Tankların Tarihi Günceli

CSG 5 - Tian Yuan Kıtası

Eylül 20, 2016
Çeviriyi yapan RoyalBlood, Düzenlemesini yapan Zoldrickkillua ve Son kontrol için Aoi Shuu arkadaşlarımıza teşekkürler


Hong Hua Abla, Dong Mei Abla, zahmet verdim, teşekkür ederim.” 18 yaşındaki iki kıza bakarak Jian Chen sessizce onlara teşekkür etti.

Bu iki hizmetçi kız Changyang ailesinin hizmetkarlarıydılar ve özellikle Jian Chen’in günlük ihtiyaçlarını karşılamak ile görevlendirilmişlerdi. Jian Chen sürekli olarak odasında yalnız başına takıldığı için annesi Bi Yun Tian bu iki hizmetçi kızı onun hizmetine vermişti.

Jian Chen’i duyduklarında iki kız tatlı bir şekilde güldüler ve söylediler : “Dördüncü Genç Efendi, lütfen bize karşı bu kadar kibar olmayın. Bizler sadece yapmamız gerekeni yapıyoruz.”

“Aynen öyle, dördüncü genç efendi. Lütfen ileride bize karşı bu kadar saygılı ve kibar davranmayın. Eğer yaşlılar bize karşı nasıl davrandığınızı öğrenirlerse, ağır şekilde cezalandırılabiliriz.” Diğer hizmetçi kız ekledi.

Jian Chen gülümsedi : “Merak etmeyin. Başkalarının yanında sizinle bu şekilde konuşmam.” Jian Chen oldukça zekiydi. Changyang köşkünün; insanlarının statüleriyle ilgili katı kuralları vardı. Eğer dördüncü genç efendinin onlarla bu şekilde konuştuğu öğrenilirse, bu iki kızın cezası hafif olmazdı.

Yüzünü yıkadıktan sonra, Jian Chen odasından ayrıldı ve her zamanki gibi annesinin odasına doğru yürümeye başladı. İkisinin odaları arasındaki mesafe fazla değildi; kendi odasıyla arasında sadece 20 metre vardı.

Odaya girdikten kısa bir süre sonra, Jian Chen; annesini giyinme masasında oturmuş iki hizmetçisinin yardımıyla makyaj yaparken gördü.

“Xiang Er, bugün normalden daha erken geldin.” Jian Chen’e baktığında yüzünde kibarlık, sevgi ve şefkat dolu bir gülümse görülebiliyordu.

Annesinin yüzündeki sevgi dolu ifadeyi görünce, Jian Chen’in kalbinde bir yumuşama oldu. Bir önceki dünyasında, Jian Chen anne ve babasını daha çok küçük yaşta kaybetmişti. Bu yüzden anne sevgisi nedir hiç bilmiyordu. Bu duyguyu hiç tatmamıştı. Ancak bu dünyaya geldiğinde, anne sevgisi denilen bu duygunun gücünü açık ve net bir şekilde hissetmişti. Yani bu yüzden bu sevgi duygusuna zaman geçtikçe yavaş yavaş değer vermeye başlamıştı.

Jian Chen annesinin yanına yürüdü ve karnını ovalayarak utangaç bir gülüşle söyledi : “Oğlun aç!” Dün geceki yoğun antremanın ardından, karnında açlık sancıları baş göstermeye başlamıştı.

Bi Yun Tian, Jian Chen’in kafasının üzerine nazik bir şekilde elini koydu ve güldü : “O halde birazdan annen seni yemek yemen için yemek salonuna götürecek.”

“Tamam!” Jian Chen başıyla onayladı, yüzünde tatmin olmuş bir ifade vardı. Kalbinde, annesinin ona karşı gösterdiği sevgi dolu ilgiye gizlice sevinmişti.

Bir saniye bekledikten sonra, Jian Chen ağzını yine açtı : “Anne!”

Bi Yun Tian, Jian Chen’e sıcak bir ifadeyle baktı ve söyledi : “ Xiang Er, eğer söylemek istediğin bir şey varsa, söyle!”

Jian Chen bir saniye tereddüt ettikten sonra düşüncülerini topladı. Annesine tekrar bakarak, söyledi : “Anne, lütfen çocuğuna dışarıdaki dünyanın nasıl olduğunu anlatabilir mısın?”

Jian Chen’i duyduğunda, Bi Yun Tian açık ve net bir şekilde onun sorusuna şaşırmıştı. Ağzını açarak, sordu : “Xiang Er, yoksa dışarıdaki dünyaya ilgini mi çekiyor? “

“Oğlun sadece merak ediyor!” Diye cevap verdi.

Bi Yun Tian güldü : “ Xiang Er, dışarıdaki dünya aşırı derece geniş ve aynı zamanda aşırı derece karmaşık. Dışarıdaki dünya ile ilgili meseleler sadece kelimelerle açıkça ve net bir şekilde anlatılamaz. Eğer dışarıdaki dünya hakkında bir şeyler öğrenmek istiyorsan, kütüphaneye gidip dışarıdaki dünya ile ilgili birkaç kitap okuman en iyisi olacaktır. “ Cevap verirken bile, Bi Yun Tian’ın yüzünde bir çaresiz bir ifade belirdi. “ Ancak Xiang Er, sen henüz okumayı bilmiyorsun. Kütüphaneye gitsen bile, kitaplarda yazan tek bir kelimeyi bile okuyamazdın.”

“Anne, madem öyle neden bana okumayı öğretmesini için birilerini bulmuyoruz?” Jian Chen’in sesinde bir tatminkarsızlık vardı.

Kıkırdayarak, Bi Yun Tian söyledi : “Xiang Er, sen daha sadece 2 yaşındasın. Annen 2 yaşında bir çoçuğun okumayı öğrendiğini daha önce ne duydu ne de gördü. Bütün Tian Yuan kıtasında bile böyle bir şey daha önce hiç olmamıştı. Genelde bir çocuğun en erken okumayı öğrenmeye başladığı yaş 4-5 yaşlarıdır.”

Jian Chen anında anladı : “ Anne, oğlun okumayı öğrenmek istiyor. Lütfen yine de bana okumayı öğretmeyi deneyecek birini bulabilir misin?”

Bi Yun Tian bir an söyleyecek söz bulamamıştı. Ancak yine de yüzünde mutlu bir gülümseme belirdi : Xiang Er, okumayı öğrenmek yorucu ve sıkıcı bir iştir. Kıtada birçok kelimenin olduğunu anlamalısın. Bu, çabucak öğrenilebilecek bir şey değildir. Bunu öğrenmeye şimdi başlamak istediğine emin misin? “

Jian Chen başıyla onaylayarak : “Eminim!” dedi.

Jian Chen’in cevabını duyduğunda Bi Yun Tian’ın gülümsemesi daha da arttı. Mutlu bir gülüşle, konuştu : “ Eğer Xiang Er’in istediği buysa, annen sana tam destek verecek.” Kafasını çevirip seslendi : “ Xiao Liu! Hemen Lore City’e git ve en iyi öğretmeni tutup Xiang Er’e okumayı öğretmesi için köşke getir.”

“Emredersiniz, hanımım!” Bi Yun Tian’ın saçını taramakta olan hizmetçi kız saygılı bir şekilde cevap verdi.

“Xiang Er, epey bir zaman geçti. Açlıktan ölmeden önce yemek salonuna gidelim artık.”

Gün çabucak geçti ve ertesi gün oldu. Bi Yun Tian’ın tuttuğu öğretmen köşke geldi ve ona okumayı öğretmeye başladı.

O günden sonra, Jian Chen gündüzlerini tamamen okumayı öğrenmeye harcamaya başlamıştı. Önceki hayatından sahip olduğu zihinsel dayanıklılık ve bilgisi nedeniyle bu yeni dünyanın yazılı dilini öğrenmekte hiç de zorluk çekmemişti. Bunun üzerine öğretmenin gayretli öğretme çabası ve Jian Chen’in müthiş hafıza kapasitesi de eklenince, okumayı öğrenmek onun için çok kolay ve hızlı bir süreç olmuştu. Sadece 3 ay gibi kısa bir sürede, kıtadaki en temel kelimeleri tamamen öğrenmişti.

Jian Chen’in öğrenme hızı öğretmeni hayretler içinde bırakmıştı. Bi Yun Tian 3 ay içerisinde yazılı dilin birçok kelimesini öğrendiğini duyduğunda, buna inanamamıştı. Sonunda Jian Chen’i bir sınava sokmuş ancak ondan sonra bunu kabul edebilmişti. Eğer bir kişi kıtada kullanılan kelimelerin birçoğunu Jian Chen’in seviyesinde okuyup yazar hale gelmek isteseydi, bunun için en az 2 sene harcaması gerekliydi. Diğerlerinin iki yılda öğreneceği şeyi Jian Chen’in sadece 3 ayda tamamlamış olması dahilerin bile gerçekleştirmediği bir başarıydı.

Bu başarı Jian Chen’in babası, Changyang Ba’nın kulağına da gitmiş ve kendisi Jian Chen’i bu konuyla ilgili ziyaret etmişti.

“Xiang Er, bu kısa süre içerisinde çok bunaldın. Artık biraz rahatlamanın zamanı geldi. Geçtiğimiz birkaç ay içerisinde okumayı öğrenmek için gösterdiğin sıkı çalışmadan dolayı baban sana bir ödül vermek istiyor ancak Xiang Er nasıl bir ödül ister bilmiyor.” Changyang Ba’nın yüzünde konuştuğu sırada Jian Chen’e bakarken bir gülümse vardı. Böylesi dahi bir oğlu olduğu için kendisiyle aşırı derecede gurur duyuyordu. Bu da otomatik olarak Jian Chen’i diğer çocuklarından daha fazla önemsemesine neden oluyordu.    

Bunu duyduğunda Jian Chen’in gözleri parladı ve birkaç saniye düşündükten sonra cevap verdi: “Baba, oğlunun kütüphaneye gidip orada birkaç kitap okuyarak daha fazla tecrübe ve bilgi kazanmasına izin verebilir misin?”

Changyang Ba’nın gözleri parladı ve Jian Chen’e memnuniyet dolu bakışlarla bakmaya başladı. Gür bir kahkahayla söyledi : “Hiç sorun değil, Xiang Er. Sürekli kendini geliştirmeyi arzulayan bir kalbin var ve baban bununla gurur duyuyor. İsteğini onaylıyorum. İstediğin zaman kütüphaneye gidebilirsin.”

“Teşekkür ederim, baba!” Jian Chen’in yüzünden mutlu bir ifade belirdi. Kütüphaneye girebilmek Jian Chen’i gerçekten de çok mutlu eden bir başarıydı. Sonuçta, kütüphanenin herkesin rahatça istediği zaman girebileceği bir yer olmadığını biliyordu. Girebilmek için bir kişinin en az 6 yaşında olması ve Changyang klanının doğrudan soyundan geliyor olmak gerekliydi. Elbette ki, klan liderinden izin aldığı takdirde bu gereksinimler karşılanmasa da girilebilirdi.

Changyang Ba, Jian Chen’i bir süre sevdikten sonra odadan ayrıldı. O ayrıldıktan sonra, Jian Chen odasında oturamaz olmuştu. Hemen odasından çıkıp kütüphaneye yöneldi. Üç ay boyunca titizlikle okumayı öğrendikten sonra, artık kütüphaneye girip dışarıdaki dünya hakkında bilgi edinebilirdi. Kitaplarda dışarıdaki dünya ile ilgili pek fazla detaylı bilgi olmasa bile, Jian Chen gidip annesine sorabilirdi. Ancak kitaplar kesinlikle annesinin bilgisinden daha detaylı ve geniş bilgiler içeriyor olmalıydı. Bu nedenle Jian Chen kitaplara daha fazla önem vermişti.

Kütüphanenin yerini Jian Chen çok uzun zaman önce öğrenmişti bile. Yeri ailesinin avlusunun arka tarafındaki büyük bir pagodanın içerisindeydi. Jian Chen arka taraftaki alanlara girdiğinde anında dört bir yanda gizlenmiş birçok üstadın varlıklarını hisetmişti. Hepsi de ona yılan gibi gözlerle bakıyorlardı.

Başı havada ve gurulu bir şekilde, Jian Chen bu üstatları fark etmemiş gibi davranarak ilerideki kuleye doğru yürüdü. Eğer gizlenmiş yerlerden onu izlediklerini fark ettiği öğrenilseydi, birçok sıkıntılı soruyla karşı karşıya kalırdı. Kendisi dövüş sanatları konusunda hiçbir bilgisi olmayan 2 yaşında bir çocuktu sonuçta.

Changyang Köşkünde birçok doğrudan klanın soyundan gelen kişi vardı ancak kütüphaneye gidenlerin sayısı pek fazla değildi. Bu yüzden Jian Chen’in gördüğü tek insanlar alanı koruyan muhafızlardı. Diğer clan mensuplarından nerdeyse hiçkimse yoktu.

Jian Chen hızlıca kulenin kapılarına ulaştı. Kafasını kaldırdığında kule kapılarının üzerinden asılı dev bir levha gördü. “Kitap Köşkü”, üzerinde cafcaflı şekilde yazılmış bu iki kelime vardı. Altında ise 2 adet muhafız dikiliyordu. Bu iki muhafıza baktığında, bu muhafızların kesinlikle güçlü kişiler olduklarını anlayabiliyordu.

Kapıların açılmasını bekledikten sonra, Jian Chen iki muhafız tarafından hiçbir engellemeye maruz kalmadan doğrudan içeri girdi. Muhafızlar kenarlarda hareketsiz şekilde dimdik duran heykeller gibiydiler. Jian Chen geldiğinde bile, o ikisi onu selamlamamışlardı bile.

Jian Chen kulenin içine girdiğinde, onu uzun ve dar bir koridor karşılamıştı. Dışarıda hava aydınlıktı ve ışık her yeri güzel bir biçimde aydınlatarak eşi benzeri olmayan bir görüntü yaratıyordu. Duvarlarda, parlak bir ay incisi asılıydı ve koridoru aydınlatan bir ışık yayıyordu.

Koridor oldukça uzundu. İleride iki yola ayrılıyordu. Jian Chen, iki yolun da kulenin iki tarafını dolaştıktan sonra tekrar bir yerde birleştiğini tahmin ediyordu.

“Dördüncü genç efendi, klan lideri sisizn kulenin sol tarafına giriş izniniz olduğunu söyledi.” Yaşlı bir ses konuştu. Ardından da gölgelerden uzun bir figür belirdi.

Bunu duyduktan sonra Jian Chen arkasına döndü. Her ne kadar ışık kulenin bu kısmında loş olsa da, gölgelerin içindeki kişinin görünüşünü net bir şekilde görebiliyordu. Saçları bembeyaz ve yüzü kırışık içerisinde yaşlı biriydi. Üzerinden düz gümüş rengi bir chang pao vardı. Oldukça normal bir görünüşe sahipti. Onun sıradan yaşlı bir adamdan başka bir şey olabileceğinden hiçkimse süphelenmezdi.

Jian Chen yaşlı adama ne kadar bakarsa baksın, vasat bir adamdan başka bir şey görememişti. Yine de yaşlı adamı küçümsemeye cesaret edemedi. İçgüdüleri ona bu yaşlı adamın olağan üstü güce sahip bir üstat olduğunu söylüyordu. Bu dünyaya geldiğinde beri gördüğü en güçlü adam babası Changyang ba idi ancak Jian Chen’in bu adamdan hissettiği gücü babasından hissettiği güçle kıyaslamak imkansızdı.


Yorum Yap "CSG 5 - Tian Yuan Kıtası"