Otto Von Bismark Günceli

CD6.21 - İNTİKAM YOLU

Eylül 20, 2016


Nimizz, Kalanın iki amcası ve Kalan ın kendisi, Rowling ve Alice ev sahibi yokken oturmaya cesaret edemedi. Sessizce ana salonda beklediler.

Kalan, Lord Linley döndüğünde biraz daha fazla mütevazi olmayı unutma." Nimitz soğukça Kalan a bakıyordu.

Kalan kafasını salladı."İkinci amca Granduncle, biliyorum.

Aslında, Kalan'ın kalbi hala düşmanca duygularla doluydu. Hapishaneden çıkma sebebini öğrendikten sonra, Linley'e karşı iyice öfkelenmişti.

"Alice in ona gidip yalvarmasındansa hapishane de kalmayı yeğlerdim!" Kalan ın kalbi hiddet ve kızgınlıkla doluydu.

Geçmişte Linley ve Alice beraberken Kalan Linley den nefret etmeye başladı. Alice i geri aldığında ise kendini beğenmiş duygulara kapılmıştı. Ona göre Linley le karşılaştırınca Debs klanı oldukça heybetliydi ve Linleyle karşılaştırılamazdı bile. Linley aynı seviyede olmaya yakın bile değildi. Fakat birkaç ay sonra Linley in statüsü tamamen değişmiş, Fenlai Krallığında parlayan bir yıldıza dönüşmüştü. Fenlai Kralığının Yüce yöneticisi, Işık Kilisesinin Kardinalleri Linley 'e oldukça sıcak davranıyordu. Kendi babası bile Linley in etrafında alçak gönüllü davranıyordu. Bütün bunlar Kalan ın kalbini daha çok nefret le doldurmuştu.

İkiside henüz genç adamlarken, neden o bu kadar değersizdi?

Özellikle de şu an!

Hapishane de zayıf düşmüştü. En sonunda Sevdiği kız olan Alice in Linley e kendi özgürlüğü için yarvalmasına rağmen oradan kaçabilmişti.

Bu Kalan ın aşağılanmış hissetmesine sebep oldu. Aslında Linley in yardımını kabul etmeyip hapishane de kalmayı istemişti. Kızgınca Linley i lanetlemeyi, hatta onu öldürmeyi bile isterdi..

Ama klanının hatırı için, Linley in etrafında sakin olup saygısız davranmaya cesaret edemedi.

Ayaksesleri duyuluyordu.

Kalan anında sinirli hareketlerine son verdi. Yüzünde bir gülümseme oturtmaya kendini zorlayıp nazik ve alçak gönüllü olmaya çalıştı.

"Herkesi beklettiğim için beni affedin." Linleyin sesi yankılandı.

Nimitz ve diğerleri anında kafalarını çevirdiler. Açıkça Linley yıkanmış gözüküyordu. Saçı ıslaktı ve bol bir kıyafet giymişti.

"Oturabilirsiniz." Linley rahatça oturup eliyle rastgele bir hareketle herkes oturmalarını işaret etti.

Nimitz ve diğerleri hızlıca teşekkür edercesine ifadelerle birlikte oturdular. Nimitz hemen gülümsedi ve,"Lord Linley, bu seferki ziyaretimizin sebebi size teşekkür etmek. Eğer siz olmasaydınız, Kalan büyük ihtimalle bu kadar hızlı şekilde dışarı çıkamazdı." Kalan çabuk ol ve Lord Linley e teşekkür et!"

Kalan kendini ayağa kalkmak için kısaca zorladı. Kalbindeki öfkeyi yok etmeye çalışarak kendini masum ve alçakgünüllü olmaya zorladı."Teşekkür ederim Lord Linley."

Linley Kalan a bakarak gülümsedi. "Kalan teşekkür etmene gerek yok."

Bay Nimitz. Kısa olmak gerekirse birkaç önemli işe katılmam gerekiyor. Buraya gelirken bu ziyaretinizin ardında herhangi başka bir amacınız var mı bilmiyorum? Eğer varsa umarım benimle şimdi konuşabilirsiniz." Linley Nimitz e doğru gülümsedi.

Gerçekte, Linley bu insanlarla aslında hiç zaman kaybetmek istemiyordu. Tüm zamanı eğitim için ayrılmıştı.

Nimitz bir anlık irkilse de hızlıca toparlandı. Kısık bir sesle; "Lord Linley Debs Klanımız çerçeveye alındı ve yanlış şekide su yeşim yaşı kaçakçılığıyla suçlandı. Bu noktadan sonra ilerde klanımızın tamamen yok olması bile mümkündür. Bu yüzden klanımız Lord Linley in yardımları için yalvarıyor. Bir kere klanımız bu kritik durumu aştıktan sonra kesinlikle bize yaptığınız büyük iyilikleri unutmayacağız.

Konuşurken aynı zamanda Nimitz yanından siyah bir kutu çıkardı.

Lord Kinley, bu kutu klanımızdan Kalan ı kurtarmanız karşılığında bizden size küçük bir hediye. Eğer klanımız bu kötü durumundan güvenli şekilde kurtulabilirse tekrar size gelip saygılarımızı ve minnettarlığmızı göstericektir." Nimitz içten bir şekilde Linleyin bakması için kutuyu uzattı.

"Swish."

Küçük GölgeFare Bebe aniden Nimitz in önünde belirdi ve ani bir manevrayla kutuyu kapıp Linleyin bacaklarının arasına kaçtı. Kutuyu kendi açmayı planlıyordu.

"Bebe!" Linley kısık sesle bağırdı.

Bebe kafasını kaldırıp Linley e mutsuzca baktı. Ama kutuyu açmadı ve birkaç "hmph" sesiyle birlikte sonundasessizleşti.

"Bay Nimitz Bebe bazen terbiyesiz ve yaramaz olabiliyor. Hediyenizi kabul ediyorum. Teşekkürler." Yüzündeki gülümsemeyle Linley siyah kutuyu yan tarafta bir yere bırakıp tek bir kez bile ona bakmadı.

Nimitz Linley in artık sabırsızlanmaya başladığını hissetti.

Anında Nimitz anlamlı bir bakışla kafilesine baktı ve ayağa kalkan da ilk kişi oldu. "Lord Linley sizi daha fazla rahatsız etmeyeceğiz. Bu dava klanımızı şu andan itibaren bir ay ilgilendiricek. Umuyorum ki bu zaman da bizi destekleyebilirsiniz, Lordum."

Linley kayıtsızca kafasını salladı.

Nimitz ve diğerleri anında gittiler. Bütün zaman boyunca ne Alice ne Rowling tek bir söz söyledi. Nimitz tek ve ana konuşmacı olmuştu.

Grubun gidişini izlerken Linley soğukça gülümsedi. "Nimitz seni yaşlı çakal. Gerçekten Alicei buraya getirdiğin için size daha çok yüz vericeğimi mi düşündün?" Linley siyah kutuyu açtı. İçinde bir büyülü kristal kartı ve bir mektup vardı.

"Mektup?"

Elinde mektupla oynarken ani bir ateş avuçlarından yükseldi ve mektubu yakıp küle çevirdi. Linley kendini mektup okuyarak rahatsız edemezdi.

Zaman hızlıca geçti. Eylül gelmişti.

Tüm ay boyunca, Linley sadece eğitimine odaklandı. Gücü, çevikliği ve diğer tüm özelliklerinin hepsi gelişmişti. Dantian noktasında ve vücudunda dolaşan Ejderkanı savaş ki si herzamankinden de daha saf ve iyi hale gelmişti.

Linley 6. seviye savaşçı noktasının sonunda olduğunu hissediyordu.

Linley in Ruhsal enerjisindeki gelişim hızı da aşırı hızlıydı. Bir deha bile 7. seviyeden 8. ye ulaşmak için 20 yıla ihtiyaç duyardı.Onun gelişim hızına rağmen birkaç aylık gelişim hala çok da gözle görülür olmamıştı.

Bir magus un yolu kesinlikle uzun ve zorluydu.

Sıcak Kaynak Bahçesinde, keskinin gölgeleri görülebiliyordu ve bir insanın gerçek boyutlardaki heykeli gittikçe daha fazla belirginleşiyordu. Aniden Linley durdu ve keski side görünür hale geldi.

"Whew. Sonunda bitti." Önünde heykele bakarken Linley kafasını memnuniyetle kafasını salladı.

Katilleri Kralı" ismini koyduğu bu heykel Linleyin büyük miktarda emeğine mal olmuştu. Her seferinde Linley kendini doğru nokta da doğru ruh haline sokmaya zorlamış, daha mükemmel şekilde Cesar ın heykelini kendi tarzında yaratmıştı.

Önündeki Heykel gerçek boyutlarda bir insanla aynı boydaydı.

İki soğuk ve sakin göz insana bir tanrı tarafından izlendiği izlenimi veriyordu. Heykelin aurası bir ölüm tanrısından kopmuş gibiydi. Heykelin soğuk bakışları altında izleyenler istemeden kötü hissedicek ve soğuk terler dökücekti.

"Bu heykel Rüyadan Uyanışla aynı seviyede olmasa da şu anki halimle yapabileceğim en mükemmel şey oldu." Linley yaptığı heykelden oldukça memnundu. Tüm ayını bu heykele dikkatlice harcamıştı. Ve sonunda tamamlanmıştı.

Yere keskisini bıraktıktan sonra Linley Sıcak kaplıcada bir süre ıslandı. Ve sonundaüstüne gevşek bir cübbe atıp bir sandalyeye oturdu. Hizmetçisinin getirdiği kahvaltıyı yiyordu.

"Linley." Doehrind Coward yanından dışarı süzüldü.

"Büyükbaba Doehring." Linley Doehring Coward a baktı.

Gülerek, "Linley Debs klanının mahkemede yargılanmasına 2 gün kaldı. Gitmeyi düşünüyor musun? dedi Doehring Coward.

"Mahkeme?" Linley irkildi.

Bu ay tümden acılı eğitimle geçmişti. Linley başka her şeyi Debs klanının durumu da dahil unutmuştu. Eğer Doehring Coward ın hatırlatması olmasa Linley muhtemelen bunu asla hatırlayamazdı.

Evet, tabi ki gidicem."İmalı küçük bir gülümseme Linley'in yüzünde görünüyordu.
                       
Yulan takviminde sene 9999. 9 Eylül. Fenlai şehrinin SiyahSu
           
Hapishanesinde.                                                                   
Coiling Dragon Kitap 6                                                                     
Tolunayelikba tarafından                                                                 
Siyahsu Hapishanesi Fenlai krallığındaki en ünlü hapishanedir ve en yüksek          
güvenlikli olanda odur. Mahkemesi bekleyen bu davalar da Fenlai  
krallığının en önemli davalarıdır. Siyahsu Hapishanesinin avlusunda bugün pek çok soylu vardı. Hatta yönetici Kral Clayde bile gelmişti ve kendi yerinde avluyu izliyordu. Doğal olarak Linley de gelmişti.

"Lord Linley."Bir soyludan diğerine soylular Linley i sıcak şekilde selamladılar.

"Linley, gel benimle otur." Ön tarafta Clayde Linleye işaret etti. Linley Clayde e bakarak gülümsedi ve yanına yürüdü.

Linley tam Clayde in yanına oturdu.

Merrith pırıl pırıl saçlarıyla Yargıç koltuğuna oturdu. Beli düz ve hareketleri de keskindi.(çn:bu cümle nin orjinali garipti kafama göre attım :) ) Gerçekten adil ve asil bir izlenim veriyordu."Herkes lütfen otursun." Merritt kafasını salladı ve toplanmış asillerin tarafına doğru gülümsedi. Özellikle Meritt Clayde e ve Linley e bakarak mütevazi şekilde gülümsemişti.

Tüm asil seyirciler sessizce yerlerine oturdular. Bugün 10 dan fazla Debs klanı üyesi gelmişti. Hepsi birlikte oturdular ve heyecanlı şekilde izlemeye başladılar.

"Bernard ı getirin."Meritt direk emretti.

Kısa bir sürede, koruma olarak 2 askerin gözetiminde, Bernard salona getirildi. Elleri ve ayakları zincirliydi.

Meritt sağ bakana kısa bir bakış attı ve önüne döndü. Yüksek sesle iddiaları sıralamaya başladı;"Duke Patterson, finansal bakan krallığın yararına olmayan pek çok eylemde bulundu. Özellikle Debs klanı ile birlikte kaçakçılık yaptığından ve bu kaçakçılığın Fenlai krallığındaki diğerlerine nazaran en büyüğü olduğundan şüpheleniliyor. Biz çoktan bu operasyona harcanan sermayenin 50 milyon altın olduğunu keşfettik!"

Aslında Debs klanı kaçakçılığa daha yeni başlamıştı. Gerçekten sermaye 50 milyon olmasına rapmen gerçekte Debs klanı sadece birkaç milyon altın harcayabilmişti. Sadece bununla bile aşırı büyük bir gelir elde edebilirlerdi. Sadece bununla bile kaçakçılığın ne kadar büyük bir geliri olduğunu söyleyebiliriz.

Kaçakçılık aktiviteleri yeni başladığı sırada Dük Patterson öldüğünden bilgi bu şekilde ortaya çıkmıştı. 50 milyon altın!

Bakan devam etti."Araştırmalarımıza dayanarak bu operasyonun başlıca sorumlularından biri nehre atlamış. Diğer ikisi ise diğer kardeşlerden Lanseer ve Langmuir."

Bitirirken Bakan yerine geri oturdu.

Meritt Bernard a bakarak."Bernard söylemek istediğn bir şey var mı?"

Bernard kafa salladı. "Evet lordum. Öncelikle bizim klanımız Debs bu kaçakçılığa bulaşmamıştır. İkincisi Lanser kardeşler bizim klanımız tarafından uzun zaman önce uzaklaştırıldılar. Üçüncüsü de başlıca suçlu olan kişi nehre atladığını söylediğiniz kişidir. Bu kaçakçılıkla Debs klanının hiç bir bağlantısı yok."

Meritt kafa sallayarak güldü."Bu kaçakçılık organizasyonun kurucusu senin 3. kardeşindi. Ve sen bunun sizinle hiç bir ilgisinin olmadığını söylüyorsun."

"3. Kardeş? Benim 3. kardeşim şu an yaban da gezip macera peşinde geziyor. Onun nasıl bu kaçakçılıkla bir ilgisi olabilir? Bernard söylediği şeyde ısrar etmeye devam etti.

"Üçüncü kardeşin macera yaşamak için gezyor? Meritt in yüzü soğuklaştı."O zaman sana sormama izin ver, eğer senin 3. kardeşin macera yaşıyorsa o zaman ben,m verdiğim emre rağmen neden bu kadar zamanda geri dönmedi." Meritt tüm Debs klanını geri çağırmıştı.

Bernard kendine güvenerek söyledi." Benim 3. kardeşim diğer krallıklarda geziyor ve macera yaşıyor. Büyük ihtimalle çok uzaklara gitmiştir. En azından 1 yıllık bir sürede ona ulaşmamız çok normal bir şey."

Meritt Bernard a baktı, güldü ve soğukça söyledi;Catson(katesen) ı getirin ve diğer ikisinide!"

"Catson?"Bernard şüphelenmişti. Bu catson da kim ve diğer ikisi?"

Kısa sürede 3 genç kişi içeri alındı ve dizlerinin üstüne saygıyla çöktüler."Saygılar lordum."

Bu 3 kişi açıkça hiç bir önemleri olmadığı düşünülen daha önce basit ve küçük görülen köylülerdi.

Meritt sakince söyledi;"Catson,gördüğün her şeyi açıkça söyle."

"Tabi Lordum." Gençlerin lideri olan saygıyla konuştu."28 Haziranda biz üçümüz nehirde balık tutuyorduk. Fakat aniden zengin giyimli asil birinin ölü bir ağacı tekne gibi kullanarak aşağı yüzdüğünü gördük. Bu asil tümüyle kanla kaplıydı ve neredeyse baygındı.

Söylenenler dinlerken Bernard ın yüzündeki ifade değişti.

Bu bizim kaçakçılık yapan lideri takip etmeye başladığımız günle aynı gün. Ve görünene göre bu lider de nehre atlamış." Meritt Bernard a baktı. "Bernard, suçunu kabul etmeye hazır mısın artık?

"Benim 3. kardeşim uzak diyarlarda macera yaşıyor. O kesinlikle herhangi bir kaçakçılık organizasyonu ayarlamadı. Benim Debs klanım kesinlikle suçsuzdur." Bernard hala başı yukarda aynı şekildeydi ve suçsuz olduğunda diretiyordu.

Merritt laughed coldly, then said, "Bring Kanter [Kan'te] Debs."

Meritt soğukça güldü ve ;"Karter DEBS'i getirin"

Hearing the name 'Kanter Debs', the faces of Bernard as well as the members of the Debs clan present all immediately turned white.

"Kartel Debs adını duyduklarında hem Bernard hemde diğer Debs klanı üyeleri anında beyaza döndüler.


(çn;cümle aynen böyleydi bence suratları beyaza döndü demek istemişler )

Yorum Yap "CD6.21 - İNTİKAM YOLU"