Kilimanjaro Günceli

CSG 24 - Yetenek

Eylül 21, 2016

Changyang Hu, kafasını sallamadan önce arkasına dönüp kalabalığa baktı. “Tamam kardeşim, haydi önce senin odana gidelim. Ka Di Yun’u nasıl yendiğini bana anlatmalısın ve gece ilerleyen saatlerde birkaç arkadaşla başarını kutlayacağız!”
Jian Chen mutlu bir ifadeyle kardeşine gülümsedi. “Abi, Ka Di Yun’u nasıl yendiğimi anlatacağım ama kutlamayı boş ver.”
“Pekâlâ, öyle olsun. Haydi, yatakhaneye gidelim kardeşim, burası çok gürültülü.” Changyang Hu kardeşiyle beraber yatakhaneye doğru yürümeye başladı.
“Changyang Xiang Tian!”
Jian Chen adımını atar atmaz ince ve kibar bir ses duydu.
Bu tanıdık sesi duyduktan sonra arkasını dönmeden önce bir süre bekledi. Konuşan kişiye baktığında daha önce kütüphanede yanında oturan sevimli kızı tanıdı.
Jian Chen tavrını değiştirmeden, “Efendim?” diye cevapladı.
Kızın sesi ince bir su sesi gibi narindi. Elindeki cüzdanını göstererek, “Changyang Xiang Tian, sayende yüz altın kazandım, sana teşekkür borçluyum.” dedi. Sesi olağanüstü nazikti, sanki huzur dolu bir günde şarkı söylüyor gibiydi.
Bunu duyan Changyang Hu birden bir şeyi hatırlamış gibi baktı. “Aaa, hatırladım. yüz altın bahse girmiştim, bütün param oydu ve geri almadım. Kardeşim sen bensiz devam et, ben paramı almaya gidiyorum!”Rüzgar gibi koşarak bahse giren kalabalığın yanına geri döndü.
Abisinin parası için bu kadar acele ettiğini gören Jian Chen gülmekten kendini alamadı. O sırada kız yavaşça Jian Chen’e doğru yürürken meraklı gözlerle yakışıklı yüzünü inceliyordu. “Merhaba Changyang Xiang Tian, benim adım You Yue. Sana bir soru sorabilir miyim?”
Jian Chen gülümsedi. “Eğer bir sorun varsa hemen sor ama cevap vermeyi garanti edemeyebilirim.”
Sorusunu sormadan önce You Yue kibarca gülümsedi ve, “Sorun yok!” dedi. “Changyang Xiang Tian senin gücün gerçekten sadece 8. Seviye mi?”
Jian Chen bir süre tereddüt etti ve başını salladı. “Evet, doğru. Şu anda 8. Seviye’deyim ama yakında 9. Seviye’ye geçeceğimi hissediyorum.”
You Yue bu cevabı duyunca çok şaşırdı. Şaşkın bir ifadeyle, “Changyang Xiang Tian, yani henüz Azizlik Seviyesi’ne ulaşmadığını mı söylüyorsun?” diye haykırdı. Sesinde şüphe vardı, ona tam olarak inanmamıştı.
Kızın inanmadığını fark eden Jian Chen kaşlarını çattı ve kızgın bir ifadeyle, “Sanırım sorunun cevabını aldın.” dedi. Çok güzel bir kız olmasına rağmen Jian Chen için herhangi bir kızdan farkı yoktu.
You Yue gülümserken özür dileyen bir ifadeyle ellerini salladı. “Özür dilerim Changyang Xiang Tian, çok şaşırmıştım. Umarım söylediklerime alınmamışsındır.”
Changyang Hu mutlu bir şekilde eli dolu bir çantayla koşarak geri geliyordu. You Yue’nin sözü yarım kaldı. Abisi, Jian Chen’in yanına gelip kıs kıs gülerek cüzdanını havaya atıp tuttu. “Kardeşim senin abin çok zeki. Bir saatten kısa bir sürede yüz altın kazandım.” Halktan birine göre yüz altın az bir miktar değildi ve hatta üç kişilik bir aileyi hayatlarının sonuna kadar doyurabilirdi.

Abisinin elindeki cüzdana baktıktan sonra Jian Chen gülümsemeye başladı ve You Yue’ye seslendi. “Başka soru sormayacaksan ben şimdi gidiyorum.”
You Yue ona gülümsedi. “Hayır yok. Seni daha fazla tutmayayım. Kitabımı da bitirmemiştim, kütüphaneye geri döneceğim. Sonra görüşürüz.”
Jian Chen abisiyle yatakhaneye geldikten sonra odanın kapısını kapattı. Abisi sabırsızlıkla sordu. “Kardeşim, Ka Di Yun’u yenmek için ne yaptığını bana anlatmalısın ve ne kadar da güçlüsün. 8.Seviye gibi değildin. Aziz Seviyesi’nde gibiydin.” Cevap beklerken yüzünde heyecanlı bir ifade vardı.
Jian Chen başını iki yana salladı. “Ama öyle değilim. Abi benim şu anki gücüm 9. Seviye’nin üstünde olamaz. Aziz Seviyesi’ne ulaşmak için çok yol almam gerektiğine inanıyorum.”
Changyang Hu kardeşine şüpheyle baktı. “Kardeşim, eğer Aziz Seviyesi’ne ulaşmadıysan o zaman nasıl Ka Di Yun’u yenebildin?”
Jian Chen gülerek cevapladı. “Haha, nasıl mı yendim? Abi dövüşü izlemedin mi?”
Changyang Hu utançla başını öne eğdi. “Yani, şey… kardeşim, dövüşü çok net göremedim. Bana anlatabilir misin?” Changyang Hu dövüşü baştan sona izlemesine rağmen görmemiş olabileceği şeyler vardı. Mesela Jian Chen rakibine yumruk attığında ne olduğunu anlayamamıştı. Yumruk çok hafif görünüyordu ama büyük bir hasar vermişti.
Jian Chen yatağına oturdu, sakince abisine baktı. “8. Seviye bir öğrenci olarak benim, Ka Di Yun gibi Aziz Seviyesi’nden birini yenmemin tek sebebi kazanmamı sağlayacak bir tekniğe güvenmemdi.”
“Teknik mi?” Abisi hâlâ şüphe içindeydi. Teknikleri ve becerileri bilirdi, çünkü akademideki birçok öğretmen kendi tekniklerinden sık sık bahsederdi. Eşit seviyeden dövüşçülerin olduğu bir karşılaşmada kazanmak isteyen güçlü teknikler kullanmalıydı ama o tekniklere çalışmak kolay değildi. Teknik öğrenseler bile sadece savaş deneyimi olanlar bir tekniği öğrenip daha iyi hâle getirebilirdi. Abisinin kafasını karıştıran şey hem Jian Chen’in kendinden daha genç olması hem de sadece birkaç gündür akademide olmasıydı. Kardeşinin bir tekniğin üzerinde çalışıp uzmanlaşması Changyang Hu’yu epey şaşırtmıştı.
“Kardeşim öyle bir tekniği nereden öğrendin?” Merakla sordu.
JianChen kafasını üzgün bir şekilde salladı. “Söyleyemem abi.”
Bunu duyan ChangyangHu’nun yüzünde kederli bir ifade belirdi. Ancak kardeşinin bir sonraki sözleri neşesini yerine getirmişti. “Abi, eğer bir dövüş tekniği öğrenmek istiyorsan sana öğretebilirim.”
“Gerçekten mi? Harika! Ne zaman öğretebilirsin? Şimdi olur mu?” Çok heyecanlıydı ve bu tekniği hemen öğrenmek istiyordu. Tekniği öğrenir öğrenmez Azizlik Seviyesi’ndeki öğrencilere meydan okuyabilecekti.
Jian Chen gülümsedi. “Abi, yarın başlasak daha iyi olur. Yarın sabah akademinin dışında seni bekliyor olacağım.”
“Tamam kardeşim anlaştık. Yarın sabah orada olacağım.” Akademideki öğretmenlerin birçoğu bir dövüş tekniğini öğrenme konusunda yardımcı olabilirdi ancak dövüş tekniklerinin kabilenin bir önceki kuşağı tarafından daha iyi öğretileceğini kalbinin derinliklerinde biliyordu. Buradaki öğretmenlerin öğrettiği teknikler rakiplerini yenmesi için yeterli olmayabilirdi.
Ardından, iki kardeş bir süre daha sohbet etti ve Changyang Hu odadan ayrıldı. Jian Chen, Aziz Gücü’nün büyük bir bölümünü Ka Di Yun’la dövüşürken kullandığı için çok yorgundu ve biraz da yaralıydı. Bu yüzden sağlığını eski hâline getirmek için Sınıf 3 Canavar Çekirdeği’ni kullanmaya karar verdi.
Onun pek bir bilgisi yoktu ama bütün akademi Jian Chen’in Ka Di Yun’u nasıl alt ettiği haberiyle çalkalanıyordu. Akademide bunu duymayan yoktu, bu durum hem öğrencileri hem de öğretmenleri şaşırtmıştı. Herkes bunun imkansız olduğunu düşünüyordu. Kargath Akademisi’nin tarihinde böyle bir olay yaşanmamıştı. 10. Seviye’nin zirvesindeki bir öğrenciyi kolaylıkla yenebilecek güçte olan bir Aziz’in, 8. Seviye’deki birine yenilmesini daha önce kimse duymamıştı.
Jian Chen ve Ka Di Yun arasındaki dövüşün haberi müdürün de kulağına gitmişti.
Kargath Akademisi’nin merkezindeki ofisinde açık pencerenin önünde ayakta bekliyorken bu duruma kafa yoruyordu. Kaşlarını çatmış bir şekilde sordu. “Bai En, söylediklerin doğru mu? 8. Seviye’deki Changyang Xiang Tian gerçekten Aziz Ka Di Yun’u yendi mi?” İlk duyduğunda müdür bile inanamadı ve gözleri merak içinde parladı.

Müdür yardımcısı Bai En saygıyla müdürün arkasında bekliyordu. Müdürün sözlerini cevapladı. “Müdürüm, bütün öğrencilerin bunu konuştuğunu duydum, ayrıntıları çok bilmiyorum. Ama şu anda bu olay sebebiyle bütün akademi çalkalanıyor. Her öğretmen Changyang Xiang Tian’ın daha üst seviyedeki Ka Di Yun’u yendiğini biliyor. Ayrıca Ka Di Yun’un Aziz  Silahı’nı kullanmadığıyla ilgili söylentiler de var.”
Müdür derin bir düşünceye dalıp uzun, beyaz sakalını sıvazladı. Söylentiler bu kadar çabuk yayıldığına göre doğru olmalı. Haha, galiba Chang Bai çetin ceviz bir delikanlı getirdi. Bir Aziz’in 8. Seviye’deki bir öğrenciye yenilmesi akıl almaz bir şey. Azizlik Seviyesi’ne yeni geçmiş ve silahını kullanmamış olsa da gücünün 10. Seviye’deki bir öğrenciden daha yüksek olması gerekir. Kargath Akademisi’ndeki yıllarımda daha önce, düşük seviyeden birinin kazandığını hiç görmemiştim.
“Müdürüm, bu durumla ilgili ne yapmalıyız? Er ya da geç okulun son sınıf öğrencileri 8. Seviye’deki öğrenciyi araştıracaklardır. Bu durum Changyang Xiang Tian için sorun teşkil edecektir.” Bai En, müdüre karşı çok saygılıydı.
Müdür Bai En’e döndü. “Boş ver, ne yaparlarsa yapsınlar. Büyük bir sorun çıkmadığı sürece biz karışmayacağız. Ayrıca bu onlar için bir deneme olsun. Eğer her fırsatı kullanmazlarsa iyi savaşçılara dönüşemeyeceklerdir.”

Yorum Yap "CSG 24 - Yetenek"