Tankların Tarihi Günceli

Hjc 1.1

Eylül 28, 2016



ÇEVIRI IÇIN HASIRWARA, DÜZENLEME IÇIN 1GHOSTDREAMER, KONTROL, EDIT IÇIN 1GHOSTDREAMER ARKADAŞIMIZA TEŞEKKÜRLER. KEYIFLI OKUMALAR..

YENI ARKADAŞA BIZE KATILDIĞI IÇIN TEŞEKKÜR EDIYORUM. + GHOST VE BENIM DÜŞÜNCEME GÖRE HEM SERI KALITELI HEMDE ARKADAŞIMIZIN ÇEVIRISI KALITELI 🙂IYI OKUMALAR



      Cennetsel Yay İmparatorluğu Başkenti, Cennetsel Yay Şehri, Resmi Yolları.

Cennetsel Yay İmparatorluğu, Sınırsız Anakara’nın batı bölgesinde bulunan küçük bir şehirdir. Herhangi büyük bir ülkeye bağlı değildir,ayrıca çevresi ve iklimi insanların yaşaması için oldukça uygundur.

Hava bugün çok iyiydi, uçsuz bucaksız gökyüzünde görünürde hiçbir leke yoktu adeta büyük mavi bir kristal görünümündeydi. Bulunabilecek tek sorun, havanın berraklığının, güneş ışığının çok parlak olmasına ve gözü almasına neden olmasıydı.

Neyseki,resmi yollar 100 yaşından büyük Çınar Ağaçları ile kaplıydı.Ağacın kalın dallarındaki yapraklar geniş yolları çevreliyordu. Ormanın 50 km içine dogru uzanan bu ünlü bulvarı  Cennetsel Yay İmparatorluğundaki herkes biliyordu.

Cennetsel Yay Şehri çok özel bir coğrafi konuma sahipti, hatta konum olarak diğerlerinden daha iyi olduğu söyleniyordu. Bunun nedeni, başkentin dört bir yanı tamamıyle çok büyük ormanlarla çevrilmişti ve Cennetsel Yay Şehri, ormanların tam ortasındaki parlak bir mücevher gibiydi.

Cennetsel Yay Şehri özellikle güçlü olmamasına rağmen yine de başkenti oldukça ünlüydü. Bu etrafı çevreleyen orman, Yıldızlar Ormanı olarak biliniyordu.,çünkü tüm kıtada Yıldız Ağaçlarının yetiştiği tek yer burasıydı.

Yıldız Ağaçlarının kalbinde(merkezinde), yay yapımında kullanılan son derece değerli malzemeler vardı. Böylesi önemli bir doğal kaynağa sahip olduğu için Cennetsel Yay Şehri refah içerisindeydi.

Şuanda, yaklaşık 15-16 yaşında görünen bir genç kendi kendine mırıldanarak bulvar boyunca yürüyordu.

“Playboy olmak, zihnini eğitir. Bir ilişkiye sahip olmak, kalbini eğitir. Kızların peşinden koşmak, yaşlılığı önler, flört etmek tedavi edicidir. Birisine tutulmak, kalbinin her zaman genç kalacağı anlamına gelir, Aşık olmak, uykusuzluğun ilacıdır.

Onlar sıklıkla söylüyorlar ki  Kahramanlar, güzel genç kızların bariyerlerini geçmekte acizdir* , ama kahraman dediğin böyle mi düşünür?

Kahraman, güzel bayanları işe yaramaz bir kişiye mi bırakmalı?

Ve güzel bayanlar ne düşünüyordur, onlar da diğerine karşın kahramanları tercih etmezler mi ?

Bir başkası diyorki, Tavşanlar yuvalarına yakın yerderde ot yemezler.** ama neden tavşanlar böyle yapıyor?

Diğer tavşanların otlarını yemesine izin vermeliler mi?

Ot böyle düşünmeyecektir sonuçta yemek olan o. Kimin neden yediği farkeder mi?

Neden tanıdık kimselerin onları yemesine izin vermiyor?

Diğer bir başkası da diyor ki, eğer paran varsa, şeytanın bile senin için değirmen taşını itmesini sağlayabilirsin.*** ama şeytan, verilen bir şey olarak düşünecektir, sonuçta değirmen taşını ittiği için ödüllendirilmiş olmamalı mıydı?

Para bile farklı düşünecektir, ne de olsa şeytana verilmiş olmak şeytana zarar vermeyecektir, ama eğer insana verilseydi senaryo farklı olabilirdi!Hahahaha.. “

Çevirmen Notu :

 (  Adam ne felsefe yaptı aq ya bu 2-3 paragrafı çevirecem diye ne uğraştım. bi de sonunda pişkin pişkin gülücük atmış pezo. Neyse yıldız koyduğum yerlerin açıklamalarını aşağıda verdim.Umarım anlamanızı sağlar. Eğer yine olmuyosa koyverin gitsin çokta önemli değil zaten bunlar, koyuyla yazdığım ilk paragrafı anlasanız yeterli.:D)

*  Bu çinde bir deyimmiş.Anlamı: Kahramanların sıklıkla güzel bir yüze karşı hassas olmaları, onların düşmesine(ölmesine) neden oluyormuş.

** Başka bir Çin deyiminin birebir çevirisi, Anlamı: Kötü adam bile evine yakın yerlerde günah işlemez.

*** Para dünyanın senin etrafında dönmesini sağlar.

(DN: useeless bittin sen… yeni çevirmen erkek olmasaydı kendisine sarkabileceğim kapasite de bir çeviri yeteneğine sahip 😀 😛 seni 5 e katlayacak bu adam 😀 )

Bu genç uzun, geniş omuzlu, sağlıklı güçlü biri gibi görünüyordu. Siyah saçlara ve gözlere sahipti. Gömleğini kolları sıvalı şekilde giymişti. Onun cilt rengi sağlıklı bir bronz parlaklığındaydı ve onun bir özelliği de güçlü bir ruha sahip olmasıydı.

O belki çok yakışıklı değildi ama göze hoş gelen bir görüntüsü vardı. Sadece dışarıdan bakıldığında, basit ve dürüst kelimeleri onu tanımlamak için uygun olurdu. Ancak, onun ağzından çıkan kelimeler (deminki yaptığı felsefeden bahsediyor) basit ve dürüst kelimelerine tamamiyle tersti. Tabikide, onun gerçek rengi sadece etrafta kimse olmadığı zamanlar ortaya çıkardı.

“Sigh…  cennetsel enerjiyi geliştirememek tam bir felakettir. Günümüzde, yakışıklı görünmek beş para etmez, sadece cennetsel enerji ve cennetsel cevherler krallar gibidir. Ahhhh.. Cennet!,Dünya!,Tanrım! Neden benimle bu şeklide oynuyorsunuz, beni, Zhou Weiqing’i yakışıklı bir yüzle yaratıp neden meridyenleri tıkanmış böyle bir vücutla dünyaya getirdiniz? Cennetsel bir cevher ustası olmama izin verilmemesi benim gibi yüksek yeteneği olan biri için ne kadar büyük bir israf!!” Tabiki, yakışıklı bir yüzü olduğu sadece kendi inancıydı ve bu genç konuştuktan sonra gökyüzüne doğru terbiyesizce parmak çekti.

Tabiki, o sadece bir çeşit cenneti suçlamıyordu, orta parmağını gösterdikten sonra kendini pohpohluyordu.”Oh neyse, Belkide Cennetsel enerjiyi kullanamamam iyi birşey de olabilir. O yaşlı moruk şimdiden çok katı, eğer gerçekten Cennetsel bir cevheri uyandırırsam belki de hayatım şimdi olduğundan çok daha kötü bir hala alacak? En azından şimdi o moruk benden ümidini kesti, ve zengin bir memurun gözden düşmüş oğlu olarak hayatını sürdürmek kötü bir seçenek gibi görünmüyor. Neyse şimdi banyo yapmaya gideyim bari! ” Konuşurken yüzünde bir çeşit dürüst bir gülümseme vardı.Tabiki de onu gerçekten tanıyan biri, Zhou Weiqing’in bu dürüst gülümsemesi altında onun gerçek sinsi doğasını sakladığını bilirdi.

Her ne kadar Zhou Weiqing cennetsel enerjiyi geliştirmekten aciz olsa da ama hala onun vücudu oldukça sağlıklı ve güçlüydü. O sadece 13 yaşındaydı, ve bu na rağmen 15-16 yaşındaymış gibi görünüyordu. En azından bunda babasına çekmişti.

Bulvar boyunca Yıldızlar Ormanına doğru yaklaşık 2-3 kilometre yürüdükten sonra Zhoe Weiqing aniden ormana saptı. O özellikle, yapılan test sonucunda meridyenleri tıkalı olduğu ve cennetsel enerjiyi geliştiremeyeceği anlaşıldığı 8 yaşından itibaren ormanlık alanın içinde büyümüştü. Zhou Weiqing’in babası bu test sonucundan sonra onu eğitim yapması için daha fazla zorlamadı, bu yüzden onun yapmayı en çok sevdiği şey, tek başına ormana gidip oynamaktı. Yıldızlar Ormanında cennetsel yaratıklar bulunmuyordu,ve burası kıtadaki en güvenli yerlerden biriydi.

Yıldızlar Ormanına girdikten sonra, Zhou Weiqing gözleri kapalıda olsa bu ormandaki hemen hemen her yeri bulabilirdi,sonuçta burayı avucunun içi gibi biliyordu.

Bir saat boyunca yürüdükten sonra, sonunda onun gideceği istikamete yaklaştığında akan su sesleri duydu. Temiz, tatlı göl suyu hakkında  düşünmek, Zhou Weiqing adımlarını hızlandırdı.

Sıcak bir gündü ve o gölün soğuk sularında rahatlamaya çok hevesliydi.

Yıidızlar Ormanı içindeki patikadan çok da uzak olmayan yerde bir göl bulunuyordu,ve suları yeraltındaki bir buz kaynağından geliyordu. Bu göl yaklaşık sadece 100 metre çapındaydı, ve çok büyük ağaçlarla çevriliydi. Bundan dolayı çoğu insan bu gölün varlığından habersizdi.

Ama Zhou Weiqing geçmişte rastlantı eseri bununla karşılaşmıştı. O doğal olarak burayı çok sevmişti ve hiç arkadaşı olmadığından, banyo yapmak ve rahatlamak için göle sıkça gelirdi.

Geniş bir ağacın etrafından dolandıktan sonra, Buzul Kaynak Gölü tam karşısındaydı. Zhou Weiqing suya dalmak için acele etmedi, giysilerini çıkardı ve onları yana koydu. Suların kenarında çömeldikten sonra kendi yansımasına bakarak mırıldanmaya başladı: ”Kahretsin! Çok yakışıklıyım. Ve birazdan daha da yakışıklı olacağım!”

Kendine taparcasına yansımasına bakıyordu, o aniden bir sıçrama sesi duydu, bu onun oraya bakmasına neden oldu, ve karşılaştığı görüntü, şaşkın bir şekilde ağzının açık kalmasına neden oldu.

Gölün diğer tarafında, birisi demin göle atladı ve suların sıçramasına neden oldu. Güneş ışığı göl üzerinde parlarken, ışığın yansıması bölgeyi altın renkli görünmesini sağladı. Su dalgalarının ortasında pembe saçlı bir kafa Zhou Weiqing’in ilgisini çekti.

Buzul Kaynak Gölünün suyu oldukça saydamdı,sadece  bir metre derinliğindeydi, ve göle atlayan bu genç kızın sırtı Zhou Weiqing’e bakıyordu, göl suları ancak onun kalçalarına kadar geliyordu.

Zhou Weiqing onun ince belini ve çekici silüetini görebiliyordu.

“B-Bu..bu..”

Bir ‘pooh’ sesiyle, bu görüntü karşısında Zhou Weiqing’in burun deliklerinden kan akmaya başladı. Her ne kadar bu elemanın sıklıkla cinsel fantazileri oluyorsa da sonuçta sadece 13 yaşında virgin(bakir) bir çocuktu.

Bu kadar kısa mesafeden, ilk defa çıplak bir genç kız görmek onu çok heyecanlandırmış ve burun kanaması başlatmıştı. (ÇN: Sanji, my man is that you 😀)

“Wow, bu çok mükemmel!” Zhou Weiqing hızlıca burnunu sildi, ama gözü hala kızdaydı. Burada neden bulunduğunu tamamıyla unutmuştu, o sadece içinden yalvarıyordu.

Arkanı Dön! Arkanı Dön!

Sanki bu pembe saçlı kız onun içinden yaptığı duaları duymuşçasına, yavaşça arkasına döndü. Bu kız heyecanlı görünüyordu ve elleri suyun üzerinde Zhou Weiqing’e doğru dönmüştü.

ÇN: Arkadaşlar ilk bölümü bitirdik hayırlısıyla. Bu benim buradaki ilk çevirim. Ne kadar üniversitede makaleleri çevirmişliğim olsa da ilk defa bir romanı çeviriyorum. Ve Daha önce karşılaşmadığım bayağı bir terim var. Hala da muallaktayım bunları doğru mu çevirdim diye.  ☺ ☺

O yüzden okuduktan sonra çeviri de hata(lar)ımı bulursanız ya da bu şekilde daha doğru olurdu dediğiniz kısımlar varsa LÜTFEN bana geri dönüş yapın.

(DN: düzenleyen olarak bu isteğini kırmayacağım 😀 2 tane yazım hatası vardı 😀  ikiside aynı kelime aynı hata 😀 (tamamiyle) yazmışsın tamamıyla kelimesini sevmiyorsan tamamı ile yazabilirsin 😛 )  ayrıyeten ellerine sağlık umarım devamı gelir 😀


Yorum Yap "Hjc 1.1"