Dünyanın Oluşumu Günceli

CSG 19 - Zorluk

Eylül 21, 2016

Üç gün çabucak geçiverdi. Bu üç günde Jian Chen, Kargath Akademisi’ndeki çevreye ve yaşam tarzına daha çok alışmaya başladı. Bu üç günün ilk gününde derslere girdi ve diğer iki günde ya odasında gelişim yapmakla uğraştı ya da kütüphanede vakit geçirdi.
Akademideki öğretmenlerin öğrettiği program; davranışları, tehlikeli bir durumda yapılması gerekenleri ve şehrin dışındaki bölgelerde hayatta kalmak için ihtiyaç duyulan birkaç yeteneği kapsadığından dolayı Jian Chen bunları öğrenmeye değer şeyler olarak görmüyordu. Önceki hayatında bir gezgindi ve bu tecrübesiyle o öğretmenlere dersin nasıl verileceğini öğretebilirdi.
Savaş deneyimi ve dünyadaki her yerde yaşayabilme yeteneğiyle hem öğrencileri hem de öğretmenleri eğitebilirdi; çünkü öğretmenlerin çok savaş deneyimi yoktu ve Jian Chen’in deneyimiyle kıyaslanamazdı.
Ertesi sabah, Jian Chen akademi üniformasını giydi ve yemekhanede bir şeyler yiyerek kütüphaneye doğru yol aldı. Akademi dersler konusunda hiç katı değildi. Katılmak isteyen katılıyor, istemeyenler de derse gitmiyordu. Soylu ve zengin ailelerin çocukları zaten küçük yaştan beri eğitim aldıkları için bazı öğretmenlerle kapışacak bilgilere sahiplerdi ancak deneyimleri yoktu. Bu yüzden dersler alt kesimden öğrenciler için daha uygundu. Bir soylunun derse gelmesi çok nadir bir durumdu.
Jian Chen kütüphanenin ilk katına gider gitmez birkaç kitap aldı okuma alanındaki bir masaya oturup hevesle okumaya başladı.
Kargath Akademisi’nin kütüphanesi epey genişti ve hemen hemen her konuda çok sayıda kitap vardı. Changyang Konağı’nın arkasındaki kütüphaneden çok daha iyiydi ve Jian Chen evde bulunmayan birçok kitabı da bulabiliyordu.
Şu anda Jian Chen’in elindeki kitap Tian Yuan Ülkesi’nde bulunan bütün sihirli hayvanlarla ilgili temel bir kitaptı. Birçok  türden sihirli hayvan vardı; uçabilen ya da yürüyebilen türlerin toplamı binin üzerindeydi. Ayrıca kitap henüz keşfedilmemiş birçok sihirli hayvandan da söz ediyordu. Kitapta, Sihirli Hayvanlar Dağı’nın derin uçurumunda yaşamayıp sonrasında uçsuz bucaksız okyanusta yaşayan sihirli hayvanlar da vardı. Orası en güçlü insanların bile giderken zorluklarla karşılaştığı bir bölgeydi.


Jian Chen kendini ders çalışmaya kaptırmıştı ki birden 16-17 yaşlarında bir kız öğrenci kütüphaneye geldi. Kız olağanüstü derecede sevimliydi ve o da akademi üniforması giyiyordu. Özenle örülmüş uzun ve güzel saçları vardı ve saçları yüzünü daha hoş gösteriyordu. Ancak yüzünde kibirli bir ifade vardı, soylu bir aileden geldiği çok belliydi.
Bu kız Ka Di kabilesinden Ka Di Qiuliu idi.
Ka Di Qiuliu kütüphaneye geldi ve raflara doğru yürüdü, sonra elinde bir kitapla okuma alanına yürümeye başladı. Orada kitap okuyan öğrencilere bir bakış attı, ama gözleri masalı bölüme kaydığı an Jian Chen’i arkadan gördü, birden durup şaşkınlıkla olduğu yerde kaldı.
Ka Di Qiuliu, Jian Chen’in sırtına odaklandı, gözlerindeki ışık hiç azalmadı. Birkaç gün önce bacağından tutulup kaba bir şekilde arenanın dışına atılmıştı ve bu onu çok kızdırmıştı. Bu olay onun için unutulmaz bir aşağılanmaydı. Bunu hatırlayınca yüzü sinirle kızardı ve homurdandı. Artık kitap okuyacak hâli kalmamıştı ve dişlerini sıkarak kütüphanenin dışına çıktı. “Changyang Xiang Tian, sana gününü göstereceğim!”
Ancak Jian Chen okuduğu kitaba odaklandığı için Ka Di Qiuliu’yu hiç fark etmedi. Kütüphanede kimse sorun çıkarmaya cesaret edemezdi bu yüzden gardını alma ihtiyacı hissetmemişti.
Ka Di Qiuliu kütüphaneden çıktıktan sonra hemen ikinci abisi Ka Di Liang’ı buldu. Abisi ormanda yalnız başına dövüş sanatları eğitimi yapıyordu.
Ka Di Qiuliu’nun geldiğini görünce durup gülümsedi. “Kütüphaneye gideceğini söylememiş miydin? O zaman niye gelip burada beni arıyorsun?” Kalbinde hala küçük kız kardeşine karşı sevgi vardı.
Ka Di Qiuliu yüzünü ekşiterek abisine doğru yürüdü. “Abi, sen bana Changyang Xiang Tian’a ders verirken yardım edeceğini söylememiş miydin?”
Changyang Xiang Tian ismini duyunca Ka Di Liang’ın yüzündeki gülümseme kayboldu ve yerini kasvetli bir ifadeye bıraktı. Son birkaç gündür birinci sınıflar yarışmasını düşünüp duruyordu. Aziz Gücü’nün 8. Seviyesi’ndeki bir öğrenciye karşı yenildiğinden beri o anıyı hiç unutamıyordu. O korkunç tekme rezilliğinin hatırasıydı.
Kardeşi de konuşurken çok sinirliydi. “Abi, Changyang Xiang Tian bugün kütüphanede. Oraya gidip ona dersini vermeliyiz.”
“Tamam, bu kez kazanan kesinlikle biz olacağız. Gel benimle Ka Di Qiuliu!” KaDi Liang kararlı bir hâlde kütüphaneye doğru yürümeye başladı. Artık  Jian Chen’e yenilmeyi kabul etme şansı yoktu, önceki yenilgisini dikkatsizliğine bağladı. Kendini tuttuğu için yenilmişti. Bu kez, ulu ve güçlü Ka Di Liang yenilgiyi kabul edemezdi.
Ka Di Qiuli heyecanla, “Bu kez o serseriye asla unutamayacağı bir ders vermelisin abi.” dedi ve abisinin arkasından yürüdü. İki kardeş de 9. Seviye Aziz Gücü’ndeydi ancak Ka Di Qiuli, abisiyle eşit düzeyde olmadığını biliyordu. Eğer abisi Changyang Xiang Tian’a karşı kaybederse kendinin kazanma ihtimali hiç olmazdı.
Kütüphanede, Jian Chen hâlâ kitapla meşguldü.
Jian Chen’in yanından ince bir ses, “Merhaba, oturabilir miyim?” diye sordu. Kitaba dalmış olmasına rağmen Jian Chen’in ruhu oldukça güçlüydü ve hemen kendine geldi.
Birden kafasını kaldırdı ve hemen yanında 17-18 yaşlarında bir kız gördü. Akademi üniforması giyiyordu ve omuzlarına dökülen uzun siyah saçları vardı. Kibar bir gülümsemeyle ve meraklı gözlerle Jian Chen’e baktı. Kiraz dudaklı bu kıza daha yakın olmak için kavga eden insanlar vardı. Yaşı sadece 17-18 olmasına rağmen vücudu çok zarifti ve üniforma da, çok daha güzel gösteriyordu. Kızın elinde kalın bir kitap vardı.
Jian Chen kıza öylesine bir baktı ve sonra etrafına baktığında bütün masaların dolu olduğunu, tek boş yerin yanındaki sandalye olduğunu fark etti.
Güzel kıza tekrar dönüp, “Oturabilirsin!” diye cevap verdi. Kız çok sevimliydi ama Jian Chen ona bakmayıp tekrar kitabına yöneldi.
Kız, Jian Chen’in bu meşgul haline tuhaf bir bakış attı. Otururken gözleri parladı, oturup kibarca, “Teşekkür ederim!” dedi. Ses tonu da duyanları rahatlatacak kadar nazikti.
Ancak Jian Chen onun sözlerini duymadı bile, çünkü tekrar kitaba odaklanmıştı. Gözleri sadece kitabı görüyordu.
Kız, Jian Chen’e tekrar merakla baktı, ama bir şey söylemedi ve elindeki kitapla oturdu. Kitabının sayfalarını açarken bile çok kibar görünüyordu. Bu nazik görüntü bir soyluluk belirtisiydi ve ona da çok yakışıyordu.
Kütüphane çok sessizdi. Çok fazla insan olmasa da kimse ses çıkarmıyordu, çünkü herkes kendi kitabına odaklanmıştı.
Tam bu sırada kütüphanenin kapısında bir kız bir de erkek öğrenci belirdi, onlar Ka Di Liang ve Ka Di Qiuli kardeşlerdi.
Ka Di Qiuli eliyle Jian Chen’i gösterdi. “Abi bak, orada.”
Ka Di Liang, kardeşinin işaret ettiği yöne baktı ve Jian Chen’in vücudunu tanıdı. Kafasını kaldırıp sinirli bir yüzle ona doğru yürümeye başladı.
“Çat!” Jian Chen’in masasına gidip elini masaya vurdu ve biraz önceki sessiz kütüphanede yüksek bir ses duyuldu.
Bu ani ses, kitap okuyan herkesin dikkatini çekti ve bütün gözler Jian Chen’in masasını izlemeye başladı. Sadece birkaç kişi kaşlarını çatmıştı ama diğerleri meraklı ifadeyle bakıyordu.
Jian Chen kaşlarını çatıp yavaşça kafasını kaldırdı. Ka Di Liang’a baktı ve sinirle, “Ne yapıyorsun!” dedi.
Bu sırada Jian Chen’in yanındaki kız da kaşlarını çatıp yüzündeki kızgınlıkla Ka Di Liang’a baktı. Sessizce kitabını okurken kulağının dibindeki gürültü onu çok korkutmuştu.
Ka Di Liang, küçümseyerek Jian Chen’e baktı ve kibirle, “Changyang Xiang Tian, ben Ka Di Liang seni düelloya davet ediyorum. Kabul etmeye cesaretin var mı?” dedi. Sesi kütüphanenin bütün birinci katında yankı yaptı, sesinin duyulmasından hiç korkmuyor gibi bir hâli vardı.
“Düello mu?” Jian Chen hafife alarak baktı ve önemsemeden, “İlgilenmiyorum, burayı hemen terk et. Kitap okurken beni rahatsız etme, seninle vakit kaybetme lüksüm yok!” dedi.

Ka Di Liang, Jian Chen’in kendini ondan üstün gördüğünü fark edince gözleri sinirle parladı. Ona bakıp dişlerini sıkarak, “Cesaretin var mı, yok mu?” dedi.

Yorum Yap "CSG 19 - Zorluk"