Dünyanın Oluşumu Günceli

CD7.8 – Bir El

Eylül 20, 2016


Saraydaki tecrit edilmiş bir avlunun içinde, Fenlai şehrinde bulunan en önemli kraliyet klanının üyeleri toplanmıştı. Clayde,onun eşleri ve çok sayıdaki çocukları da dahil.

“Tüm Fenlai şehri büyülü yaratıklarla dolu. Biz kesinlikle hep birlikte büyük bir grup olarak yolculuk edemeyiz. Bu bazı son derece güçlü büyülü yaratıkların dikkatini çeker.”Clayde ciddiyetle söyledi. Bu neden herkes tarafından anlaşılmıştı ve ayrıca Genel Müdür Maia ve Menlo Dawson da bu sebepten dolayı küçük bir konvoyla yolculuk ediyorlardı.

Birkaç kişiden oluşan konvoylar Fenlai şehrinin her yerinde vardı. Bu yüzden bunlar dikkate değer bir şey değildi.

Ama birkaç yüz insandan oluşan konvoylar büyülü yaratıkların dikkatini üzerlerine çekerlerdi ve belki de bunun sonucu Aziz-seviye büyülü yaratıklar tarafından saldırıya uğrayacaklardı.

Şuandaki en tehlikeli şey büyülü yaratıkların ilgisini üzerinize çekmekti.

“Carre, sen ve annen Vahşi Gök Gürültüsü takımındaki bir bölüm askere önderlik edeceksin. Al, bunlar 5 adet daha kimseye bağlanmamış olan Büyü Kristali Kartları. Unutma, bu binlerce yıl boyunca klanımızın biriktirmiş olduğu serveti temsil ediyor.” Clayde, oğluna ciddiyetle baktı.

Kraliyet klanında çok fazla insan vardı. Onların hepsi farklı yollara ayrılmalılardı.

Clayde klanının yok olmasını istemiyordu. Farklı istikamet içinde giderlerse en azından hayatta kalma şansları daha da yüksek olurdu.

“Evet, Baba. Carre çok mutlu olmuştu.

Binlerce yıl biriktirilmiş servet… Değeri ne kadar ediyor acaba?

“Shaq,sen, annen ve küçük kız kardeşin de Vahşi Gök Gürültüsü takımında bir bölüm askere liderlik edeceksin.Al, bu 5 Büyü Kristali Kartı da sen de bulunsun.” Clayde diğer 5 Büyü Kristali Kartı çıkardı ve ikinci oğlunun eline verdi. Prenslerin ikisi de çok heyecanlanmıştı.

Clayde’nin yüzü çok ciddiydi. O şöyle dedi, ”Klanımızın elit askerlerini 3 bölüme ayıracağız. Carre’nin,Shaq’ın ve benim kendi bölümüm. Sonunda kim sağ kalırsa kalsın en azından klanımızın varlığı devam edecektir. Yeter, hadi gidelim şimdi.”

“Kaiser, Vahşi Gök Gürültüsü Alayının başı olarak , sen benimle geliyorsun.”Clayde, Kaiser’e bakarak söyledi.

“Evet, Majesteleri.”Kaiser onaylarcasına başını salladı.

Vahşi Gök Gürültüsü Alayı, Fenlai Krallığı içindeki en güçlü savunma alayıdır. Tüm alay, Kaiser de dahil, sadece 100 kişiden oluşuyor. Her takıma 33 asker düşüyordu. Ama her ne kadar sayı olarak küçük olsa da kalite olarak yüksek seviyedelerdi. Bu alayın en zayıfı bile, 7. Seviye bir savaşçıydı.

3 takıma ayrıldıktan sonra, kraliyet klanı hemen 3 farklı istikamete doğru kaçmaya başladı.

……

“Swish” Linley yüksek hızda fırladı. Aynı zamanda eflatun renkli ani bir ışık belirdi ve Linley’i rahatsız eden Yıldırım-Kanatlı Pegasus’u ortadan ikiye bölündü. Linley ileri doğru koşmaya devam ediyordu, saraya doğru yüksek hızda ilerlerken yoluna çıkanı öldürüyordu.

Yol üzerinde, çok fazla sayıda insanın ve büyülü yaratık cesetlerinin yanından geçti.

“Saraya varıldı.” Linley ileri doğru çok hızlı fırladığından vücudu net olarak gözükmüyordu ve her hareketinde o düzinelerce metre yol alıyordu. Linley’in bu tür bir inanılmaz hıza sahip olması, 5. ve 6. Seviye büyülü yaratıklar için onu durdurmayı imkansız hale getiriyordu.

“Whew”

Linley kolayca 10 metrenin üzerinde havaya sıçradı ve sarayın içine sızdı.

“Roaaaar!” Büyülü yaratıkların kükreme sesleri içeriden duyuluyordu,aynı şekilde onlarla savaşan askerlerinde. Şu anda, saray kapılarında hiç bir koruma yoktu. Burada bulunan tek şey cesetler ve vücutlarından ayrılmış insan parçalarıydı. Ayrıca çok fazla sayıda büyülü yaratık cesetleri de vardı.

Çevik bir ağaç kedisi gibi, Linley çeşitli saray binalarının çatılarından sıçrayarak ilerliyordu.

Ama Linley belirli bir binanın çatısına ulaştığı zaman, o aniden atlarıyla uzaklaşan bir takımı gördü. Şuanda artık kimse binek arabası kullanmıyordu. Çünkü binek arabalar kaçmak için çok yavaşlardı.

“B-Bu…”

Linley takımın ortasında bulunan altın saçlı adamı anında tanıdı. Bu kişi ‘Altın Aslan’ Clayde’ydi. Clayde şuanda kendilerini kuşatan büyülü yaratıkları öldürmelerini askerlerine emrediyordu. Bu takımın takım çalışması gerçekten oldukça şahaneydi.

Ne zaman 7. Ve 8. Seviyedeki elit savaşçılar grubu tek bir bütün olarak beraber çalışırlarsa, onlar hakikaten aynı büyüklükteki tüm üyeleri 8. Seviyeden oluşan ama takım çalışması kötü olan gruptan daha güçlü olurlardı.

“Clayde.” Linley’in gözleri parladı.

“Patron, hareketimizi yapalım hadi.” Bebe de heyecanlanmıştı.

“Bekle. Biz bu sefer herhangi bir hatayı göze alamayız. Onun takımının bize yaklaşmasını bekleyeceğiz ve ardından ani bir pusu başlatacağız.” Linley hala binanın çatısının en uç noktasındaydı, onun soğuk gözleri uzaktaki bu atlı takımın üzerindeydi.

………..

“Daha fazla zaman kaybetme. Çabuk.” Clayde elindeki büyük savaş-kılıcını salladı, bir Ejder-Şahinini ortadan ikiye böldü.

Geçen 15 gün boyunca, Clayde kan-parçalayan zehrinin küçük bir parçasını sisteminden atmayı başarmıştı. Bu da ona, savaş-qi’sinin %10 iyileşmesine yardımcı olmuştu. Her ne kadar sadece %10 olsa da, o bir kere daha 8.seviye bir savaşçının gücüne sahipti.

Ama Clayde geriye kalan %90  kan-parçalayan zehrini temizlemek için büyük bir ihtimal yarım yıla ihtiyacı olduğunu fark etmişti.

“Tüm bu lanet olasıca büyülü yaratıklar nereden geliyor. Piçler.” Clayde’nin öfkesi zaman ilerledikçe daha da fazla artıyordu.

Bu büyülü yaratıklar onun başkentini yok etmişti, ve şimdi hayatını almaya çalışıyorlardı. Nasıl kızgın olmayabilirdi ki?

“Hızlı.”

Saldıran tüm büyülü yaratıkları öldürdükten sonra, Clayde hemen adamlarına acele etmeleri konusunda baskı uyguladı ve şövalyeler birliği bir kez daha hızını attırarak ilerledi. Clayde ve adamları yüksek hızda saray binalarının arasındaki patikadan ilerlerken, onlar yukarıdaki çatıların üzerinde bulunan birisinin onları beklediğini fark etmediler.

Clayde ve adamlarının beraber zaman geçtikçe yakınlaştığını gören Linley gözlerini kıstı.

Bebe’nin vücudu üzerindeki bulunan tüm kürkü yukarı kalktı.

“Şimdi, tam zamanı.”

Linley’in sesi Bebe’nin kafasında yankılandı ve ikisi, insan ve büyülü yaratık olarak Clayde’ye doğru yüksek hızda uçtular. Başlamadan önce yarım saniye içinde, Linley’in tüm vücudu aniden siyah pullardan oluşan bir katmanla çevrelendi ve alnından, dirseğinden ve dizinden sivri uçlar filizlendi. Ayrıca arkasından ise ejderha kuyruğu filizlenmişti.

Ejderha-Formu!!

Bu şövalyeler takımı elit olmanın şöhretiyle yaşarlardı. Linley ve Bebe onlara doğru hareket ettikleri anda, onlar hemen fark etmiş ve tepki vermeye çalışmışlardı. Ama Linley ve Bebe sadece çok hızlılardı.

“Ah! Bu sensin!” Bu korkunç yaratığı görür görmez, Clayde aklında bir şüphe olmadan, onun Linley olduğunu biliyordu.

Clayde, Linley’in neden şimdiye kadar ölmediği konusunda kafa yoracak kadar zamanı yoktu. Çünkü Linley’in ejderha kuyruğu çoktan ulaşmıştı ve ona sadece iki metre uzaklıktan şiddetli bir şekilde vurmuştu. Onun arkasında, Kaiser çoktan siyah Gölge Fareye takılıp kalmıştı, bu yüzden Clayde’ye yardım edemeyecekti.

“Whap!”

Linley’in ejderha kuyruğu acımasızca tokatı indirdi ve Clayde, yerde yuvarlanarak çabucak bu tokattan kaçındı. Linley’in kuyruğu atın üzerine indi ve zavallı hayvan, bu şiddetli darbenin katıksız gücü tarafından ikiye ayrıldı. Savaş-atı yıkılmadan önce acı dolu bir biçimde kişnedi.

Zemine üzerine düştüğünde, Clayde hemen yumruklarıyla yere baskı uygulayarak ayağa kalktı.

Ama şuan Linley onu takip ediyordu.

“Swish Swish” Aynı anda Savaş Ki’si ile parıldayan 8 tane mızrak Linley’e saplandı.

“Haaargh!”

Linley’in bedenindeki Ejder Kanı Savaş Ki’si dışarıya doğru patladı ve sağ ayağını yere şiddetle vurmak için kullandı. Biranda son derece yüksek bir ivmeye ulaşarak mancınıktan ateşlenen bir kaya gibi öfkeyle ilerledi. Linley’in bedeni şiddetle 8 mızrağa çarptı.

8 mızrak hemen hemen aynı anda titredi ve bu 8 güç akışı aslında Linley’in ilerleyişinin gücünü iptal etmeyi başardı.

“Bu biraz zahmetli olacak.” Linley kaşlarını çattı.

O 8 şövalyenin saldırısını bu kadar rahat bir şekilde karşılayacağını beklemiyordu.

Ama Linley’in bilmediği şey 8 şövalyenin şaşırdıkları ve ayrıca dehşete düştükleriydi. Onlar Clayde’nin kişisel korumalarıydı ve Vahşi Gök Gürültüsü Alayında elitlerin de elitleriydi. Hepsi 8.seviye savaşçıydı ve birlikte çalıştıklarında 9.seviye bir savaşçıyı geride tutabilirlerdi.

Buna rağmen 9.seviye bir savaşçı bile zorla mızraklarına çarpmaya cesaret edemezdi. Ama Linley etmişti.

“Ne kadar mantıkdışı güçlü bir savunma.” Uzakta saklanan ve kalan şövalyeler tarafından korunan Clayde’nin kalbi titriyordu.

“Shkreeeee”

Bebe tiz bir çığlık attı ve Kaiser’e defalarca şiddetli pençeleri ve dişleriyle saldırdı. Ama Kaiser oldukça çabasız bir şekilde Bebe’nin tüm saldırılarını büyük kılıcıyla engelliyordu. Kaiser’in kılıç tekniği çok basit ama son derece etkili gözüküyordu.

Bir adım atıp engellemesi inanılmaz zor görünen bir şekilde kılıcıyla saldırıyordu.

“Clayde bugün seni kim kurtaracak?” Linley önündeki güçlü sövalyelere baktı ve küçümseyerek güldü. “Güzel, grup saldırısı mı yapmak istiyorsunuz?” Linley konuşmayı bitirir bitirmez belirli bir şövalyeye doğru ilerledi.

Linley diğer şövalyelerin saldırılarından korkmuyor yada onlara dikkat etmiyordu sadece o şövalyeyi hedeflemişti.

Şimdi onların kombine saldırıları işe yaramazdı.

“Whoosh!” Linley sadece çok hızlıydı. göz açıp kapayıncaya kadar onun yanına ulaşmıştı. Pençeleriyle yumruk yapıp 8.seviye savaşçıya doğru vurdu. savaşçı ondan kaçınmak için geriye doğru eğildi ama bu sefer de Linley’in ejder kuyruğu ileri doğru sallanıp onun kafatasını ezdi.

“Thrall [Sa’er]!” Bir çok şövalye öfkeyle uludu.

Vahşi Gök Gürültüsü Alayındakiler hep birlikte eğitim görmüştü ve birbirlerine olan sevgileri kan kardeşlerden az değildi. Bir çok savaşçı öfkeyle Linley’i hedefleyerek saldırdı ama öfkelerine rağmen saldırıları çok iyi koordine edilmişti. Büyük kılıçlar ve uzun mızraklar mükemmel bir şekilde birbiri ardına saldırıyorlardı.

“Pew!” Bloodviolet Tanrı Kılıcı Linley’in elinde ortaya çıktı. Onu hedefleyen saldırıları önemsemeden başka bir savaşçıya giderek Bloodviolet Tanrı-Kılıcını onun gözüne doğru batırdı. Adamın kafatası delindi ve hemen öldü.

“Geber!” başka bir şövalye Linley’in kafasını kendi mızrağıyla saldırdı.

Linley Bloodviolet’i çevresinde döndürdü ve karşı saldırı yaptı. Adam tam saldırıyı engelleme girişiminde bulunacaktı ki Bloodviolet havada kavis aldı ve zahmetsizce adamın kafasını kesti. Savaş Ki’si aktive etmeden Bloodviolet onun ellerinde 7.seviye bir savaşçıyı öldürebiliyordu. Ama şuan Bloodviolet Tanrı-Kılıcı Linley’in Ejder Kanı Savaş Ki’si ile dolmuştu ve öldürme kapasitesi 8.seviye savaşçıdan daha fazlaydı.

Acayip saldırılar!

3 tane 8.seviye savaşçı göz açıp kapayıncaya kadar ölmüştü.

“Beni nasıl engelleyeceğini görmek istiyorum!” Linley, Clayde’ye doğru yeniden yönelirken elindeki şeytani Bloodviolet havada durmadan yanıp sönüyordu. Şövalyelerin hiç biri Linley’e yaklaşmaya cesaret edemiyordu çünkü Bloodviolet basitçe çok acayipti.

“Grooooowl!”

Aniden uzaklardan bir kükreme duyuldu.

“Gümbürtü, gümbürtü, gümbürtü.” Hantal ve ağır ayak sesleri yeri sarsıyordu. Boğuk ses ve titreşimler muazzam bir büyülü yaratığın buraya doğru geldiğini ve giderek yaklaştığını açıkça belli ediyordu.

Ama Linley şuan başka hiç bir şeyi umursamıyordu.

“Engelleyin onu! Engelleyin onu!!!” Clayde geri çekilirken yüksek sesle bağırdı.

Linley aniden havaya sıçradı ve yüksek hızla Clayde’ye doğru uçtu. Bunu gören Kaiser de anında sıçradı ve kendini geriye doğru fırlatarak bir bulanıklığa dönüşüp büyük kılıcını Linley’e doğru süpürdü.

“Gel!” Linley kılıcı engelleme girişiminde bile bulunmadan Bloodviolet ile doğrudan Clayde’yi hedefledi.

“Geçen sefer seni koruyacak Aziz seviye biri vardı ve Heidens seni kurtardı. Bu sefer seni kimin kurtaracağını görmek istiyorum.” Linley’in karanlık altın gözleri Clayde’ye ölüm tükürüyordu ve elindeki Bloodviolet onun boğazına doğru korkunç bir yılan gibi gitti. Şuanda Clayde elindeki büyük kılıcı sallayarak engelleme girişiminde bulunmaya başlarken neredeyse çıldırmıştı.

“Haaah!” Kaiser bir anda elindeki büyük kılıcı serbest bıraktı ve onu serbest bırakarak uçmasına izin verdi.

“Bam!” Linley zamanında tepki veremedi ve sağ kolu büyük kılıç tarafından ağır bir şekilde vuruldu. tam o anda kılıcın içinde yanan savaş Ki’si dışarı doğru patladı. Linley sol kolunun aniden uyuştuğunu hissetti. Bu ağır darbe yüzünden elindeki Bloodviolet şuan hedefi Clayde’den 1 metreden fazla uzaklıktaydı.

“Hmph.”

Bloodviolet Tanrı-Kılıcı aniden havada kavis aldı ve Clayde’nin büyük klıcının etrafında kendini kaydırdı. Ardından Clayde’nin bileğine gelene kadar aşağı kaydı. Doğrama!

“Düşme”

Clayde’nin sağ eli kesilmiş ve pat diye yere düşmüştü. kesik elindeki parmaklar hala uzatılmış bir haldeydi ve kılıcı da aynı şekilde yere düşmüştü. Buna ek olarak kesik el de bir yüzük vardı. Bu yüzük Fenlai’nin kraliyet klanının en değerli eşyası olan boyutlar arası yüzüktü.

“Elim! Onu geri getirin! Geri getirin!” Clayde’nin yüzü acıdan beyaza dönmüştü ama o hala öfkeyle bağırıyordu.

Boyutlar arası yüzükte toplam değerleri 2.2 milyar altın sikke olan 22 tane Büyü Kristali Kartı vardı. buna ek olarak kraliyet klanının binlerce yıldır biriktirdiği düzinelerce değerli hazine de yüzüğün içinde bulunuyordu. Clayde yüzüğü kaybetmektense ölmeyi tercih ederdi. Bu klanının sayısız neslinin biriktirdiği servetti.

“Swish!”

Siyah bir bulanıklık aniden parlayıp kesik eli kaptı ve Linley’in omuzuna atladı.

“Patron Clayde bir şeyi çok istiyorsa bizim onu elde etmesini daha çok engellememiz gerekir.” Bebe onun omuzundayken zihinsel olarak Linley ile konuşuyordu. “Ama Patron neden bu kesik eli bu kadar istiyor ki? Bu el ile ilgili özel bir şey yok. İstediği bu yüzük olabilir mi?”

Hasirwara Notu: Bu bölümün tamamlanmasında bana yardım eden orkun(useless) arkadaşıma öpücüklerimi gönderiyorum. 😀 İşlerimin yoğunluğundan dolayı yaklaşık 1-1.5 ay boyunca olmayacağım. Muhtemelen orkun, cd için çevirecek birini bulacaktır. Olmadı kendi çevirir artık 😀 İşlerim hafiflediğinde askere gidene kadar cd ve hjc çevirmeye devam edeceğim. 1-1.5 ay sonra görüşürüz, Öptüm, Bye 😀

Düzenleyici Notu: Arkadaşlar çeviride çok fazla hata olmasa da gözden kaçırdığım yerler olabilir,aynı anda başka bir işle uğraşmam gerekti çünkü.Hata kalmışsa kusura bakmayın.Bu arada Useless kiralık katil.Duymayan varsa söyleyeyim dedim.

Yorum Yap "CD7.8 – Bir El"