Tankların Tarihi Günceli

CD7.16 - Fırın

Eylül 20, 2016


Linley’in iyi bir silaha korkunç derecede ihtiyacı vardı ve bu yüzden Monroe Dawson Linley’i hemen Vincente Usta’ya götürmeye karar vermişti. Monroe Dawson, Linley, Yale, George ve Reynolds, grup olarak çok uzak olmayan bir haneye gittiler.



‘’Lord Chairman!’’ Koruma Monroe Dawson’u görmesi üzerine hemen saygıyla eğildi.



Korumalar ve hizmetçilerin tamamı bizzat Monroe Dawson tarafından düzenlenmişlerdi, hepsi başta Dawson Holdingleri’ne aitlerdi.



‘’Lord Dawson vardı mı ?’’ sessizce yatan orta yaşlı adam arka avluda dinlenirken hemen ayağa kalktı ve güçlükle yürüdü. Yüzü şükranla doluydu, ’’Lord Dawson, eğer beni görmek istediyseniz,sadece bir adam göndermeniz yeterliydi. Sizin yerinize gelirdim.’’



Bu Vincente, karşısındaki Monroe Dawson’a gerçekten minnettar hissetmişti



Geçtiğimiz yarım yılda  Monroe Dawson, Hyde Klanı’na karşı son derece arkadaşça ve nazikçe davranmıştı. Ama başka gereken hiçbir şey yapmamıştı. Detaylı olarak,canları için kaçtıklarında, eğer Dawson Holdingleri onlara Hanmu Krallığı’na kaçmak için yardım etselerdi, belki daha fazla Hyde Klanı üyesi yaşıyor olurdu.



‘’Haha, hadi içerde konuşalım.’’ Monroe Dawson Vincente’nin omzuna bir şaplak attı.



‘’Tabii ki.’’



Diğer Hyde Klanı üyelerinden Vincente’nin Babası,ve Vincente’nin iki oğlu da geldi.



‘’Gelin, Bay Vincente, birkaç talimat vermem için bana izin verin. (ÇN: bu dawson varya çok taşaklı adam :D) ’’Monroe Dawson ışık saçarak Linley’i işaret etti. ’’Bu üçü benim çocuklarım, onları zaten biliyor olmalısınız, ama burda olan diğeri sana daha önce bahsettiğim dahi büyücü. O …’’



‘’Baruch Klanı’ndan Linley, usta bir heykeltıraş ve dahi bir büyücü.’’ Vincente devam etti.



Vincente’nin gözleri Linley’e döndü. Hatta Vincente’nin Babası ve oğulları,Linley’e bakmak için kafalarını döndürüp, korkuyla karışık bir saygı içinde baktılar.



‘’Linley, bizim Hyde Klanı’nı bildiğini düşünüyorum.’’ Vincente’nin gözlerinin içinde çok özel bir duygu görülebiliyordu. Baruch Klanı’nın da Hyde Klanı’nın da yıllar içinde gücü çok zayıflamış olsa da, kalplerinin içinde, onlar onurla ve kibirle doluyorlardı



Dört Yüce Savaşçı’ların klanları, beş bin yıllık bir tarihe sahiptiler.



Ne kadar düştükleri önemli değildi. Kalplerinde doğuştan gelen bir çeşit bir onur ve kibir vardı.



İki yüce savaşçının klanlarından, soylarından gelen iki torun birbirlerine baktılar,çok özel anlar paylaştılar. (ÇN:Linley elden gidiyor Delia yetiş :D)



‘’Eflatun Alev Savaşçıları Klanı.’’ Linley alçakgönüllülükle söyledi.’’ Kitapları bizim Baruch Klanımız’da nesilden nesile geçti. Onlar Hyde Klanı ile ilgili dikkatli açıklamalar yaptılar.Bizim gibi Dört Yüce Savaşçı’lardan birinin klanı.’’



Bu sözleri duyunca, Vincente sanki ona biraz yüz verilmiş gibi hissetmesine engel olamadı,ve Linley’e karşı daha dostça hissetti. ’’Linley,seni tanıştırmama izin ver, bu benim büyük çocuğum, Yotian [Yu’xing] Hyde. Bu da benim ikinci çocuğum, Trey [Te’lei] Hyde.’’   Vincente açıkça çocuklarıyla çok gurur duyuyordu. ’’Linley, benim iki oğlum da oldukça yeteneklidir. Ama Tabii ki, seninle karşılaştırıldıklarında, açık ara farkla öndesin.’’



Yotian ve Trey sadece kafa salladı,ama gözlerinin içine bakarsanız kızgınlardı. Açıkça babalarının Linley’den biraz daha aşağıda oldukları iddiasına katılmıyorlardı.



‘’Haha, tamamdır. Bay Vincente, bugün buraya yardımınızı istemek için gelmiştim.’’ Monroe Dawson direk söyledi.



Vincente hemen asil ruhlu bir şekilde söyledi. ’’Lord Dawson, eğer birşeye ihtiyacınız varsa, söylemeniz yeterli. Gücümün yettiği bir şey ise, kesinlikle yapabildiğimin en iyisini yapacağım.’’ Son yarım yılda, Dawson Holdingleri, Hyde Klanı’na birçok konuda yardım etmişti. Ama Hyde Klanı, bu yaptıklarının hepsini geri ödemek için yeterli değildi. Buna rağmen/en sonunda, Dawson Holdingleri yapmaları için hiçbir şey istememişti.



Birine borçlu hissetmek iyi bir şey değildi.



Monroe Dawson mimikleriyle Linley’i işaret ederken güldü.’’Linley güzel bir silah istiyor. Onun için bir tane yapabilir misiniz diye sormak istemiştim.’’



‘’Bir silah yapmak mı ?. Vincente Linley’e baktı.’’Linley, silah senin için mi olacak ?’’ (ÇN:silah mı yapıyor muşum ? Linley için miymiş ? 😀 😀 )



‘’Evet.’’Linley kafa salladı.



Vincente’nin gözlerinin içinde memnun bir bakış vardı.’’Doğru. Biz Dört Yüce Savaşçı’nın torunları fiziksel yönden zayıf ve güçsüz olamayız. Savaşçı eğitmemiz gerekir,doğal olarak da güzel bir silah bulmak zorundayız. Söyle bana, ne çeşit bir silahı arzuluyorsun ?’’



Hem Vincente, hem de iki oğlu, Linley’in dahi bir büyücü olduğunu duymaları üzerine, kalplerinde Linley’e karşı bir küçümseme hissetmiştiler. Gözlerinin içinde, Dört Yüce Savaşçı’ların torunları güçlü olmalıydı, yenilmez olmalıydılar. Şimdi Linley onlardan bir silah yapmak için yardımlarını almak istemişti. Çok mutlu hissettiler.



‘’Bir ağır kılıç.’’Linley yavaşça söyledi. ’’Bay Vincente,ben 1.90 boyundayım ağır kılıcın uzunluğuna karar vermelisiniz. Benim uzunluğumdaki birine uygun gelecek şeyleri biliyor olmalısınız.”



Vincente biraz şaşırmıştı. ’’Ağır kılıç mı ? Bir büyük kılıç yada savaş bıçağı değil mi ?’’



Büyük kılıçlar ve ağır kılıçlar iki farklı tipteki kılıçlardı. ’’Bir ağır kılıç. ’’ Linley kesin bir şekilde söyledi.



‘’Tamam,başka bir isteğiniz ?’’ Vincente Hyde Klanı’nın lideriydi. Hyde Klanı’nın torunları sadece güçlü savaşçılar değillerdi, aynı zamanda son derece yetenekli birer demirciydiler.



Linley taşıdığı çantayı kaldırdı. ’’Bu materyaller de ağır kılıcın içinde olmak zorunda.’’



Linley, çantanın içindeki yumruk büyüklüğündeki adamantine cevheri parçasını çıkardı.



Buna sadece bakarak, Vincente bunun bir adamantine cevheri olduğunu söyleyemezdi.Sonuç olarak, Vincente daha önce hiç adamantine görmemişti.Meraklı bir şekilde sordu.’’Bu cevher ne diye çağırılıyor ?’’



‘’Adamantine.’’



Linley direk söyledi.



‘’Adamantine?!’’ Vincente, babası ve iki oğlu, Linley’in elindeki siyah taş parçasına aşırı şaşırmış bir şekilde bakıyorlardı.



Vincente, kalbindeki heyecanı bastırmıştı. Linley’e baktı, dedi ki, ’’Bakmama izin verir misin ?’’



‘’Evet.’’



Vincente adamantineyi dikkatli bir şekilde kabul etti.Daha önce adamantineyi hiç görmemiş olmasına rağmen, son derece ağır olduğunu iyi biliyordu ve kendisini buna hazırlamıştı. Gerçekten de…



‘’En azından bin pound.’’ Vincente’nin gözleri parlıyordu. ’’Gerçekten.Adamantine altından yüz kez daha ağır.Efsaneler doğruymuş.’’



Vincente’nin duyuları aniden geri döndü,ve Linley’e şaşkınlık içinde baktı. ’’Linley, bu adamantine parçasının tamamını bir ağır kılıç oluştururken kullanmak mı istiyorsun ?’’



‘’Evet. Tamamını. ’’ Linley cevap verdi.



‘’Linley, bu adamantine parçası bin pound ağırlığında. Adamantineyi ana malzeme olarak kullanırsak, kalitesinin yüksek olması için içine başka malzemeler de koymamız gerekecek. Ağır kılıcın boyutlarını düşünürsek, büyük ihtimalle ağırlığı üç bin pounda yakın olacak. Benim ilk defa böyle bir ağır kılıç yapışım olacak. Üç bin pound!. Bunu gerçekten yapmak istiyor musun ? Hatta yedinci seviye savaşçıların bile bunu kolayca kullanması mümkün olmayacaktır. Sekizinci seviye savaşçılar bile bununla birlikte yavaşlar, kolayca ellerinde durmasına rağmen.’’



‘’Bay Vincente,sadece bunu yapmayla ilgili endişelenin.’’ Linley güldü.



Ejderkanı Savaşçıları,fiziksel olarak son derece güçlüydü. Nispeten konuşursak, savaş-qi si açısından, ejderkanı savaş-qi’si biraz zayıftı.



Dört Yüce Savaşçı içerisinde, Ejderkanı Savaşçıları ve Ölümsüz Savaşçılar,çok büyük bir güce sahiplerdi. Baruch Klanı’nın kurucusu, Baruch, kimsenin saldırmaya cesaret edemediği Dokuz Başlı Yılan İmparator’a karşı savaşmış, kazanmış ve sonunda onu öldürmüştü.



Dokuz Başlı Yılan İmparator çok büyük bir yaratıktı, savaşta gücüyle birlikte,varolan en güçlü aziz seviye yaratıkların arasına girebilirdi.Ama Baruch, ona saldırmaya cesaret etmiş ve onu öldürmüştü. Bundan sonra, insanlar Ejderkanı Savaşçıları’nın ne kadar güçlü olduklarını öğrenmişlerdi.



‘’Elime almama izin ver.’’ Monroe Dawson söyledi. (ÇN: Abiiiii Delia koş koş koş 😀 )



Vincente kafa salladı. Dawson Holdingleri’nin güç ve etkisi göz önüne alındığında,bazı cevherleri temin etmesi kolay olmalıydı. Vincente Linley’e baktı. Ciddiyetle söyledi: “Linley, adamantineden oluşan silahlar gerçekten müthiştir. Eğer küçük bir parça adamantineyi bile silahında kullanırsan, hala onun kenarlarını keskinleştirmek mümkün olacak. Ama eğer bu adamantineyi silahında kullanırsan, korkarım ki kılıcın kenarlarını sadece biraz inceleştirmek mümkün olacak. Ama benim bunu keskinleştirmem mümkün değil.’’



Bin poundluk adamantine cevheri! Vincente daha önce hiç böyle birşey duymamıştı.



Bu kullanılırarak oluşturulursa silah sağlamlık açısından inanılmaz olacaktı. Ama onu keskinleştirmek öyle mi ? Vincente kendi limitlerini biliyordu.



‘’Onu bilemek mümkün değil mi ?’’



Linley aniden klanının eski kayıtlarını düşündü. İlk Ejderkanı Savaşçısı savaş bıçağı kullanmıştı, ama sonrakiler kullanmamıştı. Hatta bir tanesi ağırlığına ve gücüne tamamen güvenerek savaş çekici kullanmıştı.



Üç bin poundluk ağır kılıcı bütünüyle atalarının savaş çekiçiyle karşılaştırılabilirdi.



‘’Eğer keskinleştirmesi mümkün değilse, öyle olsun.’’ Linley kendine çok güvenliydi. Böyle bir ağır silahın bir Ejderkanı Savaşçısı’nın dehşet verici gücüyle kullanılınca büyülü yaratıkları kinetik enerjiyle parçalayan ve ezen bir silah olması mümkündü.



‘’İyi. Gereken cevherler var olduğu sürece, sana hemen bu silahı yapabilirim.’’ Sadece bir silah yarım iş gününden fazlasını almaz.’’ Vincente kendine güvenen bir şekilde söyledi. O, Vincente, sayısız silah yapmıştı ve klanının gizli demirci tekniklerine çok fazla derecede güveniyordu.



Monroe Dawson güldü. ’’Vincente, adamantineden silah yapmak için kullanacağın gizli tarifi bana gösterebilir misin ?’’



‘’Tamam. Anladım ve gidiyorum.’’ Vincente hemen ayrıldı.



Dawson Holdingleri’nin etkinlik seviyesi korkunç derecede yüksekti. Hava kararmadan, çok fazla yüksek kaliteli cevheri, tepeleme yığarak tedarik ettiler. Gerçekte, Hyde Klanı’nın gizli teknikleri belirli materyalleri gerektirmez. Her materyalin yedeği vardır.



Ama materyalleri temin etmekte, Dawson Holdingleri en iyisidir.



Bu gece.



‘’Bu materyallerin kalitesi son derece yüksek, ve bunlar çok değerli cevherler.’’ Cevherlere bakınca, incente yüzünde kırmızı bir parıldamayla birlikte çok heyecanlanmıştı. Gülerek ve yüksek sesle söyledi, ’’Linley, böyle iyi malzemelerle çalışırsam, korkarım ki ağır kılıç beklediğimden birazcık daha ağır olacak.’’



‘’Sorun yok. ’’ Linley güldü.



Silahın üç bin poundu birazcık  aşması, bir dokuzuncu seviye savaşçının onu kolayca kullanabileceğini gösterirdi, buda Ejderkanı Savaşçıları’nın şaşırtıcı gücünden daha aşağıdaydı.



‘’Tamamdır. Yarın sabah başlarım.’’ Vincente kahramanca söyledi.



Bu gece, Linley kendi kaldığı yere gitmedi. Zihinsel olarak Bebe ile konuşuyordu, Bebe, çok itaatkarca evde kimin kaldığını ve kimin henüz gelmediğini söylüyordu. Bebe’yi göz önüne alırsak, şuan hayatı yemekten oluşuyordu, ye, uyu, ye, uyu. Bu tip bir hayat onun sevdiği bir hayattı.



Sabahın erken saatleri. Gökyüzü yavaşça aydınlandı.



Bu üç Hyde Klanı üyesi, baba ve iki oğul, çıplak göğüslü şekilde, silahın yapım aşamasına başladılar. Vincente birincil işçi, Yotian ve Trey’de onun arkasında duran yardımcılardı.Körükleyince, alevler inanılmaz yüksek sıcaklık tükürüyordu.



‘’Hiss. Hiss.’’



Vincente Hyde’nin vücudu, mavi alevler yaymaya başladı. Bu alevler hızlıca fırınla birleşti. Fırının içindeki alevlerin rengi gerçekten değişti, ve diğer cevherler yavaşça sıvılaşmaya başladı. Hepsinin içinde bir tek değişmeyen adamantineydi.



Vincente yeşilimsi bir sıvıyı aldı ve direk adamantinenin üstüne döktü. ’’Hiss. Hiss.’’Yeşil sıvı adamantineyi gerçekten bir şekilde dönüştürmeye başladı, ve gerçekten de eriyerek yumuşamaya başladı.



Sonunda, normal bir kılıç şekli görülebiliyordu.



‘’Clang!’’ ‘’Clang!’’ ‘’Clang!’’



Demirci çekici tekrar ve tekrar vurdu,hızlı darbeler daha da hızlandı,korkutucu derecede bir hız kazandılar. Çekiç, Vincente’nin ellerinde dans ediyordu.İzleyen herkese,artistik bir performans izliyormuş hissi veriyordu. Açıkça, Vincente’nin çekiç darbeleri ritimliydi,ve ağır kılıç formu daha net anlaşılmaya başladı.



‘’Hiss, Hiss.’’

Vincente’nin vücudu, sürekli mavi alevler yaymaya devam ediyordu.Ağır kılıç, bu arada hep sıcaklığın altındaydı. Vincente,üç saat boyunca çekiçle vurmaya devam etti.Ağır kılıç, her renkten geçti, gitgide zift gibi bir siyah renge büründü. Vincente terle kaplıydı, ve yüzü birazcık beyaza döndü. Bunun sebebi belki de daha önce hiç yapmadığı bir projeyi yaparken yorulduğundan dolayıydı.



‘’Bana dağ kaynak suyunu verin.’’ Vincente sesli bir şekilde bağırdı. (ÇN:Sessiz nasıl bağırıyorsa arkadaş 😀 )



Vincente’nin büyük oğlu, Yotian, hemen yanında olan varili getirdi.Sonra içine, önceden hazırlanmış bir kap sıvıyı döktü. Kendi klanlarının gizli dağ kaynak suyunu kullanınca olabilecek en uygun hale gelerek sonuçlandı.



‘’Hiss, hiss.’’ Ağır kılıcı varilin içine yerleştirdi.



Bunları arkadan izleyen, Monroe Dawson ve Linley’in gözleri alev aldı. Kıvama geldikten sonra, ağır kılıcın tamam hale gelmesine daha az kalmıştı. Ama bü süreçte, kasvetli gökyüzü gök gürültüsü ile gürledi, herkesi gafil avladı.



‘’Başarılı!’’ Vincente ağır kılıcı çekti, yüzü heyecanla doluydu. Onu havaya kaldırdı, yüksek sesle güldü. ’’Haha, Linley, başarılı! Bu yaptığım silahlar içinde en iyisi !’’



‘’BOOOOM !’’



Korkunç bir sesle beraber çatal biçiminde bir yıldırım, direk ağır kılıcın üstüne düştü.



(ÇN: Ağır kılıçla sağa sola teQ atma ve Clayde avlama sezonu açılmıştır iyi günler dileriz 😀 )


Yorum Yap "CD7.16 - Fırın"