Dünyanın Oluşumu Günceli

CSG 11 - Kargath Akademisi

Eylül 21, 2016
Çeviriyi yapan RoyalBlood, Düzenleme ve Son kontrol için Aoi Shuu arkadaşlarımıza teşekkürler


Bi Yun Tian, Jian Chen’i kafasına sevgi dolu bir şekilde elini koyarak yavaşça ileriye doğru yürüdü: “Üçüncü kız kardeş, bu sadece çocuklar arasında şaka mahiyetinde yaptıkları bir antrenman maçıydı. Endişe etmeyi gerektiren bir şey değildi. Kızmanın anlamı yok. Sonuçta, ikisi de çocuk onların. Şu anda Ke Er’in yaralarının tedavisine odaklanmamız gerek.”

Bi Yun Tian’ın sözleri karşısında, hala kızgın olmasına rağmen Yu Fen Han’ın sessizce surat asmaktan başka yapabileceği bir şey yoktu. Ufak çocuklar arasında yaşanmış bu olay hakkında söylenmeye devam etmesi halinde, üç kız kardeşinin gözlerinden düşmeye başlayacağından korkuyordu.

Bi Yun Tian, Changyang Ke’nin yatağına yaklaşarak gözlerini kapattı ve ellerini çocuğun yarasının üzerine yerleştirdi. Elleri yarasının üzerinde bir süre durduktan sonra, elleri sönük bir beyaz ışıkla parlamaya başladı.

O anda, Jian Chen’in gözleri de ilgiyle parlamıştı. Özel bir gücün annesinin ellerinde yavaş yavaş toplanıp o sönük parlaklığı oluşturduğunu net bir şekilde hissedebiliyordu. Dahası, bu özel türdeki güç, daha öncesinde oluşturduğu ışık topunun yapısındaki aynı tür enerjiydi.

Jian Chen annesinin hareketlerine dikkatini vermeye başladı. Bu sayede annesinin enerjiyi kontrol etmek için kullandığı yöntemi anlayabileceğinden aslında emin olamadığını fark etti. Sonuçta bu dünyadaki yöntemleri kendi yöntemine entegre etmenin çok zor olduğunu, çok uzun zaman önce fark etmişti.

Bi Yun Tian’ın ellerindeki beyaz ışık giderek daha da güçlendi ancak yine de ışık insanın gözlerine zarar vermiyordu. Birkaç derin nefesten sonra, kollarını hafifçe salladı ve süt beyaz ışık ellerinden ayrılarak Changyang Ke’nin karnına doğru uçup yarayla yavaşça birleşti. Yara üzerindeki beyaz bandajlar Jian Chen’in beyaz enerji topunun neler yaptığını yada ne gibi değişiklilere neden olduğunu görmesini engelliyordu.

İşini bitirdikten sonra, Bi Yun Tian derin bir nefes aldı. “Üçüncü kız kardeş, Changyang Ke artık iyileşti. Artık yaralarından eser kalmamış olması gerek.”

Sonunda Yu Feng Han’ın yüzünde mutlu bir gülümseme belirmişti. Bi Yun Tian’a yarım ağız teşekkür ettikten sonra, hızlıca Changyang Ke’nin yatağının kenarına ilerledi. Oğluna endişeli bir şekilde bakarak sordu : “Ka Er, nasıl hissediyorsun? Yaran hala acıyor mu?”

Changyang Ke elini kaldırıp karın bölgesini sıvazladı ve gülerek bandajlarını parçalamaya başladı. “Anne, oğlun artık iyi. Oldukça rahat hissediyorum.”

Bandajlar açıldıktan sonra, Changyang Ke’nin karnında yaradan eser kalmadığı net bir şekilde görülebiliyordu. Sadece ufak bir kurumuş kan lekesi vardı ancak bunun dışında yara tamamen yok olmuştu.

Bunu gördüğünde, Jian Chen hemen anladı. Bu tür bir gizemli enerji sadece Işık Azizleri’ne has eşşiz bir enerjiydi. Onların enerjilerinin yaralar ne kadar derin olursa özel bir iyileştirme etkisi vardı. Bir Işık Azizi her türlü yarayı hızlı bir şekilde iyileştirebilirdi. Kendi annesi bir Işık Azizi olduğu için bu iyileştirme gücünü kullanabiliyordu. Efsaneye göre bazı çok güçlü Işık Azizleri kopan bir kolun yenisini çıkarabiliyor ve hatta ölüyü bile diriltebiliyormuş!

Kafasının içinde Jian Chen gizlice düşündü : Eğer Işık Azizleri’nin enerjisini anlayıp bunu absorbe edebilseydi, o zaman o da annesi gibi olabilirdi. Yaraları iyileştirmek için bu enerji üzerinde Işık Azizleri’nin sahip olduğu kontrole seviyesine ulaşabilirdi.

Bu fikir aklına geldiğinde, Jian Chen sabırsızlıkla bu fikri bir an önce denemek istemişti. Ancak sonunda kendini tuttu. Şu anki durumu bu tür bir deney yapmak için uygun değildi.

O sırada, odanın kapısı açıldı. Jian Chen içeriye birlikte giren kişilere baktığında, giren kişilerin babası Changyang Ba ile Changyang klanı kahyası Chang Bai olduklarını gördü.

“Ke Er nasıl? Yaraları çok ciddi değil, değil mi?” Changyang Ba ilgili bir ses tonuyla sordu.

“İlgisi için beyime teşekkür ederim. Ancak dördüncü kızkardeş yaralarını iyileştirdi bile. Bu yüzden Ke Er artık iyi.” Yu Feng Han’ın yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Changyang Ba oğluna karşı ilgili gösteriyordu. Bu da onu mutlu etmişti.

“O halde artık her şey yolunda demektir!” Changyang Ba başıyla onayladı ve Jian Chen’e baktı : “Xiang Er, son zamanlarda nasılsın?” Jian Chen’le konuşurken sesinde bir ilgi olduğu anlaşılıyordu.

“İlgisi için babama teşekkür ederim. Oğlunuz oldukça iyi.” Jian Chen’in sesi oldukça duygusuz ve düzdü. Azizlik Testi’nden beri bu, Changyang Ba ve Jian Chen’in ilk konuşmalarıydı.

Jian Chen’in sesindeki soğukluk ve duygusuzluğu görünce, Changyang Ba gizlice iç çekmekten kendini alamamıştı. “Xiang Er, gel babana çalışma odasına kadar eşlik et.” Changyang Ba arkasını dönüp odadan çıktı.

Göz açıp kapayıncaya dek, Jian Chen; Changyang Ba ve Chang Ba ile birlikte çalışma odasına ulaşmıştı. Sandalyeye oturduktan sonra, Changyang Ba, Jian Chen’e bir süre baktı ve sordu. “ Xiang Er, bu sabah mutfak hizmetkarlarından Qiu Er’i yaraladığını duydum. “

“Bu doğru!” Jian Chen gerçek gücünün artık ortaya çıktığını fark etmişti bu yüzden bunu saklamaya çalışmanın bir anlamı yoktu.

Changyang Ba’nın gözlerinde neşeli bir ifade belirdi ve gülerek kibar bir şekilde konuştu : “Xiang Er, söyle babana. Artık Aziz Kudreti geliştirebiliyor musun?”

Jian Chen başıyla hafifçe onayladıktan sonra sakin bir şekilde yanıtladı. “Evet!” Bu gerçeği gizleyemeyeceğin biliyordu bu yüzden doğrudan bunu kabul etti.

Her ne kadar Jian Chen’in Aziz Kudreti geliştirebildiğini tahmin ediyor olsa da, Jian Chen’in ağzından bunun tasdikini duyması Changyang Ba’yı yine de heyecanlandırmıştı.

“Chang Bai, rica etsem Xiang Er’in Aziz Kudreti’ni tekrar test edebilir misin?” Changyang Ba şu anda oldukça mutluydu ancak yine de Chang Bai ile oldukça kibar bir şekilde konuştu. Bir klan liderinin kahyasına bir şey emrederken ki o tutumu yoktu üstünde.

Chang Bai sadece güldü ve Depolama Yüzüğü olan elini kaldırarak Aziz Taşı’nın Jian Chen’in önünde bir kez daha belirmesini sağladı. “Dördüncü genç efendi, lütfen elinizi taşın üstüne yerleştirin.” Sıcak bir ses tonuyla söyledi.

Jian Chen elini Aziz Taş’na yerleştirdiği anda, Chang Bai taşı aktive etti. O anda, Jian Chen yine Aziz Taşı’ndan yayılan o gizemli gücün kollarından bedenine girdiğini hissetmişti. Jian Chen’in içinde, güç dairesel olarak dolaştıktan sonra Aziz Taşı’na geri döndü. Aynı zamanda, tek görülebilen şey ise bütün Aziz Taşı’nın hafif bir kırmızı ışık yaymasıydı...

Aziz Taşı’nın yaydığı kırmızı ışığı gördüğünde, Changyang Ba’nın yüzünde heyecanlı bir ifade oluşmuştu. Chang Bai’ın bile şu anda yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Jian Chen’e yüzünde memnun bir ifadeyle bakıyordu.

“Klan lideri, ışığın şiddetine göre, dördüncü genç efendi dördüncü katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmış gibi görünüyor.” Chang Bai yüzünde hafif bir gülümsemeyle söyledi.

“Dördüncü katman…. Dördüncü katman….” Changyang Ba yavaş yavaş sandalyesinden kalmış ve heyecan içinde kendi ellerini sıkmaya başlamıştı. Bundan önce, böyle bir sonucu zaten tahmin etmişti ancak bu sadece bir tahmindi. Artık bunun gerçek olduğunu öğrendiğinde, kalbinde yeni bir duygu hissetmişti.

Jian Chen yedi yaşında dördüncü katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmıştı. Belki bu seviye bütün Tian Yuan kıtasına kıyasla o kadar olağan üstü bir şey değildi ancak Gesun Krallarığında bu, birinci sınıf bir dahi olarak nitelendirilmek için yeterliydi. Dahası, üçüncü kardeşi Changyang Ke, Jian Chen’den 3 yaş büyüktü ve onun Aziz Kudreti güç seviyesi daha yeni dördüncü katmana ulaşmıştı.

Chang Bai, Aziz Taşı’nı Depolama Yüzüğüne geri koydu. Memnun bir ifadeyle, gülümsedi : “Dördüncü genç efendi, beni gerçekten de hayal kırıklığına uğratmadınız.”

Changyang Ba hemen sakinleşti ve Jian Chen’e tamamen farklı gözle bakmaya başladı. Gözleri şu anda şaşkınlık, heyecan ve minnet duygularıyla doluydu.

Jian Chen çalışma odasından ayrıldığında, çoktan öğlen olmuştu bile. Jian Chen ayrılır ayrılmaz, Changyang Ba; Chang Bai’a baktı ve hafif kuşkulu bir ses tonuyla konuştu : “Chang Bai, şu anda Xiang Er Aziz Kudreti’ne sahip. Peki neden geçen sefer test ettiğimizde hiç Aziz Kudreti tespit edilemedi? Bu durum, bana Xiang Er’in Aziz Kudreti geliştiremeyen bir özürlü olduğu düşündürüp beni çok korkutmuştu hatta.”

Chang Bai kaşlarını çattı ve bir süre düşündükten sonra yavaşça konuştu : “Bu konuda ben de tam olarak emin değilim. Belki de bir önceki Azizlik Testi bir şekilde düzgün yapılamamıştır. Ancak bunun artık bir önemi yok!”

Changyang Ba başıyla onayladı. “Şu anda Xiang Er yaklaşık 7 yaşında ve çoktan dördüncü katman Aziz Kudreti seviyesine ulaştı bile. Eğer bu şekilde devam ederse, en geç 18 yaşında onuncu katman Aziz Kudreti’ni aşıp Aziz Silahı’nı oluşturmuş olur. Dahası, Xiang Er bebekliğinden beri olağan üstü bir dahiydi bu yüzden onu bir an önce Kargath Akademisi’ne göndermek istiyorum. Bu konuda sen ne düşünüyorsun, Chang Bai?”

Söylediklerini duyduğunda, Chang Bai bir süre düşündükten sonra cevap verdi : “Kargarth Akademisi Gesun Krallığı’ndaki en meşhur akademi. Ancak akademiye giriş şartları da çok yüksek. Kişinin güç seviyesinin sekizinci katman Aziz Kudreti’ne ulaşması ve o kişinin yaşının 18 yaşını aşmaması gerekiyor. Eğer klan lideri dördüncü genç efendiyi Kargarth Akademisi’ne hemen göndrmek istiyorsa, korkarım ki bunu yakın bir zamanda gerçekleştirmesi imkansız. Her ne kadar dördüncü genç efendi dördüncü katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmış olsa da, sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşması oldukça uzun bir zaman alacaktır. Ne de olsa, Aziz Kudreti seviyesi yükseldikçe, seviyeyi arttırmak da o kadar zorlaşıyor.”

“Umarım Xiang Er önümüzde birkaç yıl içerisinde çabucak sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesine ilerler.”

Chang Bai gülümsedi. “Merak etmeyin, klan lideri. dördüncü genç efendi sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesine yakın bir zamanda ulaşacaktır. Sadece biraz zamana ihtiyacı var. Az önceki ölçümde, dördüncü genç efendinin Aziz Kudreti seviyesinin beşinci katmandan çok da uzakta olmadığını fark ettim.”

Söylediklerini duyduğunda, Changyang Ba sevincine hakim olamadı ve mırıldandı: “Umarım Xiang Er gelecekte Chang Bai’yı geçer ve klanın destek taştanlarından birisi olur.”

Chang Bai yüzünde bir gülümsemeyle bir şey söylemeden yanında dikildi. Ancak gözlerindeki beklenti dolu ifadeyi saklamamıştı.

———————————

Çalışma odasından ayrıldıktan sonra Jian Chen hemen hızlıca kendi odasına koştu. Kapıyı sıkıca kapattı ve Changyang Ke ile yaptığı dövüşü hatırlamaya başladı.

Her ne kadar Jian Chen önceki dünyasında Dugu Quibai ile yaptığı dövüş sırasında ilerleme yaşayıp Kılıç Tanrısı Alemi’ne ulaştığını biliyor olsa da, yeniden doğuşundan sonra aynı yeteneği kullanabileceğini düşünmemişti. Bu harikulade yeteneği düşünmek bile Jian Chen’i sevinç ve heyecana boğmaya yetiyordu.

Ancak Jian Chen ağaç dalının Kılıç Enerjisi yaymaya başladığı anı düşününce, içinde bazı kuşkular oluşmaya başlamıştı. Artık önceki dünyadaki gücüne sahip değildi bu yüzden sıradan bir ağaç dalını aynı Kılıç Enerjisi ile kontrol edebilmesi nasıl mümkün olmuştu?

Bu konuda düşünürken, Jian Chen bunu bir kez denemeye karar verdi. Odayı taradı ve gözlerine yakındaki tahtadan bir elbise askısı takıldı. Yarım metre boyundaki tahta çubuğu sıyırdıktan sonra, Jian Chen bunu geçici bir kılıç olarak kullanabilecekti.

Yarım metre boyundaki tahta çubuğu tutarken, Jian Chen yavaşça dingin bir vaziyete geçti. Aklının derinliklerinde, Jian Chen yavaşça kendine elindeki tahta çubuğun bir tahta çubuk olmadığına aksine bir kılıç olduğuna dair telkinde bulunmaya başladı. Bir tanrının kılıcı, bir tanrının her şeyi aşabilen kılıcı. Yavaşça onunla harmonize olmaya başladı. En ufak zerrelerine kadar hissediyor ve kafasının içinde onları net bir şekilde görebiliyordu. Hatta yapısındaki maddeleri bile algılayabilmeye başlamıştı.

Derin bir nefes aldıktan sonra, kalbindeki duygularını yatıştırmaya çalıştı. Düşüncelerine karşılık verip elindeki eşya havada uçmaya başlamıştı.

Jian Chen’in zihni bu vaziyete ulaştığında, tahta çubuk ve ruhu arasında bir bağlantı kurulmuştu. Tahta çubuk elinden ayrıldıktan sonra Jian Chen’in kontrolü altında havada kendi kendine süzülmeye başlamıştı. Beyaz bir ışık yayarak yavaşça ileri doğru hareket etmeye başladı. O aşina olduğu keskin Kılıç Enerjisi de gövdesinden yayılıyordu.

Bu sırada, Jian Chen ruhunun tahta çubuk ile tamamen harmonize olduğunu fark etti. O kadar ki istediği gibi kontrol edeceği kendi kolu gibiydi. Aynı zamanda, tahta çubuğun yaydığı Kılıç Enerjisi’nin kendi ruhuyla bağlantılı olduğunu da fark etmişti.

Bunu fark ettikten sonra, Jian Chen sadece havada dolaşan tahta çubuktan yayılan beyaz bir ışık görebiliyordu. Bedeninin etrafında o kadar hızlı bir şekilde dönüyordu ki Jian Chen onu net bir şekilde göremiyordu.

Jian Chen’in yüzünde aşırı bir sevinç ifadesi oluşurken kalbi de hızla atmaya başlamıştı. Önceki dünyasında hayatının son anlarında Kılıç Ruhu’nu kavrayacağı hiç aklına gelmezdi.

O günden sonra, Kılıç Ruhu’nun harikulade yeteneği Jian Chen’in sadece en güçlü saldırısı değildi. Ayrıca bu, onun hayatını kurtarabilecek bir yetenekti.

Fark etmeden, birkaç yıl geçmişti. Jian Chen artık 15 yaşındaydı. Geçen birkaç yıl içerisinde, Jian Chen çok nadiren dışarı çıkmış, her gününü odasında Azulet Kılıç Yasası’nı çalışmakla geçirmişti. Gücü çoktan ortaya çıkmıştı ve herkes tarafından bir geliştirme dahisi olarak nitelendirilmekteydi. Bu yüzden Changyang ailesindeki yeri değişmişti. Artık ailede onu küçük görmeye cesaret edebilecek bir kişi bile yoktu. Dahası, Changyang Ba; Jian Chen’e karşı her açıdan çok ilgiliydi. Bu durum en çok Bi Yun Tian’ı mutlu etmişti. Öncesinde oğlu geliştirme yapamayan bir özürlü olarak damgalanmıştı ancak özellikle 7 yaşında dördüncü katman Aziz Kudreti seviyesine ulaştıktan sonra artık bir geliştirme dahisine dönüşmüştü. Oğlunun olağan üstülüğünün Bi Yun Tian’ı ne kadar mutlu ettiğini herkes tahmin edebilirdi.

Ancak Jian Chen, gerçek gücünü gösterdiğinden bu yana en büyük yengesi Jing Long ile üçüncü yengesi Yu Feng Han’ın ona düşmanca bakışlarla bakmaya başladıklarını fark etmitşi. Önceki hayatındaki anılarına dayanarak Jian Chen bu durumun ne anlama geldiğinin farkındaydı.

Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde, Jian Chen çoktan sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmıştı. Dahası, Jian Chen bilerek geliştirme temposunu düşürdüğü için bu seviyedeydi. Bunun nedeni geçen yıllarda Jian Chen zamanının neredeyse yarısını önceki dünyadan kalma kılıç yasalarına olan aşinalığını arttırmaya harcamıştı. Aksi takdirde, çoktan sekizinci katmanı aşmış olurdu. Bu nedenle Jian Chen’in güç seviyesi dokuzuncu katmandan çok uzakta değildi.

Şu anda Changyang ailesinde Jian Chen’in gücü çoktan ablası Changyang Ming Yue ve üçüncü kardeşi Changyang Ke’yi aşmıştı. Her ne kadar Changyang Ming Yue, Jian Chen’den neredeyse 4 yaş büyük olsa da, Aziz Kudreti yedinci katmanda kalmıştı. Changyang Ke ise zaten geliştirme üzerine pek yetenekli olmadığı için şu anda 17 yaşında olmasına rağmen  büyük zorluklarla ancak beşinci katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmayı başarmıştı.

Sabahın erken saatlerinde, büyük salonun dışında büyük bir grup insan toplanmıştı. Bu grubun içerisinde, Jian Chen’in ailesi, 3 yengesi, ablası Changyang Ming Yue ve hatta üçüncü kardeşi Changyang Ke bile vardı. Onların dışında, Changyang ailesinin önde gelen birkaç kişisi de mevcuttu. Ayrıca kalabalıktan çoktan uzakta olmayan, yerde sakince oturan kuş türü bir sihirli hayvan da vardı.

Bugün Jian Chen’in Kargath Akademisi’ne doğru yola çıkacağı gündü. Kargarth Akademisi’ne giriş için en düşük gereksinim, sekizinci katman Aziz Kudreti seviyesine ulaşmış olmaktı.Ayrıca yaşının 18’i de aşmamış olması gerekiyordu. Şu anda Jian Chen bu iki gereksinimi de karşılıyordu. Dahası, bugün yılda sadece bir kez gerçekleştirilen Kargarth Akademisi kayıt günüydü.

Bi YunTian’ın yüzü Jian Chen’e bakarken gözyaşlarıyla doluydu. Sevgi dolu bir bakışla konuştu : “Xiang Er, akademide sıkı çalışmalısın. Beladan uzak durmaya çalış, tamam mı?” Bi Yun Tian ilgi dolu bir ses tonuyla söylemişti.

Jian Chen itaatkar bir şekilde başıyla onaylayarak konuştu : “Merak etme, anne. Ne yapacağımı biliyorum ben.”

Changyang Ba, Jian Chen’e doğru yürüdü ve konuştu : “Xiang Er, bu Depolama Kemeri babanın sana özel olarak hazırladığı bir şey. Her ne kadar paha biçilemez bir şey ve içindeki depolama alanı fazla geniş olmasa da, yine de bazı şeyleri depolayabilir. Eğer 18 yaşına kadar onuncu katmanı aşıp Aziz Kudreti’ni Aziz Silahı’na çevirebilirsen, baban sana bir Depolama Yüzü ile bir Canavar Çekirdeği hediye edecek.” Konuşurken, elinde zarif bir kemer belirdi. Kemerin boyuna bakıldığında, bunun Jian Chen için özel dikildiği açıkça anlaşılıyordu.

Changyang Ba’nın Jian Chen’le bu kadar ilgili olduğunu gördüklerinde, yakınlarda dikilen Ling Long ve Fen Yan’ın yüzlerinde kıskançlık ve hoşnutsuzluk ifadeleri belirmişti. Ancak şu anda herkesin gözü Jian Chen’e odaklandığı için kimse bunu fark etmemişti.

Jian Chen kemeri aldı ve güçlü bir özgüvenle konuştu : “Baba, çok yakında mutlaka Aziz olacağım.”

Changyang hafifçe gülümsedi ve Jian Chen’e memnuniyet dolu gözlerle baktı.

“Dördüncü genç efendi, geç oluyor. Artık yola çıkmalıyız.” O anda yan taraflarında duran kahya Chang Bai konuştu.

Jian Chen son kez annesine baktı ve Chang Bai’a doğru yürüdü ardından arkasını dönmeden konuştu. “Chang Bai, gidelim.”

Chang Bai uzanıp Jian Chen’i uçan sihirli hayvanın sırtına bindirdi. Ardından, kendisi de atlayıp Jian Chen’in yanına oturdu. Hafifçe Jian Chen’e gülümsedikten sonra konuştu. “Dördüncü genç efendi, sıkı tutun lütfen.”

Ardında, Chang Bai sihirli hayvanın sırtına hafifçe vurdu. O anda uçan sihirli hayvan bir emir almış gibi 10 metre uzunluğundaki kanatlarını açarak uçuşa geçti. Doğrudan gözyüzüne yükseldi ve uzaklara doğru uçmaya başladı.


Yorum Yap "CSG 11 - Kargath Akademisi"