Dünyanın Oluşumu Günceli

CD6.22 – MUAZZAM ALEV

Eylül 20, 2016


"Bu Kanter Debs Debs klanının 3. kardeşi olmalı." Clayde hafifçe Linley'e bakarak güldü ve Linley de kafasını salladı. Linley ve Clayde, tüm Debs klanı korku hissederken davayı çok az izliyorlardı.

Debs klanından olan tüm izleyiciler o kadar korkuyorlardı ki çoğu titriyordu.

"Clatter!"

İki asker eşlikçiyle gelen altın sarı saçlı, orta yaşlı ve oldukça ince adamın içeri girerken zincirlerinden gelen şakırtılar duyuldu. Bernard, Kalan ve Nimitz dahil salondaki herkesin bakışları gelen kişiye kaymıştı.

Altın saçlı adamın gözükmesiyle Bernard bir süre adama baktı ve gözlerini kapattı.

" O gerçektende Debs klanının 3. Kardeşi Karter!" Salondaki izleyicilerden asillere herkesin tartışma sesleri duyuluyordu. Asillerin çoğu çoktan Kanter Debs i, Debs klanındaki konumu yüzünden tanıyordu.

O an Debs Klanından hiç kimsenin duygularını gizlemek konusunda umudu veya çabası yoktu.

Yargıç sandalyesinde oturan Meritt, kendisine kafa sallayan Clayde e baktı.


"Bernard." Merritt Bernard a baktı."İşler böyle gidiyorken diyebilecek herhangi bir şeyin var mı?

Fakat Bernard Merritt e bakmadı. Direk olarak o da Bernard a bakan 3. Kardeşi Kanter e baktı. İki kardeşin bakışları buluştu.

"3. Kardeş niye bunu yaptın?" Bernard ın gözleri, inanmak istemeyen birinin gözleriydi. Hem acıyla hemde tüm vücudunu titreten bir öfkeyle bakıyordu.

"Gerçekten üzgünüm" Karter yavaşça söylemişti.

Bernard acıyla gülümseyip kafasını salladı. Ağırbaşlı bir sesle "özür dilemen gereken kişi ben değilim. Tüm Debs Klanıdır! Debs Klanı var olalı kaç sene geçti? Hiç durmadan çalışıp şu anki refah ve mutluluk seviyesine gelebilmemizi sağlayan sayısız nesil sayesinde bu durumdayız. Ama sen...sen!" Bernard çok acılıydı öyle ki konuşamadı.

"Thud!"

Kanter dizlerinin üzerine salonun yerine çöktü ve iki göz yaşı seli akmaya başladı.

"Büyük kardeş, ölmeyi hak ediyorum!"

Zincirli elleriyle pek çok kere kendine vurdu. Acıyla ağladı,"Büyük kardeş üzgünüm. Bunlar benim suçum. Debs Klanı içinde sahip olduğum küçük otorite ve refah bana yetmedi. Bu yüzden klanın parasını kullanıp bu kaçakçılığa giriştim. Bunların hepsi benim hatam. Büyük kardeş!

Bunların hepsi benim hatam!"

Bu sahne halihazırda herkesi şaşırttı.

Linley ve Clayde ın ikiside Yargış Meritt kaşlarını çatarken tek gözlerini kaldırdılar.

"Mademki olaylar bu şekilde gelişti..." Bernard kafasını kaldırıp gözyaşlarını durdurmak için kendini zorladı. O an oldukça kimsesiz gözüküyordu. "3. Kardeş artık bu mesele "kimin hatası" sorusundan çıktı. Senin hareketlerin tüm klanı yok olması tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. Ben Bernard Debs, Debs Klanının bu neslinin lideri olarak atalarımla bu şekilde yüz yüze gelemem, ölümde bile."

Konuşurken Bernard ın gözyaşları yeniden dökülmeye başladı.

Bernard aniden Clayde'e dönerek dizlerinin üstüne çöktü. "Efendim, bu değersiz küçük düşürücü hain i ortaya çıkarmak Debs klanı için çok büyük bir şanssızlık.

"Debs klanının lideri olarak ben Bernard Debs, sorumluluklarımdan kaçamam. Ben Bernard size yarvalmak adına ölmeyi göze alıyorum. Sonuçta klanımdaki diğer insanların hepsi masumlar!"

Clayde Bernard a baktı.

Ve Meritt e bakıp bir kez kafasını salladı.

Meritt, Clayde in niyetini anlamıştı. Anında ,

"15 dakika ara! 15 dakika sonra son sözümüzü söyleyeceğiz!"dedi.

...

O an tüm asilleri çıkmak zorundaydı ve 15 dakika sonra dönebilirlerdi. Davanın gidişatı gittikçe kesin bir noktaya gidiyordu ve o an oldukça netleşmişti. Ama Debs klanının kaçakçılık için nasıl cezalandırılacağı ise tamamen Majesteleri Clayde 'e bağlıydı.

Bu kadar büyük bir kaçakçılık operasyonu kesinlikle tüm klanı ilgilendiricekti. Tüm klan yok edilse bile bu anlaşılabilirdi.

Fakat tabi ki Clayde daha anlayışlıda olabilirdi. Ve Debs klanının kurtulmasına da izin verbilirdi.

Tüm sonuç Clayde a bağlıydı.

.....



Mahkemenin dışında Duke Bonalt, Linley le sohbet ediyordu.

"Linley, gördün mü? Bu Debs klanının varisleri gerçekten çok iyi. Bu Kanter birkaç gün önce ele geçirildi. Ama intihar etmek yerine bugüne kadar bekledi ve bu şovu gerçekleştirdi." Duke Bonalt güldü.

Linley de övgüyle kafasını salladı.

"Eğer Kanter kendini öldürseydi Şu an Debs klanı çok daha kötü bir durumda olurdu. Linley de güldü.

Eğer Kanter intihar etseydi, cesedi kaçakçılık operasyonu için delil olarak kullanılabilir ve kanıt olabilirdi. Bu şekilde Debs klanının hiç konuşma şansı kalmazdı. Fakat şimdi Kanter de kaçakçılığı tek başına yaptığını kabul ederek Debs klanına hayatta kalma şansı veriyordu.

Ama gene de Debs klanının hayatta kalıp kalmayacağı tümüyle Majestelerine bağlı.

"Hep..sini öldür,hepsi.ni öldür." Bebe, Linley in omuzlarında oturup zihinsel şekilde konuşuyordu.

"Bu Debs klanı oyunlar oynamakta çok iyi,ben Bebe,onları sindiremem bile."

Bunu duyunca Linley istemeden güldü.

"Squeaaaaak."

Mahkemenin kapısı açıldı. 15 dakika geçmişti. Dışarıdaki tüm asiller mahkemedeki eski yerlerine doğru geri döndüler. Demin Mahkemede kalan tek kişiler Meritt, Kral Clayde ve çok az kişiydi.

"Linley tahmin et bakalım. Ne söyleyeceğimle ilgili ne düşünüyorsun?" Clayde Linley'e bakarak gülümsedi.

"Fikrim yok." Linley sessizce cevap vermişti.

Clayde hınzırca gülümsedi.

"Herkes kalksın!"

Bu sözleri söyledikten hemen sonra Meritt ciddiyetle ayağa kalktı ve mahkemedeki tüm asiller dikkatlerini ona verdiler. Kafasını yukarı kaldırdı ve net bir sesle konuştu,"Bu mahkemenin kararıdır. Debs klanının üyesi olan Kanter Debs çok büyük miktarda yeşim taşı kaçakçılığı yapmaya teşebbüs etmekten 11 kasım günü asılarak infazı gerçekleştirilecektir.

"Tüm operasyonun toplam değeri yaklaşık olarak 40 milyon altın. Biz para cezası olarak bu miktarın iki katı olan 80 milyon altın cezası veriyoruz. Bernard Debs salınıcaktır. Mahkeme bitmiştir!" Meritt in bu sözlerini duyan Bernard, Kalan ve Nimitz rahatladı ama kalplerinde umutsuz hissettiler.

80 Milyon altın para!

Dehşet verici bir miktar!

Tüm Debs klanının tüm potansiyel değeri 100 milyon altın, bu klanın tüm likit olmayan varlıklarını hesaba katarsak böyleydi. Bu kadar yüksek miktarda ceza ödemek için pek çok likit ve likit(nakit ve nakit olmayan) olmayan şey satılıcaktı. Bu kadar büyük ve toplu bir olayda da kesinlikle alıcıların aşırı pazarlığı ve değerin altında alım yapmalarına sebep olacaktı.

Neredeyse alabilecekleri para 80 milyon altın olsa da gerçekten 80 milyon almaları gerçekten düşük bir ihtimal.

"Linley ne düşünüyorsun?" Clayde Linley e bakıyordu.

Linley güldü ve kafa salladı. "Güzelce halledildi."

Debs klanına verilen cezanın miktarı iyice hesaplanmış ve Debs klanının tüm kaynakları iyice hesaplanarak verilmişti. Eğer Debs klanının yok edilmesi söz konusu olsa Clayde tek kuruş bile kazanamazdı. Ama bu şekilde Debs klanının neredeyse tüm kaynaklarını elde edebilirdi.

Ama eğer ceza çok yüksek olsaydı muhtemelen Debs klanı cezayı ödemeyi tarafından                                          
                                              
"Baba" Kalan ve diğerleri hemen Bernard ı    ayağa kaldırmaya yardıma     
gittiler.                                   

Fakat Bernard sadece yüzünde sakin ve garip bir ifade olan üçüncü kardeşine bakıyordu. Kanter sadece kardeşine kısa bir kafa salladı. Kaçakçılık operasyonu ortaya çıktıktan sonra Kanter zaten sorgusuz sualsiz öleceğini biliyordu. Fakat şimdi klanı için ölüyordu ve klan büyük ihtimalle karısına ve çocuğuna iyi bakıcaktı.

Bernard da kardeşi Kanter e bakarak kafasını salladı.

İki kardeş. Bakışlarındaki küçücük bir sinyalle, ikiside diğerinin ne düşündüğünü biliyordu.

"Hadi ...ge...geri gidelim." Bernard yanındakilere söylemişti.

Bu sıkıntyı yaşadıktan sonra Debs klanı eski büyük varlığına büyük bir darbe yemiş oldu. Şu andan itibaren en iyi halleri bile eskisinin ancak 10 da biri olabilirdi. Bu günden itibaren ....Fenlai krallığının en büyük klanları

arasında görülen Debs klanı, Onlar ancak "ucu ucuna zengin" küçük bir klan sayılıyordu.

.....

Linlein malikanesinde Sıcak Su Bahçesinde ..

Linley bir sandalyede oturmuş sessizce boşluğa bakıyordu.

"Linley, ne düşünüyorsun?" Doehring Coward kıvrılan ejderha yüzüğünden dışarı çıktı.

Linley Doehring Coward a baktı ve , "Bugün Debs klanını görünce birden kendi klanımı düşündüm. Klanım bir zamanlar tüm Yulan Kıtasına hükmetmiş bir klandı. Ama şu an bu kadar zamandan sonra kim kaldı? Babam öldü, annemin nerede olduğu belli bile değil. Küçük kardeşim wharton O'Brien imparatorluğunda. Tüm kutsal birlikte akrabasız şekilde yapayalnızım."

Linley güçlü ve yalnız bir melankolinin esiri olmuştu.

Ailesi ölmüş ve yapmak istediği intikam görevi de henüz yerine getirilememişti.

İntikam yolunca Linley in kalbi sıkıca düğümlenmişti ve o andan sonra da biraz bile gevşetmeye cesaret etmiyordu.

Linley e bakarken Doehring Coward bir acıma hissetti. Dışardan bakarken Linley çok olgun davranıyor ve önemli asillerle bile ilgilenirken herhangi bir problem yaratmıyor olsa da...Linley bu yıl sadece 17 yaşındaydı. Büyücü akademisinden bile çok kısa süre önce mezun olmuştu.

"Linley, sakin ol. Hemen üstüne çok büyük bir yük yükleme. Hala çok fazla zamanın var." Doehring Coward Linley'i cesaretlendirdi.

Linley Doehrin Coward a baktı. Bu yalnız başına yolculuk ettiği yolda, büyükbaba Doehring e hiç yanından ayrılmayan yaramaz "Bebenin yanında sahip olmak güzeldi.

"Teşekkürler Büyükbaba Doehring" Linley minnettarlıkla söylemişti.

Doehring gülmeye başladı.

"Anneme ne olduğunu olabildiğince erken öğrenmek istiyorum. Clayde i mümkün olduğu an öldürmek istiyorum." Clayde in sadece annesinin kaçırılmasıa sebep olmasını düşünsek bile, annesini 10 sene boyunca ailesinden ayırıp babasının ölümüne sebep olması bile şüphesiz ..Clayde ölmek zorundaydı.

Linley ne zaman "Katiller Kralı" Cesar ın zehrin tarifini getireceğini merak etti ve yavaşça sabırsızlanmaya başladı.

.....

Linley her gün Katiller kralı Cesar ın dönüşünü bekliyordu. Ama her gün Cesar'dan habersiz geçiyordu. Zaman göz açıp kapayana kadar geçti ve Kasım geldi. Bu geçen ay boyunca Fenlai krallığı oldukça sakindi. Tek büük olay Debs klanının büyük çaplı açık artırması olmuştu.

Pek çok klan düşük fiyattan pazarlık ederek elde etmeyi yada değerli eşyaları değerinin altında almayı istediler. Ama Debs klanının mallarının değeri oldukça yüksekti ve teklifçiler sadece diğer klanlardan birkaç kişiydi. Böylece malların fiyatları çok düşük olmadı. Önceden değeri 80 milyon olan mallar, açık artırma sonunda toplamda 70 milyona satılmış oldu.

Borçları olan 80 milyonluk altını ödeyen Debs klanı sonunda tehlikeden kurtulmuş olarak kabul edilmişti.

Fakat bu olaydan sonra Debs klanının toplam net varlığı %90 azalmış oldu.


.....

10 Kasım Kanter in infazının bir gün öncesi..

Bu gün Linley Kaplıca Bahçesi kaldı ve her zaman ki gibi antremana devam etti.

"Efendi Linley, Efendi Cesar geldiler!" Bir kadın hizmetçi yüksek sesle dışarıdan içeriye bağırmıştı!

Linley daha önceden evdekileri uyarmış Cesar gelirse uyarmalarını söylemişti.

"Cesar geldi?" Linley anında üstüne kıyafetlerini giydi ve o an da Sıcak Kaplıca Bahçesinden dışarı fırladı. Şu anki Linley in hızıyla, 10 saniyede ana salona girmişti. Cesar aynı uzun ve bol kıyafetleri giyinik olarak tembelce oturmuş bekliyordu. Bir bardak çay içiyordu.

"Bay Cesar." Linley uzaktan seslendi. 3 adım sonra Linley de ana salona girmişti.


Linley i görünce Cesar ın gözleri hareketlendi ve anında ayağa kalktı. "Master Linley bugün geldiğim için en derinden özürlerimi diliyorum." Konuşurken de elbiselerinin içinden bir şey arıyordu. "Linley bu, daha önceden bahsetmiş olduğum tarif. Şu an tamamen senindir."

Yorum Yap "CD6.22 – MUAZZAM ALEV"