Dünyanın Oluşumu Günceli

CD7.17 - Ağır Kılıç ‘Bladeless’

Eylül 20, 2016


Bu yıldırım,doğal olarak cıvataları yüksek hızla etrafa savurdu,bu savurma,gök elementli bir büyücünün üretebileceğinden çok daha hızlı ve fazlaydı.Kimsenin bu zamanda bir tepki vermesi mümkün olmadı.Yıldırım cıvatalara çarptı,ve ağır kılıç havaya kalktı.



‘’Ah!’’ Vincente acı dolu bir çığlık attı ve vücudu aniden vahşi mavi alevlerle kaplandı.Hatta bazı gümüşi beyaz bir renk de bu alevlerle karışmaya başladı.



‘’Güm!’’ Ağır kılıç zemine düştü.



Aynı zamanda,Vincente yere çökmüştü.Tüm vücudu seğiriyordu,özellikle sağ kolu,yeterince kötü bir şekilde kömürleşmiş olan kolu,yanık et kokusuna benzer bir koku yayıyordu.Çöktükten sonra,Vincente’nin vücudu sarsılmaya devam etti ve ağzından kanlar döküldü.



‘’Baba!’’ iki kardeş Yoitan ve Trey babalarının çığlığıyla eş zamanlı olarak ileri doğru koştular.



‘’Bay Vincente!’’ Monroe Dawson ve Linley ikilisi de şok olmuştu.



Bu doğal yıldırım çok büyük miktarda enerji taşıyordu.Hatta çok güçlü savaşçıların bile yıldırım çarpmasıyla ölmesi duyulmamış şey değildi.Hepsi Vincente’nin yanına koştular ve onu çevrelediler,bu sırada Monroe Dawson kükredi.’’Hemen Bay Armand’ı getirin,hemen!!’’



Armand,Monroe Dawson’un komutası altındaki bir ışık tipi büyücüydü,aynı zamanda tıpta da uzmandı.İnsanları iyileştirmekte son derece yüksek becerileri vardı.



‘’Evet!!’’ Bunu gören koruma çıldırmış gibiydi.Hemen aceleyle Armand’ı bulmak için yola çıktı.



Büyücü Armand küçük bir aradan sonra buraya vardı.O beyaz saçlı yaşlı bir adamdı.Hiçbir kelime söylemeksizin,hemen ışık türü bir büyü çağırdı.Vincente’nin yanmış ve kömürleşmiş sağ kolunun tamamı gözle görülür şekilde iyileşmeye başladı.Çok geçmeden,sadece yara izleri vardı.



‘’Ben…ben iyiyim.’’ Vincente kendini zorlayarak bir kaç kelime söylemeyi becerdi.



‘’İç organların nasıl ?’’ Armand hemen sordu.



Güçlü bir savaşçının kolayca Vincente’nin iç organlarını görmeye gücü yeterdi.Bu dış gözlemlerin değerlendirmesi bir büyücüye göre daha iyi olmalıydı.



Vincente kafasını salladı.’’Ben iyiyim.Sadece küçük bir zamana ihtiyacım var ,ve iyi olacağım.’’



‘’Armand Bey,babamın yaralarıyla ilgili daha fazla endişelenmenize gerek yoktur.’’ Yotian açık açık söyledi.



Bu sözcükler Monroe Dawson’un,Linley’in,George’nin,Reynolds’un ve herkesin şüphesini yükseltti.Şuan gördükleri tek şey,Vincente çok zayıftı.Vincente,güçlü bir savaşçıydı; şuan zayıf olmasının anlamı da biraz önce muazzam bir sakatlık geçirmesiydi.



Ama aniden Linley,kendi klanının Eflatun Alev Savaşçıları’na ilişkin kayıtlarından bir parça hatırladı.



Eflatun Alev Savaşçıları,Yeniden Doğuş olarak bilinen bir güce sahipti.Genel olarak konuşursak,herhangi bir yarayı şaşırtıcı bir hızla iyileştirmeleri mümkündü.



‘’Bu Usta Vincente yalnızca ‘Mavi Alev’ seviyesinde,ve zar zor ‘Beyaz Alev’ seviyesine girmeyi başardı.Yüksek seviye olan ‘Eflatun Alev’den oldukça uzak.Büyük ihtimalle,henüz Yeniden Doğuş’u kullanacak seviyede değil.Ama kendi yaralarını iyileştirebilmeye gücü yetmeli.’’ Linley olayı kavradı.



Dört Yüce Savaşçı



Ejderkanı Savaşçıları,en fazla çok güçlü bir savaşçı olma potansiyeline sahip savaşçılar olarak düşünülebilir,Eflatun Alev Savaşçıları Yeniden Doğuş yetenekleri ile ünlüyken,Kaplan Çizgili Savaşçılar saldırı hızlarıyla,Ölümsüz Savaşçılar ise güçleri ve dayanıklılıklarıyla ünlülerdi.



‘’Dawson Amca,Vincente Usta yaralarını iyileştirmek için gizli tekniklere sahip.Herhangi bir ilaca gerek yok.’’ Linley konuştu.



Monroe Dawson kafa salladı,Armand’a talimatları verdi.Armonds Vincente’ye iyi niyetli kelimelerle rehberlik etti,ve ayrıldı.Vincente’ye gelince,o da biraz uzandı ve 10 dakika kadar dinlendi.Dinlendikten sonra daha iyi görünüyordu.



Linley şaşırmaktan kendini alamadı.Eflatun Alev Savaşçıları’nın iyileştirme yetenekleri gerçekten özeldi.



‘’Linley,senin ağır kılıcın.’’Kısa bir iyileşmeden sonra,Vincente,kendi başyapıtı hakkında endişelenmeye başladı.’’Hemen,onu yanıma getir ve bakmama izin ver.Umarım kılıçta bir hasara neden olmamıştır.’’



Onlar ancak şimdi atılan kılıca çok dikkat ettiler.Hepsi şaşırmıştı! Eskiden olan zift rengi olan kılıcın şimdi yüzeyinde soluk mavi bulunduruyordu.Yine de üzerinde buzdan bir katman vardı.



‘’Görmeme izin ver!’’ Vincente ısrarcı bir şekilde söyledi.



Linley ağır kılıcı yakaladı ve hemen Vincente’ye verdi.Bu kadar insanın içinde,sadece Vincente’nin silahla ilgili gerçek bilgileri vardı.



Vincente hala yaralarını tam olarak iyileştirememişti,hatta kılıcı kaldırmak bile şuan ona zor geliyordu.Sadece kılıcın kabzasını kavramaya gücü yetti,sonra tekrar ucunu yere bıraktı ve karşı zeminde dinlenmeye devam etti.Vincente’nin yüzü son derece ciddiydi.Ve sol eliyle kılıcın düz tarafına bıçağıyla tıklatmaya başladı.



“Dang!” “Dang!” “Dang!”



Keskin bir ses dizisinden sonra,temiz bir ses duyulabilirdi.Vincente,her darbe için daha fazla kuvvet uygulamaya başladı.Ve çınlama sesleri daha da büyümeye başladı.Vincente kılıcın her parçasına tıklattı,sürekli pozisyonunu değiştiriyordu.



Bunlar olurken,Vincente dikkatle kılıcın sesini dinliyordu.



Onun yanında,Linley,Monroe Dawson ve diğerleri de nefes almalarını durdurdular.Onlarda,Vincente’nin ağır kılıca yıldırım çarpınca bir zarara sebep oldu mu diye yada bir değişim oldu mu diye baktığını büyük ihtimalle biliyorlardı.En sonunda,gök gürültüsüyle birlikte gelen şimşek,sadece bu sıvıyı vurup söndürmüştü.



‘’Riiiiiing.’’ Vincente’nin tek bir parmak hareketliyle,ağır kılıcın tümünden güzel bir ses yayıldı.Neredeyse bu mükemmel,zengin sesi duyunca,vahşi ve sevinç dolu bir bakış Vincente’nin yüzünde yer aldı.



‘’Cennetin iradesi.Cennetin iradesi.’’



Yüzü vahşi bir sevinçle dolan Vincente,Linley’e bakmak için döndü.’’Linley,Cennet bu ilahi silahı kendisi sahip olmak için istiyor olmalı.’’



‘’Bay Vincente,bu ağır kılıcın durumu nedir ?’’Monroe Dawson sordu.



Vincente açıkladı,’’Adamantine’yi dövmenin en zor kısmı onun tam potansiyelini getirmektir.Adamantine’yi kullandığımızdan beri,diğer alaşımlı metaller ondan önemli ölçüde daha aşağıda.Her ne kadar benim klanımın gizli tekniği diğer materyallerle yüksek alaşım sağlasa da,tabii ki %100 ve mükemmel bir alaşım sağlayamadım.’’



‘’Başka bir deyişle,kılıcın içini dövmem,tam olarak uygun değildi.Ve her noktada tutarsızlıklar vardı.’’



Vincente’nin yüzünde inanamayan sevinçli bir bakış vardı.’’Ama ben bitirdikten sonra kılıcın şoklanmasını (yıldırım çarpmasını) beklemiyordum.Yıldırım kılıca vurunca,içerde olan tüm düzensizlikler mükemmel bir şekilde erimiş.Adamantine’nin tüm potansiyeli yayıldı.Basitçe böyle birşeyin olduğuna inanamıyorum.Bu cennetin hediyesi.Bu cennetin iradesi.’’



Linley’de çok memnun oldu.



‘’Üçüncü Kardeş,tebrik ederim.’’ Yale,George ve Reynolds’un hepsinin yüzlerinde bir sırıtış vardı.Hepsi anlamıştı.Yıldırım çarpınca Linley’in kılıcını başka bir seviyeye yükseltmişti.



‘’Ve sadece bu da değil. Şuna bir bak. Ağır kılıcın yüzeyinde soluk bir parlaklık var. Yüzeyine dokundum, inanılmaz derecede kaygan ve yumuşaktı. Gelecekte bunu birini öldürmek için kullandığında, büyük ihtimalle bu sopanın (ÇN : WTF) üzerinde kan lekesi olmayacak.’’

Vincente güldü.



‘’Kan lekesi olmadan öldürmek.’’ Monroe Dawson övgüyle içini çekti.



Bu oluşturulan kılıç gerçekten mucizeviydi. Herkesin şaşkınlık içine girmesine neden oldu.



‘’Bu ağır kılıç, orijinal zift siyahı renkteydi. Ama şimdi üzerinde mavi bir katman vardı. İlk bakışta, bunun koyu mavi olduğunu söyleyebilirim.’’ Yale şaşkınlıkla içini çekti



Kılıcın gerçekten yüksek, oldukça görkemli bir aurası vardı.



‘’Yotian,Trey, bana ölçme sopalarını getirin.’’ Vincente talimat verdi. Kılıcı dövmeyi bitirdikten sonra,doğal olarak kılıcın gerçek boyutlarını görmesi gerekiyordu. Linley kılıcın çok ağır olduğunu hissetti, ama tam olarak ağırlığının kaç olduğunu söyleyemedi.



Monroe Dawson onlar kılıcın ölçüsünü alırken sadece mutlu bir şekilde güldü.



‘’Kılıç 1.41 metre uzunlukta.Ağırlığı ise…’’ Yale ve diğerleri hemen kılıcın ağırlığını tartmaya başladı. Ama rakamları görünce, hepsi aşırı şaşırmıştı.



‘’3600 pound!! (ÇN: 1632 KG,oha lan 😀 ) Bu kılıç 3600 pound ağırlığında ve 1.41 metre boyunda! Uzunlamasına göre bakıldığında, tam da Linley’e göre.



Dahası, Linley henüz büyümeyi bitirememişti. Ve onun gücü de artmaya devam ediyordu. Doğal olarak,kılıcı da gelecekte daha kolay kullanabilmeliydi.



‘’Üçüncü Kardeş. Bu kılıcın ismi ne olsun? Çabuk, ona bir isim seç.’’ Yale bunu ilk söyleyendi.



Vincente ve diğerleri Linley’e baktı.



Reynolds araya girdi. ’’Bu kılıç şimşek tarafından vuruldu. Diyorum ki bunu Cennetsel Gök Gürültüsü olarak çağırsak nasıl olur? Havalı, değil mi?’’



‘’Bu çok kaba.’’ George kafasını salladı.



‘’Yıldırımın Heybeti nasıl?’’ Reynolds devam etti.



Yale ve diğer herkes gülmeye başladı.



Monroe Dawson alayla, ’’Reynolds neden Yıldırımın Heybeti? Hadi devam et ve kılıcı Reynolds olarak çağır.’’



(İng Çevirmen Notu-Burada yapılan bir kelime oyunu var.Çince’de Reynolds adı Lei Nuo’dur.Ve Lei’nin anlamı gök gürültüsüdür.Yıldırım’ın Majesteleri’nin anlamı “Lei Wei” iken Göksel Yıldırım’ın anlamı “Tian Lei”dir.Herkesin söylenişi kendi ismine benzeyen adları seçmesi,Reynolds’u rahatsız ediyor.)



Reynolds yüzünü astı ve sadece sessizce bir ‘hmph’ sesinin çıkmasına izin verdi.’’Yıldırımla ilgili olmak zorunda değil.’’Linley güldü.’’Bu kılıcı bilemenin hiç yolu yoktu.Ozaman hadi ona Bladeless diyelim.”Linley ona bu ismi verdi.Çünkü basit bir taneydi.Linley onu sevmişti.



(ÇN: Arkadaşlar Bladeless’in anlamı bıçaksız/kılıçsız ama kılıçsız diyerek kılıca benzemediğini anlatmış,bıçaksız diyerek de bıçakla vb şeylerle bilenemeyeceğini anlatmış olabilir,ama anlamının bilenmediğinden geldiğini varsayarak bıçaksız diyorum,yinede Bladeless olarak bırakacağım çevirmeyeceğim eğer başka bir anlama geliyorsa yorumlara yazın düzelteyim 😀 )



‘’Bladeless? Ağır kılıç, Bladeless ? Fena değil.’’ Yale kafa salladı.



Vincente,Yotian,Trey ve diğerleri,ismin tadını alırken kafa salladılar.



O gün,Monroe Dawson Linley’e ağır kılıcı için güzel bir silah kılıfı hediye etti.Derin mavi rengindeydi ve değerli taşlardan oluşturulmuştu.Sadece yarım metre uzunluğundaydı,ama her iki ucunda açıklıklar vardı.Linley ağır kılıcı her iki taraftan da kılıfa koyabilecekti ve yarısı görünür kalacaktı.



Ağır kılıçların kılıfları genelde tasarlanırdı.Basitçe çok uzun kılıçların tamamını kapatmak için kılıfları vardı,ve savaşçı bir kez kılıfından çıkardığında bir metre uzunluğundaki kılıf pratik olmalıydı.Bu yarım metrelik kılıf,çok hafifti ve herhangi bir engel olmayacaktı.



Bu gece ziyafette.



Linley savaşçı elbiselerini giymişti ve kılıcını beraberinde taşıyordu.Onun uzun dönemli eğitimine teşekkür ediyordu,artık 1.90 metre uzunluğundaydı bütün vücudu dalgalanan kaslarla kaplıydı,ve savaşçı kıyafetleri onun karizmasını tam ekranda gösteriyordu.Arkasındaki ağır kılıçla birlikte,gerçekten güçlü bir ağır kılıç savaşçısı aurası yayıyordu.



‘’Haha,Linley.’’Monroe Dawson Linley’e bakarak güldü.’’Bence kimse seni gördüklerinde senin dahi bir büyücü olduğuna inanamayacak.’’



Linley biraz şaşırmıştı,ama o da güldü.



Bu kıyafetle,diğerlerinin doğal olarak onun bir büyücü olduğunu söylemeleri zor olacaktı.



‘’Ernst Enstitüsü’ne ilk vardığımız zamanı hatırlıyorum.İlk yılımızda,Üçüncü Kardeş sadece dokuz yaşındaydı.Hatta o zaman bile,dokuz yaşındayken kazanmak için mesafeyi kolayca kaldırıp atmıştı. (ÇN: Koşu gibi bir şeyi kastediyor arkadaş :D) O zamandan beri,üçüncü kardeşin bir savaşçı olarak da son derece yetenekli olduğunu biliyordum.



Herkes ziyafetin tadını gayet iyi çıkarıyordu.Ağır kılıcı alınca,Linley gayet memnun hissediyordu.



‘’Biraz zaman var.Bu zaman kesinlikle analiz ve ağır kılıcı kullanma eğitimi için gerekecek.’’Linley kararını verdi.Her ne kadar aslında Godsword Bloodviolet’e sahip olsa da,Linley Godsword Bloodviolet’in en iyi ve tüm yollarını kavrayana kadar birkaç ay harcamıştı.



Ama Linley’in hissetiklerinden nispeten konuşursa,Godsword Bloodviolet ile eğitim yapmanın zor olmadığını,sadece hız ve güç gerektirdiğini söylerdi.



Ama bu ağır kılıç 3600 pound ağırlığındaydı.(ÇN : Tabi lan 1.5 ton kılıç lan araba gibi aq :D)



Dış görünüşte,ağır kılıç kullanma tekniklerinin kolay olduğu görülürdü.(ÇN: Kılıç 1.5 ton olunca başka tabi :D) Blok yap,ez,vb.Ama Linley sadece temel hareketleri biliyordu.Bu kılıcı full potensiyel kullanmak kesinlikle kolay değildi.Biliyordu çünkü klan kayıtlarından ataları savaş çekicinin kullanım yollarını anlatmıştı.Açıkça,bu silahı kullanmak açısından derin gizemler vardı.



Bir ağır silahı tam gücüne ve potansiyeline getirmek mi ?



Bu çok zordu.



Ama başarı üzerine,büyük güçlere sahip olacaktı.



Ziyafet sona erdi.



Linley bazı basit kılıç tutma hareketlerini Dawson Holdingleri’nin olan boş bir arazideki bir avluda yapmaya başladı,kılıcın dengesini hissetmeye çalışıyordu,ve nasıl saldırgan bir şekilde doğrayabileceğini.Linley kendini böyle bir kılıcı kullanmanın arkasındaki tekniklerden bir fikir edinebilmek için kendini temel bir ortama sokmaya çalışıyordu.



‘’Patron,patron! Çabuk geri gel,çabuk! Clayde sonunda görüldü!’’ Bebe’nin heyecanlı sesi Linley’in zihninde çınladı.



Linley anında normal hislerine geri döndü.



‘’Clayde geri döndü.’’ Linley biraz önce sakin olan kalbinin bir anda heyecanla dolduğunu hissetti ve vücudu ağzına kadar güçle dolmaya başladı.Kardeşlerine açıklayacak çok fazla zamanı yoktu.Basit bir veda etti.Ve yüksek hızla kendi ikametgah yerine yöneldi.

Yorum Yap "CD7.17 - Ağır Kılıç ‘Bladeless’"