Tankların Tarihi Günceli

CD7.9 – Boyutlar Arası Yüzük

Eylül 20, 2016


“Onu geri getirin çabuk!” Clayde’nin yüzü ve boynu öfkeyle pancar gibi kızarmışken delirmiş gibiydi. Kükredi. “Yüzüğü geri alın. Geri alın! Kim onu geri alırsa ona 1 milyon altın para vereceğim!”



Vahşi Gök Gürültüsü Alayı üyeleri ‘1 milyon altın’ lafını duyduklarında gözlerinde açgözlülük belirtisi ortaya çıktı. Tüm güçlü şövalyeler Linley’e karşı bir grup saldırısı başlattı ve liderleri Kaiser ilk harekete geçendi.



“Yüzük demek. Oldukça değerli gözüküyor.” Clayde’nin demin ne kadar çıldırmış göründüğünü görünce Linley soğukça gülmeden edemedi. Güçlü bir sıçrama ile geriye doğru yüksek hızla geri çekildi. Geri çekilirken kesik eldeki yüzüğü hızlıca çıkartarak kendi parmağına taktı.



“Linley bu bir boyutlar arası yüzük!” Doehring Cowart heyecanlı bir şekilde konuştu. Güçlü ruhu sayesinde bu yüzüğün neden bu kadar özel olduğunu anında hissetti. Boyutlar Arası Yüzük paha biçilemez bir hazine idi. Linley de aynı zamanda şaşırmıştı.



Bu yüzüğün Fenlai kraliyet ailesinin atalardan kalma bir eşyası olduğunu düşünmüştü.  Yüzüğün efsanelerde ki boyutlar arası yüzük olacağını beklemiyordu. Boyutlar Arası yüzükler son derece nadirdi. Işık Kilisesinin 5 Kardinalinden bile sadece 2 tanesi bu yüzüklerden birine sahipti.



Kimse bir boyutlar arası yüzüğü satacak kadar aptal olamazdı.



Ve bu yüzükler sahiplerinin kanı tarafından damgalanmış ve ona bağlı oluyorlardı ayrıca sahiplerinden başka kimse onu kullanamıyordu. O hazineleri saklamak için en iyi yerdi. Tabi ki yüzüğü açmanın tek yolu sahibini öldürmekti. Sahibi öldüğünde yüzüğün damgası kayboluyor ve sahipsiz bir eşyaya dönüşüyordu. Bu noktada başkası kanını kullanarak yüzüğü damgalarsa tüm hazineleri elde edebiliyordu.



“Whoosh.”



Kaiser elindeki büyük kılıçla hareketsiz bir şekilde Linley’e bakarken aniden havayı deldi. Dağları yıkacak kapasitede bir patlayıcı kuvvet taşıyarak havayı parçaladı ve kılıcını Linley’e sallarken korkunç bir şekilde uludu. Linley onun kılıcının yüzeyinde akan kırmızı ışıkları açıkça görebiliyordu.



Bu güç kafa kafaya engellenemez!



“Swish!” bir sıçrama ile Linley kendini başka bir yöne göndererek savuşturdu.



“Bam!” Linley’in üzerinde durduğu duvar kılıcın korkunç kuvveti tarafından vuruldu ve duvarın tüm bölümü merkezinde kılıç olmak üzere dışarı doğru parçalandı. 100 metre içindeki tüm duvarlar bu darbeyle ufalandılar ve çöktüler.



“Çok güçlü!” Linley gizlice takdir etti.



Uzakta kalan korumaların koruması altında ki Clayde kesik elinin acısını takmadan yüksek sesle bağırıyordu. “Çabuk! Yüzüğü bana getirin çabuk!”her ne kadar Linley’in yüzüğü elinde tutmasını rağmen onu açamayacağını bilse de yüzük ondayken içindeki şeylere sahibi olmasına rağmen erişemeyecekti.



2.2 milyar altın! Ne inanılmaz ve muazzam bir para miktarı!



Bu hazineleri ve serveti kraliyet ailesi binlerce yıl biriktirmişti. Onların başkasının eline geçmesi onun için ölmekten daha acı verici olacaktı.



“Bam!”



Bir duvar çöktü. Muazzam bir büyülü yaratık sarayın zemininin ortasında yürüyor ve sanki düz bir zemin gibi duvarları geçiyordu. Duvarlar sanki çamurdan yapılmış gibi birbiri ardına çöküyorlardı. Muazzam büyülü yaratık Linley ve Clayde’yi çoktan fark etmişti. Heyecanlı bir şekilde kükredi “ Grooooooooooow!”



“Eflatun Dövmeli Ayı” Linley bu tanıdık figürü gördüğünde çok korkmamıştı. Belki de bunun nedeni Sisli Vadi’deki Aziz Seviye Eflatun Dövmeli Ayının korkunç gücünü hatırlıyor olmasıydı. Boyut bakımından bu Eflatun Dövmeli Ayı Sisli Vadi deki Aziz Seviye Eflatun Dövmeli Ayı ile aynıydı ama Linley onun bedeninden yayılan auranın korkunç olmadığını hissediyordu.



Bu Eflatun Dövmeli Ayı Dük Bonalt ve ailesini öldüren büyülü yaratıktı. Şuan saraya saldırmaya başlamıştı.



O Clayde ve Linley’in grubunu gördüğünde neşeyle onlara ilerledi ve mutlu bir şekilde kükredi.



“Güm!”  “Güm! “  “Güm!”  “Güm!”



Eflatun Dövmeli Ayı savaş için yetiştirilmiş 3 katlı bir bina boyutunda ve sağlam ayı pençeleri olan bir büyülü yaratıktı. En sağlam duvarlar bile pençesinin tek darbesiyle parçalanıyordu. Ve şuan hedefi Linley ve Clayde’nin grubuydu.



“Clayde bu yüzüğü mü istiyorsun? Eğer yeteneğin varsa gel de al!”Linley yüksek hızla hareket ederken yüksek sesle bağırdı.



“Bebe sen diğer savaşçılar ile ilgilen ben Kaiser ile ilgileneceğim.”Linley zihinsel olarak konuştu.



“Peki Patron sadece beni izle.” Bebe heyecanla cevaplarken savaşçı grubuna doğru ilerledi.



Savaşçıların çalıştıkları kombine saldırılar insan boyutundaki canlıların hayatı bölgelerine saldırmak için kullanılıyordu. Ancak Bebe gibi fiziksel olarak küçük, son derece hızlı ve şaşırtıcı derecede dayanıklı büyülü yaratıklara karşı etkili değildi.



Bebe yırtıcı pençelerini uzattı ve saldırdı. Doğrudan 8.seviye bir savaşçının boyunun yarısını kesti ve çılgınca kan fışkırmasına neden oldu. Savaşçının kafası aşağı doğru sallandı ve bedenine bağlı sadece ince bir deri tabakası kaldı.



“Hmph.” Kaiser’in gözleri kırmızıya döndü ve öfkeyle bağırarak Linley’e saldırdı.



Linley sıçrayarak saldırıdan sıyrılıp aynı zamanda bacaklarını bir kasırga gibi büktü. Linley’in bir çift keskin bıçakların gücünü taşıyan bacakları Kaiser’in boynuna saldırdı.



Kaiser bir karşı saldırı başlatırken başını geriye doğru eğdi ve Linley’in tekmesi zar zor yüzünü fırçaladı. Sadece biraz daha yakın olsaydı Linley onu öldürebilecekti. Kaiser başını geriye doğru eğerken o da Linley’e tekme attı ama havada olan Linley bundan kaçamadı.



“Swish!”



Linley’in uzun demir kırbaç gibi kuyruğu aniden havayı deldi ve Kaiser ile şiddetli bir mücadeleye girdi.



Saldırılar birbiri ardına geliyordu!



Eğer Kaiser bu saldırılara devam etseydi o zaman açıkça Linley’in saldırıları da ona vuracaktı. “Hrmph.” Kaiser yeri serçe tekmeleyerek kendini geriye doğru uçurdu ve yüksek hızla geri çekilirken aynı zamanda büyük kılıcıyla Linley’in kuyruğuna vurdu. Kaiser’in hızı çok yüksekti ve göz açıp kapayıncaya kadar kabaca 100 metre geri çekilmişti.



“Whoosh!”



Kaiser bir kez daha ileri doğru yöneldi. Elindeki büyük kılıç titreşim yaparak 6 yanılsamalı kılıç’a dönüştü ve Linley’in bu saldırıyı nasıl engelleyeceğini bilememesine neden oldu.



“Ah!” Bebe başka bir savaşçıyı daha öldürmüştü. Bu 7.seviye bir savaşçıydı ve kafatası Bebe’nin dişleri tarafından parçalanmıştı . Bu Bebe’nin öldürdüğü 7. kişiydi.



Bu ölümler Vahşi Gök Gürültüsü Alayı askerlerini eğiten ve onlara birşeyler öğreten Kaiser’in öfkesini artırmıştı. Ama Linley ile başa çıkmak zordu. O sadece el ve ayakları ile saldırmıyordu ayrıca kuyruğu da son derece yüksek bir saldırı gücüne sahipti. Ve Linley’in dayanıklılığı da şaşırtıcı derecede yüksekti.



Neyse ki…



Hem taktiksel zeka hemde savaş deneyimi açısından Linley 100 yıldan fazla zamandır eğitim yapan gerçek bir 9.seviye savaşçı ile karşılaştırılamazdı.



“Çabuk çabuk yüzüğü geri getirin!” Clayde aklını kaybetmenin eşiğindeydi.



Şuan ki durum tamamen onun lehine değildi. Eğer böyle devam edere yüzüğü geri almak için hiç şansları olmayacaktı. Boyutsal yüzüğün içinde kraliyet ailesinin binlerce yıldır biriktirdiği servet vardı ve ölse bile o yüzüğü kaybedilmesine izin veremezdi.



“Roaaaaar!”



Eflatun Dövmeli Ayı sonunda gelmişti ve beraberinde yakınlardaki tüm savaşçılar dağılmıştı. Kimse onunla kafa kafaya savaşmaya cüret edemiyordu. 9.seviye güçlü bir büyülü yaratıkla savaşmaya girişmek için en azından 9.seviye savaşçı olmak gerekiyordu. Ve büyülü yaratıklar genelde insanlardan daha güçlü olduklarından 9.seviye savaşçı sadece ölmeyeceğini garanti edebilirdi.



(Ç.N: Kısacası aynı seviyedeki bir yaratıkla savaşırsan yenemezsin ama en azından ölmezsin 😀 )



Eflatun Dövmeli Ayı durdu ve etraftaki insanlara göz gezdirdi. Yüksek seviyeli bir büyülü yaratığın zekası insanlardan aşağı değildi ve 9.seviye bir büyülü yaratığın zekası aslında çoğu insandan yüksek oluyordu. Eflatun Dövmeli Ayı kolaylıkla önündeki insanların 2 gruba ayrıldığını söyleyebilirdi. Bir grupta bir adam ve bir büyülü yaratık vardı. Diğer tarafta ise eli kesik bir adam tarafından yönetilen şövalyeler vardı.



Ve bu tek elli adam bir yüzük hakkında endişeleniyordu.



Eflatun Dövmeli Ayı insan dilini anlayabiliyordu. Her ne kadar konuşamasa da söylenenleri anlayabiliyordu. Eflatun Dövmeli Ayının gözlerinde heyecan belirtisi gözüktü.



“Wooo, wooo!”



Büyük pençelerini heyecanla birbirine çırptı ardından doğrudan Linley ve Kaiser’in olduğu yöne doğru yöneldi. Yoluna herhangi bir savaşçı çıkınca büyük pençelerini sallıyor ve onları acımasızca bir kenara çarpıyordu.



“Ah!” sekizinci seviye bir savaşçı telaş içinde sıyrılmaya çalışırken aynı zamanda bedeninden yeşim yeşili bir ışık çıktı.



Her ne kadar Eflatun Dövmeli Ayı hızlı hareket etmese de pençeleri korkunç bir hızla saldırıyordu. “DÜŞME SESİ!” büyük pençesi sekizinci seviye bir savaşçıya çarptı. Savaşçının kafası anında parçalanırken mide bulandırıcı hatır hutur sesleri duyuldu. Bedenindeki Savaş Ki’si de parçalandı ve bedeni kıyma haline geldi.



Adamın altındaki zemin bile oyularak büyük bir delik haline geldi ve deliğin etrafında büyük çatlaklar oluştu.



“Neden aynı seviyedeki bir büyülü yaratık insandan bu kadar daha güçlü?” Uzaktan bunu gören Linley şaşırmadan edemedi. Linley ile meşgul olan Kaiser’in çılgınlığı büyüdü. O Eflatun Dövmeli Ayı ile başa çıkmak için kendi yeteneklerine güvenemiyordu.



Eflatun Dövmeli Ayı son derece kalın ve dayanıklı bir deriye ve muazzam bir güce sahipti. Büyük Ejderhalar bile muhtemelen onun pençeleri tarafından püre haline gelebilirlerdi. Tek kusuru hareket hızıydı çünkü o oldukça yavaştı. Ama buna karşın saldırı hızı şaşırtıcı derecede hızlıydı. o 9.seviye büyülü yaratıklar arasında en güçlülerinden biri olarak kabule dilebilirdi.



“Bam!” “Bam!” “Bam!”



Lİnley ve Kaiser son derece yüksek hızda darbe alışverişinde bulunuyordu ve Linley bacakları kolları ve kuyruğuyla onun büyük kılıcıyla durmadan çarpışıyordu. Şaşırtıcı yüksek savunmasına güvenerek görünüşte intihar saldırıları ile savaşmaya cüret ediyordu ama Kaiser’inde teknikleri etkiliydi ayrıca son derece yüksek deneyime ve güçlü Savaş Ki’sine sahipti.



Onların aralarındaki savaşın net bir galibi yoktu.



“Roarrrr!” Eflatun Dövmeli Ayı onların yanına ulaştı ve büyük pençesini onlara doğru indirdi.



“Swish!” Linley ve Kaiser yüksek hızla geriye doğru çekildiler.



“Bam!” Ayının büyük pençesi zemine çarparak derin bir titreşim oluşturdu ve tüm zeminin sallanmasına ve darbe alan yerin 10 metre çevresinin çatlaklarla kaplanmasına neden oldu. Ne Linley ne de Kaiser bu darbeyi zor kullanarak engellemeyi seçmedi.



Eflatun Dövmeli Ayının bedenindeki belki de en güçlü ve dayanıklı bölüm pençesiydi.



Eğer onlar bu saldırıya kafa kafaya karşılamayı deneselerdi ikisi de et hamurundan başka bir şey olmayacaklardı.



“Roaaaar!” Yüksek sesli bir ulumayla ayı Linley’e yöneldi.



“Neden beni takip ediyorsun?” Linley yüksek hızına güvenerek kaçtı. Ejder formuna girdikten sonra hızı 9.seviyede ki yüksek bir hıza sahip bir savaşçı kadar oluyordu. Ayrıca ayının zayıflığı hareket hızı olduğundan Linley kaçarken problem yaşamıyordu.



Ayı Linley’e doğru gitmeye devam etti ve yolundaki herkesi ölümüne tokatladı.



Sadece Linley’i kovalıyordu!



Linley aslında ayının yüzüğü istediğini bilmiyordu. Zekası ve insan dilini anlayışıyla birlikte ayı yüzüğün iki taraf içinde değerli bir şey olduğunu biliyordu.



Aslında 9.seviye büyülü yaratıkların insan dilini anlaması oldukça yaygındı. Onlar anlayabiliyor ancak konuşamıyorlardı çünkü bedenleri bunun için tasarlanmamıştı. Aziz seviyesine ulaştıklarında bu sınır kalkıyor ve özgürce insan dilini konuşabiliyorlardı.



“Yüzük yüzük!” Clayde ağlamak üzereydi.



“Majesteleri.” Kaiser onun önünde durup onu koruyordu. “Majesteleri şimdi ayrılmamız en iyisi olacak. Eğer gitmezsek vaziyet çok tehlikeli bir hal alacak.”



Vahşi Gök Gürültüsü Alayının 33 üyesinden 14 ü Bebe tarafından öldürülmüştü. Kalanlarda panikleme başlamıştı. Önlerindeki büyülü yaratık fiziksel olarak küçüktü ayrıca şaşırtıcı bir dayanıklılığa ve korkunç bir saldırı gücüne sahipti. O insanlar ile başa çıkmaya son derece uygundu.



“Roaaaar!”



“Roaaaar!”



Aniden gökyüzünde bir dizi ejder kükremesi duyuldu. Yüzlerce Yeşim yeşili pullu ejderha, yanan kırmızı pullu ejderha, gümüş renkli pullu ejderha hatta acımasız görünüşlü Siyah Ejderhalar o yöne doğru uçmaya başlamıştı.



Ejderler son derece yüksek zekaya sahiplerdi ve sarayda çok fazla hazine olduğunu biliyorlardı. Ejderhalar hazine toplamayı seviyorlardı.



““Roaaaaaar!” uçanların lideri olan bir tane Siyah Ejderha Clayde ve Linley’e odaklanmıştı. Muazzam bir kükremeyle ejderha sürüsüne liderlik ederek onları saraya doğru yönlendirdi. Ateş Ejderhaları ve Zümrüt Ejderhaları 8.seviyedeki tek ejderhalardı. Gümüş Ejderhalar ve Siyah Ejderhalar genellikle 9.seviyede oluyorlardı.



Bunu görünce Clayde, Kaiser ve diğerleri sersemledi.



Bir tane 9.seviye büyülü yaratıkla başa çıkmak zaten zorken şimdi bir sürü oldukları yere geliyordu.



“Patron durum iyi değil. Kaçalım.” Bebe’nin sesi Linley’in kafasında yankılanıyordu ama Linley şuan yüzüğe kafayı takmış olan ayı tarafından kovalanıyordu.



———–ÇEVİRMEN NOTU———-



Madem 1. geldi bir güzellik yapalım 😀



Linley kaçabilecek mi? Clayde ölecek mi? Ejderhalar neler yapacak? Ayıya ne olacak? Yüzüğün rengi ne? Merak mı ediyorsunuz? O zaman bekleyin okuyun ve öğrenin…

Yorum Yap "CD7.9 – Boyutlar Arası Yüzük"