Otto Von Bismark Günceli

CD6.31 - Kabul Et Olmaz!

Eylül 20, 2016


Düzenlemede yardımlarını esirgemeyen arkadaşımız Harun'a ve bölümün yarısını tekrar çeviren arkadaşımız Orkun'a bol teşekkürler

İyi okumalar...

"Şüphelendiğim gibi bu dahi gerçekten de Baruch klanının Ejder Dönüşümü yeteneğine sahip.Her ne kadar oldukça büyük başarılar gösterse de,Ejderkan Savaçıları ile kıyaslanamaz.O yaşına rağmen dokuzuncu seviye bir savaşçının gücüne sahip.Ejderkan Savaşçıları,dört yüce savaşçı olarak şeref içinde yaşamalıdırlar."

Radiant Kilisesinin Kutsal İmparatoru, Heidens [Hai'ting' sı] aşağıyı izlerken yüzünde bir gülümseme vardı.

Aşağıdaki binden fazla kayıp ve kanlı toprak Kutsal İmparatorun kalbini biraz bile titretmek için yeterli değildi.

"Kaiser, durdur onu!" Clayde çılgınca bağırdı.

Clayde,Fateguard sahibi olmasına rağmen bu kadar kuşatılmış olacağı hiç aklına gelmemişti.Dahası Kutsal Başkentin Fenlai Şehri sınırları içindeydi.

"Evet, Majesteleri!" Kaiser kılıcını Linley'e doğru savururken seslendi.

Linley bu saldırıya karşı hiç savunmaya çalışmadı. "Bu darbeyi önden alsam bile ilk Clayde'yi öldüreceğim." Ailesinin ölümü Linley'in Clayde'ye karşı sınırsız nefretle dolu olmasını sağladı.O sadece Clayde'yi öldürerek tatmin olurdu. Yoksa, o ölse bile, tatminsiz bir şekilde ölürdü!

"Güm!" Kılıç Linley'in vücuduna çarptı.

Linley bu darbeyi kafa kafaya almayı planlandı ama o aniden garip bir şekilde, aslında ona karşı bir saldırı olmadığını fark etti. Bu vuruşla Kaiser,Clayde'ye doğru akil almaz bir hızla fırlamasının avantajını kullanarak Linley'i durdurdu

"Swish!" Bebe bir kez daha Clayde'ye doğru harekete geçti.

"Bam!" Kılıç Bebe'nin yolunu havayı dilimleyerek engelledi.Bebe,güçlü pençelerini kılıca karşı darbe değişimi yapmak için kullandı.

"Clang!"

Bebe aynı anda kılıcın yüzeyinden gelen şiddetli bir savaş-ki hissetti.Bebe kaçmaya çalışmasına rağmen savaş-ki tarafından vuruldu.Ancak,onun şaşırtıcı savunma yeteneği sayesinde sadece havada bir takla attı.

Kaiser,Clayde'nin önünde Linley ve Bebe ye soğukça bakarak durdu.

"Patron, bu adam gerçekten zor!" Bebe'nin kürkü dimdik oldu ve Kaiser'e sabit bir şekilde bakıyordu.

Linley'de Kaiser'in gücünü hissedebiliyordu.Hız açısından Kaiser ondan biraz yavaştı ve o kılıçla onun hızı daha da şaşırtıcı hale geliyordu.Kaiser'de fazlaca deneyime sahip gerçek bir dokuzuncu seviye savaşçıydı.

"Sen kimsin? Neden Majestelerini öldürmeye çalışıyorsun?" Kaiser,elinde kılıçla soğukça Linley'e baktı.

Linley konuşmadı. Beline dokundu.Bloodviolet Godsword bir kez daha elinde ortaya çıktı.Aynı zamanda, Linley hemen Rüzgar tarzı destek büyüsü, Supersonic'i kullanılmaya başladı.Yedinci seviye Supersonic büyüsü hala biraz Linley'in hızını artırma yeteneğine sahipti.

"Tek Kişilik bir uzman,magus ve savaşçı!" Kaiser'in yüzündeki ifade değişti.

"Clayde" Linley boğuk bir sesle söyledi.

Şu anda, Clayde'ı çevreleyen savaşçı bir grup vardı,Ama Kaiser bir yana,hiçbiri ona karşı yetenekli değildi.

"Swish!" Linley öfkeyle yeri ezdi ve çatlaklar oluşturdu.O güçlü bir karşıgüç kullanarak acımasız kara bir bulanıklığa dönüştü ve Clayde'ı vurdu.



"Whoosh!" Linley ile ruhsal bağlantısı olan Bebe,aynı anda harekete geçti.

"Chi! Chi!" Bloodviolet Godsword delici mor bir ışıkla,bir bulanıklığa dönüştü ve doğrudan Kaiser'e yöneldi.Kaiser

şaşırtıcı bir çeviklikle bileğini döndürerek büyük kılıcıyla Linley'in Bloodviolet'ini engellemeye çalıştı.Ama o anda...

Daha önce sertleşmiş olan Bloodviolet Godsword aniden kavisli bir şekilde,Kaiser'in kılıcından kaçınarak doğrudan Kaiser'e saplanmak üzere ilerledi.

Çok yakındı!

Kaiser'in tümünü atlatmak için şansı yoktu. "Bam!"

Bloodviolet Godsword Kaiser'in gövdesinden üç santimetre uzakta aniden durdu.Kaiser aniden kendini korumak için kırmızı bir savaş-ki katmanı oluşturdu ve darbeyi engelledi.Dokuzuncu seviye bir savaşçı olarak Linley'den biraz ileride olsada inanılmaz güçlüydü.

Başarısız olan bu darbeden sonra Linley doğrudan yakınındaki Clayde'a doğru saldırmaya tereddüt etmedi.

"Dur!" Kaiser ufak bir bağırışla Linley'i engellemek için harekete geçti.

Ama gözlerinin ucuyla aniden arka taraan gelen siyah bulanıklığı fark etti.Kaiser bu benzersiz büyülü yaratığın tam olarak ne kadar korkutucu olabileceğini biliyordu ve savaş-ki'si ile onun sert pençelerini zorla engellemeye cesaret edemedi.

Kaiser kendisi ile bebe arasına biraz mesafe koyarken hızlı ve becerikli bir şekilde atlatmak için döndü.Elindeki büyük kılıcı çevirirken bebeye doğrudan vurdu.

"Kaiser,kurtar beni!" Clayde çılgınca seslendi.

Kaiser yardım edemeyince endişelenmeye başladı.Linley ve bu büyülü canavarın hiç şüphesiz dokuzuncu seviyede gücü vardı.Dahası Linley'in büyülü canavarı inanılmaz bir çeviklikle beraber korkunç bir savunmaya sahipti.Kaiser şu an ki yeteneğiyle onunla başa çıkabileceğine emindi,ama ikisiyle birden başa çıkmak baya başını ağrıtacaktı.

"Slash!"

Bloodviolet Godsword havayı keser gibi uzuvları keserek ilerledi ve geride kan gölü içinde bir sürü ceset bıraktı.

Linley'in karanlık,altın rengi gözleri sıkıca Clayde'ye kilitlendi.Linley büyük bir hızla Clayde'ye doğru ilerlerken engellemek isteyen herkes Linley'in elindeki Bloodviolet Godsword tarafından ikiye bölündü.

Attığı her adımda on kişiyi öldürmüştü!

"Slash!"

Clayde'yi koruyan son iki savaşçıyı doğradıktan sonra Linley doğruca Clayde'ye saldırdı.

"Hayır,beni öldürmeyin!" Clayde şimdi gerçekten korkmuştu.

Kaiser,hala şaşırtıcı derecede dayanıklı Bebe ile uğraşıyordu ve Clayde'yi kurtarmaya gitmesi mümkün değildi.Diğer savaşçılara gelince, onlar Linley için hiç bir şey değildi. Linley'in tam Ejder Dönüşümü'nün gücü aziz seviye savaşçıları bile korkutabilirdi.Dokuzuncu seviye bile çoğu savaşçının Linley'den korkması için yeterliydi.
"Clayde,Öl!"

Bu sefer Linley kılıcını kullanmadı.Sağ pençesi ile şiddetle Clayde'nin boynunu tuttu.Clayde'yi kendi elleriyle öldürmek istiyordu.

"Ah!" Clayde bir anda yüksek hızda uçarak yapay bir tepeye çarptı.

Ama bacaklarının tek hareketi ile Linley bir kez daha onun önüne geldi.Güçlü pençelerini doğrudan Clayde'nin gözleri önünde getirdi.

"Baba. Anne. Ben nihayet intikamınızı alacağım!" Linley'in kalbi titriyordu ve sağ pençesi bir güçle yıkıldı.Linley'in,önünde tamamen korunmasız duran Clayde,pençesiz bir hayvan gibiydi.

Clayde'nın gözleri terör ve güvensizlik ile doluydu. "Thruuuuum."

Aniden son derece garip bir titreşim gökyüzünü kapladı.Göz açıp kapayıncaya kadar Linley,onu tamamen bataklığa batmış gibi hissettiren bir güç hissetti.Tüm vücudu engellenmişti.Linley sağ pençesi ile daha fazla güç kullanamadı.

Eğer Linley biraz daha güç kullansaydı Clayde'nin boynunu koparabilirdi. Ama o en ufak bir hareket bile yapamadı.

Clayde hayret içinde baktı ve ardından çılgınca sevindi.

"Ha... hahahaha!"

Clayde yüksek sesle gülmeye başladı ve ardından gökyüzüne bakmak için kafasını kaldırmadan önce yavaşça geriye bir kaç adım attı. O sırada beyaz cübbeli biri gökyüzünde oraya doğru uçuyordu.O Kutsal İmparator Heidens idi.

"Efendimiz" Clayde hemen saygıyla eğildi.

Kaiser dahil yakınlardaki tüm savaşçılar sersemlemişlerdi. Ama ardından hemen saygıyla eğilip saygılı bir şekilde seslendiler. "Efendimiz!"

Kutsal Birliğin içindeki en yüksek otorite. Kendi hükmüyle kralı tahttan indirme yetkisine sahip olan Kutsal İmparator Heidens ortaya çıkmıştı.

Kutsal İmparator adım adım Linley'e doğru yürürken Linley bu çıkmazdan kaçmayı ve şimdi hareket edebileceğini düşündü. Ama Kutsal İmparatorun bakışlarının karşısında sadece kalbinin titrediğini hissetti.

"Efendimiz!" O anda 2 Kardinalin önderlik ettiği ve içinde Dini Mahkemeden birkaç Vasi bulunan başka bir bölük oraya doğru koştu.

(Ç.N: Vasi : vasiyeti yerine getiren kimse.)

"Kafir!" Guillermo,tamamen Ejder Dönüşümü yapan Linley'i gördüğünde yüzü değişip ilk konuşandı.

(Ç.N: Daha önce cd okumadım tr bu kadar kilise falan yoktu okuduğum yerde. Ejder dönüşümü vs anlarsınız okuyan insanlar olarak önceden farklıysa kusura bakmayın sabah 6.45 falan bunu yaparken uykum var :D )

Kutsal İmparator Heidens sakince Guillermo'ya baktı. Guillermo anında sessizleşti ve başka bir ses çıkarmaya cüret edemedi.

"Defol!"

Linley'in boğuk sesi Kutsal İmparator Heidens'in şaşkınlık içinde ona bakmasına neden oldu. Onun varlığının gücünden etkilenmesine rağmen bu adam hala direniyor muydu? Heidens kendi varlığının çoğu Aziz seviye kişiden güçlü olduğunu biliyordu,çünkü o Işık Kilisesinin birkaç hazinesini taşıyordu.

"Teslim ol." Heidens konuştu.

"Whoosh!"

Linley aniden hareketlendi ve bir bulanıklığa dönüşerek Clayde'ye doğru uçarken ejderimsi demir kırbaç gibi kuyruğunu Clayde'ye doğru bir yay şeklinde vurmaya niyetlendi. Hiç şüphesizki Linley'in kuyruğunun bir darbesi Clayde'yi kesinlikle öldürebilirdi.

(Ç.N: Hep bunlar tr okumuyorum diye oluyor :D Draconic kelimesinin anlamı gaddar merhametsiz acımasız vs. ama ejderimsi şeylerde oluyor dıe ejderimsi yaptım çünkü bir ırk vardı yanlış hatırlamıyorsam ilerde. yanlışta hatırlıyor olabilirim cd yi bitireli baya bir zaman oluyor. siz anlıyorsunuz diye düşünüyorum ama.)

Heidens aniden sağ elini hareket ettirdi. "DÜŞ!" Linley'in bedeni uçarak uzaklara gönderildi ve uzaktaki insan yapımı tepeye çarptı.Kayalar parçalandı ve Linley'in tüm bedeninden kan sızmaya başladı.Tek darbede şaşırtıcı derecede sağlam pulları kanının akmasına izin verecek düzeyde parçalanmıştı.

Heidens, Guillermo'ya baktı.

Guillermo Kutsal İmparatorun ne istediğini anlıyordu. Dini Mahkemenin Vasi'lerine bağırarak emretti. "Bu İblisi götürün!"

Anında 4 Vasi, Linley'e doğru ilerledi.

"Patron!" Bebe'nin sesi Linley'in zihninde yankılandı.

Linley insan yapımı tepeye karşı yarı diz çökmüş durumdaydı ve ağzından kan damlıyordu. "Bebe. Git. Hemen git. Onlar henüz seni fark etmemişken git!"

"Gitmeyeceğim." Bebe uzaktaki bir duvarın köşesinin arkasında çömelmiş bir vaziyette Linley ile zihinsel konuşma yapıyordu.

"Hayır. Kutsal İmparator burada olduğundan bizim artık bir şansımız yok. O henüz seni fark etmedi yani bu şansı tüymek için kullan. Bebe....Hemen git. Clayde'yi öldürmeliyim. Onu öldürmeme yardım etmen için sana ihtiyacım var. Eğer sende yakalanırsan gelecekte benim hiç şansım olmayacak."

"Patron...."

"Git! Yoksa ölsem bile seni a etmeyeceğim." Linley zihninde kükredi.

Bebe duvarın köşesinde öfke, keder ve ayrılmaya isteksizlik dolu küçük gözlerle Linley'e baktı.

"Hemen git!"

Linley zihninde öfkeyle ona bağırdı. O anda 4 Vasi Linley'in yanına geldiler ve onu kontrol altına alma niyetiyle uzandılar. Ama Linley pusudan saldırıya geçen bir peygamber devesi gibi yarı diz çökmüş vaziyetten aniden ayağa kalktı.

"Swish!" mor bir ışık parladı. Dördü bellerinden bölündüler.

"Geber!" Linley bir kez daha Clayde'ye doğru yöneldi.

Clayde'nin yüzündeki ifade değişti.

"Ölsem bile ilk önce seni öldüreceğim!" Linley öfkeyle haykırdı.

"Hrmph!"

Kutsal İmparator Heidens'in gözleri soğukça parladı ve küçümseyici bir şekilde güldü. Sağ eliyle Linley'in olduğu yönü tokatladı ve yoktan korkunç derece güçlü bir güç oluşup Linley'i çevreledi ve 4 bir yandan ona baskı yaptı. Linley sanki devasa bir dağın onun bedenine fırlatıldığını hissetti.

"Bam!" Linley zemine çarptı.

"*Çatlama*" Linley bedenindeki kemiklerin on farklı yerden aniden kırıldığını hissetti. Tamamen felçli bir şekilde yerde yatıyor ve hareket edemiyordu. Kimse ne kadar güçlü olursa olsun çok fazla kemiği kırıldığında hareket edemezdi.

"Götürün onu." Guillermo bir kez daha emretti.

"Patron...." Linley'in durumunu gören Bebe'nin yüzünden göz yaşları akıyordu.

Linley tamamen felçli bir şekilde yerde yatıyordu. Kollarındaki, bacaklarındaki ve kaburgalarındaki tüm kemikler parçalanmıştı. Hiç hareket edemiyordu. Onu çevreleyen siyah pulları daha kötü durumdaydı ve pulların altındaki taze etinden kanlar sızıp tüm bedenini kırmızıya boyamıştı.

"Patron."

"Git. Bebe GİT!" Linley zihninde öfkeyle bağırdı.

Dini Mahkemeden birkaç Vasi Linley'i kabaca kaldırdı. Belkide Linley'in onların 4 arkadaşını öldürüşünü gördüklerinden dolayı ona hiç nazik davranmıyorlar ve onu taşırken yaralarına bile dikkat etmiyorlardı. Bu taşıma yöntemi Linley'in tüm bedenini acıyla dolduruyordu.

Kaldırılıp taşınırken Linley gözünü bile kırpmadan Clayde'ye bakıyordu.

"Haha, haha..." Clayde bir kez daha gülmeye başladı.

Karanlık altın gözleriyle Clayde'ye bakan Linley kızgınca kükredi. "Eğer seni öldüremezsem rahat etmeyeceğim! Ölsem bile bunu kabul etmeyeceğim!" Linley'in sesi uzaklardaki Bebe'nin kalbini titretti.

Bu sözleri duyduğunda Clayde'nin kalbi de titremeden edemedi.

"Bunu kabul etmeyeceğim!" Linley'in gözlerinden iki gözyaşı yolu çağlayarak aşağı dökülüyordu. Zafere çok yaklaşmıştı. Ama en sonunda Clayde'yi öldürmekte başarısız olmuştu.



Yorum Yap "CD6.31 - Kabul Et Olmaz!"