Dünyanın Oluşumu Günceli

CSG 26 - Koruma Parası

Eylül 21, 2016

Jian Chen spor sahasından geçerken egzersiz yapan birkaç öğrenci gördü. Öylesine bir bakış atıp kütüphaneye yöneldi. Son üç gün boyunca Aziz Gücü’nü geliştirdi ama kütüphaneye gitmek için hiç vakit bulamamıştı. Akademide ilgisini çeken tek şey kütüphaneydi. Dersler zerre kadar ilgisini çekmiyordu, hatta derslere katılmayı vakit kaybı olarak görüyordu. Öğretmenlerin ona öğretebileceği bir şey yoktu ama kütüphanenin vardı. Her şeyden öte, kütüphanede Tian Yuan ülkesinde tarihte yaşanan her şeyin kaydını bulabiliyordu.
Spor sahasında iki çocuk uzaktan Jian Chen’i gösterip büyük saygıyla baktılar.
“Hey! Baksana, şu çocuk Changyang Xiang Tian değil mi? 8. Seviye’deyken Aziz Ka Di Yun’u yendiğini duydum.”
“Evet, o! Hatta birinci sınıfların yarışmasında dövüşürken izlemiştim. Fakat Ka Di Yun’a karşı dövüşürken izleyemedim.”
Soylu sınıftan küçük bir kız daha gözlerinde hayranlıkla haykırdı. “Vay, Changyang Xiang Tian çok havalı ve güçlü. 8. Seviye’deyken Aziz Ka Di Yun’u yendi, o benim idolüm…”
Spor sahasından geçerken, Jian Chen’i görmek isteyen herkes toplanmaya başladı. Etrafındaki öğrencilerin birçoğu onu fark etmeye başlamıştı. Üç gün önceki galibiyetinden sonra akademide herkes ismini öğrenmişti ve namını akademinin öğretmenleri bile duymuştu.
Jian Chen çabucak sahadan geçip kütüphaneye giden geçide ulaştı. Kütüphanede çok insan olmadığı için geçit sessiz sakindi. Görünürde kimseler yoktu, tek gördüğü şey doğa manzarasıydı.
Tam o anda, Jian Chen’in önünde birden birkaç öğrenci belirdi. Aralarında konuşup gülüşen dört kişilik bir gruptu. Son sınıf öğrencisi gibi görünüyorlardı. Üniformalarına bakınca onların da akademide öğrenci olduğu anlaşılıyordu .Jian Chen onlara dikkat etmeden yanlarından yürüyüp geçiyordu. Tam yanlarından geçerken öğrenciler aralarında konuşmayı kesip  Jian Chen’in etrafını sardı.
Jian Chen etrafındaki öğrencilerin son sınıftan olduğunu fark etti. Havalı bir gülümsemeyle sordu. “Ne demek oluyor bu?”
Uzun boylu dört öğrenci kibirli bir şekilde duruyorlardı ve içlerinden biri konuşmaya başladı.
“Tanıyamadık seni, birinci sınıfta mısın?”
Duygusuz bir ifadeyle bakıp küçümseyen bir gülümsemeyle, “Evet, son sınıf öğrencileri benim bir çömezden ne istiyor acaba?” dedi.
Bunu duyan son sınıf öğrencisi konuştu. “Kargath Akademisi’nde huzur içinde yaşamak istiyorsan bizim gibi seni koruyacak birilerine ihtiyacın olacak. Ama seni korumamızı istersen para vermelisin. Birinci sınıf öğrencisi olduğun için on lira versen yeter, ne dersin anlaştık mı?” Son sınıf öğrencisinin yüzünde kendinden emin bir ifade vardı. Jian Chen’in yaşı küçük olduğu için güçsüz olduğunu düşünüyordu. Kendi yeteneklerine fazlasıyla güveniyordu.  Jian Chen’in yerinde daha güçlü görünen bir öğrenci olsaydı rest çekmeden önce iki kez düşünürdü. Ama Jian Chen güçlü görünmüyordu, bu yüzden onun karşı gelme şansının olmayacağını düşündü.
Jian Chen’in soylu olmayan bir öğrenci olduğunu düşünselerdi, bu dört öğrenci okuldan atılma korkusuyla koruma parası isteyemezdi. Bütün soylu öğrenciler müdürün alt sınıftan öğrencilerin tarafını tuttuğunu biliyordu. Fakat bu dört öğrenci uzun zamandır akademide olduğu için karşılaştıkları öğrencinin soylu mu yoksa alt sınıftan mı olduğunu hemen anlayabiliyordu. Bu yüzden Jian Chen’in soylu olduğunu düşünüp para isteme cesaretinde bulundular.
Jian Chen, insanların ondan koruma parası toplamaya çalışacağını hiç düşünmemişti.
“Üzgünüm, ama beni korumanızı kabul etmiyorum.” Yanıt beklemeden tekrar kütüphaneye doğru yöneldi.
Jian Chen’in bu tavrı diğer dört öğrenciyi şaşırttı. Böyle bir tepkiyi beklemiyorlardı. Hiçbiri Jian Chen’in bu kadar  kesin bir şekilde tekliflerini reddedeceğini düşünmemişti.
Hemen uzaklaşmakta olan Jian Chen’e doğru yöneldiler. Gözleri kızgınlık içinde parlıyordu. İçlerinden biri homurdanmaya başladı,
“Seni gidi serseri, orada kal!” Jian Chen’in yanına gelip önünü kestiler ve etrafında daire oluşturdular.
İçlerinden biri, “Bana nasıl karşı gelebilirsin, kanına mı susadın?” diyerek haykırdı ve Jian Chen’e tokat atmak üzere elini kaldırdı.
Jian Chen yüzüne yaklaşan eli görünce ifadesi birden sertleşti ve keskin gözlerle baktı. Karşısındaki eli engellemek için sağ elini kaldırdı. Diğerleri Jian Chen’in hızına karşılık veremedi. Son sınıf öğrencisinin elini kavradıktan sonra göğsüne tekme attı. Öğrenci birden ileriye uçtu ve ağır bir şekilde yere çakıldı.
Olay çok hızlı gelişti, diğer üç öğrenci şaşkınlık içindeydi. Kolaylıkla zorbalık edebileceklerini düşündükleri çocuğun bu hareketini hiç beklememişlerdi. Onlar tepki vermeden üçüne birden tekme savurdu.
Aralarında konuşmaya bile gerek duymadan Jian Chen’den kurtulmaları gerektiğini düşündüler.
Jian Chen’in gücünün normal olmadığını anlamalarına rağmen bu dört öğrenci de akademide zorbalıklarıyla meşhurdu ve ondan korkmadılar. Jian Chen ne kadar güçlü olsa da dördü birden gelip onu alt edebilirdi. Bu yüzden korkacakları bir durum yoktu. Ayrıca bütün akademi, hepsinin kabilesinin çok güçlü olduğunu biliyordu.
Aziz Güçleri’ni çıkarmaya hazırlanan bu üç öğrenciyi görünce, Jian Chen onlara küçümseyerek baktı. Dövüşmeye hazırlanıyorlarken Aziz Gücü Seviyeleri de belli oluyordu. Muhtemelen üçü de 10. Seviye’delerdi.
Hemen harekete geçtiler, bir çırpıda Jian Chen’in önünde belirdiler. Ancak Jian Chen hemen eğilerek saldırılarından kurtuldu.
Üç hamleyi de boşa çıkardıktan sonra öğrencilerin kendilerini gelmelerini beklemeden rakiplerinden birinin alnına yumruk salladı. O kadar hızlı bir yumruk atmıştı ki karşılık vermeleri için fırsat bırakmadı.
“Dan!” Alnından darbe alan öğrenci yere düşüp bayıldı. Bu sırada Jian Chen başka bir rakibinin göğsüne tekme fırlattı.
Bu darbeyle sadece birkaç adım geriye gitti ancak uzun zamandır idman yaptığı için kendini hemen toparladı. Yine de Jian Chen’in tekmesiyle iç organları sarsılmış ve benzi solmuştu. Jian Chen’in Aziz Gücü, gencin vücuduna girip iç organlarını tahrip etmişti.
Genç tam kendine gelmişti ki Jian Chen’in ikinci tekmesi geldi. Bir kez daha göğsünden darbe aldı. İki tekme de aynı noktaya denk geldi.
Aynı bölgeye iki ağır tekme alan genç, korkunç biçimde acı çekmeye başladı. 10. Seviye’de olmasına rağmen ciddi bir yara aldı. Vücudundaki ağrıların etkisiyle yüzü bembeyaz kesildi. Nefes almakta zorluk çekiyordu. Bir adım daha attıktan sonra yere düştü ve bir daha kalkamadı.
Jian Chen’in bir çırpıda arkadaşını alt ettiğini gören gencin yüzünün rengi değişti. Hamle yapmak için koşacaktı ama birden olduğu yerde durdu. Bir adım dahi atmaya cesaret edemedi. Genç, dikkatli gözlerle Jian Chen’e baktı. Biraz önceki kendini beğenmiş havasından eser kalmamıştı.
Jian Chen küçümseyerek gence baktı. Hiçbir şey demeden dönüp doğruca kütüphaneye yöneldi.
Jian Chen gittikten sonra yere düşen iki genç dağılmış bir halde sürünerek kalktılar. İçlerinden biri homurdanmaya başladı. “O kim? Nasıl kendinden üstün dört kişiyi yenebilecek güçte olabilir? Akademiye gerçekten bu yıl mı kaydolmuş? Nasıl bu kadar güçlü olabilir ki?”
Diğeri öfkeli bir sesle lanet okudu. “Kim olursa olsun, bize saldırmaya cesaret etti. Onu asla affedemeyiz.” Ancak nefes almakta güçlük çekiyor gibiydi. Bu sözlerin sahibi göğsünden iki kez darbe alan gençti. İç organları ciddi zarar görmüştü. Eğer gücü, Jian Chen’in gücünden üstün olmasaydı çok daha kötü durumda olurdu.

Yorum Yap "CSG 26 - Koruma Parası"