Tankların Tarihi Günceli

For 12 - Kahraman

Eylül 30, 2016


Bu karanlığı görüşümün ikinci seferi. Oldukça iyi hissettirmesine rağmen, buraya bir günde iki kez gelmek, pek günümde değilim sanırım.

“Ve? Beni tekrar mı öldüreceksin?”

Beni daha önce öldürmeye çalışan kişiye başımı çevirmeye çalıştım. Oh? Başımı hareket ettiremiyorum. O zaman vücudum… Eh, o da hareket etmiyor.

“Hayır.”

Öncesinden farklı olarak kız reddetti ve gülümsedi.

“Teşekkür ederim.”

“…Huh?”

Beklenmedik minnettarlık aptalca bir ses çıkartmama neden oldu.

“Teşekkür ederim, Minnettarım.”

“Hayır hayır hayır! Hepsini daha fazla tehlikede hissetmem için söylüyorsun!”

“Teşekkürler. Gerçekten, teşekkür ederim.”

Bu sefer, başını eğdi.

… Bu da ne? Ne tuhaf şey.

… Ama belki de düşündüğüm gibi kötü biri değildir.

Bu travmatik deneyimden sonra… Daha fazla olgun davranacağım!

“Teşekkür ederim.”

“İyi, bunun hakkında endişelenme.”

“Gerçekten mi?”

“Evet.”

“O zaman, öl.”

“Ah…Ah?”

Kız gardımı indirdiğim gibi davranışını değiştirdi ve inancımı kırdı.

◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆

… Uyanmanın en kötü yolu. Neden her öldüğümde bu rüyaya katlanmak zorundayım?

Sonraki sefer kesinlikle iyiliğini geri ödeyeceğim.

Yemin ederim.

“… Uyandın mı, Daichi?”


Duymaya alıştığım sese gözlerimi açtım ve iki tepe aniden belirdi.

… Kocamanlar. Bu onları bu açıdan gördüğüm ilk sefer.

Hayır, Bu harik- Ne söylüyorum ben, kahretsin.. .

“… Hamakaze.”

“Evet, nedir?”

“… Kucağını tekrardan bir yastık olarak mı kullanıyorsun?”

Başımın arkasında yumuşak bir duygu hissedebiliyorum. Bu his daha önce tecrübe ettiğim bir şeydi.

Hamakaze’nin, bir sınıf arkadaşının sağlıklı uyluğu.

Kölem olan sınıftaki popüler bir kız.

Bu şekilde düşünürsem mutlu olmalıyım.

“Evet.  Yaparsam mutlu olacağını düşündüm…”

Yanakları pembeye döndü ve ince bir gülümseme yaptı.

…Ne kadar garip… Hamakaze öncesinden çok daha fazla sevimli olmuş gözüküyor.

… Burası çok gergin.


(Ç.N Orası ? Gergin ? Yoksa ….? …)

“…Ah peki. Biraz bu şekilde kalmama izin ver.”

“Uyluklarım bu kadar rahat mı?”

“… Hiç de değil…”

Döndüm. Biraz kıkırdadı.

Kızaran yüzümü saklamaya çalıştığımı kesinlikle anladı.

Ayrıca Hamakaze başımı ovmaya başladı.

Bu ölümüne dövüşten sonra, bu çok hoş ve sakinleştirici hissettiriyordu. Kadınların bu seviyede hoşgörüsü var mıydı?

Diğer kızlara hiç dokunmamış ya da konuşmamıştım… Ne yapmaya çalışıyorum, kendime zorbalık etmeye mi?
Daha önce bunu yapmamıştım, kalktım ve Hamakaze’nin başını kucağıma koydum.

“U-um, Daichi?”

“…”

Kan lekelerini görmezden geldim ve elimi onun temiz siyah saçlarına sürttüm.

Bu kadar ileri gidince, elinden gelenin en iyisini denedi.

(Ç.N ulan sanki bişi yapıolar deneyecek ne var?)

“…Daichi,”

“Ne?”

“Ben… çok mutluyum.”

“…A-Anlıyorum.”

Durdum, bu diğerleriyle biraz bile tecrübesi olmayan benim için çok fazlaydı. Yüzüne bakamıyordum.

“…Hamakaze.”

“Ne oldu?”

“Dışarı çıktıktan sonra, yapmamı istediğin bir şeyi yapacağım, bu yüzden bunun hakkında düşün.”

“… Tamam.”

(Ç.N aha kurdun aklına kuzuyu soktu :D kuzu kılığında ki kurt mu desem yoksa bilemedim :D)

Bir romantik komedi gibiydi, soğuk bir davranışla biri bize bakıyordu.

“… Ah, demek buradaydın.”

Kırmızı Oni bize baktı. Koyu kırmızı gözleriyle bana dik dik bakıyordu.

“Buradaydın’ da ne demek oluyor be!?”

Varlığını unutmamdan Oni’nin canı sıkılmış gibi görünüyordu ve yanakları şişirmişti.

“Şaka yapıyorum. Beni öldüren kişiyi unutamam.”

Vazgeçtim. Unutamazdım.

“Seni bir kez öldürdüm, bu kolaydı.”

“Benimle dalga geçme!!”

Oni yeri yumrukladı.

“Beni bir kez öldürdün! Bu kadar! Öldüm!”

Oni elbisesini attı.

(Ç.N WTF noluyoz lan)

Oni’nin çıplak vücudu. Vücudunda olması gereken delik mühürlenmişti ve bunu ileri sürdü.

(Ç.N Bıçak yarasından bahsediyor. :D)

“Vücudum bu şekilde geri geldi! Ölmüş olmama rağmen şuanda yaşıyorum! Bana ne yaptın?”

“Ne? Ölmüş olmayı mı tercih ediyorsun?”

“Kaybettikten sonra onurlu bir şekilde ölmek bizim kuralımız!”

“Umursamıyorum.”

“Huh!?”

Kaybeden Oni hayatta kaldığı için bize sinirlenmişti.

Belki üstümüze gelebilirdi. Peki, bana değil, en azından.

Bunun nedeni şuan da benim olmasıydı.

“Şu anda benim kölemsin.”

“…Huh? Ben, bir köle? Buna inanamam-”

“O zaman, Statülerine bak.”

“Benle dalga geçme. Yalan söylüyorsan … seni… Hayır bekle…”

“Sadece kontrol et.”

“…Open.”

Bilgileri göründü.

Statü Penceresi
İsim
Akina Leadred
Sınıfı
Yüksek Köle
Seviye
74
Stamina
5200
Endurance
2900
Magic
3800
Agility
4000
Physical
6700


Eşşiz Yetenekler================
“Oni Baskısı” Büyü büyü yapan ile hedef arasındaki seviye farkının 100 katı azalır. Büyü yapan yenilene kadar iyileştirilemez.
“Ogre Ateşi” 100 Büyü kullanır. Bir Asil seviye ateş topu fırlatır.
“İblis Tanrısının Laneti” Bir kahramana hizmet etmeyi durdurabilirsin. Tüm Statülerden 1000 azalacak ve büyü kullanamaz hale geleceksiniz.
Görevden alınma gereksinimleri karşılanıyor.
Görevden alma? Evet/Hayır
Özel  Durumlar
================
“Yüksek Köle” Sahibi: Katsuragi Daichi
Serbest bırakılana kadar ona karşı tüm yetenekler mühürlendi.

“…Benle dalga geçiyorsun…”

Oni’nin gözleri açıldı ve ekrana derin bir şekilde baktı. Bu öfkeli bir görünüş değildi ve bacak bacak üstüne atıp oturdu düşüncelere daldı.

“Bunun anlamı… Bekle, böyleyse…”

Bir süre mırıldandı. Aniden omuzları titredi. Hayır Akina Leadred. Ben bile burada şaşırdım.

Neden benim gibi Özel Yetenekler yerine Eşsiz Yetenekleri vardı?

“Oi, Leadred. Sormak istediğim bir şeyler var…”

Ve, durdum.

Leadred hafifçe kıkırdadı. Azar azar daha sesli oldu, ve bu şeyleri düşünmeden söyledi.

“Anlıyorum… Bu çocuk… Kahraman… Hahaha! İlginç! Gerçekten ilginç! Bu kız…. Bir insan tarafından… Hahaha!”

Leadred dizlerime vururken gülüyordu.

“Hey, sen kahraman!”

“B- Buda ne? Kölem olmak istemediğini duymak istemiyorum.”

Öyle aniden seslendikten sonra panikledim.

Eğer geri çekilirsem bir sahip olarak varlığım bitecekti. Ama bu hızlı bir şekilde bir sonla karşılaştı.

“Hayır! Sana memnuniyetle hizmet edeceğim! Ama bundan önce seni gerçek sahibim olarak tanımam için bir soruma cevap ver.”

Gerçek sahip…? Ne söylüyor?

Hiçbir şey yapmadan bile çoktan benim hizmetkarımdı.

Konuşma şeklide değişti… Belki de aklı uygun şekilde yenilenmemiş olabilir mi?

Bunun hakkında düşünürken, ricasını onayladım.

“Sen! Eşsiz Yetenek ‘Reddedilmişin İntikamı’na mı sahipsin?”

“-!!”

Ürperdim.

Bunun anlamı neydi? Neden benim yeteneğimi biliyor? Onu gördü mü!? Hatta onu görebiliyor mu?

…Bekle, sakinleş!

Kafamdaki en güvenli seçeneği seçeceğim. Leadred ilk olarak benim kölem. Bana saldıramaz.

Bizimle savaşacaksa o zaman her halükarda bunun hakkında konuşmak zorunda kalacağım.

Endişelenmek için gereken bir şey yok gibi.

O zaman sadakatını açıkça belirtecek. Beni gerçek ustası olarak tanıyacağından emin olacağım.

Gerçeği söylersem hiç sorun olmamalı.

“… Ah. Kesinlikle ona sahibim. Bana inanmıyorsan Statülerime bakabilirsin.”

“Anlıyorum… O zaman… Sen…”

Leadred bana doğru yürüdü.

Her halükarda korkmaya gerek yoktu.

Leadred olduğu yere oturdu ve başını dizlerine yerleştirdi.

“Ben… Seni bekliyordum. Umudumuz. Bize önderlik etmeye uygun kişi-”

Ve söyledi.

“- Bize rehberlik et. kurtarıcımız.”




Useless notu: Bu ayki oylama baya çekişmeli olacak gibi :D


Yorum Yap "For 12 - Kahraman"