Tankların Tarihi Günceli

For 1 - Başka Bir Dünyanın Tanrısının Çağrısı

Eylül 30, 2016


Çeviri için YuusHa, düzenleme için Rising Grey, kontrol, edit için Rising Grey arkadaşımıza teşekkürler. Keyifli okumalar..

Oginomiya Akademisi. Bu benim gittiğim  okul ya da idam yerim olduğunu söylemek bir abartı olmaz.
Her gün şiddet ve zorbalık vardı.
Hiç acı hissetmiyordum.Hiç eğlence hissetmiyordum.
Ama kaçamıyorum.
Bu bir yatılı okul. Bu yüzden sadece uzun tatillerde eve geri gidebilirsin.
Kendini bir yere hapseden biri olmaya çalışsan bile öğretmenler seni sürükleyerek çıkartır ve yeni isimlerle etiketlenirsin.
Bu yüzden bu zorbalıklara katlanıyorum.
“Oi, kalk seni domuz!”
“Gah!?”
Şiddetli boğuk bir ses yankılandı.Karnıma alttan bir darbe aldım.
Dizlerimin üstüne düştüm.
(Ç:N bu ne biçim gramer ne biçim çeviri lan adamlar her cümlede bir aşağı inmiş ilk okul ingilizcesi şuanda resmen :D inş biraz daha karmaşık olur yoksa çevirmenin keyfini yaşamayacam :P)
“Henüz geberme! Al!”
“Agh!!”
Boynumu hedefleyen bir topuk tekmesi. Acı boynum delinip geçilmiş gibiydi.
O anda elbette yere düştüm.
“Bak, yeri öpüyorsun! Sana layık!”
“Gu…”
Başımın üstüne basılıyor. Her seferinde aynı kalıp.
Ne söylemem gerekiyor?
Neden her seferinde bunların hepsine katlanmak zorundayım?
(Ç.N oh be biraz karışmaya başladı sonunda artık bir umut görüyorum sınıf atladı :P)
“Eww, iğrenç!”
“Gerçekten! Onunla aynı havayı solumak istemiyorum!”
“Kaybolsa harika olurdu, gerçekten!”
Sınıfta oradan buradan bana yapılan hakaretleri duyabiliyorum.
Sanki ben burda olmak istiyormuşum gibi, kahretsin.
“Tamam, sakin ol, Katsuragi.Evinde toz bezi olduğundan emin olmalıyız.“
(Ç.N herhalde burda bir deyim kullanıyorlar her ne kadar karşılığını bulamasamda kısaca senle etrafın tozunu alcağımızdan emin olabilirsin dio vatandaş :P)
Yüzümle yeri ileri geri silerken, Samejima Shinji, Sınıfın ‘lideri’ konuştu.
İyi görünümü, notları ve atletik yetenekleriyle bir onur öğrencisiydi. Dahası, yönetim kurulu başkanının torunuydu.
Bu nedenle yaptığı her şey makbuldü. Bana zorbalık yaparken bile onlar başka yere bakıyorlardı.
Samejima epey kötü kalpliydi.Sevmediği herşeyi silip atardı. Sevdiği herşeyi ise bedeli ne olursa olsun elde etmeye çalışırdı.
Böyle bir pisliğin şekillenmiş haliydi.
Beni önce yumruklayan kişi Kijima Takeshi’ydi.Tekmeleyen kişide Umahara Keito’ydu.
Küçük hayvanlar gibi Samejima’ya yapışmışlardı.Sadece remora balıkları gibi yaşıyorlardı.
(Ç.N burada çevirmen sharksuckers demiş bu kelimenin anlamı köpekbalığı emicileri direk çevirirseniz ki buda Bu küçük balıklar oluyor. Bu balıkların adı ise remora balığı olarak geçiyor bu yüzden bu kısmı remora balığı olarak çevirdim Kısaca bildiğin asalak işte:P)
“Tamam o zaman, sıradaki yapacağımız ne?”
Samejima arkasındaki sınıf arkadaşlarının isteklerini dinlerken ayaklarını kaldırdı.
Ve o zaman bir anda oldu.
“Wha-”
“Kya!?”
“Whoa!”
Tüm sınıfı kaplayan bir ışık görüşlerimi köreltti, ve o zaman yer bir patlamanın sesiyle sallandı.
Vücutlarımız yüzüyormuş gibi hissettirdi.
“Burası… neresi?”
Ürkekçe gözlerimizi açarken bilmediğimiz bir yer gördük.
Beyazdı. Her şey beyazdı.
Masalar, sandalyeler yada tahta yoktu. Her yer boştu.
“O-Oi! Burası neresi!”
“Az önce ne oldu?”
Diğerleri karmaşa içindeydi. Hiçbir şey söylemedim.
Bir süre için acıdan kaçabilirdim. Konuşursam eminim daha fazla zorbalıkla cevabı alacaktım.
Bağırmaya başlayan insanlar vardı, bazıları ailelerinin isimlerini söylemeye başlamıştı.
Bir rüya olduğunu söyleyen aptallarda vardı.
Bir rüya olamazdı. Aynı anda otuz kişinin gördüğü bir rüyayı duymamıştım.
Yine de durumumuz hakkında hiç bir şey bilmediğimiz kesindi.
Dünyada böyle bir yeri hiç duymamıştım.
Bitki, hayvan ya da hiç bir şey olmaksızın sadece bizim olduğumuz bir dünya.
Bir kitaptaki başka bir dünyadan bir kahraman çağıran birileri gibiydi.
Bunu düşündüm ve bu olduğunda.
“Lütfen sakin olun, kahramanlar.”
Her şeyi sakinleştiren güzel bir sesti.
Sesin sahibi aniden gözlerimizin önünde belirdi.
Belinden aşağı uzanan altın bukleler. Seni içine çeken çekici kırmızı gözler.
Göğüs kısmı geniş bir kavisle tarif edilebilirdi ve kalçasının altında narin bacakları uzanıyordu.
Erkeklerin gözleri ona çakılmıştı.
Bunun yanında, kızlar erkeklere soğuk bir bakışla bakıyorlardı.
Bekle, dahası bu kişi ne dedi?
Adım Claria, hepinizi buraya çağıran tanrıça.
Tanrıça. Kahraman.
Aynen böyle bir kaç belirsiz detayı bildiğimden bilmecenin parçalarını birleştirdim. Durumun gerçekliğine dahada yaklaşmış oldum.
Hata yoksa. Bu-
“Hepinizi başka dünyadan çağırdım.”
Tanrıça tam olarak düşündüğüm şeyi yanıtladı.
◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆◇◆
Tanrıça Claria’nın söylediğinin şokundan sonra açıklamaya başladı hemen ardından sonunda herkes sakinlemişti.
İlk olarak, burası sadece tanrıların var olmasına izin verilen kutsal bir düzlemdi.
O zaman neden böyle harika bir yere çağrıldık? Görünüşe göre bir tanrıça olarak ikamet ettiği bu dünya kötü iblis lordun uyanışıyla tehdit altındaydı ve bizden onu devirmemizi istiyordu….Sanırım.
İblis lordunu yenecek kişiler. Diğer bir değişle Hepimiz “Kahramanlar”ız.
Tanrıçanın düşüncesi “Daha çok kahraman daha iyidir.”di. Muhtemelen haklıydı.
Fakat biz sadece öğrenciyiz. Bize aniden iblis lordunu yen demek imkansızdı.
-O da anlamış gibi görünüyordu.
“Size gücümün birazını vereceğim.Çok güçlüdür. Lütfen iblis lordunu yenin.”
İçtenlikle başını eğdi.
Herkes tereddütlüydü.
Ama tabi ki bizim için ödül yoktu.
Onla karşılaştığımda savaşırken hayatımı riske atacağım belliydi.
“Tabi ki, Karşılıksız olduğunu söylemiyorum.”
Ama yine de bunu duyduktan sonra herkes açıkça yaklaştı.
“…Ödül? Nedir?”
Samejima, lider rolünü üstlenip sordu.
“Her birinizin tek bir dileğini kabul edeceğim-”
“-!!”
Sınıftaki herkesin gözleri üstünde toplandı.
“İblis lordu yenersek, hepimiz-”
“Evet, tabi ki.”
“Her hangi bir mi?”
“Arzuladığın herhangi bir şey.”
Bunu duyduktan sonra, Samejima’nın tavrı değişti. Ona her zaman isteksizce dahil olduğumdan biliyordum.
Bunun Acımasız bir canavarınki gibi gözleri olan biriydi.
“…Anladım.”
Samejima Claria’ya doğru yanaştı ve bir batı şovalyesi gibi diz çöktü.
“İblis lordunu yeneceğiz.Ve sonra dünyaya barış getireceğiz.”
“Wha-”
“Herkes benimle, değil mi!?”
Birisi yakınmak üzereyken, Samejima etrafında döndü.
İtiraz durumunda ki çocuğa şeytani gözlerle baktı.
“…Hayır, yok bir şey. Kabul ediyorum.”
Karşı çıksaydı kim bilir ne olurdu.
Herkes kabul etti.
Eklersek, ben kabul etmedim ama zaten 29 yanıtın için sayılmayacaktım.
Bir kez daha, Samejima Claria’ya doğru döndü.
“Buna inanıyoruz. Lütfen bize iblis lordunu yenmek için güç ver.”
Bağlılık yemini için, Samejima hafifçe Claria’nın elinin arkasını öptü.
Tiksindiriciydi.
Fakat, bunun yerine Claria’nın yanakları kırmızı oldu.
Tanrıçaların bu kadar kolay olduğunu bilmiyordum.
“Şimdi sizi imparatorluk sarayına göndereceğim. Orada, kral size desteğini verirken lütfen ona yardımcı olun.
Her birinize gücümü vereceğim. Lütfen boş yere kullanmayın.”
“Bize bırak. İblis lordunu bu ellerle yeneceğim.”
“O zaman herkes. Lütfen, Rostalgia içtenlikle sevdiğim dünyayı kurtarın.”
Claria bunu söylerken bizi buraya getirenle aynı ışık bizi tekrardan yuttu.
Ve sonra, gözlerimi açınca bu sefer bir tür yüksek sınıf yapının içindeydik.
Sadece televizyonda görebileceğiniz bir avize vardı. Tüm duvarda bir portre vardı.Merdivenler kırmızı bir halıyla süslenmişti.
Çok şaşırdım bir şey söylemek için kendime gelemiyordum.
Bir kadın bize yaklaştı.
Grubun önündeki Samejima’nın elini yakaladı ve konuştu:
“Kahramanlar, Lütfen dünyamız Rostalsia’yı kurtarın.”
Kaçma şansı yoktu.
Ve böylece, Kahramanlar olarak hayatımız başladı.

Yorum Yap "For 1 - Başka Bir Dünyanın Tanrısının Çağrısı"