Otto Von Bismark Günceli

CD6.29 - Gelenlerin Hepsini Öldür!

Eylül 20, 2016


Sarayın içinde.

Clayde'ın Buzul Kar Aslanı'nın on tane bakıcısı vardı. bu on bakıcıdan birkaç tanesi yıllardır Kar Aslanının bakımını yapıyorlardı. Doğal olarak Kar Aslanının kükreme şekillerinde ki farklılıkları hemen anlayabilirdiler.

"Kar Aslanı nerede?" beyaz cüppeli saray görevlisi tiz sesiyle sordu.

"Lordum, Kar Aslanı, su anda uyuyor." Kar Aslanının görevlilerinden biri saygıyla cevap verdi.

"İyi" saray görevlisi küstahça başını salladı.

"Roar! Roar!" Aniden ümitsiz ve endişeli olduğu belli olan bir dizi vahşi kükreme duyuldu.

Sesi duyan Kar Aslanı bakıcısının yüzü aniden soldu. Beyaz cüppeli saray görevlisi endişelenerek sordu. "Neler oluyor? Kar Aslanının nesi var?"

Öfkeyle kükreyen Kar Aslanı onlara doğru baktı.

"Majesteleri! Majesteleri tehlikede!" Kar Aslanının bakıcısı çılgınca: "Çabuk! Acele edin! On yıl önce bir kere daha böyle aniden öfkeyle kükremeye başlamıştı yine aynısı olmalı. Çabuk! Majestelerini koruyun! Efendim, Majesteleri şu anda nerede?"

Beyaz cüppeli saray görevlisinin de yüzü aniden değişti. " Majesteleri... Majesteleri, Saraydan ayrıldı. Şu anda Lord Linley'in malikanesinde."

"Çabuk yetiş. Majestelerini koru!" Bakıcı son derece yüksek sesle bağırdı.

Bağırırken hızlıca Kar Aslanının sırtına oturdu. Yıllardır her gün Kar Aslanının bakımını yaptıktan sonra Kar Aslanı ona alışmıştı. Ve üstüne binmesine izin veriyordu. Hemen ardından beş gölge hızla yaklaştı. Bunlar sarayın en üst düzey uzmanlarıydı.

"Kar Aslanı Majesteleri tehlike altında mı?" Altın saçlı orta yaşlı olan hemen Kar Aslanına sordu.

Kar Aslanı kafa sallayarak kükremesine devam etti." Acele edin. Majesteleri Lord Linley'in malikanesinde." Yeşil saçlı uzman hemen bilgilendirdi.

"Dördüncü kardeş, hemen gidip Lord Kaiser'i bul" Altın saçlı adam emretti.

Lord Kaiser Fenlai Krallığında ki en güçlü savaşçılardan biri ve buradaki uzmanların lideriydi. Fenlai karallığına hizmet yemini etmiş toplam ili dokuzuncu seviye savaşçı vardı biri Kral Clayde, diğeri ise Lord Kaiser.

Lord Kaiser'in yüksek seviyesi nedeniyle uzun süre sarayda hizmet için beklemez, sadece büyük bir olay çıkarsa müdahale ederdi.

"Hemen gidiyorum, İkinci kardeş! Sende hemen gidip majestelerini koru. Bende Lord Kaiser'le birlikte olabildiğince çabuk geleceğim.'' Yeşil saçlı adam hemen ayrıldı.

"Kar Aslanı gidelim."

Dördü hemen kar aslanının peşinden Linley'in malikanesine doğru hızla yola çıktılar.

Şu an Linley'in malikanesinin içinde avluda ise yerde bir ceset ve ayakta duran iki kişi birbirlerine bakıyordu.

"Hayır.... Nereden biliyorsun annemin öldüğünü? Annemi başka birine verdiğini söylemedin mi? Bu diğer elemanın annemi öldürmek için kaçırtığına inanmıyorum. Linley reddetti ve inanmadı.''

Babası zaten ölmüştü. Linley annesinin de ölmüş olmasını istemiyordu.

Kalbinin derinliklerinde ki en büyük arzusu ailesinin hayatta olmasıydı.

"HA ha...." Clayde Linley'in gözlerine bakarak gülmeye başladı. "Linley sana açıkça söyleyeyim. Bu şahıs bana anneni kaçırmamı söylemedi. Ben kendi kararımla kaçırdım ve ona hediye ettim. Çünkü biliyordum ki... o gerçekten annen gibi kadınlara çok ihtiyaç duyuyordu."

"Ve ben bu adamın geçmişte annen gibi pek çok kadın ele geçirdiğini biliyorum, ve hepsi istisnasız. Öldü." Delice bir kahkahanın ipucu Clayde'ın gözlerinde ortaya çıktı.

Linley yıldırım çarpmış gibi görünüyordu. Bedeni sallandı.

"İstisnasız?" Linley Clayde'a bakmaya başladı.

Clayde gözlerinde ki acımayla Linley'in bakışlarına karşılık verdi." Linley son derece şaşaalı bir geleceğin olacaktı. Ama ne yazık ki bu yolu tercih etmek te ısrar ettin. Bu yolu seçtiğin anda zaten geleceğin tam olarak yok oldu."

"....Haha.hahahahahahahaha!" Linley'in aniden yüzünün seğirmesi üzerine, kaşlarını kaldırarak yüksek sesle kahkaha atmaya başladı.

,Linley ölümden başka bir şey olmayan gözlerle Clayde'a baktı. " Clayde. Sen sebep oldun. Annemi kaçırttın, ve sonra babamın ölmesine sebep oldun. Eğer senin açgözlülüğün olmasaydı, ben muhtemelen, ailemle birlikte harika bir hayat yaşıyor olurdum. Sen sebep oldun. Herşeyi mahvaden......"

Linley'in eli yakında bulunan düz keskiyi kaptı.

"Onunla ne yapmayı düşünüyorsun?" Clayde kaplan gibi dikkatli gözlerle Linley'e bakıyordu.

"Ne mi yapacağım?" Linlay elindeki düz keskiye baktı. "Geçmişte, ben her zaman taşa şekil verdim. Ama bugün....

Ete şekil vermeyi denemek istiyorum." Linley'in gözleri koyulaşmış, altın rengine dönüşmüştü. Zırhlı Bıçaksırt Ejderinin gözleri gibi görünmeye başlamıştı. Kalpsiz. Soğuk!

Sarma Ejderha yüzüğü içinde Doehring Cowart sessizliğini korumaya devam etti.

Linley'in büyümesine tanıklık ettiği için Linley'i çok iyi anlıyordu.

Linley derinlerinde ailesine ve erkek kardeşlerine çok değer veriyordu. Onlar için ölmesi gerekirse ölürdü. Şimdi ise annesinin ve babasının ölümünden sorumlu olan adam karşısında duruyordu. Linley'in böyle bir anda sakin kalması imkansız oludu

"Eti oymak?" Clayde irkildi. Linley vahşi bakışlarla Clayde'ın vücudunu kontrol etti." Merak etme sğlam, güçlü vücudun var. Benim senden en az yüz dilim çıkarabilmem lazım ondan sonra, ölmene izin veririm... seni kadın yaparak." Linley'in sesi soğuktu, ve bedeninden ölümcül aura dalgaları yayılıyordu.

"Sen" Clayde'ın yüzü buz gibi oldu, ve şiddetle hırladı. " Lİnley, seni kesinlikle talihsiz anne ve babanla bir araya gelmeni sağlayacağım."

"Tekrar bir araya mı?"

Ailesini düşündüğü anda Linley'in öldürme arzusu arttı.

"Benim Düz Keski tekniğimin tadına bak" Linley'in yüzü sanki buz parçası gibiydi. Elini direk Clade'ın beline doğru salladı. Ama düz keski Clayde'ın bedenine varmadan on santim önce bir güç duvarı tarafından engellendi.

Saydam bir mühür aniden Clayde'ın bedeni etrafında ortaya çıkıp Linley'in keskisini engelledi. "Ne bu? Linley tamamen şok oldu.

"Sana söyledim. Seni kesinlikle öldüreceğim." Clayde Linley'e küstahça bakarak ayağa kalktı. Güçlü bedenini saldırması için teşvik ederek ona gösterdi.

"İmkansız"

Linley'in bedeninde Ejderkan savaş-qi si patladı. Ve elini şiddetle Clayde'a doğru salladı.

"Tak!Tak!" üst üste farklı yerlere yedi saldırı yaptı. Ama neresi olursa olasun Clayde'ın bedeninin etrafına on santimden fazla yaklaşamadı. Her seferinde koruyucu bir desen ortaya çıkıp engelliyordu.

"Beni öldürmek için yeteneğin yok" Clayde küstahça kışkırttı.

"Raaaargh!"Linloey'in omuzundaki Bebe şiddetle aşağı Clayde'ı ısırmak için atladı. Ağzı neredeyse Clayde'ın bedeni kadar açıldı. Clayde Bebenin saldırısından en ufak bir şekilde korkuyor gibi görünmüyordu. Hatta kaçınmak yada savunmak için en ufak bir hamle yapmadı açıkçası bu güç duvarına aşırı güveniyordu.

Bebe'nin dişleri saydam savunma bariyerini ısırdığında , şe耀ᴔaf bariyer bir anda gök kuşağının bütün renklerini göstererek parladı, sonra renkler soldu.

"Hmm"

Clayde'ın yüz ifadesi değişti." Ne güçlü bir saldırı." Clayde Bebe'nin ona tekrar saldırmasına izin vermemesi gerektiğini düşünüp, hemen dışarı doğru kaçmaya başladı.

"Patron. Ona saldır. Saldır! Vücudunda ki savunma bariyeri doğuştan değil. bir sihir yada sihirli nesne gibi bir sey olmalı. Savunma gücünün de bir sınırı olmalı. Saldırılarla bariyerin enerjisini tükettiğimizde. Kesinlikle ölecek!'' Bebe çılgınca Linley'e izah etti.

Linley hemen mantığını anladı.

"Kaçmak mı istiyorsu?"

Linley'in cildi aniden siyah pullarla kaplandı, ve sivri çiviler Linley'in dirseklerinde, diz kapaklarında ve anlında çıktı. Uzun demir kırbaç gibi bir kuyruk arkasından çıkarken sırtından sivri çiviler çıkmaya başladı.

Ejderform. Tam Ejderform!

Normal durumda Linley yedinci seviye savaşçıydı. Ejderform sonrası ise dokuzuncu seviye erken evre savaşçıya denk oldu.

"Tak!" Linley dönüşüm geçirirken Clayde'a doğru zıpladı. Zıplarken ayaklarının altındaki mermer parçalandı. Clayde şu anda qi sini acınacak kadar az kullanabiliyordu. Bu nedenle sadece kas gücüyle yaptığı hareketler oldukça yavaştı.

Linley güçlü sağ kolunu vahşice Clayde'a savurdu.

"Bam!" inanılmaz derecede büyük bir güç Clayde'ın savunma bariyerine çarptı. Bariyer Clayde'ı hala korusa da Clayde saldırının etkisiyle odanın içine doru uçtu.

Clayde'ın bedeni doğrudan ahşap zemine çarptı ve zemin parçalayıp göçertti. Ama Clayde'ın vücudu hiç zarar görmedi, hemen ayağa kalktı.

"Ejderkan Savaşçı! Sen Ejderkan Savaşçısına dönüşebiliyorsun!" Linley'in Ejderformunu görünce tamamen şaşırdı.

Öncesinde Linley'in gücü o kadar da etkileyici değildi. Ama Ejderform olduktan sonra dokuzuncu seviyede bir savaşçının gücüne sahipti. Yüce Savaşçıların şöhreti gerçekten yalan değildi.

"Bunun devam etmesine izin veremem. Aksi halde bu Fateguard(kaderkoruyucu) yok olacak. " Clayde'ın en güvendiği şey Fateguard. Kutsal İmparator tarfından kendisine verilmişti. Fateguard en iyi büyülü savunma mührüydü. Clayde'a aziz-seviye birisinden gelecek bir kaç saldırıdan koruyacak şekilde yapılmıştı.

Aziz-sviye bir savaşçının tam güçle yapacağı bir saldırıyı engelleme gücüne sahipti. Buda dokuzuncu seviye bir savaşçının yapacağı onlarca saldırıdan daha büyüktü.

"Clayde büyülü zırhının enerjisinin sonsuz yada sınırsız olduğuna inanmayı reddediyorum." Tam Ejderform olan Linley Clayde'a foğru adım adım yaklaştı.

Bu kadar uzun süre tanıdığı Linley'in vücudunun pullarla kaplandığın arkasından, kuyruğunun çıktığını ve sırtından sivri çivilerin çıktığını görünce Clayde kendini büyülü bir yaratıkla karşı karsıya olduğunu hissetti. Geçmişte bu en ufak bir sorun olmazdı ama şimdi gerçek gücünün ancak yüzde biri vardı.

"Whoosh!" Clayde aniden yakındaki bir pecereye doğru atladı.

"Tak!"

Linley'in ejder kuyruğu şiddetle savruldu ve hızla Clayde'ın vücuduna çarptı. Clayde'ın bedenini atlamaya çalıştığı pencereden şiddetle dışarıya bahçeye gönderdi. Bir sıçramayla Linleyd'e Clayde'ın yanına geldi.

"Hala kaçmak mı istiyorsun?"

Linley Ejderform olarak pençeleri ve tekmeleriyle Bebe'yle beraber Clayde'ın üstündeki savunma bariyerine vahşice saldırıyordu.

Savaş deneyimlerine yedinci seviyede bulunan bedenine ve üzerindeki Fateguard'a güvenerek yeterince vakit geçerse kurtulacağına inanıyordu.

"Majestelerini koruyun. Majerteleri!!"

"Roaaaarrr!!"

Dışarıdan birçok kişinin ve pek çok büyülü yaratığın sesi yaklaşıyordu.

"Linley, bugün, kesinlikle ölmeye mahkumsun." Clayde yine şımarmaya başladı. Şimdiye kadar üzerinde ki Fateguard'ın enerjisinin sadece yarısının azaldığını hissedebiliyordu. Linley'in saldırılarını engellemek için her türlü yeterdi. Linley'in bakışları dahada soğudu.

"Eğer bir kiş gelirse bende bir kişi öldürürüm, eğer iki kişi gelirse, iki kişi öldürürüm. Kaç kişi gelirse gelsin hepsini teker teker öldürürüm." Linley'in öldürme niyeti tavan yaptı.

"Bamm!" Linley'in Ejderimsi kuyruğu şiddetle Clayde'a çarpıp onu doğruca avlu duvarına uçurdu. Avlu duvarı darbenin etkisiyle parçalandı. Aynı anda Clayde'ın bedenini yere sokacak biçimde sert bir darbe indirdi.

"Gümmm!!"


Avluya bakan kapalı kapıların hepsi parçalanarak açıldı. Her yerde askerler en önlerindeyse beş metre uzunluğunda ve üç metre boyunda saf beyaz renkli bir aslan. Ağzından mızrak büyüklüğündeki yeşilimsi buz çivileri fırlarken arkasından yüzlerce asker avluya giriyordu.

Yorum Yap "CD6.29 - Gelenlerin Hepsini Öldür!"