Dünyanın Oluşumu Günceli

For 2-1 - Samimiyet

Eylül 30, 2016


Bu dünyada iki tanrıça vardı. Ama karşı taraflara aitlerdi

Tanrıça [Claria]. İnsan ırkının taptığı muhteşem tanrıça. Görünüşü güzel ve gelişme çağındayken sevgiyle dolup taştığı söylenebilir.

Claria’ya rakip tanrıça.

Adı [Messiah]. Şeytanları yöneten iblisin vücut bulmuş hali.  Tüm vahşet şekillerini yaparken şehirlere saldırıp işgal ediyordu. Halk devrilmiş ve bir adamı öldürülmüş olacaktı.

Bu zıt tanrılar savaşmaya devam edecek ve dünyayı da dahil edeceklerdi.

[Claria] insanları korumak için. [Messiah] dünyayı ele geçirmek için.

Yetenekleri bir birlerine rakip olmasına rağmen, taktiksel denge belli bir varlık tarafından çarpıtılmıştı.

Kahraman Terias.

[Claria]’dan aldığı kutsal korumadan sonra elde ettiği kuvvetli güç ile [Messiah]’ın gönderdiği şeytanları bir biri ardına yendi.

Ve, sonunda, kahraman ve [Claria] [Messiah]’ı mühürlemeyi başardı.

Rostalsia bir kez daha huzura kavuştu-

(Ç.N niyeyse bu bana biraz çarpıtılmış bir hikaye gibi geldi :D ama neyse bakalım claria dan böyle bir amaç sanmıorum :D)

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

“–Fuu……..”(Daichi)

Az önce okuduğum kitabı kapattım. Bu tarih kitabında bu dünya ve ülkeyle ilgili kabaca bir bilgi öğrendim.

Şuan da asil kütüphanesinin dördüncü katındaydım. Tarih bölümünün bir köşesinde. Sonraki zindana gitmeden önce hâla yapmak istediğim şeyler vardı, bu yüzden hala Rostalgia’dayım.

(Ç.N royal kelime hem kraliyet hem asil demek ama kraliyet dersem burada saçma olur dedim malum ölmüş olması gerekenlerin sarayda işi ne:D)
(Dn: İşin ilginç kısmı da orada. Merak duygusuyla insanı bağımlı hale getiriyor bunlar.)

Oda üç kişilikti. Leadred’in getirdiği bir mücevheri para için sattık.

Sonuçta, bir zindan muhafızının para durumu farklı.

Asil kütüphanesine girmek için gereken parayı Leadred’ten aldım.

Bir kölenin malı efendisinin malıdır. Endişelenmeme…… gerek yok… Endişelenmiyorum…

Okurken ve bir erkek olarak gururumla boğulurken içeri biri geldi ve arkamdan konuştu.

“Daichi-sama hazırlıklar tamamlandı.”(Shuri)

Kızın ismi Hamakaze Shuri. Unutulmaz bir numaralı kölem.

Görünüşe göre ona verdiğim görevi tamamlamış.

“Öyle mi?”(Daichi)

Kitaplarımı bir dağ gibi kenarda biriktirdim ve ellerini tuttum.

“Tamam, bir kez daha bana yolu göster.”

“… Kesinlikle bana yolu göstermeme izin verdin.” (Shuri)

Hamakaze vücudunu yaklaştırdı.

… Hoş his yüzünden hiçbir şey söylemedim… Başka yere bakmanın acı verici olduğunu söylemeye gerek olmamasına rağmen.

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

Hamakaze’ye bir ödül sözüm vardı.

Sıradan maceracı kıyafetleri içinde değildi, o ve Leadred eşleşen hizmetçi kıyafeti giyiyor gibiydi.

Neden hizmetçi kıyafetleri? Hamakaze’ye sorduğumda, erkeklere özgü bu tür bir bilgiyle cevabımı aldım.

“…Yine de tuhaf zevkleriniz var. Benim gibi biriyle olmak istediğiniz için…”(Daichi)

(Ç.N lan bırakta olsun o kadar biri sayende ölümden döndü öteki yüzlerce yıl seni bekledi :D solucan olsan gene severler seni :D)

Hamakaze’nin istediğini soruncaBir gün beraber olmak’tı. Diğer bir deyişle, benimle beraber kalmak istedi.

“Daichi-sama huysuz.”(Shuri)

“..Ne?”(Daichi)

“Hislerimi bilmelisin.”(Shuri)

“… Onları bilmiyorum.”(Daichi)


Son zamanlarda Hamakaze konu buraya geldiğinde oldukça saldırgan bir tutum sergiliyor. Ayrıca neden senin hislerini anlamam gerekiyor, benimkileri anlıyorum.

(Ç.N hiç sanmıyorum :D)

Her an bir kenara atılabilecek bir vücuda sahibim.

Şuan da bu düşünceler onun yüzünden şiddetleniyordu. Daha öncede bu şekilde moralim bozuldu.

Soytarıyı oynadığım için sevilmiyor değilim. Acı çekerken bir çok maske takıyorum.

Onunla fiziksel bir temasta bunun bir parçası. Bu yüzden her şeyden önce Hamakaze’nin acı çeken kişi olması garip olmamalı.

Yine de bu ikilemin zincirlerinden kendimi kurtaramıyorum.

Benim için bu şekilde yaptığım şeyler nedeniyle olmalı.

“…Hu? Ne yapıyorsun? Bugün çıkıyoruz diye tereddüt etme.”(Shuri)

“….Doğru…Evet.”(Daichi)

Konuşmayı bıraktım. Fakat bana baktı ve konuşmaya devam etti.

“Gerçekten gitmek istediğim bir yer var. Doğruyu söylemek gerekirse başından beri Daichi-sama’yla oraya gitmek istedim.”(Shuri)

“O zaman ödüloraya gitmekolsa iyi olmaz mı?”(Daichi)

“Hayır, çünkü o zaman bütün emeklerim boşa gitmiş olacak.”(Shuri)

“…Hey, edepsiz olma.” (Daichi)

“Daichi-sama benim hakkımda endişelenmeyi kesebilir misin.” (Shuri)

… Çünkü bu şekilde  olmuş olabilirdi, hemen cevap veremedim.

(Ç.N ulan ne oluyor zerre bişi anlamadım shuri daichiyi eve atmayı planlıo gibi bi his var içimde ama bu kısmı da çok saçma yazmışlar zerre bişi anlamadım ne okuduğumdan ne yazdığımdan T.T)

“Peki, iyi. Yani, neresi? Söyle.”(Daichi)

“…Reddetmeyecek misin?”(Shuri)

“Sözümü bozmayacağım, hadi söyle.” (Daichi)

“Anladım… Gitmek istediğim yer…”

(Ç.N yazmıorum artık konuşmaların yanındaki simleri eğer konuşmalar birbirine girerse yazarım :D sn başı yazmak sıkıntı)

Bir şekilde yalnız bir şekilde gülümsedi ve neresi olduğunu söyledi.

“-Kraliyet Sarayı.”

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

Buraya geldikten sonra gördüğüm her şey azap ve kederdi. Burada tek başıma acı çektim ve yemek olmak için atıldım.

Her şeyin başlangıcı.

Rostalgia’nın kraliyet sarayı.

Hamakaze ve ben kapının önünde durduk.

“Buna tekrar bakınca hala devasa görünüyor.” (Daichi)

Çevresi üzerinde yükselirken ciddi saldırılara karşı koyması için yapılmıştı.

Hiç bir tepki yoktu. Etrafta kimsenin olmamasıyla hava sessizliğe bürünmüştü.

“…………”(Shuri)

Sadece tek bir yere bakıyordu.

Neresi olduğunu bilmiyorum ve bilmem gerekmediğini düşünüyorum.

“……….”(Shuri)

Mutlak bir sessizlik içinde orada duruyordu.

Ruhsuz bir kukla gibi.

Bir gözyaşı damlası yanağından düştü.

Neyi düşünüyor? Normalde burada olması onun için garip olmayacaktı. Zindanda  Ölümkorkusundan bana bağlılık yemini ettiğini düşündüm.

Benim için sadece iyi niyeti olabilir çünkü bunun yaşaması ve intikamını alması için gerekli olduğunu düşündü.

Bu yüzden buraya gelmeyi istediğinde Ah,sonuçta böyle oldudiye düşündüm. Bir işçi tepkisi gösterdim.


(Ç.N burada cooly dio anlamı asyalı işçi demekmiş vasıfsız eleman çin malı üreten işçi kısaca :D amele anlamıda varmış işçi olarak çevirdim o yüzden :P)

“—…” (Daichi)

Göğsüm acıdı.

(Ç.N Shuri Daichi kebap yaptı :D diomuşum :P)

Sadece kısa bir süre geçmesine rağmen, bu his çok uzundu. yavaşça bana döndü.

“………Daichi-sama.”

“…… Noldu?”

“…Ben, sanırım buraya gelmen gerekiyor.”

“…Neden?”

Çünkü görüldük.

Her neyse sadece bu tür şeyleri düşünüyordum.

Fakat, böyle bir ihanet beklentisi.

“– Çünkü hislerimin gerçek olduğunu anladım.” (Shuri)

Hamakaze gülüyordu.

Koştu ve bana sarıldı. şaşırıp kalmama neden oldu.

Donmuş düşüncelerin sonunda tekrar harekete geçti.

“….Hamakaze?” (Daichi)

“Kapıda Samejima’yı gördüm.”(Daichi)

“……. Yani benim için olan hislerinin gerçek olup olmadığını mı söylüyorsun?”(Daichi)

Bunu söylediğimde, Hamakaze’nin içine doğdu gergin gözlerimden.

“Dalga geçiyorsun…değil mi?…. Belki de beni tanımıyorsun?” (Shuri)

(Ç.N noluoz lan tsundereye mi bağlıyor nie böyle dedi şimdi bu?)

Gülümsemesi birden kızmış gibi değişmesine rağmen.

“Hayır… Sadece, tamam… Geçmişte yaptığım gibi Hmm? Bir ihtimal benimle ilgileniyor olabilir misin? gibi imalı şeyler söyleyerek büyük bir yanlış anlaşılmaya neden olmak istemiyorum.”(Daichi)

Çok üzücü olduktan sonra, bu elbette benim yanlış anlamamdı. Bu aracığıyla gönderilen acıma tabi ki benim yanlış anlamamdı.

“Her neyse, beni sevmeyeceksin de  kimi seveceksin?”

“….Tüm saygımla Daichi-sama bu kabalık.” (Shuri)

“İşte…tamam, biliyor musun?”(Daichi)

“Evet. Fakat, Bu tarz Katsuragi’yi seviyorum.” (Shuri)

“——-”

Sürpriz bir itiraf.

Dahası, aklım çalışmayı durdurdu.

“Biliyorum söylemek bencilce. Fakat lütfen beni duy.” (Shuri)

(Ç.N beni duy demiş ama beni gör türkçede daha mantıklı geldi sanki ama değiştirmedim nasıl anlarsanız öyle anlayın :D)

Küçük gözleri benimkilerle buluştu.

“Bir şekilde Katsuragi fena şeyler söylerken ve sızlandığında bile çok kibar bir şekilde yapıyor.” (Shuri)

“Bu senin hayal gücün. Hala zaman varken geri almalısın.”(Daichi)

“Sevdiğim Katsuragi’ye yardım ederken ölmemek için daha güçlü olacağım.” (Shuri)

“Sadece güçlü bir tane istedim. Hamakaze bu şekilde olduğunu düşünmüyor musun?”

“Kötü biri rolünü seçerken Katsuragi bana yaşamak için bir neden verdi.”

“Öyle değil…..Ben…”

Ağzımı parmaklarıyla kapalı tuttu.

“Katsuragi’nin ne düşündüğü önemli değil, bu alakasız. Çünkü hislerim değişmeyecek.”

Yüzünü yaklaştırdı.

…. Bir çok defa gördüğüm bu güzel yüz.

Erik kırmızısına boyanmış gibi görünen yanakları ve göz yaşlarıyla nemlenmiş yuvarlak gözleriyle. Yumuşak pembe dudakları ve düz dalgalı saçları.

Kocaman sıcak bir bakış. Nefesini duyabileceğim kadar yakın. Burunlarımız değdi.

Sonra da dudaklarımız.

“Seni seviyorum, Katsuragi.”

İkinci kez beni öptü. Hoştu.

(GhOsT nOtU: çevirmen arkadaşım hani +18 sahnesi nerede bunun okuyucularımız hayal kırıklığı yaşamasınlar sonra  :/ )


Yorum Yap "For 2-1 - Samimiyet"