Kilimanjaro Günceli

CD6.4 – Gece Muhabbeti

Eylül 20, 2016


“Patterson!”

Linley sessizce bu ismi kendi kendine tekrarlıyordu. Yıllar önce annesi Patterson`ın adamları tarafından kaçırılmıştı ve babası da annesinin nerede olduğunu araştırırken onun adamları tarafından yaralanarak, öldürülmüştü.

Bir volkanın dibindeki lav gibi Linley`nin içindeki öldürme hissi kalbinin derinliklerinde gizleniyordu. Fakat bir gün şüphesiz patlayacaktı.

“Patron, bırak şu Patterson`ı senin için öldüreyim.“ Linley`nin yan tarafında oturan Gölgefare zihin yoluyla Linley ile konuşuyordu.

“Aklından bile geçirme.“

Linley ana salonda diz çökmüş bir şekilde durmaya devam etti. Asiller bir bir gelip saygılarını sundular.

……

O gece ki ziyafete Linley tek bir anlığına bile katılmadı. Salonda diz çökmüş ağıtları izlemeye devam etti.

Asillerin çoğu aksama doğru Wushan terk edip Fenlai`ye döndü. Fakat hala geride kalan belli sayıda asil vardı.

Örneğin; Kardinal Guillermo veya Delia.

…..

Ağıt yedi gün sürmek zorundaydı.

O gece, Linley rastgele bir şeyler yiyip odasına döndü ve eğitime hazırlanmaya başladı.

“Linley, babanın intikamını almayı planlıyor musun?“ Doehring Cowart beyaz elbiseleriyle ortaya çıktı.

Linley Doehring Cowart`a baktı. “Büyükbaba Doehring, babamın ölümünün intikamını kesinlikle almam lazım. Babamı öldüren Dük Patterson`ın adamları bile olsa, babamın intikamını almanın yanında anneme neler olduğunu araştırmam, ölü mü diri mi bulmam lazım.“

Patterson`ı öldürmek kolaydı.

Ama onu kimseye fark ettirmeden öldürmek çok zordu. Sonuçta Linley Patterson`ı öldürdükten sonra annesini araştırmaya devam etmesi lazımdı.

Doehring Cowart hafif kafasını salladı. “Kendi kişisel mevzularında kendi kararlarını verebilirsin. Sadece çok dikkatsiz davranmayacağını umuyorum. Sonuçta şuan ki gücün zirvedeki gerçek dövüşçülere göre hala zayıf. Hatta Patterson bile… bütün askerlerini toplarsa üstesinden gelemeyebilirsin.“

Patterson Clayde`nin küçük kardeşiydi. Büyük miktarda adamının olmadığını düşünmek saçmalık olurdu.

“Aşağı yukarı bir yıl içinde yedinci seviye savaşçı olmayı umuyorum. Daha fazla zaman kaybedemem.“ Linley bağdaş kurarak oturdu. Tekrardan vücudundaki Ejderkan savaş­qi`si harekete geçti ve kasları, kemikleri titremeye başladı.

Küçük Ejderkan hücrelerinin kaslarla ve kemiklerle birleşerek yavaşça ortaya çıkardığı güç ve dayanıklılık artışını hissedebiliyordu.

Gizli Ejderkan Öğretilerine göre eğitime başlandığı ilk zamanlarda gelişim çok hızlı olurdu.

Eğitim esnasında Linley geçen zamanı tamamen unuttu.

Gece on bir gibi…

“Tak!“ “Tak!“ “Tak!“

Kapı tıklatma sesi geldi ve ardından tanıdık bir ses takip etti. “Linley. Benim, Delia. Girebilir miyim?“

Linley bir an şaşırdı.

Derin bir nefes aldı. Titreyen kasları normale döndü ve Ejderkan savaş­qi`si tekrar enerji merkezine geri döndü. Kapıya doğru baktı. Elinde olmadan düşündü; “Delia gecenin bu saatinde acaba ne konuşmaya geldi?“

Merak içinde cevap verdi, `Girebilirsin!“

Delia kapıyı iterek içeri girdi.

Delia`yi görünce Linley`nin gözleri istemsizce parladı. Saçlarını sade bir şekilde bağlamıştı. Başından aşağı asılan püsküller açık mor elbisesini daha da zarif gösteriyordu. Linley kabul etmek zorundaydı… Delia büyüleyici bir kızdı.

Özellikle de Yulan İmparatorluğunun Leon klanının esas soyundan geldiği düşünülürse, Delia Alice’in kesinlikle yarışamayacağı asil bir havaya sahipti.

“Linley, iyi misin?“ Delia nazik bir sesle Linley`nin yatağına doğru yürüyüp oturdu. Kaygıyla Linley`e bakıyordu.

Linley kalbindeki sıcaklığı hissederken, gülerek; “Ben iyiyim.“ dedi.

“Fenlai şehrindeyken babanın ölüm haberini aldım. Biraz endişelendim. Ama… sen hala her zaman ki kadar dirençlisin.“

“Teşekkürler.“

“Delia, gecenin bu saatinde tartışmak istediğin bir şey mi var?“

“Al işte, mal!“ Yan tarafta Doehring Cowart Linley`e küfrediyordu.

‘’Gecenin bir saatinde güzel bir kız seninle konuşup, rahatlatmak için odana gelmiş ve sen ona ne istediğini mi soruyorsun?’’

Delia biraz gergin bir şekilde kahkaha attı. Fakat tekrar sakinleşti. “Ne. Eğer bir şey istemiyorsam sohbet etmeye gelemem mi? Ernst Enstitüsünün ilk yılından beri seni tanıyorum. Ne zamandan beri bu kadar mesafeli olmaya karar verdin?“

“Hayri, öyle demek istemedim.“ Linley telaşla toparlamaya çalıştı.

Delia keyifli bir gülücük çıkarttı ve sonra derin bir iç çekti. “Linley, aslında gerçekten de seninle konuşmak istediğim bir şey var, o yüzden gecenin bu saatinde geldim.“

“Söyle bakalım.“ Linley kafasından tahminlere başlamıştı bile.

“Linley, biliyorsun ki bu yıl Yulan takviminin 9999.yılı. Sekiz ay sonra 10000 olacak. Her yılın ilk günü bütün Yulan halkı Yulan Festivalini kutluyor. 10000.yıl festivalinin ne kadar önemli olacağını tahmin edebiliyorsundur.“

Linley kafa salladı.

Fakat Delia`nin neden bunları söylediğini anlayamadı.

“Bütün Yulan bu festivali önemli olarak görse de, bizim Yulan İmparatorluğunda önemi daha da yüksek.“

Linley nedenini anlayabiliyordu. Sonuçta Yulan takviminin ilk yılı Yulan İmparatorluğunun kıtayı birleştirdiği zamandı. Doğal olarak 10000. Yulan Festivali Yulan İmparatorluğunda inanılmaz önemli bir gün olacaktı.

“Klanımdan emir geldi. Yulan Festivali için eve dönmek zorundayım. Bu festival için Yulan İmparatorluğu bütün ülkeyi kaplayacak çapta bir kutlama yapacak. Doğal olarak biz Leon klanının esas varisleri olarak katılmak zorundayız.“ Delia Linley`e baktı. “Linley, Yulan İmparatorluğu Kutsal Birlikten çok uzakta. Bu yolculuk büyük ihtimalle bir iki yıl alacak. Yarın kendi ülkeme dönmek zorundayım.“

Linley anlamaya başlamıştı.

Diğer bir deyişle önümüzdeki bir iki yıl muhtemelen Delia ile görüşme fırsatı bulamayacaktı.

Linley`e bakarken Delia dudaklarını ısırarak, aniden, “Linley, ayrılmadan önce sana sarılabilir miyim?“

“Sarılmak mı?“ Linley bir anda dondu kaldı. Delia`ya bakıyordu.

Linley Delia`nın ona karşı nasıl hissettiğini çok iyi biliyordu. Ama Ernst Enstitüsüne girdiklerinden beri sürekli beraber yaşadıkları için onu çok yakın bir kız arkadaşı olarak görmeye başlamıştı. Ve özelliklede Alice vakasından sonra Linley`nin kalbi tamamen kilitlenmiş ve donmuştu.

Delia`nin gözlerini görünce Linley kafasını salladı.

Delia`nin yüzünde bir gülümseme oluştu ve anında kollarını uzatıp Linley`e boynundan sarıldı, sonra kendini Linley`e doğru çekti. Yüzünü nazikçe Linley`nin yüzüne doğru bastırdı.

Linley artık nefes alış verişlerini hissedebiliyordu…

Delia`nin vücudundan yayılan büyüleyici kokuyu algılayabiliyordu. Yüzleri birbirine dokununca onun sıcaklığını hissetti… bütün bunlar Linley`e eşsiz bir duygu yaşattı.

“Linley. Teşekkürler.“ Delia Linley`nin kulağına fısıldadı.

Linley hiç ses çıkarmadı.

Yavaşça Linley`i bırakarak ayaklarının üstüne durdu fakat gözleri hala Linley`e kilitlenmiş durumdaydı. Tam geriye doğru giderken aniden durdu. Linley`nin gözleri ile Delia`nin gözleri arasında beş santim mesafe vardı.

Aniden Delia öne eğildi.

Delia`nin dudakları Linley`ninkilere yavaşça dokundu ve Linley`i dondurdu.

Linley`e tepki verme şansı bırakmadan tekrar doğruldu. Son bir kez daha Linley`e baktı ve hızla Linley`nin yatak odasından ayrıldı.

“Patron, az önce zorla öpüldün!“ Battaniyenin diğer tarafından Bebe küçük kafasını dışarı çıkarmış Linley`e bakıyordu.

“Sen uykuna geri don.“ Linley zihinsel yolla Bebe`ye bağırdı.

Bebe bir iki kez huysuzca ciyakladı ve tekrar battaniyenin altına döndü. Fakat Linley Delia`nin az önce kapamış olduğu kapıya bakıyordu. Burnunda hala Delia`nin parfümünün hoş kokusu vardı. Yüzü sanki hala Delia`nin sıcaklığını saklıyordu.

Dudaklarını ovarken kalbinde bir sıcaklık hissetti. Alice ile o gece balkonda saklanıp konuştuklarında oluşan duyguya benzer bir duygu hissetti.

“Delia…“

Kafasını sallayarak başı bos duygulardan kurtuldu.

“Linley.“ Doehring Cowart ilgiyle Linley`e baktı. “İlk kez Ernst Enstitüsüne girdiğinde ve ilk kez Delia`yi gördüğünde, sen dememiş miydin; bu kız ilerde çok güzel olacak diye? Sana o zaman onun pesinden koşman gerektiğini söylemiştim. Pişman mısın simdi?“

Linley somurtarak Doehring Cowart`a baktı.

“Pekâlâ, şimdilik konuşmayı bırakıyorum.“ Sakalını bir döndürmesiyle, Doehring Cowart bir ışık huzmesine dönüştü ve Kıvrılan Ejder yüzüğüne geri döndü.

Linley daha faza üstünde düşünmedi. Tekrar bağdaş kurarak oturdu ve meditatif pozisyona geçerek büyü gücü damıtmaya başladı.

Sabahın erken saatleri, Delia Leon klanının grubuyla Wushan şehrinden ayrıldı fakat Linley geçirmeye gelmedi. Ana salonda diz çökmüş nöbetine devam ediyordu ve ağıtları izliyordu.

Kaşla göz arasında yedi günlük yas dönemi bitti.

Wushan şehrinde Linley`nin biraderleri hariç, sadece iki önemli kişi kalmıştı; Kardinal Lampson ve Guillermo.

Işığın Kilisesinin kardinalleri olarak Lampson ve Guillermo`nun katılmaları gereken hiç bir şey yoktu. Sonuçta çoğu küçük mesele adamları tarafından hallediliyordu, buda onların hayatını epey rahat bir hale getiriyordu. Bu bir kaç günü Wushan’da çevreyi gezerek geçirmişlerdi ve ara sıra Wushan Dağına gitmişlerdi.

Sabah. Wushan şehrinin halkı sokağın iki tarafına dizilmiş izliyordu.

Işığın Kilisesinin ve Dawson Şirketlerinin Grubu ayrılmaya başlamıştı.

“Patron Yale, İkinci Kardeş, Dördüncü Kardeş. Lord Guillermo`nun gurubuyla tartışmam gereken bir şey var.“ Linley biraderlileriyle konuşup Dawson Şirketlerinin vagonunu terk etti ve Lord Kardinal Guillermo`nun vagonuna geçti.

Lampson`da ayni vagondaydı.  Irki kardinal ve Linley vagonu kendi aralarında paylaşmıştı.

Fakat bu vagon özellikle Işığın Kilisesinin kardinalleri için tasarlanmıştı. Son derece genişti. Eğer isteseler üçünün uzanıp uyuyacak kadar yerleri bile vardı.

“Linley, kararını verdin mi?“ Guillermo gülerek Linley`e baktı.

Önceden onlara Işığın Kilisesine katılma mevzusunu babasıyla tartışmak zorunda olduğunu söylemişti. Fakat şuan babası vefat etmişti. Doğal olarak Linley`nin konuşacağı kimse kalmamıştı. Şuan onlara cevap verebilmeliydi.

“Lord Guillermo, Lord Lampson. Ben hala çok gencim. Geçici olarak… Majesteleri, Kral Clayde`yi desteklemek istiyorum. Şimdilik benim için en iyisi Işığın Kilisesinde resmi bir görev almamak olacaktır. Gelecekte eğer Işığın Kilisesi`nin bana ihtiyacı olursa yardım için her an hazır olacağım.“

Guillermo ile Lampson kahkaha attı.

Kral Clayde`ye hizmet etmek? Clayde Fenlai Krallığının yöneticisiydi, Fenlai ise Kutsal birliğin Kutsal başkentiydi. Dahası, Fenlai`nin yöneticisi Işığın Kilisesinin direkt emri altındaydı.

Linley`nin Kral Clayde`ye hizmet etmesi Işığın Kilisesine bağlılığını sunmasıyla aynı anlama geliyordu.

“Çok iyi.“ Lampson gülmeye ilk başlayandı. “Linley, bu gerçekten son derece zeki bir karar.“

Fakat ne Lampson ne de Guillermo Linley`nin bu kararı vermesindeki ana nedenin annesinin nerede olduğunu araştırmak olduğunu bilmiyordu. Ancak Fenlai Krallığının iç islerini girerek Linley gelecekte Dük Patterson`la ilgilenme fırsatını artırabilirdi.

Guillermo `da gülerek, “O zaman şuandan itibaren sende Işığın Kilisesinin bir üyesi sayılabilirsin. Ah, doğru, sende toprak ve rüzgâr stillerinin herhangi bir yedinci, sekizinci, dokuzuncu seviye büyü sözleri veya yasak büyüleri yok değil mi?“

“Doğru.“ Linley kafa salladı. “Büyü teorilerini analiz ederek ancak Uçma Tekniğinin büyülü sözlerini oluşturabildim.“


Guillermo memnun bir şekilde, “Uçma Tekniğini bulmak zor değil fakat yine de Süzülme Tekniğinin sözlerinden yola çıkarak bu noktaya gelmen oldukça etkileyici. Linley, endişelenme. Kiliseye döndüğümüzde, sana bütün yedinci seviye ve üstü büyülerin sözlerini ulaştırmaları için adam yollayacağız.“

Yorum Yap "CD6.4 – Gece Muhabbeti"