Otto Von Bismark Günceli

CSG 16 - Finallere Yükselme

Eylül 21, 2016
Çeviriyi yapan RoyalBlood, Düzenleme ve Son kontrol için Aoi Shuu arkadaşlarımıza teşekkürler


Jian Chen’in sözlerini duyduğunda, Ka Di Qiuli’nin gözleri parladı. “Bunu kendin söyledin, bu yüzden sonradan yalanlamaya kalkma!” Ka Di Qiuli’nin Jian Chen’e kendini hazırlama fırsatı vermeye hiç niyeti yoktu. Bu yüzden daha sözlerini bitirmeden ona doğru hücuma geçmişti bile. İlk saldırısında olduğu gibi havaya zıpladı ve suratına bir tekme salladı ancak bu defa tekmenin hızı öncekine kıyasla çok daha yüksekti.

Tekme ona yaklaşırken Jian Chen’in yüzünde tuhaf bir gülümseme belirdi. Az önce beyan ettiği gibi Jian Chen tekmeden kaçınmadı. Bunun yerine tam tekme yüzüne vuracakken iki eli ile Ka Di Qiuli’nin baldırını kavradı. Belirli miktarda bir güç uygulayarak baldırını çevirdi. Bu şekilde Ka Di Qiuli’yi de fırıldak gibi döndürmüştü. Ka Di Qiuli, Jian Chen tarafından fırıldak gibi döndürülüp fırlatılırken panik içinde haykırmaya başlamıştı.

Bu durumu izleyen birçok öğrencinin nutku tutulmuştu. Böylesi güzel bir kızı böylesi kaba bir şekilde havaya fırlattığına göre, anlaşılan rakibinin cinsiyeti Jian Chen’in umurunda değildi. Ayrıca son 6 rakibini de bu şekilde mağlup etmişti.

Dövüş alanının altında, Ka Di Yun kız kardeşine gösterilen bu kötü davranışı gördüğünde alnında sinirden damarlar çıktığını hissetmişti. Jian Chen’e bakarken gözlerinde yoğun bir öldürme niyeti vardı. Eğer müdür yardımcısı Bai En orada karşılaşmaları denetliyor olmasa, Ka Di Yun çoktan dövüş sahasına atlayıp Jian Chen’e dersini bildirirdi.

Jian Chen’in kolları tıpkı bir kerpeten gibiydi. Onun bacaklarını sımsıkı kavramış bırakmıyordu. Onu, etrafında iki kez döndürdükten sonra bıraktı. O anda Ka Di Qiuli’nin güzel bedeni gökyüzünde kavis çizerek uçtuktan sonra dövüş alanın dışına çıkıp o anda karşılaşmayı izleyen bir grup insanın üzerine düşmüştü.

Bu numarayı Tie Ta’dan öğrenmişti. Tie Ta’nin bazı karşılaşmalarını izlerken, rakibini kolayca dövüş alanından dışarıya fırlatan benzer bir yöntem kullandığını görmüştü. Ancak Jian Chen bunun, kolay bir galibiyet kazanmak için uygulaması çok kolay bir yöntem olduğunu kabul etmişti. Ayrıca bu yöntem bazı insanlar üzerinde daha kolay uygulanabiliyordu.

Dövüş alanından yavaşça inmeden önce, hakem kazananı açıklarken, Ka Di Qiuli’ye kalkmasına yardımcı olan izleyicilere Jian Chen hafif bir alaycı tavırla sırıttı…

Yavaş adımlarla dövüş alanından inen Jian Chen’e boş boş bakarken, Ka Di Qiuli’nin yüzü düştü. Doğduğundan bu yana, herkes tarafından sürekli olarak övgülerle şımartılmıştı. Bir top gibi döne döne havaya fırlatılarak aşağılanmış olduğundan, yaralanmamış olsa da, bütün saygınlığını kaybetmişti. Haksızlığa uğramış gibi hissediyordu.  Bunu düşündüğünde, Ka Di Qiuli’nin gözleri doldu ve sonunda iki gözü iki çeşme sessizce ağlamaya başladı.

Jian Chen dövüş sahasından inerken, Ka Di Qiuli’nin erkek kardeşi, Ka Di Yun onun yolunu kesti. Soğuk bir ifadeyle ona baktıktan sonra ona bağırdı. “Velet, kız kardeşime o şekilde davranabildiğine göre oldukça cesur olmalısın.”

Jian Chen tembel bir şekilde öfkeli Ka Di Yun’a baktı ve alaycı bir şekilde sırıttı. Hiçbir şey söylemeden yanından geçip gitti. Onunla boşuna ağız dalaşına girmeye gerek yoktu. Çünkü Jian Chen’in, Ka Di Yun’un başkalarına zorbalık etmek için klanının nüfuzunu kullanmasına tahamülü yoktu.

Jian Chen’in uzaklaşan silüetini gördüğünde, Ka Di Yun’un yüz ifadesi daha da ciddileşti.

Jian Chen’in karşılaşmasının bitmesiyle, son dörtteki isimler belli olmuş oldu. Sonuç olarak, Chanyang Xiang Tiang, Tie Ta, Ka Di Liang ve Tian Mu Xiong kalmıştı.

Tie Ta’nın kalması Jian Chen’i hiç şaşırtmamıştı. Ancak Jian Chen, Ka Di Liang’ın son dörde kalacağını hiç düşünmemişti.

Ayrıca onu şaşırtan dördüncü bir katılımcı vardı. Onun adı Tian Mu Xiong idi. Ka Di Qiuli ile aynı yaşlardaydı. Beden yapısı orta büyüklükte ve yüzü soluk beyazdı. Her ne kadar yaşı henüz küçük olsa da, kusursuz yüz hatlarıyla kuşkusuz oldukça yakışıklı biriydi.

Müdür yardımcısı Bai En, platformun üstünde oturmuş yavaşça kalan dört öğrenciye bakıyordu. Başıyla ufak bir onaylamadan sonra güldü ve konuştu. “Görünüşe göre bu seneki yeni öğrenciler önceki yeni öğrencilerden daha güçlü. Umarım aralarından ileride çok güçlü olacak birisi çıkar da Kargath Akademisi bununla övünebilir.”

Kalan dört öğrenci ilan edildikten sonra, müsabakaya devam etmeden önce bir saat dinlenme arası verildi. Ancak mucizevi bir şekilde, Jian Chen’in rakibi Ka Di Liang, Tie Ta’nın rakibi de Tian Mu Xiong olarak belirlenmişti.

Dövüş alanının altında, Ka Di Yun ve kardeşleri toplanmış dövüş alanına bakıyorlardı. Ka Di Qiuli’nin gözleri öfkeden kıpkırmızıydı.

“İkinci erkek kardeş, ona dersini bildirmelisin.” Ka Di Qiuli karşılaşma başlamadan önce Ka Di Liang’a öfke dolu bir şekilde söyledi.

Kız kardeşinin kıpkırmızı gözlerini ve kurumuş gözyaşlarıyla dolu yüzünü gördüğünde Ka Di Liang kendini öfkelenmekten alamamıştı. “Kız kardeş Qiuli, merak etme. Akademi tarafından cezalandırılacak olsa da, ikinci erkek kardeşin mutlaka ona dersini bildirecek.”

 “Hıh, ne vahşi bir velet. Kız kardeşimize o şekilde davranmaya cüret ettiğine göre, eceline susamış olmalı. Kız kardeş, hiç merak etme. Sana söz veriyorum ki o velet bu akademide bulunduğu sürece acıdan başka bir duygu tatmayacak. Her ne kadar okul müdürü fakirlere arka çıkıyor olsa da, bu velet kesinlikle halk tabakasından biri değil. Onu sakat bırakana kadar pataklasam da, okul müdürü bir şey demez. En fazla bizi biraz azarlar o kadar.” Ka Di Yun’un yüzünde zehir yutmuş gibi bir ifade vardı. Konu kız kardeşlerine geldiğinde, Ka Di Yun ve Ka Di Liang için akan sular dururdu. Jian Chen kız kardeşlerine o şekilde davrandığında, ikisiyle kanlı bıçaklı olmuştu bile.

Çok geçmeden, Jian Chen ve Ka Di Liang dövüş alanına gelmiş, karşılaşmanın başlamasını beklemeye başlamışlardı. Gong çaldığı anda, Ka Di Liang; Jian Chen’e doğru koşup Jian Chen’in karnına yumruğunu sallamıştı.

Jian Chen çevik bir şekilde Ka Di Liang’ın saldırısından kaçındı ve rakibinin yumruğundan çok daha hızlı bir yumrukla karşılık verdi.

“Peng!”

Ka Di Liang tepki vermeye fırsat bulamadan, Jian Chen’in yumruğu onun sırtına inmişti bile. Yumruk o kadar güçlüydü ki, Ka Di Liang’ı, birkaç adım attıktan sonra dizlerinin üstüne düşürmüştü.

İlk darbeyi indirdikten sonra, Jian Chen kendini tutmadı. Ayakları harekete geçti ve Ka Di Liang’ın diz çöker halde durduğu yere doğru hızla koştu. Aniden ayağa kalkmaya çalışan Ka Di Liang’ın ayakları yerden kesildi ve uçmaya başladı. Darbeyi yedikten sonra dövüş alanının sınırına doğru 2 metre uçmuştu. Neredeyse alandan aşağı düşüyordu. Bedeninin yarısı alanın dışına çıkmış ve aşağı sarkmıştı.

Sergilediği gücü gördüklerinde, Jian Chen’i izleyen her öğrenci şaşkınlık içinde çığlık atmıştı. Sadece birkaç hamlede kazananın belli olacağını hiç tahmin etmemişlerdi. Bu, her öğrencinin inanılmaz bulduğu bir şeydi. Sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki Jian Chen, dokuzuncu katman Aziz Kudreti seviyesindeki öğrenci Ka Di Liang’ı kolayca mağlup etmişti.

Ka Di Liang’ın bedeninin yarısının alanın dışına sarktığını gördüklerinde, Ka Di Qiuli ve Kai Di Yun’un yürekleri ağızlarına gelmişti.

 “Of, ikinci erkek kardeş nasıl bu kadar dikkatsiz olabilir. Çok-çok sinir bozucu. Onun gibi bir velete yenilmese bari.” Ka Di Qiuli sinirden ayağını yere vururken haykırdı. Ancak Ka Di Liang’a bakarken, ağabeyi için hissettiği endişe yüzünden rahatlıkla okunabiliyordu.

Ka Di Yun öfkeli bir şekilde nefes alıp veriyordu. “İkinci erkek kardeşin neyi var böyle? Bu kadar dikkatsiz davranıp sadece sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki bir velete yeniliyor.”

Platformun üstünde oturan müdür yardımcısı Bai En gülümsedi ve heyecanlı bir şekilde konuştu. “Bu sene aldığımız yeni öğrenciler tam bir mücevher. Bir tanesi tanrı vergisi bir yeteneğe sahip biri, diğeri ise işleyip gelecekte elmas gibi parlatabileceğim bir cevher. Saldırıları çok basit görünse de, tuhaf bir gizem içeriyor. Karşılaşmanın en kritik anlarında, anlık tepkiler verip çok doğru hamleler yapıyor. Bu iki öğrenciye yakın ilgi gösterip o ikisini dikkatlice yetiştirmek gerek. Gelecekte ikisinin de Tian Yuan kıtasında büyük üstatlar olacağına inanıyorum. Bu konuyla ilgili okul müdürüyle görüşsem iyi olacak.”

Dövüş alanında Ka Di Liang kendini toparlayıp tekrar alana çıkmaya çalışıyordu. Alnından soğuk terler akmaya başlamıştı bile. Eğer bedeni birkaç santim daha kaymış olsaydı, kuşkusuz dövüş alanından aşağı düşerdi. Ve eğer sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesindeki bir öğrenciye böyle rezil bir şekilde mağlup olmuş olsaydı, ailenin yüz karası olurdu.

Ka Di Liang dövüş alanına zar zor geri çıkıp arkasını döndüğünde, etraf bir anda bulanıklaşmış ve daha ne olduğunu bile anlayamadan karnında şiddetli bir ağrı hissetmişti. Ardından bedeninin tüy gibi hafiflediğini hissetmiş ve dövüş alanının giderek küçüldüğünü fark etmişti. Ne olduğunu anlayamadan, bedeni aşağıdaki yere çarpmış ve üzerindeki bembeyaz cübbede tozdan bir ayak izi oluşmuştu.

Boş bakışlarla yerden kalktıktan sonra Ka Di Liang etrafına baktı ve sonunda ne olduğunu tam olarak anladı. Gözlerinden haksızlığa uğramışlıktan gelen bir öfke fışkırmaya başladı ve Jian Chen’e kötü kötü baktı. Her ne kadar kendisi dokuzuncu katmanda olsa da, sadece sekizinci katmandaki bir öğrenci tarafından mağlup edilmişti. Bu mağlubiyet onun için büyük bir kayıptı. Bunu düşündükçe, Ka Di Liang’ın kalbi sonsuz bir öfkeyle doluyordu. Ona göre bu, büyük bir rezillikti.

Ka Di Yun, Ka Di Liang’a doğru yürüyüp konuştu. “İkinci erkek kardeş, beni hayal kırıklığına uğrattın. Ka Di klanını rezil ettin.” Bu sözleri ona söyledikten sonra Ka Di Yun, Ka Di Liang’ın yüzüne bile bakmadan alandan ayrıldı.

Ka Di Yun’un sözlerini duyduğunda, Ka Di Liang’ın yüz ifadesi anında çok kötü bir hal almıştı.

 “İkinci erkek kardeş, çok dikkatsizdin. Bir de o kadar ona dersini bildirmekte bana yardım edeceğini falan söyledin. Sonunda dersi bildirilen sen oldun.” Ka Di Qiuli hayal kırıklığına uğramış, küskün bir şekilde söyledi. Ses tonu oldukça öfkeliydi.

Bunu duyduğunda, Ka Di Liang’ın yüzü tekrar değişti ve haykırarak konuştu. “Bu, tamamen şanstandı. Belirli bir dövüş alanı olduğunu için kazandı. Eğer başka bir yerde dövüşseydik, bana rakip bile olamazdı. Üçüncü kız kardeş, merak etme. İleride ona mutlaka dersini bildireceğim.”

Ka Di Qiuli düşünmeye başladı. Açıklamasını mantıklı bulmuştu. Yavaşça başıyla onayladıktan sonra konuştu. “İkinci erkek kardeş, bir dahaki sefere mutlaka ona dersini bildirmelisin.”

Ka Di Liang göğsüne vurdu ve ciddi bir şekilde yemin etti. “Merak etme, üçüncü kız kardeş. O veleti bana bırak.”

Jian Chen kendi karşılaşmasını kazandıktan kısa bir süre sonra Tie Ta ve Tian Mu Xiong arasındaki karşılaşmada sona ulaşıyordu. Her ne kadar Tie Ta’nın Aziz Kudreti rakibinden bir katman düşük olsa da, onun tanrı vergisi kuvveti bu eksikliği gidermişti. Sonuçta, vahşi hayvanları avlarken edindiği tecrübeye dayanarak Tian Mu Xiong’u zorlukla da olsa malup etmeyi başarmıştı. Jian Chen ile birlikte, iki finalistten birisi olmuştu. Bir sonraki karşılaşmada, içlerinden biri galip gelecek ve Yeni Öğrenciler Kralı olarak taçlandırılacaktı.

Yorum Yap "CSG 16 - Finallere Yükselme"