Tankların Tarihi Günceli

CD7.1 – Yaşamak İçin Bir Umut

Eylül 20, 2016


“Onun yeteneklerindeki biri için ne büyük bir israf.” Kelimelerini duydugunda Clayde içinden çok sevindi.

Kutsal İmparator’un kimi seçeceğini aslında önceden biliyordu.

“Şimdi gidebilirsin.” Heidens kolunu salladı ve sakince dedi.

“Evet, Kutsal Efendimiz.” Clayde saygıyla eğildi, sonra döndü ve Işık Tapınağı’nın üst katından ayrıldı. Clayde’nin gitmesiyle salonda şimdi sadece Kutsal İmparator kaldı. Heidens pencereye dogru yürüdü ve uzunca bir süre sessizce Fenlai şehrine baktı.

Uzun bir zaman geçtikten sonra…

“Knock!” “Knock!” “Knock!” Kapıda tıklama sesi duyuldu.

“Girin.” Heidens sakince dedi.

Salona giren kişi Kardinal Guillermo’ydu. Guillermo, Heidens’in sırtına baktı ve Heidens’in kötü bir hal içinde olduğunu anladı. Sonra Guillermo saygılı bir şekilde sesini alçaltarak “Kutsal Efendimiz, Linley’i nasıl ikna etmeye çalışmalıyız? ”

“İkna etmek? Gerek yok.” Heidens sakince söyledi.

Guillermo başını kaldırdı ve Heidens’e şaşkın bir şekilde bakmaktan kendini alamadı. Eğer onlar gelecekte Linley’i kendilerinin yanında olmasını istiyorlarsa, en azından onunla konuşmalı ve ikna etmeleri gerekiyordu. Sonuçta, sadece Heidens ağır bir şekilde Linley’i yaralamadı ayrıca Linley’in başından beri Clayde’ye karşı derin bir kini vardı.

“Guilermo, Linley’in annesinin kim olduğunu biliyor musun?” Heidens başını döndürdü ve Guillermo’ya baktı. Guillermo irkildi ve meraklı bir şekilde “Linley’in annesi? O Linley’in küçük kardeşini doğurduktan sonra ölmemiş miydi?”

“Hayır.”

Heidens başını salladı.”Sen Linley’in geçmişini ve annesiyle ilgili bilgileri araştırdığında gerçeği ortaya çıkaramamışsın.Linley’in annesi aslında 12 yıl önce bize getirilen kadın. ”

12 yıl önceki kadın!!

Guillermo hemen hatırladı çünkü o kadın Işık Kilisesi’nin üst seviyelerinde çok büyük bir etki bırakan

kişinin ta kendisiydi.

“Ama eğer biz çoktan onun annesini öldürmüşsek, o zaman...” Guillermo neden Kutsal İmparator’un kötü bir ruh hali içinde olduğunu o anda anladı.

Linley gibi bir dahi oldukça ilgi çekiciydi. Ama gelecekte, Linley annesi hakkında gerçekleri öğrendiği zaman Işık Kilisesi için büyük bir tehdit haline gelecekti.

“Guillermo. Bu ayın 28’i Işık Hükümdarı’nın muhteşem aurasının en güçlü olacağı gündü, değil mi?” Heidens aniden sordu.

“Evet.”Guillermo kafası karışmış bir şekilde cevapladı.

“Hazırlıkları yap. O gece, ilahi nimet için Işık Hükümdarı’na yalvaracağım.”Heidens sakince dedi.

“İlahi nimet?” Guillermo bu kelimeler karşısında şok olmuştu ama sonra o anda anlamıştı Heidens’in planını.Guillermo kendi kendine uğuldayarak, ”Kutsal İmparator büyük bir ihtimal ilahi nimet hazırlıklarını Linley için istiyor. Bu istek Linley’in gelecekteki potansiyelini sınırlamasına rağmen ona verilen yetenekle hala ileride inanılmaz biri olacaktır. Sadece, onun yeteneklerindeki biri için üzülmemek elde değil.”

Bir ilahi nimet, maddesel dünyada Işık Hükümdarı’nın ilahi gücünün gerçek hayattaki bir göstergesidir.

Işık Hükümdarı, hükümdar olarak mevcudiyetini sürdüren en güçlü varlıklardan biridir. Heidens’in ilahi nimet için yalvarmak istemesinin nedeni Işık Hükümdarı’nın istediği bir kişinin ruhunu temizliyor ve tamamen kendine sadık biri haline getiriyor olmasıdır. Sadece Saint seviyesine ulaşmış biri İlahi Vaftiz’e karşı bir direnç koyabilirdi.

Onun dışındakiler… kesinlikle karşı koyamaz!

Linley’in ruhu Işık Hükümdarı’nın İlahi Vaftiz’i tarafından etkiledikten sonra Linley’in doğal yeteneği de bu işlemlerden etkilenmiş olacak. Bu yüzden onun gelecekteki başarıları kesinlikle daha azalacaktı.

“Ne büyük bir israf. Onun yeteneklerindeki biri için ne büyük bir israf.” Heidens yeniden iç çekti. Clayde’nin önündeyken ‘Ne büyük bir israf’ kelimelerini söylemesinin nedeni buydu. Heidens kendinden çok emindi.Linley İlahi Vaftiz tarafından etkilenmiş olduğu sürece,eğer daha sonra annesinin ölümü hakkında gerçekleri öğrenmiş olsa bile hala Işık Hükümdar’ına sadık olacağından hiçbir sıkıntı olmayacaktı.

Çünkü İlahi Vaftiz ile oluşturulmuş inanç, insan ruhunun derinliklerine kadar gidiyordu.

Göz açıyıp kapanıncaya kadar 10 gün geçti. Fenlai şehri herzamanki gibi oldukça sakindi, ama Fenlai şehrinde bulunan bütün büyük klanlar garip, baskıcı bir atmosfer hissetmişti. Mesela Majesteleri, Kral Clayde bu günlerde korkunç bir ruh haline sahipti, birçok önemli bakanları ve asilleri ufak nedenlerden dolayı da olsa öfkelendirdikleri için idam ettirmişti.

Kokulu Pavilion Yolu üzerinde cömertçe dekore edilmiş bir hotelin arkasında bir grup insan sessizce toplanmıştı.

Yale, George, ve Reynords bu süre boyunca buradalardı.

Linley’in başına gelenleri öğrendiklerinde üçü de Linley için endişelenmekten kendilerini alakoyamadı. Linley’in kendine nasıl büyük bir felaket getirdiğini çok iyi biliyorlardı. Linley sadece Kral Clayde’ye açıkça saldırmadı ayrıca krallığın binden fazla seçkin savaşcılarını öldürdü. Ve Hatta sonunda Kutsal İmparator’u kendinin zapt edilmesi için ayağına kadar getirtmek zorunda bıraktı.

“Patron Yale, Linley hakkında seninkiler hiçbir haber duymamışlar mı daha?” George sordu, ve Reynolds da aynı anda Yale’e baktı.

Yale başını salladı.

Üçününde yüzü kötü bir şekil aldı. Onlar Linley ile beraber büyümüşlerdi. Ernst Enstitüsünde, beraber yemek yiyip aynı odada beraber kalmışlardı. Kan bağı olmamalarına rağmen birbirlerine gerçek bir kardeş kadar yakınlardı. Onlar için hiç birşey yapmayıp Linley’in idam edilişini izlemenin mümkünatı yoktu.

“İmkanı yok. Işık Kilisesindeki üst seviyedeki insanlara ulaşmak için herhangi bir yol bilmiyorum.” Yale çıldırmıştı.”Birkaç gün daha bekleyelim.Babam yakında burada olacak.”

Yale’nin babası.

Monroe Dawson!

Dawson Şirketlerinin Başkanı, son derece güçlü olan Dawson klanının başındaki kişidir. Öyle bir mal varlığına sahiptir ki Dört Büyük İmparatorluk ve İki Büyük İttifak bile onu kıskanırlar. Onların ticari ağı çoktan Yulan kıtasının her şehrini kapsamaktadır ve bir ülkenin ekonomisinin gelişmesinde veya çökmesinde etkin bir role sahiptir.

Yulan kıtasında üç önemli ticaret şirketi bulunmaktadır ve herbiri muazzam bir güce sahiptir.

Ne iki büyük ittifak ne de dört büyük imparatorluklar onlara karşı açıkça düsmanca bir tavır sergilemek istemezler, çünkü eğer ticaret şirketleri açıkça bir şekilde imparatorluklarıyla savaş içinde olursa bu savaş ekonomilerinin çöküşüne tetikleyebilir ve bu da kaosa neden olur.

“Patron Yale, iki gün önce bize birkaç gün beklememizi söylemiştin! Eğer böyle beklemeye devam edersek, Korkarım ki…” Reynolds da çıldırmıştı.

Yale’nin yapabileceği hiçbirşey yoktu.

Neyse ki, Yale’nin babasının bazı turizm anlaşmaları için gittiği krallık, Fenlai Krallığına uzak değildi. Bu haberleri alması üzerine Yale hemen babasıyla temasa geçmeye çalıştı ve babasının mümkün olan en kısa sürede gelmesini ümit etti. Babasının Dawson Şirketlerinin Başkanı statüsünde olması nedeniyle Heidens büyük bir ihtimalle şehirde babasını karşılayacaktı.

Babası göründüğü taktirde Linley’in bu durumdan kurtulma şansı önemli bir şekilde artacaktı.

“Genç efendi, genç efendi!” İnce uzun bir genç heyecanlı bir şekilde koşarak geldi.”Genç efendi, Başkan geldi!”

“Baba!”

Yale sevinçle ayağa fırladı. Reynolds ve George’ ın gözlerinde de bir umut belirtisi göründü.

Işık Tapınağı’nın VIP resepsiyonu salonu içinde.

İki metre boyunda, kel, tombul bir adam neşeyle sırıtarak salona adım attı.

Bu kişi Dawson Şirketleri Başkanı, Monroe Dawson’ın ta kendisiydi. Onun salona girmesiyle diğer kapıdan Kutsal İmparator, Heidens de salona geldi.

Heidens de yaklaşık iki metre boyunda ama oldukça zayıf biriydi. İkisi birlikte, hem uzun, hem kel ama birisi sisman iken diğerinin zayıf olması ilginç bir görüntü ortaya çıkmasına neden olmuştu.

Monroe Dawson’un arkasında, iki orta yaşlı adam bulunmaktaydı. Bunlardan biri soğuk, altın saçlı ve şahin gibi gözleri olan biriyken diğeri güçlü görünümlü kızıl saçlı bir adamdı. Bu ikisi ciddiyetini bozmadan Monroe Dawson’ı takip ediyorlardı. Şüphesiz ki ikisi de dokuzuncu seviye savaşçılardı.

Heidens’in arkasında iki tane kırmızı cüppeli Kardinal vardı, bir erkek, bir kadın. Bu ikisi Guillermo ve Melina idi.

“Oh, Kutsal Efendimiz.”

Monroe boyun eğerken abartılı yüksek bir şekilde seslendi.”Monroe, lütfen otur.”Heidens ona karşı oldukça arkadaşça bir tavırla seslendi.

Heidens söyler söylemez Monroe hemen oturdu.

Monroe’nin koca poposu gerçekten çok büyüktü. Sandalyelerin çoğu onun için uygun değildi. Neyseki Kutsal Kilise bunun için hazırlanmıştı ve ona uygun sandalye temin etmişti. Oturduktan sonra yuvarlak yüzü mutluluktan sırıtarak yüksek sesle güldü. ”Teşekkür ederim Kutsal Efendimiz. Bu gezi sırasında, benim sadece Yeşiltaş Gölü’nün yakınlarını gezme amacım vardı ama kim düşünürdü ki oğlumun buraya gelmem için bu kadar ısrar edeceğini ? Ah, bir baba olarak başka bir seçeneğimin olmadığını anlıyorsunuzdur.”

“Monroe, sen gerçekten de küçük Yale’yi çok şımartmışsın.” Heidens gülerek cevap verdi.

Monroe çaresizce başını salladı. ”Hehe, o it sıpası. Ama duyduğuma göre onun Linley adında son derece inanılmaz bir kankası varmış. Sadece heykeltraş ustası değilmiş Linley hem dahi bir sihirbaz ve hem de ayrıca çok güçlü bir savaşçıymış. Bunları duyduğum zaman, gerçekten de çok etkilenmiştim. Ama Yale’nin dediğine göre Linley şimdi Işık Tapınağı’nda hapsedilmiş.”

“Gerçekten de böyle bir durum var.” Heidens onaylar bir şekilde başını salladı.

Monroe kıkırdadı, ”Kutsal Efendimiz, benim için bir iyilik yapıp Linley’i serbest bırakabilir misiniz? Genç insanlar herzaman düşünmeden hareket ediyorlar. Her ne kadar Clayde’ye suikast girişiminde bulunduğunu bilsemde Clayde ölmedi, değil mi? Eminim ki Kutsal Efendimiz bunun gibi küçük meseleleri umursamayacaktır.”

Monroe sıradan ve sade bir şekilde konuştu.

Ama Heidens o derece sıradan bir şekilde cevap veremedi.

Monroe Dawson açıkça Heidens’ten bir iyilik istedi. Eğer Heidens kabul etmezse gerçektende çok zor durumda kalacağını biliyordu. Her ne kadar Monroe kendisine karşı neşeyle sırıtıyor olsa da Heidens, Monroe’nin arkasındaki Dawson Şirketlerininin ne kadar güçlü olduğunu çok iyi biliyordu.

“Monroe” Heidens başını salladı. ”Bu sana bir iyilik yapmak istemediğim anlamına gelmesin ama onu gerçekten de serbest bırakmam uygun olmaz. Çünkü Linley Kilise Mahkemesi’nden Osenno’nun öğrencisi dahil birçok kişiyi öldürdü. Osenno bu sefer gerçekten de çok sinirli.”

“Osenno” Monroe Dawson kaşlarını çattı.

Osenno Işık Kilisesi’nin ağır taşlarından biri olan Kilise Mahkemesinin Yargıç’ıydı.

Gerçekte Işık Kilisesi’nin aslında iki lideri olduğu söylenir; ilki herkezce bilinen liderleri Kutsal İmparator, diğeri dinsizleri ve dininden dönenlerin ölümlerinden, katliamlarından sorumlu gizli lider Kilise Mahkemesinin Yargıç’ıdır.

“Bu zor olacak.” Monroe bunun iyi bir şey olmadığı hemen anladı.

Belki Heidens, Monroe’nin statüsü gereği onu umursayabilirdi ama o soğuk herif Osenno katilden başka birşey değildi.

Ama Monroe Dawson konuşmalardan sonra bazı seyleri tahmin edebiliyordu.

“Linley, Osenno’nun öğrencisini mi öldürdü? Bu kelimeler büyük bir ihtimal Heidens tarafından uydurulan yalanlar ama bunu doğrulamamın imkanı yok.” Monroe çaresiz hissetti. Monroe açıkça söyleyebilirdi ki Heidens Linley’i kolayca serberst bırakma niyetinde değildi.

Dawson Şirketleri gerçekten de Linley’e gözünü dikmişti.

Linley’in dragon formuna geçebilecek kapasiteye sahip oduğunu öğrendikten sonra gerçekten de gözlerini Linley’e dikmişlerdi. Hem büyücü olarak hemde savaşçı olarak Linley’in potansiyeli mükemmeldi. Eğer Dawson Şirketleri Linley’i elde edebilirse, Linley Saint seviyesine girdiği zaman Dawson Şirketlerinin anında diğer iki rakibinin önüne geçmesini sağlardı.

“Eğer durum buysa o zaman ben şimdi ayrılıyorum.”

Heidens sakince gülümsedi.”Ben gerçekten çok üzgünüm,Monroe Şimdilik Işık Kilisesi daha Linley’i nasıl cezalandıracağına karar vermedi. Karar verdikten sonra birisini seni bilgilendirmesi için yollarım.”

“Tamamdır. Bu süre boyunca ben Fenlai şehrinde olacağım. Ben gerçekten de yaklaşan Yulan festivalini görmeyi istiyorum. Bu 1000. Yulan festivali eminimki muhteşem olacaktır. Bir adamın bütün hayatında belki de bir kere görebileceği bir olay.”Monroe Dawson ayrılmadan önce bunları söyledi.

Bunları söyledikten sonra Monroe Dawson iki korumasıyla birlikte ayrıldı.

Heidens sessizce Monroe Dawson’ın ayrılışını izledi. Sonra onun yanındaki Guillermo aniden konuştu “Kutsal Efendimiz, bu şişko salakça Linley’in kendisinin olduğunu ima ediyor. Yazık! Ayın 28’nden sonra Monroe’nun tüm ümitleri kaybolacak.”

Heidens dönüp Guillermo’ya baktı ve gülümsedi. Sonra salondan o da ayrıldı.


Şimdilik yapacakları tek şey 28 Aralık’ı beklemekti.

Yorum Yap "CD7.1 – Yaşamak İçin Bir Umut"