Kilimanjaro Günceli

CSG 22 - Ka Di Yun’a Karşı Savaş

Eylül 21, 2016

Rakibinin Aziz Silahı’na sahip olduğunu bilse de elindeki kılıçla, Changyang Hu’nun cesareti geri geldi. En azından artık daha güçlüydü.
“Changyang Hu, gerçekten o sıradan demir kılıçla bana karşı şansının olduğunu mu sanıyorsun? Rüya görüyor olmalısın. Şimdi sana bir Aziz’in gücünü göstereceğim.” Ka Di Yun, ağır değilmiş gibi taşıdığı devasa kılıç ellerindeyken hızlı adımlarla Changyang Hu’ya yöneldi. Hızla kılıcını salladı ve havada ses çıkardı.
Changyang Hu’nun bütün dikkati rakibinin Aziz Silahı’nın üstündeydi. Yaralanmamak için aceleyle geri çekildi, kılıç vücuduna değmedi ancak kıyafetini sıyırıp geçti.
Ka Di Yun, Aziz olduktan sonra gücü eskisine göre katlanarak artmıştı ve 10. Seviye’deki Changyang Hu’nun gücüyle kıyaslanamazdı. Rakibi kılıcı savurduğu an Changyang Hu ne kadar büyük bir tehlikenin içine girdiğini anlamıştı.
Bir hamle daha yapmak üzere tekrar atılan Ka Di Yun bir an bile tereddüt etmedi. Yaklaştıkça Changyang Hu’nun vücudunu hapsetmeye çalıştı ve altın kılıcıyla bir kez daha rakibine saldırmaya çalıştı.
Altın kılıcın gücünü gören Changyang Hu, Aziz Silahı’nın gücü olmadan elindeki demir kılıçla rakibine karşı koyamıyordu.
Altın kılıç Changyang Hu’nun umduğundan çok daha hızlıydı. O devasa kılıcın başına yaklaştığını hissettiği an beklemeden uzaklaşıyordu. Ancak artık baş edemeyecek hale gelmişti.
“Bom!”
Changyang Hu tam geri adım atmıştı ki, Ka Di Yun’un kılıcı biraz önce durduğu noktaya saplandı. İçindeki güçlü enerjiden dolayı arenanın zemininde derin bir çatlak oluştu. Bu derin çatlağın yanı sıra dört bir yana yayılan en az birer metre uzunluğunda küçük yarıklar da meydana gelmişti.
Changyang Hu, rakibi kılıcını yerden çıkarmaya çalışırken bu fırsatı kullandı ve demir kılıcını sallayıp Ka Di Yun’u yaraladı.
“Ah!” Rakibi kibirle homurdandı. Eline tekrar aldığı Aziz Silahı büyüleyici bir ışık yaymaya başladı ve Changyang Hu’nun demir kılıcıyla çarpıştı.
İki kılıç çarpışınca arenada yüksek bir ses yankılandı. Changyang Hu elindeki kılıcı düşürdü ve savunmasız kaldı. Aldığı kılıç darbesiyle ağzından kan damlamaya başladı.
Ka Di Yun hemen gelip rakibinin göğsüne tekme attı. Changyang Hu gibi güçlü birini arenanın dışına fırlatabilecek kadar kuvvetliydi. Havada uçarken benzi solmuş, ağzından kan damlamaya devam ediyordu.


Bakışları birden değişen Jian Chen şaşkınlıkla bağırdı. “Abi!” Abisinin olduğu yöne doğru koştu. Herkes şaşkın gözlerle Changyang Hu’nun havaya fırlamasını izlerken Jian Chen çoktan harekete geçmişti. Abisi tam düşmek üzereyken gelip yakaladı ve yere çakılmasını engelledi.
Changyang Hu yerde şiddetle öksürmeye başladı ve öksürüklerle ağzından kan damlaları aktı. Changyang Hu, 10. Seviye’nin zirvesinde de olsa bir Aziz’in gücüyle kapışamazdı. Ciddi bir biçimde yara almıştı.
“Abi, yaraların çok mu ağır?” Jian Chen abisiyle endişe içinde ilgilenirken sinirini içinde zapt etmeye çalışıyordu.
Changyang Hu arenada kibirli tavırlar sergileyen Ka Di Yun’a bakarken kafasını iki yana salladı. “İyi olacağım ama Ka Di Yun’un gücünün, Aziz Seviyesi’ne ulaşınca bu kadar artabileceğini düşünmemiştim. Abin artık onun dengi değil.” Hâlâ sinirli bir halde homurdanıyordu.
“Abi çok üzgünüm, senin bu dövüşe katılmana ben sebep oldum.” Abisinin yaralı hâline baktıktan sonra kalbinin derinlerinde kendini gerçek suçlu olarak hissetti.
Bu sözleri duyan Changyang Hu kardeşine baktı. Kaşlarını çatıp sinirle, “Ne diyorsun sen? Beni abin olarak görmüyor musun? Maalesef abin hiçbir işe yaramıyor. Şimdiye kadar hâlâ Aziz Seviyesi’ne ulaşamadım. Ulaşabilseydim Ka Di Yun beni asla yenemezdi.” dedi.
Abisinin bu sözleri Jian Chen’in kalbini derinden etkiledi. Kısa bir süre sakince baktı. Gözlerindeki kibir azalmadı ancak duygusuzca konuştu. “Abi, sen biraz dinlenmelisin. Senin intikamını alacağım.” Arenaya doğru yürümeye başladı.
Bunu duyan Changyang Hu’nun ifadesi hemen değişti. “Kesinlikle hayır, kardeşim sen onun dengi değilsin. Gitme!”
Jian Chen özür diliyor gibi bir ifadeyle gülümsedi. “Abi bana güven.” Yüzündeki hırslı ifadeyle abisinin kolundan sıyrılıp arenaya çıktı.
“O ne yapmayı planlıyor…”
“Ka Di Yun’a meydan okumak istiyor galiba. Delirmiş olmalı!”
“O, sadece 8. Seviye’de. Ka Di Yun gibi bir Aziz’le dövüşmek istemesi başına dert açmaktan başka bir şey olamaz…”
Jian Chen arenaya çıkınca seyirciler şaşkınlıkla bağırmaya başladı. Kimse onun Aziz Ka Di Yun için uygun bir rakip olduğuna inanmıyordu.  
“Delirmiş olmalı. Ka Di Yun daha biraz önce 10. Seviye’deki birini mağlup etti. Böyle birini nasıl yenebilir ki?”
Kütüphanede Jian Chen’in yanında oturan kız mırıldanıyordu. Endişeli bir ifadeyle olacakları izliyordu.
Ka Di Yun boş bir bakışla Jian Chen’i izledi. Ancak hemen sonra homurtuyla gülmeye başladı. “Hayırdır, gerçekten benimle dövüşebileceğini mi sanıyorsun?” Ka Di Yun onu rakip olarak görmemişti, her şeyden öte o artık çok güçlü bir azizdi.
Jian Chen soğuk bir biçimde yanıtladı. “Yanlış mı düşünüyorum?”
Şeytani bir gülümsemeyle, “Tamam, öyle olsun.” dedi. Ka Di Yun, Jian Chen’i rezil etmenin yolları düşünüyordu, çünkü o birinci sınıfların dövüş sanatları yarışması esnasında sevimli küçük kız kardeşi Ka Di Qiuli’yle alay etmişti. Bu olay kardeşlerini çok seven iki abinin nefretini çekmesine sebep olmuştu.
Jian Chen’in acelesi yoktu. Abisinin kılıcının olduğu yere gitti, eline aldığında çok ağır olduğunu fark etti. Eğer 8. Seviye’de olmasaydı kılıcı kullanmak için kaldıramazdı bile.
Eskiden iki parmak genişliğinde bir kılıç kullanırdı. O kılıç sayesinde eskrimde meşhur olmuştu. İki eliyle kılıcı kavradı ancak kılıç oldukça ağırdı. Kılıcı sallamak bile çok enerji gerektiriyordu, bütün enerjisini kullanamayabilirdi. Etrafta bu kılıcın dışında başka kılıç da yoktu.
Bir an tereddütle, büyük kılıcı bırakıp Ka Di Yun’a karşı silahsız dövüşmeye karar verdi. Hem bu şekilde en azından hızlı ve çevik hamleler yapabilecekti.
Arenanın ortasına geldikten sonra ruhsuz bir surat ifadesiyle rakibine baktı ve yumruklarını sıktı. “Önce sen başla, ben silahsız dövüşeceğim.”
Bu sözleri duyan Ka Di Yun, rakibinin silahsız gelerek kendini küçük görmeye çalıştığını düşündü. 8. Seviye’deki birinin, Aziz Seviyesi’ndeki biriyle kılıçsız dövüşmesi Aziz’i aşağılamaktan başka bir şey olmazdı.
Ka Di Yun mırıldandı. “Changyang Xiang Tian, bu ne küstahlık!” O da elindeki kılıcı havaya fırlattı. “Gel bakalım, ben de kılıçsızım.”
Jian Chen bu sözlerden sonra rahatlayarak gülümsedi. Konuşarak zaman kaybetmek yerine Ka Di Yun, hücum etti. Rakibinin kafasına doğru yumruklarını sallarken kuvvetini artırmak için Aziz Gücü’nü kullandı.
Ka Di Yun karşılık vermeden önce canı sıkılmış gibi duruyordu. İkisinin yumrukları çarpışınca Ka Di Yun’un yumruğundan altın renginde bir ışık sızmaya başladı. Sadece Azizlik mertebesine erişenler güçlerini böyle gösterebilirdi.
Yumruklar tekrar çarpışınca ilk temastan sonra Jian Chen’in yumruğu açıldı. Eliyle rakibin yumruğunun etkisini yumuşattı. Birden Ka Di Yun’un yumruğunun gücü azaldı, çünkü Jian Chen onu dirseğinden yumrukladı.
“Ah!”
Kemik kırılma sesi duyuldu. Jian Chen yumruğuyla Ka Di Yun’un kolunu yerinden oynattı. Ka Di Yun acı içinde haykırdı, çünkü kolundaki ağrıyı beyninde de hissetti ve yüzü bembeyaz kesildi.
Ancak Jian Chen bununla kalmayıp hamlelerine devam etti. İki koluyla birden Ka Di Yun’un kolunu yakaladı ve sıkıca sardı.
“Offf!”
Artık Ka Di Yun bağırmaktan başka bir şey yapamıyordu. Acıdan bağırıyorken vahşi bir hayvanı andırıyordu, bütün kolu kopmuş gibi hissediyordu. Küçüklüğünden beri hiç bu kadar acı çekmemişti ve bu kadar kısa süre içinde bütün alnından ter damlarken yüzünün rengi çekildi.
Perişan halde attığı çığlıkları duyan insanlar ölüm sessizliğine büründü. Jian Chen’e büyülenerek baktılar çünkü gördükleri şey akıl almazdı. Herkes bunun tam tersini görmeyi umuyordu.

Changyang Hu donakalmış bir suratla dövüşü izlerken kendi kendine mırıldandı. “Kardeşim ne zamandan beri bu kadar iyi dövüşebiliyor? Sadece bununla bile Ka Di Yun’un kardeşimin elinden çekeceği var. Ancak, kılıç kullanmasa da o hâlâ bir Aziz; gücü benimkinden çok daha iyi. ”

Yorum Yap "CSG 22 - Ka Di Yun’a Karşı Savaş "