Tankların Tarihi Günceli

For 8 - Altıncı Sefer

Eylül 30, 2016


Çeviri için YuusHa, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

Evet arkadaalar son bolumde yaptiginiz 30 yorumdan dolayi simdilik bir kucuk toplu vermeye karar verdim sonraki topluyu ne zaman atarim bilemem ama beklemede kamayin yorum atin :P

Az önce olandan şaşkınlıktan dilimiz tutulmuştu, Bir parçalanma sesi duyunca gerçekliğe geri döndük.
Göz gezdirirken, bir parça duvar yıkıldı, aşağıya giden merdivenler açığa çıktı.
Anlıyorum. Demek 52. katın yolu gizlenmişti.
Yine böyle olacaktır, muhtemelen.
1.      kata kadar merdivenler çoktan bulundu, bu yüzden ilerlemek için koşullar zor olabilir.
Eğer öyleyse… Bu oldukça moral bozucu olacak…
“Wha-Wha-Wha…!”
Beni sıkıca kavrayan sınıf arkadaşıma bakarken yüz ifadesinden gerçekten açıklayamadığım bir şeyler vardı.
“…Bu ne?”
“Bu ne? Bu güç! Bir canavar mısın?!”
Kullandığım büyü “Çılgın Fırtına” imparator seviyesinde bir büyüydü.
Büyünün farklı seviyeleri var; En güçlüden başlayarak Tanrı seviyesi, İmparator seviyesi, Antik seviye, Asil seviye, Öz seviye ve Ruh seviyesi.
(Ç.N arkadaşlar  son ikisi “Soul-rank and Spirit-rank” olarak geçiyor ama ikisinede ruh seviyesi dersem çakışırlar bu yüzden soul u öz olarak çevirdim spiriti ise ruh olarak aklınızda bulunsun:D tabi daha güzel bir karşılık biliyorsanız yorumda yazabilirsiniz değerlendirmeye alınacaktır :D)
İmparatorluk seviyesinden itibaren çok fazla Büyü gereksinimi var, bu yüzden çok kolay bir şekilde kullanılamazlar.
Şu anda, böyle harika bir tecrübe edindim. Eğer birileri böyle bir büyüyü söyleyecek olursa bir problem olacak.
Genelde insanlar öğrenmeye temel Ruh seviyesindeki büyülerden başlarlar. Samejima bile hala sadece Ruh seviyesindeki büyüleri kullanabiliyor. Bunu bir kenara koyarsak, Hamakaze bir şeyler söylüyor.
Benimle durmadan çok hızlı konuşuyor.
“Nasıl bu kadar güçlendin, Katsuragi?”
“Bu seni ilgilendirmez.”
“Söyle bana~, bana da öğret!”
“O zaman git ve beş kez öl.”
“Hiç hoş değil!”
Öyle değil. Sana gerçeği söyledim. Sadece henüz fark etmedin.
Ölsen bile, geri dirilebileceğinin garantisi yok.
Hamakaze, herhangi bir ilerleme olmadan isteksiz bir şekilde geri çekildi.
“Her neyse, Statülerini kontrol et. Vücudunun uygun durumda olması önemli.”
“O zaman ne yapacaksın?”
“Sadece yap.”
“…Pekala.Open.”
“Open.”
Statülerimiz aynı anda açıldı.

Statü Penceresi
İsim
Katsuragi Daichi
Sınıfı
Kahraman
Seviye
28
Stamina
1340
Physical
3500
Magic
2600
Endurance
2680
Agility
1500


Özel  Yetenekler================
“Çelik kalp” Savaş sırasında, Endurance artar. Zehir, Felç, Uyku, Çıldırma çalışmama şanı ⅓ .
“Kararlı Ruh” Magic 100 den aşağı olamaz.
“Yaratık Kralı” Ölmeye yakın yaşayan varlıklarla onları canlandırmak ve istediğin gibi kontrol etmek için anlaşma yapmak mümkün.Kullanıcının her iki seferde bir ölümünde anlaşma sayısı artar. Şuanda kullanılabilir iki anlaşma var.
“Mutlak Emir” Yaratık kralından daha düşük seviyede bir sözleşmeyle bağlanmış olduğunda görülüyor. İptal edilene kadar her emir köleler tarafından kabul edilecektir.
“Ölüm Saçan Büyücü” 10m çapında öldürülen hedeflerle aynı türdeki tüm birliklere aynı hasarı  verir.
Eşsiz  Yetenekler
================
“Reddedilmişin İntikamı” Kaç kere öldüğünün önemi olmadan canlanmak için ölüm uçurumunda toplanan güç alınır.
Şimdiki ölüm sayısı= 5 defa

Statü Penceresi
İsim
Hamakaze Shuri
Sınıfı
Yüksek Köle
Seviye
23
Stamina
1000
Physical
680
Magic
720
Endurance
420
Wit
400


Özel  Yetenekler================
“Oto-İyileştirme” Her 10 dakikada 5 yaşam gücü iyileştirir.
Özel  Statü
================
“Yüksek Köle” Sahibi: Katsuragi Daichi
Serbest bırakılana kadar ona karşı tüm yetenekler mühürlendi.

“Huh!? Benim Statülerimde yükselmiş!?”

Hamakaze kendi Statülerine daldı.

Seviyeside artmış gibi görünüyor.

Belki de bir “Köle” olmasından dolayıdır. Demişken, Hamakaze’nin sınıfı “Köle” değil “Yüksek Köle”.

Belki de “Yüksek Köle” olarak aldığım deneyimin birazını alıyordur.

Bu dünyada “deneyim” kavramı bulunmuyor. Seviyelerin savaşlar ve zaferlerden elde edileceğine inanıyorlar. Bu Statülerde listelenmemiş de.

Diğer bir değişle, Bu “Yüksek Köle” benim yaptığım bir sınıf. Değilse bu genel mantığa karşı gelmek olacaktır.

… O zaman şimdi, haydi bu yerden ayrılalım. Bu gerçeklikten kaçacak bir zaman değil.

Bunu bir kenara bırakırsak, daha ciddi bir sorun var.

Niçin benim statülerim bu kadar çok artmadı?

Oldukça fazla seviyeye atlamama rağmen.

“Reddedilmişin İntikamı” yüzünden mi? Yoksa başka bir sebebi mi var? Bilmiyorum.

Kahretsin, yeterli bilgim yok.

“Katsuragi! Katsuragi! Statülerim arttı!”

“Sessiz ol. Bunun zamanı değil.”

“Bu da ne!? Söyleyeceğin daha iyi bir şey yok mu?”

“Evet, evet…Bu harika, değil mi? bu benim için kullanışlı olacak.”

“Kim senin için bunu yapacak!?”

Bu adil değil.

Bunu tekrar söylüyor, bu amatör. Ona yerini göstermeme hala gerek var gibi gözüküyor.

“…Hey. Hamakaze. Gerçekten bir şey denemek istiyorum.”

Statülerim çok değişmedi ama yerine yeni bir yetenek aldım.

Bu “Mutlak Emir”. Açıklamaya göre yüksek seviyede biri olmam gerekiyor.

Bu yüzden, öncesinde orada yoktu. Aniden seviye atlattıkları için bu canavarlara teşekkür etmeliyim (Sanırım).

Yüksek seviyede olmamı gerektiren şarta rağmen… Bu sadece bir kralın astlarından daha güçlü olması gerekmesiyle aynıydı.

Şimdilik bunu bırakalım.

Çok ilgilendiğim bu kısım.

Her hangi bir emir kabul edilecek.

Bahse girerim liseli her erkek gücümü kıskanacaktır.

Görüş alanımda Hamakaze vardı.

“Wha…”

Hamakaze iki dolgun tepeyi göremeyeceğim bir yere saklanmak için arkasını döndü.

“Sapık! Tacizci!”

“Gürültülü değil misin… Burada yapmak ister miyim? sadece sana bir el uzatacağım bu zindandan bir kez çıkana kadar. Şimdilik güvendesin.”

“Nasıl güvende hissedebilirim? Reddetme hakkım ne olacak?”

“Yok.”

Açık bir şekilde söyledim.

“Hayvan! Sadece ölmelisin!”

“Yeniden canlanıp güçleneceğime rağmen…”

“Anlamadım!?”

Göğsüme vurdu.Sonraki sefere sırtını okşayacağımı düşünüyordum ama sonraki söylediği şey beni durdurdu.

“Sen… ve Ben… Her şey,Anlamıyorum. Bu şeyleri öldürmek… Bir kahraman olmak…”

Yumruklarını sallaması yavaşça zayıfladı.

“…Ben… Anlamıyorum!”

Genelde saf kız sesi edasını kaybetti ve zayıfladı.

“Bunu istemiyorum… Bu yer neresi… Niçin bu oldu!?”

Hamakaze çömeldi ve ağlamaya başladı.

Bu kadar geldikten sonra kalbi dayanamıyor gibi görünüyordu.

Dalgakıranlar bizi gerçekliğin bozulmasından koruyordu.

(Ç.N dalga kıran nedir die sormayın. Burda niye böyle dedi anlamadım :D )

Hislerini anlamıyorum gibi değil. Bahse girerim burnumdan akan sümükle Hamakaze’yle aynı yerde ağlıyor olacaktım.

Ruh halini bir ölçüde anlayabiliyorum.

-Bu yüzden, Hamakaze’yi “benim” yapmak için bir şans olabilir.

Böyle kötü bir insanım. Sadece bunun hakkında düşününce…

“… Oi, Hamakaze.”

“…Ne?”

“Neden bu karmaşanın içinde olduğumuzu düşünüyorsun?”

“…Ne iyi bunu soran olmak…”

“Sadece cevap ver. Neden böyle düşünüyorsun?”

Hamakaze anılarına gittiğinde sebebini anladı.

“… Tanrıça tarafından çağrıldığımız için mi?”

“Tam olarak değil.”

“Eh… ? O zaman, Nedir?”

“Samejima”

Hiç zaman kaybetmeden hızlıca intikam hedefini belirttim.

“N-Neden? Demek istediğim, bu kişi bizden rica etti değil mi?”

“Ah, tam olarak.”

“O-O zaman-”

“Ama, reddetme hakkımız vardı. Bunu kim elimizden aldı?”

“B-Bu…”

Hamakaze kararsızdı. Gerçek suçlunun kim olduğunu fark etti.

“O.Memnun bir şekilde kabul etti ve hepimiz bunun yanı sıra gittik…”

Hamakaze’nin kulağına fısıldadım.

“Seni kenara attı ve sana ihanet etti.”

“—!!”

İstemsiz bir şekilde dişlerini biledi.

Sonunda içini öfke ve sinir doldururken gözlerini gerçeğe açmış gibi görünüyordu.

Buna dayanmasına rağmen. Neden bilmiyorum, ama bilmeme gerek yoktu.

Sadece duygularını bastırmaya ihtiyacı vardı.

“…Neden… ben… terk edildim…?”

Ağlama sesi zayıf bir şekilde dışarı sızdı. Hamakaze ebeveynlerine yapışan bir bebek gibi kolumu kavradı.

“Zayıf olduğundan dolayı”

Kolumu salladım ve bıraktı.

“Ben… Samejima’yı… sevdim… Denedim, biliyor musun? Korkmama rağmen daha güçlü olmaya çalıştım…”

“Onu seven çok kişi var. Gidersen bir sorun olmayacaktı.”

Soğuk bir ses çıkardım.

“…Sanırım.”

“Evet.”

Ona sempati duymuyordum.

“U… Uuu….!”

Ama bu yeterli olmayacak. Burada onu müttefikim yapacağım.

“Hamakaze.”

“…Eh?”

Kollarımda ağlayan Hamakaze’nin kalçalarına koydum ve ona sarıldım.

“Kat-Katsuragi? N-Ne yap-”

“Ben seni terk etmeyeceğim.”

Kırılgan kalbi aşırı tepki verdi.

“Beni terk … etmeyecek mi…?”

“Ben ondan farklıyım. Seni istiyorum. Benim yanımda olmanı istiyorum.”

“İmkanı yok… Ben olmasam bile , Katsuragi…”

“Hamakaze!”

Kucaklamamı güçlendirdim. Hislerimi aktarmasını istiyordum.

“Beni takip et. Seni terk etmeyeceğim. Bir çok kez bunu söyleyeceğim. Seni istiyorum.”

“Katsu…ragi…”

Bana bakan yaşlı gözlerinde küçük bir ışık belirtisi kalmıştı. Yalnız kalırsa ölecekti.

Geçmişteki benim gibi.

“Beni … kabul edecek misin?”

Gözlerini kapadı ve göz yaşlarıyla ıslanmış yüzünü daha yakına getirdi.

Isırmaktan kanlanmış dudaklar gözlerimin içine geldi.

Ona sempati duymuyorum.

Onu rahatlatmıyorum.

Bu iyi. Sadece onu benim müttefikim yapacağım.

Bunun hakkında daha fazla düşünme.

Harika bir astım oldu.

Bu kadar.

“Hamakaze…”

“Mhm…”

İlk öpücüğümün tadı kan gibiydi.

O gün gerçek bir kölem oldu.

(Ç.N Harem +1 mi ne :D hadi bakalım ilk kızı attık cebe :D biraz hızlı tavlıyo gibi ama np :D)

Useless notu: Bu seriyi ari ile karşılaştırmayın bence :D

Yorum Yap "For 8 - Altıncı Sefer"