Otto Von Bismark Günceli

CSG 17 - Yeni Öğrenciler Kralı

Eylül 21, 2016
Çeviriyi yapan RoyalBlood, Düzenleme ve Son kontrol için Aoi Shuu arkadaşlarımıza teşekkürler


İki saat dinlendikten sonra, müsabaka finalleri sonunda başlamıştı. Jian Chen ve Tie Ta dövüş alanına kadar birlikte yürüdüler ve aralarında 10 metre bulunan dövüş alanının iki ucuna dağıldılar.

Mevcutta oturmuş dövüş alanını izleyen 1000 öğrenci vardı ve daha fazlası da kendine oturacak yer arıyordu.

Jian Chen, Tie Ta’ya yüzünde bir gülümsemeyle baktı ve Tie Ta’yı öven sözlerle söyledi. “Tie Ta, finale kalacak kadar müthiş olduğunu düşünmemişti.”

Jian Chen’in övgüsünü duyduğunda, Tie Ta’nın utançtan yüzü kızarmıştı. Onun övgüsünü duymak onu oldukça mutlu etmişti. Dürüst bir gülüşün ardından Tie Ta kısık bir sesle konuştu. “Changyang Xiang Tian, sen de en az benim kadar müthişsin.”

Kollarını ve bacaklarını esnetirken Jian Chen güldü. “Tie Ta, bu son karşılaşma. Sadece birimiz Yeni Öğrenciler Kralı olacak. Bu nedenle tüm gücünle dövüşmen gerek. Beni yenersen, şampiyon sen olacaksın. Ayrıca yüzlerce Mor Sikke değerindeki Sınıf 3 bir Canavar Çekirdeği’nin de sahibi olacaksın. Ömürlerinin sonuna kadar ailenin geçimini sağlamana yeter bu miktar.”

Tie Ta, Jian Chen’in sözlerini duyduktan sonra havalara girdi. “Changyang Xiang Tian, seninle tüm gücümle dövüşeceğim. Bu yüzden kendini hazırlasan iyi olur!”

Jian Chen sadece güldü ve başıyla onayladı. “Beni yenmek o kadar kolay değil.”

“Boom!”

Karşılaşmanın başladığını işaret eden gong sesi duyulduğunda, Tie Ta vakit kaybetmeden koşmaya başladı. Tie Ta, Jian Chen’e doğru koştu ve hemen iki eliyle uzanıp onu kavramaya çalıştı. Tanrı vergisi kuvvetini kullanarak, Jian Chen’i kaldırıp dövüş alanının dışına atmayı planlıyordu.

Planını fark ettiğinde, Jian Chen güldü. Tie Ta’nın dövüş tarzına oldukça aşinaydı. Şu ana kadarki her karşılaşmada, Tie Ta aynı taktiği kullanmıştı ancak her karşılaşmada da bu taktik işe yaramıştı. Eğer Jian Chen onun tarafından yakalansaydı, Tie Ta’nın elinden kurtulması oldukça zor olurdu.

Tie Ta’nın etki menzilinden kaçmak için birkaç adım geri çekildi. Sol elini yumruk yaparak, yaklaşık gücünün %80’nini kullanarak yumruğunu göğsüne salladı.

Jian Chen’in yumruğunun zamanlaması oldukça iyiydi ve oldukça hızlıydı da. Tie Ta’ya tepki verecek zaman bırakmamıştı.

“Peng!”

Jian Chen’in yumruğu Tie Ta’nın göğsüne indiğinde boğuk bir ses çıktı. Ancak Jian Chen’in tatminkar yüz ifadesi yavaşça değişti. Bu sırada Tie Ta’nın yüzünde de hayret dolu bir ifade belirmişti. Yumruğu bir insanın bedeninden daha çok sanki bir duvara vurmuş gibiydi. Tie Ta sadece kuvvetli değildi, fiziksel bedeni aşırı derecede sağlamdı da. O kadar sağlamdı ki buna akıl sır erdirmek mümkün değildi.

Ancak Jian Chen’in yumruğu Tie Ta’yı sendeledip bir anlığına geri adım atmaya zorlamıştı. Yüksek sesle haykırarak, tekrar ellerini uzatıp Jian Chen’e doğru saldırdı. Jian Chen’in gücünün %80’ini kullanarak indirdiği yumruk Tie Ta’nın derisinde iz bile bırakamamıştı.

Tie Ta’nın yumruklarıyla kendisine yaklaştığını gördüğünde Jian Chen heyecanlanmıştı. Saldırıdan kaçınmaya falan hiç çalışmadı. Aksine gücünün %100’ünü kullanarak saldırısına karşılık vermeye hazırlandı.

İki yumruk havada birbiriyle çarpıştı. Çarpışma çok yüksek bir ses yaratmıştı. O kadar yüksekti ki dövüş alanının altında bulunan herkes bu sesi çok net duyabilmişti.

İki yumruk çarpıştığında, Jian Chen durmadan önce 10 metre geriye doğru kaymıştı. Sağ eli titremeye başlamıştı. Belli ki Jian Chen verdiğinden daha fazla hasar almıştı. Her ne kadar gücü aynı Aziz Kudreti seviyesindeki sıradan birinin üzerinde olsa da, hala bu tür bir çarpışmadan hasar almadan kurtulabilecek seviyeden çok uzaktaydı.

Diğer yandan Tie Ta, sadece 2 metre geriye kaymıştı. Yüzünde herhangi bir duygu ifadesi yoktu. Çarpışmadan hiçbir hasar almamışa benziyordu.

Jian Chen kızarmış elini ovaladı. Onunla yaptığı iki çarpışmanın ardından, Tie Ta ile kafa kafaya kapışmanın ne kadar aptalca olduğunu çok iyi anlamıştı. Tie Ta’nın kuvveti sadece görüntü değildi. Bedeni gerçekten de inanılmaz derecede güçlüydü. Tie Ta’dan bir katman daha yukarıda olan birisi bile ona güç olarak denk olamazdı. Tie Ta’yı mağlup etmenin tek yolu hızını kullanmasıydı.

“Tie Ta, kuvvetin beklentilerimi çok aştı. Ancak artık ben de bütün gücümü kullanacağım.” Jian Chen ileri doğru yürürken konuştu.

Tie Ta güldü. “Gel o zaman, Changyang Xiang Tian. Gerçi bana zarar veremezsin ama.” Tie Ta’nın ses tonu sarsılmaz bir güvenle doluydu.

Jian Chen de boş muhabbeti kesmişti. Tie Ta ile arasındaki mesafe 5-6 metreye düştüğünde, adımları bir anda değişti. Bacakları gizemli bir şekilde bulanıklaştı ve aniden Tie Ta’nın arkasında belirdi. Tie Ta tepki vermeye fırsat bulamadan, iki şiddetli yumruk sırtına ard arda inmişti.

“Dong!” “Dong!” “Dong!”

Dövüş alanından bir dizi boğuk yumruk sesleri gelmeye başlamıştı. O kadar ki bu sesler sanki tek bir sesin devamı gibiydi. Böylesi şiddetli saldırıların altında, Tie Ta’nın bedeni bile ileriye doğru sendelemeye başlamıştı. Saldırılar o kadar yoğundu ki arkasını dönmeye fırsat vermiyordu.

“Ha!”

Tie Ta kendini toparlamaya çalışırken öfkeyle haykırdı. Aniden arkasına dönüp Jian Chen yumruk atmaya çalıştı.

Tie Ta saldırmaya çalıştığı anda, Jia Chen yavaşça 2 metre havaya zıpladı. Kıl payı Tie Ta’nın yumruğundan kaçmayı başardıktan sonra, Jian Chen havadayken ayaklarının ikisini birden kullanarak Tie Ta’ya tekme attı. Tie Ta’nın sırtına inen iki ayağı oldukça kayda değer bir güce sahipti.

“Dong!” “Dong!” “Dong!”…

Jian Chen yere inmeden önce birden fazla tekme indirmişti. Bu noktada, Tie Ta’nın yüzüne Jian Chen’in birçok tekmesi isabet etmişti. Bu yüzden yüzü yara bere içinde kalmıştı.

Yere iner inmez, Jian Chen yerde yuvarlandı ve bacaklarını ara vermeden büküp çömelme pozisyona geçti. Ardından etrafında 180 derece dönerek sol bacağıyla Tie Ta’nın sağ bacağına çelme taktı.

“Peng!”

Tie Ta’nın bacağı bir anlığına büküldü ancak hemen kendini topladı. Ardından haykırarak Jian Chen’e doğru koşmaya başladı.

Jian Chen ve Tie Ta yakın dövüşe tutuşmaya başlamışlardı ancak Tie Ta’nın tanrı vergisi kuvveti ve ürkütücü seviyedeki sağlam bedeni nedeniyle Jian Chen’in onu mağlup etme şansı yoktu. Jian Chen bunu iki kez tecrübe ettiği için bu durum için bazı karşı önlemler almıştı. Her ne kadar uyguladığı çok iyi bir taktik olmasa da, ona karşı dövüşmenin başka bir yolu da yoktu. Jian Chen, Tie Ta karşı dövüşünde çevikliğini kullanmaya karar vermişti. Tie Ta’nın bedeni oldukça sağlam olsa da, Jian Chen; Tie Ta’nın bedeninde hep aynı yerlere saldırıyordu. Böylece Tie Ta yoğun şekilde acı çekip sonunda pes edebilirdi.

Dövüş giderek tek taraflı hale geliyordu. Jian Chen önceki dünyasında edindiği tecrübesini kullanarak amansızca Tie Ta’ya vuruyordu. O kadar ki Tie Ta’nın elleri havada etrafta koşuşturmaktan başka yapabildiği bir şey yoktu. Her ne kadar Tie Ta zaman zaman karşılık verecek fırsatlar bulmuş olsa da, Jian Chen’e zarar verememişti. Hatta Jian Chen’in kıyafetlerine bile dokunamamıştı.

Bu durum karşısında izleyici alanındaki her öğrenci karşılaşmayı şaşkınlık içerisinde izlemekten kendini alamıyordu. Jian Chen’in kullandığı dövüş sanatı ne kadar hızlı olursa olsun, onun hızı sıradan bir insanın hızını çoktan gölgede bırakmıştı. Bu, bütün öğrencilerin ona daha önce görmedikleri bir şey görmüş gibi ilgiyle bakmalarına neden oluyordu.

Platformun üstünde, Bai En’in; Jian Chen’i izlerken hayranlıktan nefesi kesilmişti. “Bu çocuğun kesinlikle eşi benzeri yok. Dövüş tecrübesi oldukça zengin ve hızı hiç de yavaş değil. Bu öğrencinin adı Changyang Xiang Tian. Yani adına bakılacak olursa, kendisi Lore Şehri’ndeki Changyang Klanı’ndan geliyor olmalı. Görünüşe göre gerçekten de bunu okul müdürüne bildirmem gerek.”

Dövüş devam ederken, Tie Ta sonunda sınırına ulaşmıştı. Yüksek bir sesle bağırarak söyledi.

“Dur, dur! Daha fazla dövüşemeyeceğim, pes ediyorum!!”

Jian Chen hemen saldırılarını durdu ve Tie Ta’ya gülümsedi. “Neden daha fazla dövüşemeyeceksin ki?”

Tie Ta, Jian Chen’in sürekli olarak vurmasından kızarmış noktalarını ovuşturarak, perişan bir ifade ve üzgün bir ses tonuyla cevap verdi. “O kadar hızlı hareket ediyorsun ki seni net bir şekilde göremiyorum bile. Sana saldırmamım mümkünatı yok. Bu nedenle bütün dövüş boyunca tek taraflı olarak dayak yiyip duruyordum.”

Gülerek Jian Chen sordu. “Yani birincilikten öylece vaz geçeceksin, öyle mi?” Her ne kadar Jian Chen, Tie Ta ile tüm gücüyle dövüşmüş olsa da, Tie Ta’nın derisi çok kalın ve bedeni de çok güçlüydü. O kadar ki ona pek ciddi bir zarar verememişti.

Tie Ta başıyla onayladı ve boğuk bir sesle konuştu. “Seni mağlup edemeyeceğime göre birincilik benim olamayacak. İkincilik de oldukça iyi. Sınıf 2 bir Canavar Çekirdeği de oldukça iyi bir fiyata satılabiliyor.”

Sonrasında, iki öğrenci dövüş alanından inerken üçüncü sıradaki öğrenci ilan edildi. Ka Di Liang ve Tian Mu Xiong üçüncü sıra için dövüşmüşlerdi. Sonunda, Tian Mu Xiong üçüncülüğü kazanmayı başarmıştı.

İlk üç belirlendikten sonra, Jian Chen platformun üstüne çağrıldı. Müdür yardımcısı Bai En ona doğru yürürken, Jian Chen’e hayranlık dolu gözlerle bakıyordu. Hemen başını çevirdi ve izleyiciler arasında bulunan binlerce öğrenci bakarak ilan etti. “Sevgili öğrenciler, bu seneki yeni öğrenciler müsabakası sonunda sona erdi. Bu yılki Yeni Öğrenciler Kralı sekizinci katman Aziz Kudreti gücündeki Changyang Xiang Tian oldu!’”

Müdür yardımcısı Bai En kesin bir ses tonuyla konuşmuştu. Bu da bütün öğrencilerin alkışlayıp sevinç gösterisinde bulunmasına neden olmuştu. Ancak dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesindeki bazı öğrenciler Yeni Öğrenciler Kralı’nın sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki bir öğrenci olduğunu duyduğunda bunu kabullenememişlerdi. Lakin memnuniyetsiz bir şekilde homurdanmaktan başka bir ellerinden gelmiyordu. Ama Jian Chen’in gücü kabul edebilecekleri bir şeydi. Jian Chen’in dövüş şekli bazılarının gözlerini kamaştırmıştı. Onun hızı birçok kişinin başa çıkabileceği bir şey değildi.

“Bu seneki yeni öğrenciler gerçekten de işe yaramazlar. O kadar dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmış öğrencinin arasından, Yeni Öğrenciler Kralı sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki biri oldu. Bu gerçekten de çok utanç verici.”

“Haklısın, bugünkü yeni öğrenciler gerçekten de çok zayıflardı. Yeni Öğrenciler Kralı ünvanını alan öğrencinin yanı sıra, ikinci olan bronz tenli çocuk da sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeymiş. Bu yeni öğrenciler dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesine ne amaçla ulaşmışlar ki?”

Konuşan iki kişi akademi üniforması giymiş üst sınıf öğrencilerdi. Ses tonları o ikisine mağlup olmuşlarla alay eder şekildeydi.

İki öğrencinin söylenmelerini duyan başka bir üst sınıf öğrenci cevap verdi. “Öyle atıp tutmayın. Dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmış öğrenciler zayıf değildi, aksine sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki öğrenciler onlardan çok daha güçlüydü. O bronz tenli çocuk ürkütücü bir kuvvete sahip. Dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesindeki öğrencilerin dövüş alanından kolaylıkla nasıl dışarı atıldıklarını görmedim demeyin bana. Onun karşısında dövüşen biz olsaydık, bizim de o yeni öğrencilerden pek bir farkımız olmazdı. Birinci olan yeni öğrenciye gelecek olursak, onun gücü daha da korkunç. Ne kadar hızlı hareket edip saldırdığını da mı fark etmediniz yoksa? Karşısında biz bile olsaydık, saldırılarından kaçmaktan çok zorlanırdık.”

Bu iki öğrenci dışında, akademideki diğer başka birçok üst sınıf öğrenci karşılaşmalar hakkında kendi aralarında tartışıyorlardı. Kendileri birkaç yıldır akademideydiler. Ancak bu seneki müsabaka karşısında birçoğunun nutku tutulmuştu. Bu seneki yeni öğrencilerin birçoğu dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesindeydi ancak kimse birinci ve ikinci öğrencinin sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesinde olacağını düşünmemişti.

Çok geçmeden, Jian Chen Sınıf 3 Canavar Çekirdeği ödülünü aldı. Rengi koyu kırmızıydı ve ağabeyinin ona verdiğinden daha büyüktü.

Elinde tutarken, Jian Chen çekirdek yayılan büyük miktardaki gücü hissedebiliyordu. Çekirdekte bulunan büyük miktardaki enerjiyle önceki dünyasındaki Gerçek Enerji arasında çok ufak bir fark vardı. Ancak Jian Chen için önemli olan çekirdekten yayılan enerjinin büyüklüğüydü.

Canavar çekirdeğinin yanı sıra, Jian Chen ayrıca üzerinde çeşitli motifler bulunan altın bir nişan da almıştı.

Jian Chen bu nişan hakkında hiçbir bilgiye sahip değildi. Bu yüzden bu nişanın ne işe yaradığını da bilmiyordu. Ancak ne işe yaradığını çözmeye çalışırken, müdür yardımcısı Bai En ona açıkladı. “Bu nişan sadece yeni gelenler müsabakası kazanına verilir. Bu nişana sahip olduğun sürece, her ay bir adet Sınıf 1 Canavar Çekirdeği alırsın. Bunun dışında bu nişan sahibine kütüphanenin ilk beş katına girme hakkı da vermektedir.”


Yorum Yap "CSG 17 - Yeni Öğrenciler Kralı"