Dünyanın Oluşumu Günceli

CSG 25 - Abinin Eğitimi

Eylül 21, 2016

Dövüşten sonra, göz açıp kapayıncaya kadar üç gün geçivermişti. Akademide herkes Changyang Xiang Tian’ı tanıyor ve onunla ilgili konuşuyordu.
Geçen üç gün boyunca Jian Chen her sabah abisine dövüş tekniği öğretti. Geride kalan zamanını da kendi eğitimine ayırdı, Sınıf 3 Canavar Çekirdeği eğitim hızını epey artırmıştı. Hemen 10. Seviye’ye ulaşıp sonra da Azizlik Seviyesi’ne geçmeyi istiyordu.
Aziz Silahı’nı yoğunlaştırma konusunu çok merak ediyordu ancak okuduğu kitaplara göre bir dövüşçü Aziz Silahı’nı yoğunlaştırdığında artık onun gücü, o silah oluyordu. Vücuttaki Aziz Gücü’nü toplayıp Aziz Silahı’na aktarınca hamlelerin kuvveti katlanarak artardı.
Eğer Aziz Silahı’na zarar gelirse dövüşçü bütün eğitim sürecini kaybederdi. Bu zarar çok büyükse silahın sahibi ölebilirdi. Ancak Aziz Silahı aşırı derecede güçlüydü, karşıdan çok daha güçlü bir saldırı gelmediği sürece bozulmazdı.
Ertesi sabah Jian Chen, dün geceki eğitimini tamamlamış gözlerle uyandı. Üç günlük eğitimin ardından içindeki Aziz Gücü artmıştı; çoktan 9. Seviye’yi geçtiğini tahmin etti. 10. Seviye’de mi yoksa Azizlik Seviyesi’nde miydi, bunu öğrenmek için deneme yapmalıydı.
Yatağından çıkıp aceleyle giyindi ve yatakhaneden çıktı. Gökyüzü hala karanlıktı ve öğrencilerin çoğu ya eğitim yapıyor ya da uyuyordu. Spor sahası biraz daha sessiz sakin görünüyordu. Sadece uzakta birkaç alt seviye öğrenci alıştırma yapıyordu.
Sahayı geçip mağaraya doğru yol aldı. Bu son birkaç günde her sabah abisine dövüş tekniği öğretiyordu. Önceki hayatında Jian Chen bir gezgin ve uzmandı bu yüzden sayısız savaşta bulunmuştu. Onun savaş deneyimi, akademinin öğretmenlerinin bile üstündeydi. Jian Chen onlara öğretebilecek düzeydeydi.
Mağaraya ulaştığında abisinin çoktan gelip ağaç kütüğüne oturduğunu ve onu beklediğini fark etti. Sıkılmış bir hâlde etrafa bakıyordu. Kardeşini görür görmez heyecanla ayağa kalkıp yanına geldi. “Kardeşim, sonunda geldin.”
Jian Chen gülümsedi. “Abi, niye bu kadar erken geldin?”
“He he, alışkanlıktan. Kardeşim, haydi hemen başlayalım. Dün sabah öğrettiğin tekniği bütün gün yapmaya çalıştım ama hâlâ anlayamadım. Detaylıca tekrar anlatır mısın?” Sesinde hafif bir utanma vardı.
Jian Chen gülümseyerek cevapladı. “Tabii ki anlatırım. Bugün göstereceğim, yarın da açıklarım.” Bu sözlerden sonra ayağının yanından ince bir dal aldı.
“Abi, iyi izle.” Dalı eline aldı ve küçük bir ağaca doğru salladı. Dal parçası ağaca yaklaştırılınca kendiliğinden gidip küçük ağaca saplandı. Sanki serap gibiydi.
Bu sahneyi de gördükten sonra Changyang Hu daha çok şüphelendi. Tam o anda bir hışırtı duyuldu, küçük ağaç ortadan yarıldı ve yere yıkıldı.
Changyang Hu’nun gözleri kocaman açıldı ve çatlağa bakmak için koştu. Sanki kılıçla kesilmiş gibiydi. İncecik dal parçasının bu kadar muazzam bir biçimde ağacı kesmesi akıl almaz bir durumdu.
Gözleri kardeşinin elindeki küçük dal parçasına yöneldi. Koşarak gitti ve incelemek için eline aldı ama sıradan bir dal parçasıydı. Sallamaya başladı ancak kardeşinin yaptığı gibi olmadı.
Bunları da gördükten sonra Changyang Hu’nun şüphesi çok daha arttı. İnce bir dal parçasının, yumruk kalınlığındaki bir ağacı kesmesini hâlâ anlayamıyordu. Biraz güç uygulayınca dal parçası ikiye ayrıldı.
“Bunu nasıl yapabildin? Böyle ince bir dal parçası küçük bir ağacı nasıl devirebilir?”
Jian Chen gülümsedi. “Abi, bunu yapmak için Aziz Gücü gerekiyor. Dal parçasının marifeti değildi, iğne veya iplik de olsa kolaylıkla ağacı yarabilirdi. Ancak ben şu anda onu yapabilecek güçte değilim.”
Changyang Hu şaşkınlık içinde haykırdı. “Ne, iğne ve iplik ağacı kesebilir mi? Kardeşim iyi misin, ateşin mi çıktı? Bu imkansız bir şey.” Kardeşinin söylediği şeye bir türlü inanamıyordu, çünkü daha önce böyle bir şey duymamıştı.
Jian Chen abisinin bu şaşkınlığına güldü, zaten bu tepkiyi bekliyordu. Ancak abisinin gücü bunu anlayacak güce ulaşıncaya kadar açıklama yapmayacaktı.
Yerden bir dal parçası daha aldı ve, “Abi, hâlâ ince dal parçasıyla ağacı nasıl kestiğimi merak ediyorsun değil mi? Tekrar izle, bir kez daha göstereceğim.” dedi.
Changyang Hu kardeşinin elindeki dal parçasına odaklanmış bir halde sessizce bakıyordu. Ayrıntıları kaçırmamak için bütün dikkatini ona vermişti.
Elindeki dal parçasını sallayan Jian Chen’in gözleri parladı. Birden dal parçasının şekli değişti ve etrafındaki dikenler yok oldu. Hareket ederken yılan gibi görünüyordu. Havada hareket etmeye başladı, bunu biri görse şaşkınlıktan küçük dilini yutardı.
Changyang Hu gözlerine inanamadı. Hayalet görmüş gibi görünüyordu. İnanamıyordu, basit bir dal parçası kendi kendine hareket etmeye başlamıştı.
Jian Chen, gözlerinde parıltıyla haykırdı. “Abi, dikkatle izle.” Dal parçasını yakaladı ve başka bir ağacın yanına gitti. Ağır ağır hareket ediyordu. Dal parçası ağaca değdiği an içine giriyor gibi göründü. Kendiliğinden ağacın gövdesine girmeye başladı.
Bu sahne Changyang Hu’yu çok şaşırtmıştı. İnanamayan gözlerle bakıyordu.
“Kardeşim, bunu nasıl yaptın?” Gözleri hâlâ ağacın üzerindeydi, kalbi güm güm atıyordu.
Jian Chen belli belirsiz bir gülümsemeyle cevap verdi. “Abi, bunu yapmak aslında o kadar da zor değil. Aziz Gücü’nü dal parçasına yönlendirince dal parçası gibi görünse de keskin bir silaha dönüşüyor. Eğer yeterince güçlüysen, ağacı kılıç gibi kesebilir. ”
“Aziz Gücü’nü dal parçasına yönlendirmek…” Changyang Hu hemen yerden bir dal parçası aldı ve kardeşinin söylediklerini takip ederek yavaşça Aziz Gücü’nü dal parçasına yönlendirmeye başladı.
“Dan!”
Aziz Gücü’nü dal parçasına gönderdiği an birden dal parçası şiddetle patladı ve havada küçük parçalara ayrıldı.
“Abi, senin gücün çok yüksek olduğu için dal parçası dayanamadı. Ayrıca Aziz Gücü’nü yeterince kontrol edemiyorsun. Unutma, gücünü birden değil, hafifçe yönlendirmelisin.”
Bu sözleri duyunca Changyang Hu’nun kafası karıştı. “İyi de, Aziz Gücü nasıl hafifçe gönderilir ki?”
“Aziz Gücü’nü hafifletmek onu kullanmanın başka bir yoludur. Hepsi bu. Kendin yaparak daha iyi anlayabilirsin, benim daha fazla açıklama yapmamın bir faydası olmaz. Bugünden itibaren boş zamanında aziz gücünü dal parçasına yönlendirmeye çalış. Eğer gösterdiğim seviyeye ulaşırsan senin eğitimine çok yararı olacaktır.” Jian Chen, öğrencilerini eğiten bir öğretmen havasında konuşuyordu.
Ancak Jian Chen abisinin bunu başarmayı çok istediğini bilse de kısa bir sürede bunu başarmasının mümkün olmadığını biliyordu. Aziz Gücü’nü uzmanlık düzeyinde kullanmadan ve yeterince alıştırma yapmadan abisi bunu başaramazdı. Dal parçasını demir kılıç gibi keskin bir silaha dönüştürmek hiç de kolay değildi. Demir kılıca, Aziz Gücü’nü yönlendirmek daha kolaydı ama bir dal parçasını kılıç gibi kullanmak öyle değildi, nazikçe kontrol etmek gerekiyordu.
Changyang Hu başını salladı, bir süre daldıktan sonra tekrar denemek için eline bir dal parçası daha aldı. Fakat istisnasız her denemesi başarısızlıkla sonuçlandı. Aziz Gücü’nü dal parçasına yönlendiremiyordu. Gücünü dal parçasına yaklaştırdığı an dal parçası patlıyordu.
Jian Chen kenarda bekleyip abisini izledi ve aynı zamanda yönlendirmeye devam etti. Güneş doğuncaya kadar bu şekilde devam ettiler. Daha sonra Jian Chen abisini mağarada yalnız bırakıp çıktı. Changyang Hu durmadan alıştırma ypmya devam ediyordu. Zemin dal parçası kırıklarıyla dolmuştu.

Yorum Yap "CSG 25 - Abinin Eğitimi "