Otto Von Bismark Günceli

CSG 21 - Aziz Ka Di Yun

Eylül 21, 2016

Hedefi vurmaya çok yaklaşıp ıskaladığını gören Ka Di Liang, biraz pişmanlık duydu. Ancak hemen tekrar harekete geçti ve Jian Chen’e bir tekme attı.
Bir çırpıda on hamle bitti ve Jian Chen, Ka Di Liang’ın yaptığı her hamleden kolaylıkla kurtuldu. Ancak endişeyle izlerken soğuk terler döken Changyang Hu da dahil izleyen herkes Jian Chen’in kıl payıyla kurtulduğunu düşündü.
Ka Di Liang’ın hamleleri oldukça hızlı ve öfkeliydi ancak hamlelerin hiçbiri Jian Chen’in kıyafetlerine bile dokunmadı. Ka Di Liang çok sinirlendi.
Sonunda Ka Di Liang’ın yumruğunu engellemek için yumruğunu kaldıran Jian Chen konuştu. “On hamlen bitti, sıra bende.” Yanıt beklemeden Ka Di Liang’a bir tekme attı.
Bacağı hareket ederken çok hızlıydı, Ka Di Liang kaçmak için zaman bulamadı. Engellemek için ellerini kaldırmaya çalışana kadar Jian Chen’in tekmesi Ka Di Liang’in göğsüne çoktan çarpmıştı.
“Dan!” “Dan!” “Dan!”
Jian Chen’in tekmesinin gücüyle, Ka Di Liang geriye doğru sendeledi. Kendini toparlamaya çalışırken donakalmış bir ifadeyle rakibine baktı. 8. Seviye Aziz Gücü’nde olmasına rağmen Jian Chen’in gücü, Ka Di Liang’in beklentisinin çok üstündeydi. Dayanabileceği bir şey değildi.
Yarış esnasında son dövüşte Ka Di Liang, Jian Chen’le hiç hamleye girmemişti, bu yüzden rakibinin gerçek gücünü daha önce anlayamamıştı. Bu dövüşle birlikle Ka Di Liang, Jian Chen’in göründüğünden daha güçlü olduğunu fark etti. Hatta biraz önce aldığı tekmenin gücüne bakarak Ka Di Liang, rakibinin sadece 8. Seviye’de olduğundan şüphe duymaya başladı.
Belki de Jian Chen dövüşün çabucak bitmesini istiyordu, çünkü ilk yumruğunu Ka Di Liang’ın burnuna attıktan sonra nefes almasına bile zaman bırakmamıştı.
Ka Di Liang geri çekilirken yüz ifadesi sertleşti, bütün vücuduyla Jian Chen’in yumruğuna set oluşturmaya çalıştı ve sonra da rakibinin kafasına yumruk atmayı denedi.
Jian Chen sakince gülümsedi ve yumruğu kafasıyla engelledi. Diğer eliyle Ka Di Liang’ın omzunu yakaladıktan sonra at duruşuna geçti ve sağ koluyla rakibini iyice kavradı. Sıkıca tuttuğu rakibine biraz güç uygulayarak ileri uçurdu.
Önceki hayatında Moğollardan bilek tekniklerini öğrenmişti bu yüzden bu konuda oldukça iyiydi. Birçok kez o teknikleri kullanarak deneyim kazanmıştı. Eskrimin dışında birçok farklı beceriye sahipti ve aklına koyduğu her şeyi yapardı.
Ka Di Liang’ın vücudu havada uçarken tüy gibiydi. Havada 4-5 metre yükseldi ve sonra arenanın zeminine düştü.
“Fiuuu!”
Jian Chen’i güçsüz olarak görmüştü ama her nasıl olduysa güçsüz görünen tipine rağmen Jian Chen, üstün becerisiyle onu şaşırtmayı başardı. Aynı şekilde arenanın etrafındaki izleyicilerin de şaşkınlıktan nefesleri kesildi ve Jian Chen’le ilgili fikirlerini tekrar değerlendirmeye başladılar. Bu şekilde dövüştüğünü iki kez görünce bundan sonra kimse Jian Chen’i küçük görmeye cesaret edemezdi.
Ka Di Yun ve Ka Di Qiuli bu duruma çok bozuldu. Çünkü durum beklentilerinin çok ötesindeydi.
Ka Di Yun dişlerini sıkarken kısık bir sesle, “Changyang Xian Tian, gerçekten çok yeteneklisin.” dedi.
Ka Di Liang acınacak bir halde ringde ayağa kalktı. Zehir gibi bakışlarla Jian Chen’in gözlerine baktı.
Avuçlarının içindeki 9. Seviye Aziz Gücü’ne odaklanarak kükredi. Ellerini Jian Chen’e karşı tutup göğsüne doğru yöneltti ve saldırdı.
Jian Chen homurdandı, o da Aziz Gücü’nü ellerinde yoğunlaştırıp birden ellerini Ka Di Liang’ın ellerine doğru yöneltti ve ellerin çarpışmasına sebep oldu.
“Çat!”
Çıkan ses yankı yaptı, ikisi de bakakaldılar. Yumrukları o kadar sert çarpıştı ki küçük bir elektrik dalgası ikisini de geriye fırlattı.
Jian Chen bununla kalmadı, şok etkisine karşılık vermek için atik bir şekilde hareket etti. Ka Di Liang’ın tekrar kalkmaya çalıştığını fark edince ileriye atıldı, yerde sıçrayıp iki bacağıyla birden Ka Di Liang’e tekme attı.
Ka Di Liang ne ayağa kalkabildi ne de saldırıyı engelleyebildi. Karnına aldığı darbeyle bir kez daha uçtu.
Yere çarptıktan sonra yüzü acı içinde beyaza döndü ve birkaç damla kan tükürdü. Ağır darbeler almaya başlamıştı.
“Kardeşim!”
“Abi!”
Ka Di Yun ve Ka Di Qiuli kardeşlerinin yanına geldiler. Onu kaldırdıktan sonra ağzının kenarındaki kan damlasını gördükleri için üzülüp endişeyle baktılar.
“Kardeşim, iyi misin?” Ka Di Liang, ilk dövüşünde dikkatsizliğinden kaybetmişti ancak bu kez durum farklıydı. İkinci dövüşünde, 9. Seviye’deki öğrencilerin %80’inden daha güçlü olan kardeşi, bütün gücünü kullanarak dövüşüyordu.
“Abi, nasıl hissediyorsun, yaraların ağır mı?” kız kardeşi endişeyle sordu.
Kardeşleri ayağa kalmasına yardım ettiler. Kafasını sallarken, “İyi olacağım. Sadece küçük yaralar aldım.” dedi. Sesindeki âcizliği kardeşleri fark edebiliyordu.
Kardeşinin soluk yüzünü gören Ka Di Yun, daha kızgın hale geldi. Kafasını kaldırıp Jian Chen’e baktıktan sonra homurdandı. “Ka Di Qiuli, kardeşimizle sen ilgilen. Ben gidip o küstah serseriye bir ders vereceğim!” Kardeşlerini bıraktı ve arenadaki Jian Chen’in karşısına çıkmak için yürümeye başladı.
“Abi, gitmemelisin…”
“Abi, yenemezsin…”
İki kardeş abilerinin yolunu kesmeye çalıştılar ama maalesef ona yetişemediler. İkisi de arkada kalıp yakınmaya başladı. Abileri kazansa da kaybetse de kabilelerinin akademideki itibarı biraz sarsılmıştı. Adil bir dövüş oldu, bu yüzden kaybetmeleri sadece biraz karizma kaybetmelerine sebep olurdu. Ama Ka Di Yun’un dövüşmesi bütün durumu değiştirirdi. Son sınıftan birinin birinci sınıftan yeni bir öğrenciye zorbalık yaptığı haberi bütün akademiye yayılırsa işte o zaman akademideki herkes bu üç kardeşle dalga geçerdi.
JianChen, Ka Di Yun’a bir bakış attı ve, “Kardeşinin intikamını almak için mi geldin?” diye sordu.
Jian Chen’e kızgınlıkla baktıktan sonra, “Changyang Xiang Tian, sen gerçekten güçlüsün. Ancak kardeşimi yaraladın, bu yüzden seni buradan yara almadan göndermeyeceğim.” dedi.
Sahnenin etrafındaki insanlar şaşkınlık içinde Ka Di Yun’a baktı. Onunla ilgili fikirleri değişmişti.
Başka biri daha arenaya doğru yürürken derinden bir ses duyuldu. “Ka Di Yun, bu ne demek oluyor, Changyang kabilesinden kimse kalmayana kadar zorbalık yapmayı mı planlıyorsun?” Jian Chen arkasını döndüğünde abisi Changyang Hu’yu görünce rahatladı.
Changyang Hu, Ka Di Yun’a bakış attı. “Dövüş istiyorsan önce benimle dövüşmek zorunda kalacaksın.”
Jian Chen abisini dinlerken vücudunu saran bir sıcaklık hissetti. “Abi, sen geride dur. Bunu ben kendi başıma halledebilirim.”
Abisi başını iki yana salladı. “Hayır, olmaz kardeşim. Sen geride durmalısın. Ka Di Yun’un gücü uzun zaman önce Aziz Gücü Seviyesi’nin zirvesine ulaştı. Sen onun dengi değilsin, bu yüzden izin ver de abin sana yardım etsin.”
Bu sözlerden dolayı biraz tereddüt ettikten sonra Jian Chen başını salladı, “Abi, o zaman lütfen dikkat et.” deyip arenanın dışına doğru yürüdü.
Ka Di Yun kibirle homurdandı ve Jian Chen’in arenadan çıkışını izledi.
“Changyang Hu, belanı arıyorsun, olacaklardan dolayı sakın beni suçlama.”
Changyang Hu cevap verdi. “Çok erken konuşuyorsun, kimin kazandığı ve kimin kaybettiği henüz belli değil.” İkisi de çok uzun zaman önce 10. Seviye’ye ulaşmıştı, bu yüzden Ka Di Yun gücünü Aziz Silahı’na yoğunlaştırmamış olsaydı güçleri eşit olurdu.
Changyang Hu’nun yüzündeki gurura bakarken Ka Di Yun alaycı bir ifade takındı. Sağ kolunu kaldırdıktan sonra altın renkli bir enerji akışı koluna doğru yöneldi ve devasa altın kılıcın içine girdi. Altın kılıç çok büyüktü, uzunluğu bir buçuk metreye yakındı ve bir avuç genişliğindeydi. Tutacak yeri de o kadar uzundu ki iki elde tutulması gerekiyordu.
Ka Di Yun’un iki eliyle birden kılıcı tuttuğunu gören Jian Chen kaşlarını endişeyle kaldırdı. Daha önce Changyang konağında Aziz Silahları konusunda kitaplar okumuştu. Bu yüzden bu kılıcın Ka Di Yun’un Aziz Silahı olduğunu kolaylıkla anladı. Ayrıca Jian Chen yeni hayatında ilk defa Aziz Silahı görüyordu. Aziz Silahı’nın yoğunlaştırılmış Aziz Gücü olduğunu çok uzun zaman önce öğrenmişti ancak kendi gözleriyle görünce çok heyecanlandı. Aziz Gücü’nün bu şekilde yoğunlaştırabileceğini düşünmek rüya gibiydi. Bu Jian Chen’i oldukça heyecanlandırıyordu.  
Altın kılıç ortaya çıktığı an herkes şaşkınlık ve hayranlık içindi haykırdı.
“Aziz Silahı, gücünü içine aktarmış…”
“Aziz seviyesini çoktan aştı bile…”
“Ka Di Yun bir aziz oldu, Changyang Hu şimdi mahvolacak…”
10. Seviye’yle Azizlik arasında çok büyük bir mesafe yoktu ama yine de geçiş yapmak epey zordu. Kargath Akademisi’ndeki son sınıfların büyük çoğunluğu Aziz Gücü’nün 10. Seviyesi’nin zirvesine ulaşmıştı ancak güçlerini Aziz Silahı’na aktaramıyorlardı. Eğer bir öğrenci bu yeteneğe sahip değilse bunu elde etmesi oldukça zor olurdu. Ülkede birçok dövüşçü hayatının sonuna kadar Aziz olamadan 10. Seviye’de takılıp kalıyordu. Başarılı bir şekilde Aziz olmanın gerçekten zor bir başarı olduğunu anlamak güç değildi.
Eğer bir dövüşçü Aziz düzeyine erişmeyi başarabilirse gücü katlanırdı. Aziz Silahı’nın sahibi onu sadece silah olarak değil ayrıca kendi gücünü aşan bir saldırıyla karşılaştığında yeteneklerini artırmak için de kullanabiliyordu.
Ka Di Yun’un kılıcına bakan Changyang Hu’nun ifadesi değişti. Ka Di Yun’un Aziz Silahı’na sahip olması kesinlikle rakibini yeneceği anlamına geliyordu.
“Abim gücünü Aziz Silahı’na aktardı!” Bu sözlerin sahibi şaşkınlık ve mutluluk içindeki Ka Di Qiuli’den başkası değildi.
Ka Di Liang, abisinin silahını görünce önce kıskanç bir ifadeyle baktı ancak onun da hoşuna gitti. İki kardeş de abilerinin Aziz Seviyesi’ne ulaştığını şimdi öğreniyordu.
Aziz Silahı’nı da eline alınca Ka Di Yun’un kendine güveni çok daha arttı. Rakibinin suratı asıldıkça Ka Di Yun daha mağrur bakışlar atıyordu. Kalbinde hissettiği zevk tarif edilemezdi.
“Hahahaha, Changyang Hu, korktun mu? Eğilip bana üç kez secde edip senden yüce olduğumu kabul edersen o zaman canını bağışlayacağım. Eğer dediklerimi yapmazsan olacakları sen de biliyorsun.”
Changyang Hu rakibinin taleplerini dinlerken yüzü küle döndü. Homurdanarak cevap verdi. “Rüyanda görürsün, Ka Di Yun. Aziz bile olsan ben Changyang Hu senden asla korkmayacağım.”
Kibirli gözlerle rakibine bakan Ka Di Yun, “O halde benimle dövüşmek için ne kullanacaksın?” dedi.
Changyang Hu sinir küpüne dönmüştü.
“Changyang Hu, kılıcını yakala!”
O anda izleyicilerin arasından arenaya bir kılıç fırlatıldı. Changyang Hu umutsuzca yerde beklerken birden kılıcı görüp yakaladı. Kılıç epey ağır ve uzundu. Dört bir yanında gümüş rengi yansımaları vardı ve ayrıca rakibinin kılıcından çok bir farkı yoktu.

Yorum Yap "CSG 21 - Aziz Ka Di Yun"