Tankların Tarihi Günceli

For 13 - Yüzeye Dönüş

Eylül 30, 2016


Çeviri için YuusHa, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

(Ç.N Bu bölümü  “CountAllucard” a armağan ediyorum üşenmedi 100 küsür yorum attı :D )

“Ben, bir…kahraman?”

“Evet. Buraya mühürlendim böylece sana hizmet verebilirdim. Söylediğim gibi benim gibi mühürlenip onları serbest bırakmanı bekleyen başkaları da var. Ve sonra, insan ırkını yok edeceğiz.’’

Ah, kahretsin. Başım ağrıyor…

“… Bekle bir saniye.”

Kendimi dizginlerken ellerimi şakaklarıma bastırdım.

“Sorun nedir?”

“Sonunda hala bir kahramanım. Tamam mı? Bunu ilk önce ortaya koymam gerekiyor.”

“Evet, farkındayım. Bir kahramansın.”

“Değil mi? O zaman, öylece insanlığı yok edemem, değil mi?”

Bunu yaparsam tanrıçanın ne yapacağı hakkında hiç bir fikrim yok.

Patlarsa orada ve o anda varlığım öylece son bulabilir.

(Ç.N buradaki patlama bir anda öfkesini açığa çıkartmak olan patlama ona göre tanrıçanın kızacağından bahsedio )

“Evet, ama söylediğim gibi senin amacın bu.”

“İnsan ırkını yok eden bir kahraman hiç duymadım!”

“?”

Leadred hafifçe başını eğdi.

…Bağlandığımızı düşünmüyorum…

Beni bir kahraman olarak da onayladı. Belki de onun tanımladığı kahraman farklı mı?

“Leadred.”

“Lütfen beni Akina olarak çağır-”

“Leadred. Bildiğin kahramanı bana açıkla.”

“… Anladım.”

Hoşnutsuz görünüyordu ama uydu.

“Bildiğim kahramanlar bizi evlerimizi yok eden ve hazinelerimizi çalan canavarlardan korur.

Bunlar düşmanlarıyla doğrudan cesurca savaşan ve müttefiklerini koruyan kişiler.

Bize umut ışığı veren ve bizi çaresizliğin karanlığından kurtaran kişi.”

Ortasında saygılığı bir gözle bana baktı.

“… Anlıyorum.”

Hala anlamıyorum… Leadred benim gibi tam olarak aynı kahramanı tanımladı.

… Sakinleşmem ve onunla tekrar konuşmam gerekiyor gibi görünüyor.

… Demişken, bu kahramanlık meseleleri ile ilgili konuşmaya başladıktan sonra önemli bir şeyi unuttum.

“Leadred. Sormak istediğim bir şey daha var…”

“Hm, cevap verebilirsem.”

“Zindanın alt katlarına gidersek yüzeye geri dönebilecek miyiz?”

Bizim asıl isteğimiz buradan çıkmak ve aynı acıyı Samejima’ya vermek.

Ne kadar hızlı çıkarsam, o kadar iyi.

Demek istediğim, Leadred’den daha güçlü birini yenebileceğimi sanmıyorum.


“Evet, bir ışınlanma büyü çemberi hazırlıyorum.”

“Anlıyorum! Sen… hazırlıyor musun?”

Hazırlamak? Hazır değil mi?

Şüphelerim hızlıca kalktı.

“Burası Rigal Mağarası’ndaki en alt kat. Ve ben bu yerin koruyucusuyum.”

Savaştığımız zamana kıyasla bana gülümsedi.

“Zindan temizlendi. Tebrikler, Kahramanlar.”

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

“İlk bize vurduğunda. Bize ‘Oni Baskısı’ ile vurdun değil mi?”

“Evet.”

“Hamakaze bu yüzden gerçekten berbat oldu. Bu yetenek yüzünden ruhu kırıldı.”

“Ama hareket etti, değil mi?”

“Bu yeteneğim ‘Mutlak Emir’ yüzündendi.”

“Ah. Anladım!”

Leadred biz kahramanları, “Reddedilmişin İntikamı”  ve “Mutlak Emir”’i anlamış gibi gözüküyordu.

“Kaçtığı ilk sefer Hamakaze benim emrim altındaydı.”

“… O zaman çoktan senin tuzağındaydım… Etkileyici.”

“Ölmekten korktum, düşününce… Peki, biliyorsun, çok pis yenildim… Ama bu iyiydi. Benim rolüm senin dikkatini dağıtmaktı. Bundan sonra sen fark edemeyeceğin zaman bir şekilde emir verecektim.”

(Ç.N “ I did get my ass handed to me” bunun deyim olduğunu anlamasam size güzel bir çeviri verirdim :P)

“Demek o çığlık…”

“Aynen, Bu senin benim sonumu getirmene çalışmam için değildi, Böylece bunu duyabildi ve onu sana sapladı ve büyü ateşledi.”

“Beni kandırdın ve öldürdün. Aferin.”

Leadred’in rehberliğinde Hamakaze ve ben odanın sonuna gittik.

Nasıl mı hissediyorum? Harika. Bunun hakkında konuşunca apaçıktı.

Demek istediğim, az önce zindanı temizledik. Haz kadar acı hissettim, ama buna değerdi.

Bugün güzel bir gün. Bu hatırlanılmalı. Haydi yapalım.

Hatta böyle keyfini çıkarttım.

“Mutlu görünüyorsun, Daichi.”

(Ç.N tabi sen değilsin kesin ne de olsa Boş bi kız daha geldi :P :P :P)

“Ah, fark ettin mi?”

“Evet.  Düşündüğün her şeyi biliyorum.”


“Hm… O zaman, tahmin etmeye çalış.”

Bilesiniz diye söylüyorum bundan sonra sadece biraz yemek yemek ve barınacak yer istiyorum. Bir süre dinlendikten sonra biraz bilgi almak istiyorum. Bir kölelik boş yerim var bu yüzden yeni güçlü bir köle istiyorum.

“Basitçe söylemek gerekirse, yemek yedikten sonra biraz dinlenmek istiyorsun. Bundan sonra Leadred ile sonraki zindanın yerini öğrenmek için konuşmak istiyorsun.Yeni bir köle istiyorsun.”

“Wow. Nasıl-!?”

Demek bu telepati…

(Ç.N telepati???????)

Bakış açısını değiştirdikten sonra ironinin bir sınırı var.

“Tahmin için bir ödül alacağım değil mi?”

“Tabi ki hayır… Kapılıp gitmiyor musun?”

“Senle aynı. Ben de mutluyum, senin tarafından kullanıyor olmaktan.”

“…Anlıyorum.”

Bu konuda şimdi düşününce eskisi gibi sırıtıyorum.

Belki bunun yüzünden olabilir.

“-Kahramanlar, geldik.”

Havadan sudan gevezelik ettiğimden beri bir süre oldu.

Leadred arkasına döndü ve bizi büyü çemberinin içine çekti.

Basit bir odaydı.

Sadece bir büyü çemberi olan kare şeklinde bir oda.

Sadece taşıma için yapılmış gibiydi. Birazcık gergindim…

“Leadred bu bizi gerçekten yüzeye götürecek mi?”

“Evet. Işınlanma büyüsü yaparsak sorun olmaz. Sadece benim zamanlamamla eşleşin. Yoksa, büyülü çember başarısız olur, giriş mühürlenir ve bu zindan artık var olmaz.”

“Bu korkutucu…”

“Bu odayı kullanmak için koruyucuyu yenmek zorundasınız, bu yüzden bu benimle birlikte her şeyi parçalara ayırıyor.’’

Anlıyorum…

Bu mantıklı.

Aynı tuzağı yapacağım. Sonunda yüzeye geri gidebildikten sonra, onları çaresizlik içinde bırakacağım.

Bunu Samejima’da denemek istiyorum.

Sanırım bu tuzağı yapan kişiyle anlaşacağım.

“O zaman, herkes hazır mı?”

“Evet. Sorun yok.”

“İyiyim.”

Çemberin etrafında el ele verip bir çember yaptık. Odayı büyülü bir ışık doldurdu.

Bir kar gibi güzel kristaller bizi kutsuyormuş gibi odanın etrafında dalgalandı.

“O zaman, hadi gidelim. 3,2,1-”

“Işınla!”

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

Mavi gökyüzü, beyaz bulutlar. Parlayan Güneş.

Duvarlar, kan kokusu ve durgun hava yok.

Bir yöne bakınca, yeşil kırlar.

Rüzgarın yanaklarıma hafifçe dokunması.

Geri geldim… Cehennemden.

Geri geldim.

İçimdeki heyecan hissi.

Bunu şekle sokarak bağırdım.

“Gerriiiiiiiii Döndüüüümmmmmmmmmmmmmmmm!!”

Buraya geldiğimden beri 11 gün ve sınıf arkadaşlarım tarafından terk edildiğimden beri 4 gün oldu.

Yedi defa öldükten sonra- Zindanı temizledim.

(Ç.N evet arkadaşlar için razı olmadı Vol 1’i bitirmeden vize arası vermeye o yüzden vizelerden önce Vol 1’in son bölümünüde çevirdim. Ayın 8inde vizelerim bitecek inş ondan sonra Vol 2 ile devam edeceğim aklımda güzel planlar var ama bu planları beraber yapacağız. Unutmayın bir savaşı her ne kadar kumandan yönetsede askerler olmadan bir şey yapamaz göreyim sizi doldurdun şuranın altını :D


Yorum Yap "For 13 - Yüzeye Dönüş"