Tankların Tarihi Günceli

For 4 - Gereksiz Yem

Eylül 30, 2016


Çeviri için YuusHa, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

Bu Bölüm Hasan kardeşimize gelsin.

“Suyun ruhları, bu hayvanı vuracak mermiler olsun! Mitralyöz sıçraması!”


(Ç.N “Splash Gatling” diyor burada bir mitralyözün kurşun yerine su sıktığını düşünün :P)

Su mermileri havadan Rigallerin üzerine düştü.

Etrafımdaki diğerleri ard arda aynı şeyi yaptılar; çoğunu temizlediler ama çok fazla büyü harcadılar.

Yine de etrafımızı kuşatan canavarlar vardı.

“Kahretesin! Çok fazla var!”

“Herkes! Sakin olsun!”

“Acele edin ve daha fazla büyü sıkın! Bir çıkış yolu açıyoruz!”

Odada bağırışlar uçuşuyordu.

Canavarlar ve sınıf arkadaşlarım birbirine karışmıştı.

Canavar evini tetikledik ve grubumuzun paniklemesine neden oldu.

“Çıkış yakında, bir yol açın! Ne gerekirse yapın!”

“Ateş ruhları, bütün düşmanlarımı küle çevir! Yakıcı Dalga!”

“Rüzgar ruhları, Bize bir yol aç! Sonik Dalga!”

Girişin yanındaki öğrencileri emirlerimi dinlendi ve en güçlü büyülerini  birbiri ardına kullanmaya başladı.

Ateş ve rüzgar dalgaları Rigalleri yanarak ve keserek ışık haline getirdi.

Fakat, bir kurt zıpladı ve saldırıyı atlattı;

“Wha- Phage! Bu şey ne!?”

“Bir Büyük Kurt! Güçlü ve zekidir! Hızına karşı dikkatli olun! Bu herif bu zindanda olmamalıydı!”

Phage’in tavsiyesini duyunca duyularımı Büyük Kurt’a odakladım.

Kurt hemen keskin dişleriyle ısırmaya çalıştı.Kenara yuvarlandım ve hızlıca ayağa kalktım.

“Tch…!”
“Grrrrrr”

Hareket etmeden birbirimize baktık.

Dahası, sonunda bu yerden çıkmanın yolunu buldum.

“Çocuklar! Bana biraz ışık yakın! Ondan sonra merdivenlere kaçın! Anladınız mı?!”

Savaş çok yoğundu, emirlerim herkese ulaştı mı bilmiyordum. Ama hiç bir şey yapamazdım. Çünkü kendi hayatım daha değerli!

“Oh kutsal ışık! Güneş ışığı’nın parlaklığı karlığın üstünü kaplasın! Parlama!!”

Sağ elimi savurdum, büyü depolanmış bir top gökyüzüne uçtu.

İlahi bir ışık, patlama sesiyle birlikte odayı kapladı. Canavarlar acı çekerken, hemen girişten geçip merdivenlere koştum.

Herkes de aynı şekilde yaptı. Fakat bir kız Büyük Kurt tarafından yakalandı.

“Yardım edin! Birisi yardım etsin!”

Kimse kızın yalvarışına dönüp bakmadı,sadece kendilerini korumayı düşünüyorlardı.

“Ah, Shuri!”

“Oi, Satou! …Tch!”

Yanıma doğru koşan Satou  durdu ve geri döndü. Kılıcımın kabzası ile boynunun arkasına vurdum ve bayılttım.

Onu tuttum ve dışarıya taşıdım.

Bu en iyisi içindi.Kullanamayacaklarımı atmak, hayatlarını kullanabileceklerimi bulundurmak.

“Acele edin! Bize yetişiyorlar!”

Göz kamaştırıcı ışık dağılmaya başladı ve canavar grubu peşlerinden kovalamaya başladı.

Kahretsin, kahretsin, kahretsin, kahretsin!

Dövüş Büyümün çoğu tükenene kadar sürdü.

Büyü senin ruhundu. Azaldıkça düzgün düşünmek zorlaşırdı.

Bu kaçınmak istediğim tek şeydi.

(Ç.N arkadaşlar daha öncede yazdım Magic statını cümle içinde büyü olarak kullanıyorum ancak yerine göre ing haliyle bırakabilirim yani vatandaş bu yüzden yusuf yusuf :P)

“Ben… Ölüyor muyum…?”

“Hayır! Ölmek istemiyorum!”

Tek tük ölüm korkusu ve çaresizlik sesleri duyabiliyorum.

Belki de çok fazla büyü kullandılar ve düşünceleri zayıfladı.

Sadece fiziksel saldırılar kullanabiliriz gibi görüyor.

“Bu adamlardan nasıl kaçabilirim…Nasıl!?”

“…Hm? Wah!? Bu grupta ne!”

Kulağıma sağlıklı bir ses geldi. Çaresizlikle boğulan biri değildi.

Bakınca Sakuragi’yi gördüm.

–Bu durumu nasıl bozacağıma dair iyi bir fikrim var.

“Oi! Sakuragi! Merdivenlere koş! Tüm hızınla! Bir grup canavar bizi takip edip kovalıyor!”

Sakuragi’ye emir verdim. Kişiliğiyle reddetmezdi.

“N- Yalan söylüyorsun, kahretsin!”

Düşündüğüm gibi merdivenlere koşmaya başladı. Arkasına dönüp kaçmaya çalışması mümkündü.

Çöp merdivenlere en kısa yoldan ulaştı. Hızlı bir şekilde merdivene ulaştık.

Kaldırmaya çalıştı.

Ve bu mükemmel bir zamandı.

“Teşekkürler, Katsuragi!”

“Eh?”

Yüzü benim minnettar kelimelerime inanmayan bir ifadeye dönmüştü.

Bir süre hareket etmeyi kesti.

Hala orada duruyordu.

“Ateşin ruharı! Herşeyi yakın! Ateş topu!”

Ona bir ateş topu fırlattım.

“N- Whoaaaa!”

Kıyafetleri yanarken, ateş etrafını sardı.

O anda acı ve ızdırap içinde bağırdı.

“Herkes! Bu şansı kalkmak için kullanın!”

Sözlerime sınıf arkadaşlarım benden sonra tırmandılar.

Ruhum zayıflarken, kaçmaktan başka bir şey düşünemiyordum.

Askerler hatalarımdan şikayet etmediler. Sadece Phage bana sessizce dik dik baktı.

“Herkes burada mı!?”

“Bekleyin! Ben hala burdayım!”

(Ç.N salak salak harbi salak ulan kim yaktı seni hala mı anlamadın hay gerzek L bu yazar fazla abartmış saflığı bi insan bu kadar saf olamaz ya :D)

Boğuk ses Katsuragi’ye aitti. Kıyafetlerinin bazı kısımları yanmıştı, bu kısımların altındaki deri kararmıştı.Belki de yanmıştı.

Dört ayak üstünde merdivenlerden çıkmaya çalışıyordu. Arkasında canavarlar takip ediyordu.

“Kes sesini. Önemli bir rol aldın. Herkes! Bu çocuğu aşağı itmeme yardım edin! Böylece canavarlar gelmez!”

“N-”

“Gerçekten mi!? Gerçekten mi!? “

“Yaşayacak mıyız…?”

“Zorundayız… Yoksa öleceğiz!”

Bundan sonrası gülünçtü.

Biri Toprak büyüsüyle Katsuragi’nin adımlarını durdurdu ve çocuklar onu aşağı itti.

Ve sonra tereddütsüz onu canavarların içine attılar.

“Ah”

Aptalca bir ses, aptalca bir yüz.

Katsuragi kolayca canavarların içine düştü, altlarına gömüldü. Görünürde hiç bir izi kalmadı.

Kemik iliklerine kadar yenilmiş olmalıydı.

Bu düşünebildiğim en iyi yöntemdi.

İblisleri durdurmak için, bir yem lazımdı. Fakat biz kahramanlar yem olamazdık.

Ama biri vardı.Bizim işe yaramaz sınıf arkadaşımız, Katsuragi.

Eğer o “Yeteneksiz Kahraman” ise ülke umursamazdı.

Onurlu bir rolü karşılamıştı. Canavarlar onu yemeye odaklandı.

“Gördün mü Katsuragi. Muhteşem değil mi; sonunda faydalı oldun.”

Merdivenleri büyüyle mühürledim böylece dışarı hiçbir şey gelemeyecekti.

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

…Ugh… Neredeyim….?

(Ç.N sonunda şu ibnenin bakış açısından çıktık oh bee dünya varmış içim bunaldı o pezevengin bakış açısından bakarken T.T)

Vücudumu kımıldatamıyorum. Hatıralar başıma akıyor.

Samejima tarafından kandırıldım, yem oldum ve canavarlar tarafından yendim.

Ne berbat bir hayat…

Ama sanırım bu iyi. Bu çocuklardan kaçabilirdim.

Onlarla tekrar karşılaşırsam ne olursa olsun onları öldüremeyeceğim.

Onları bir kez öldürmek için, hayır ölene kadar onlara işkence edeceğim. Ölene kadar onlara acı çektireceğim.Bana yaptıkları gibi parmaklarını ezeceğim, hayalarının etini soyup kafalarını kıracağım.

Ve sonra, sonunda tazelenmiş hissedeceğim. Sonra bana ne olacağını umursamıyorum.

…….Dur biraz…

Şuanda bilincim var… Bunun anlamı, sonraki hayatıma reenkarne mi oluyorum.

(Ç.N reenkarne bildiğiniz üzere yeniden hayata gelmek.Sonra ki hayatıma demese yeniden hayatamı geliyorum olarak çevircektim ancak sonraki hayatım dediği için reenkarne olarak bıraktım:D)

Bu tek açıklaması!

Bu sefer bir özel güç alacağım ve bir harem oluşturacağım!

Bu olmasa bile en azından evlenmeme ve keyifli bir hayat sürmeme izin ver!

Pekala! Gidelim.

Diğer dünyada hayata geri dönelim.

Bu aklımdayken gözlerimi açtım.

Şok oldum. Açılmayacaklarını düşünüyordum.Ama sebebi bu değildi.

Bir nedenle, gözlerime gelen şey-

“-Huh?”

Öldüğüm zindan “Rigal Mağarası”.

(Ç.N haha sonunda başlıyoruz :D Kan Vahşet İşkence Ölüm Savaş Kızlar Harem çok pis gaza geldim beee……. Tabi daha öncede söylediğim gibi okurken çevirdiğim için ne var ne yok bilmiyorum haha :P)
Useless Notu: Beyler çevirmen arkadaşı biliyorsunuz. Onun için Yorum=Bölüm kavramı mevcut :D arada yorum yok kimse yorum yazmıyor ben bu seriyi bırakıyorum diyor :D bence siz çok yorum atın daha fazla çevirsin göreyim sizi :D yüzümü kara çıkarmayın :D

Yorum Yap "For 4 - Gereksiz Yem"