak edebildi.

Difuya ilk yakuttaki ateş topunun ne kadar güçlü oldu biliyordu ve şuan Zhou Weiqing’in ne halde olduğunu gördüğünde telaşa kapıldı. Sonuçta Zhou Weiqing, Başkumandanın oğluydu. Ama artık pişman olmak için çok geçti.

Difuya’nın kişisel kraliyet koruması olarak, Niya da şok olmuştu. Vücudundan soğuk terler akıyordu. Eğer prenses başkumandanın oğlunu, Zhou Weiqing’i, doğuştan itibaren vikont ünvanına sahip birini öldürürse, tüm imparatorlukta kaos çıkmasına  neden olabilirdi. Ve durum iyi gözükmüyordu. O ya da Difuya iyileştirme konusunda yetenekli değildi.

Aniden, durduk yere, iyi olan gökyüzü karanlığa büründü ve yukarıda parlayan yıldırımı, yüksek gök gürültüsü sesleri  takip etti. Bir an içinde, gökyüzü simsiyaha büründü ve 2 bayan, kalplerinde ani bir ürperme hissetti.

“B-Ben… Ben böyle olsun istemedim..” Difuya kendi kendine mırıldandı.

Niya kısa bir süre sonra aklı başına geldi ve  Difuya’yı tutup koşarken,konuştu: ”Majesteleri, hava kötüleşmeye başladı. Acele edelim ve saraya geri dönelim. Ardından Viskont Zhou’u kurtarması için Hayatsal elemente eğilimi olan bir cevher ustası arayalım.” O, Zhou Weiqing’in hayatta kalma ihtimalini biliyordu.

Hiç Cennetsel enerjisi olmayan Zhou Weiqing’in hayatta kalma şansı çok küçüktü. Bunu farkettikleri anda, onlar hemen olay yerinden ayrılmak zorundaydılar. Yoksa eğer birileri bu olanlar ile onlar arasında bağlantı kurarsa,  o zaman onlar bitmiş olurdu.

Her ne kadar Cennetsel Yay şehrinde çok fazla Ateş elementi cevher ustası olmasa da en azından prenses Difuya sadece tek başına değildi. Olay yerinde yakalanmadıkları sürece hala bir umut vardı.

Zhou Weiqing felç geçirmiş halde zemin üzerinde yatıyordu, ama o, bu ikisinin ondan uzaklaşan ayak seslerini duyabiliyordu.

Tam bu sırada, Zhou Weiqing sanki tüm vücudu magma içinde yanıyormuş, kanı kaynıyormuş, ve almış olduğu her nefesten kırmızı bir sis dumanı çıkıyormuş gibi hissediyordu.

Sırtındaki darbe alanı artık acıtmıyordu, orası tamamıyla hissizleşmişti. Ama ateş zehri, vücudunun her santimine yayılmıştı.Sadece Hayatsal elementli bir cevher ustası yardım eli uzatırsa, o hala yaşamını sürdürebilirdi. Ancak bu ateş zehri onun iç organlarını istila ediyordu ve hayatı akıp gidiyordu.

Zhou Weiqing doğası gereği hep iyimser bir kişiydi, sonuçta o enerji geliştirmekten yoksun büyük başkumandanın oğlu olmasına rağmen depresyona girmeden hayatını sürdürebiliyordu.

Zhou Weiqing ölmek istemiyordu, onun hala bu hayatta yapmak istediği çok şey vardı.

En çılgın hayalinde bile o asla nişanlısının elinden ölümü tadacağını düşünmemişti. Aslında Difuya’dan o kadar da nefret etmiyordu. O enerji gelişimini sağlayacağı bir vücut vermedikleri için cennetlerden nefret ediyordu.

Eğer o sadece bir cevher ustası olabilseydi, o zaman her şey farklı olabilirdi. Zhou Weiqin’in etrafında katıksız sinir ve kötü niyet birleşmiş görünüyordu. O kalbinin içinden öfkeli bir şekilde yemin etti: “Difuya, Eğer bugün ölmezsem, bir gün benim önümde diz çökmeni sağlayacağım ve seni karım olarak almam için bana yalvaracaksın. O zaman senin bugün yaptığın gibi ben de seni kabul etmeyeceğim. ”

Son lanetini kustuktan sonra, Zhou Weiqing bilinçsizlik eşiğindeydi. Yanma hissi bile ortadan kalkmaya başlamıştı.

‘Benim hayatım böyle mi sona erecek’ — Onun son düşüncesiydi.

Aniden, onun üzerinde gercekleşen bir patlamanın yüksek sesi, yarı bilinçli olan Zhou Weiqing’in şok geçirip uyanmasına neden oldu. O gözlerini güçsüzce açtı ve önünde gerçekleşen garip bir manzaraya şahit oldu.

3 metre uzağındaki hava parçalanarak garip bir siyah yarık oluşturdu. Sanki havanın içinde koca siyah bir göz vardı. Zhou Weiqing’in ağzı açık bakarken ağzından kan fışkırdı.

Bu anda, siyah açıklıktan garip bir ışık göründü. Bir  bebeğin yumruğu büyüklüğünde, top-şeklinde olan, yeşille birlikte kömürümsü siyah bir rengi olan, mavi ve gümüş renklerinin etrafında dönüyor olduğu garip bir nesne dışarı çıktı.

Zhou Weiqing’in ağzından fırlayan kan yere düşmeden aniden, siyah nesne onun açık ağzından vücuduna girdi.

Vücudu titremeye başladı önceki yanma hissi kayboldu ve o, sanki bir buz mahzenine atılmış gibi hissetti. Zhou Weiqing sarsılarak uyandı ve aniden her şey ona çok net göründü.

Zhou Weiqing’in vücudunda bulunan bir şey, siyah incinin ilgisini çekmiş görünüyordu. ‘Swoosh’ sesiyle onun ağzına uçtu. Zhou Weiqing boğazında ani bir soğukluk hissetti. Ardından onun tüm vücudu buza dönmüş gibi göründü.

Onun duyularının hepsi aniden mühürlendi ve bayıldı.

Zhou Weiqing’in üzerindeki havada bulunan açıklık kapandı, O anda, karanlık gökyüzü daha önce ortaya çıktığı gibi aniden duruldu ve temizlendi.

Ardından güneş, Yıldızlar ormanında bir kez daha ışıl ışıl parlamaya başladı. Ve güneşin ışınları yeniden Buzul Kaynak Gölüne geri döndü.


///////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////

ÇN: Bu bölümde bazı betimlemeleri çevirmekte nedense zorlandım. Muhtemelen yanlışlık yoktur ama belki daha iyi şekilde aktarılabilirdi. İlerde (olur da) yanlışlık farkedersem düzeltirim. 😀


Useless notu: Kasım ayı en iyi çevirmeni ödülüne güçlü bir aday mı geliyor yoksa 🙂

Yorum Yap "Hjc 1.4"