Otto Von Bismark Günceli

CD6.15 – Haksız Bulundu

Eylül 20, 2016


Alice ile özel bir sohbet mi? Debs klanının su yeşimi kaçakçılığında bulunup bulunmadığı kararının Alice ile ne alakası vardı? Açık bir şekilde Merritt`in başka planları vardı. Nimitz önemli derecede dünya tecrübesi olan bir insandı. Tam olarak ne demek istediğini anlamıştı.

Nimitz gözlerini kısmış şekilde Merritt`e bakıyordu.

Fakat Merritt olağan bir şekilde sandalyesine yaslandı, hatta gözlerini kapatıp kendini rahatlattı. Nimitz`e bakmadı bile. Merritt`in tavırlalar zaten amacını gösteriyordu; Eğer ailenin başındaki belayı temizlemek istiyorsan, o zaman Alice benimle gelip konuşacak.

Nimitz bir süre sessiz kaldı fakat sonra kahkaha attı. “Demek Lord Merritt Usta Linley`nin Rüyadan Uyanış heykelinin bir hayranı. Alice ile sohbet etmek istemeniz gayet anlaşılır bir şey. Peki, geri döndüğümde onunla konuşacağım.“

Sözleri duyunca Merritt gözlerini açtı, gülerek Nimitz`e, “Haha, o zaman, Nimitz, sen şimdi geri dön. Eğer Alice benle iyi bir sohbet etmeye gönüllüyse, sanırım Debs klanının durumunu daha iyi anlayabileceğim.“

Nimitz hemen ayağa kalktı, saygıyla eğildi. “Lord Merritt, ben şimdi ayrılıyorum. Debs klanımın mevzusunu size emanet ediyorum.“

Merritt hafif kafa salladı.

Nimitz anında ayrıldı.

Dük Merritt oda da tek başına kaldı.

Şarap kadehiyle oynarken alçak sesle mırıldandı, “Tanrım… Alice…“ Yüzünde bir tatmin ve beklenti ifadesi vardı.

Fenlai Krallığının Sağ Başbakanı ve bir Dük olarak son derece yüksek bir statüye sahipti. Fenlai Krallığında ondan yüksek statüye sahip kişiler bir elinin parmaklarını geçmezdi.

Onun gibi bir kişi neredeyse istediği her kadının tadına bakmıştı.

Yetmişlerinde olmasına rağmen tam bir zamparaydı. Onun seviyesindeki savaşçılar üç yüz yılın üstünde yaşayabiliyordu. Şuan da o sadece yetmişlerindeydi ve hayatının en mükemmel cağındaydı. Merritt`in resmiyette on iki tane karısı vardı fakat asiller arasında ortak bir görüş hâkimdi; bir kişinin evindeki karısı dışarıdaki sevgilisi kadar çekici değildir, fakat dışarıdaki sevgili de ele geçiremeyeceğin kadınlar kadar çekici değildir. Bu yüzden ulaşamayacakları kadınlar en çekici olanlarıydı.

Fakat Merritt`in statüsü sayesinde elinin uzanamayacağı çok az kadın vardı. Aynı anda da ilgisini çeken kadın sayısı da çok azdı.

Fakat Alice kesiklikle bunlardan biriydi.

Rüyadan Uyanış heykeli meşhur olduğundan beri, pek çok kişinin kalbinde, heykeldeki kadın dokunulamaz, yüce tanrıca haline gelmişti. Merritt`in kişiliğindeki biri doğal olarak derinden Alice gibi bir tanrıçayı eline geçirmeyi arzuluyordu. Fakat bu çok zordu.

Oysa şuan bir fırsat belirmişti.

“Alice. Tanrıca?“ Merritt sevincini bastıramıyordu. Kafasını kaldırıp bütün şarap kadehini dikti.

Eve giderken, vagonunda Nimitz sürekli somurtuyordu.

Alice Kalan’ın nişanlısıydı!

Eğer Alice`e Merritt ile özel bir görüşme yapmasını sorarsa, onu felakete sürüklemekten başka bir şey yapmış olmazdı. Gelecekte, Kalan’ın sualleriyle yüzleştiğinde çok büyük sıkıntı olmazdı. Ama eğer ki bu söz dışarı yayılırsa bunun Debs klanının duruşuna etkisi çok büyük olacaktı.

“Ugh. Eger klanın sonu gelirse, o zaman şöhretin ne anlamı kalacak?“ Nimitz kafasını sallayıp, bir iç çekti.

Şuanda Debs klanı çok kritik bir esikteydi. Eğer kaçakçılıktan dolayı suçlu bulunursa, o zaman bütün klan yok edilecekti ve mal varlığına kraliyet el koyacaktı. Debs klanı tamamen yok olmamak için köklerinden bazılarını krallığın dışında bırakmış olsa da, neredeyse bütün mal varlığı Fenlai Krallığının içindeydi.

Eğer hepsi bir anda kaybedilirse, Debs klanının eski haline dönmesi kim belir ne kadar zaman alırdı?

Klanın geleceğiyle karşılaştırılırsa biraz ün kaybı ve aşağılanma hiçbir şey değildi. Sonuçta asillerin çevresinde utanç hikâyeleri ne zaman son bulmuştu ki?

“Fakat bu Alice`in kendi isteğiyle olması lazım.“ Nimitz biraz telaşlıydı. “Onu zorla Sağ Başbakanın malikanesine bırakamam ya.“

Alice`in iffeti Nimitz`in zerre umurunda değildi. Sadece bir kadın değil miydi sonuçta!

Fakat Nimitz biliyordu…

“Alice`in Linley ile özel bir ilişkisi var. Eğer zorlarsam ve Linley`de bunu öğrenirse…“ Sadece düşünmek bile Nimitz`i korkutuyordu. Linley`in krallıkta çok özel bir konumu vardı.

Unvanı Marki olarak görünüyor olsa da, gerçekte Linley Işığın Kilisesine aitti. Geçmişte Clayde Linley`i Fenlai Asillerinin arasına katılmaya çağırdığında, ikisi arasında bu derece resmi davranmalarına gerek bile olmadığını söylemişti.

Açık bir şekilde Linley`i kendi saflarına çekmeye çalışıyordu.

Fenlai `deki bütün asiller biliyordu ki, eğer Linley`nin arzusu olsaydı muhtemelen Işığın Kilisesinde Papaz yardımcısı bile olabilirdi. Bir kac on yılda Linley`nin kardinal olması çok doğal olurdu.

Kardinal`in statüsü kraldan bile daha yüksekti.

“Onu zorlayamam.“ Nimitz kafasındaki ağrıları hissetmeye başladı. Alice`in reddedeceğinden endişeleniyordu. Bir yandan da olaylara Linley`nin açısından da bakmaya çalışıyordu.

Alice sonuçta Linley`nin ilk aşkıydı. Eğer Nimtiz onu zorlarsa ve Alice bekaretini kaybederse, Linley`nin öfkeden köpürmesine hiç de şaşılmazdı.

Debs malikânesinde…

Klan salonu Debs klanının üyeleriyle doluydu. Alice ve Rowling`de ordaydı. Hepsi Nimitz`in dönüşünü bekliyordu.

Debs klanının geleceğinden endişeleniyorlardı.

“İkinci Amca geri döndü! İkinci Amca geri döndü!“ Kapıda duran orta yaşlı bir adam Nimitz’i fark ettiği gibi bağırmaya başladı.

Anında bütün Debs klanının üyeleri Nimitz`in üstüne koşmaya başladı. Alice ve Rowling birbirine baktılar ve onlarda kalkıp onu karşılamaya gitti.

“İkinci Amca durum nedir?“

Nimitz önündeki kalabalığa baktı. Zorla bir gülümse çıkararak, “Durum şuan çok kotu değil. Herkes evlerine

geri donsun. Alice sen kal, konuşmamız lazım.“

Klan içinde Nimitz önemli derecede yetkiye sahipti. Sözleri duyunca herkes dağıldı.

Alice`in biraz kafası karışmıştı, neden Nimitz onunla konuşmak istiyordu?

“Büyük kardeş Alice, ben odama dönüyorum.“ Rowling Alice`e el sallayıp alçak sesle söyledi. Kısa bir süre sonra salonda tek kalan Alice`di.

Nimitz salona girdi.

“İkinci Büyük amca, sorun nedir?“ Alice kekeleyerek sordu.

Nimitz Alice`e baktı. Aniden gülerek, sıcak bir sesle; “Alice, gergin olmana gerek yok. Önce otur. Biraz konuşalım.“ konuşurken Nimitz de oturdu.

Neden ona önceden hep sert davranan, üstten bakan Nimitz bir anda iyi davranmaya başlamıştı?

Alice elinde olmadan şüphelendi.

“Gel, otur.“ Nimitz o kadar sıcak ve samimiydi ki.

Alice gergin bir şekilde oturdu.

Nimitz derin bir nefes aldı. Bakışlarında bir endişe oluştu. “Alice, senle Kalan’ın nişanından bu kadar kısa bir süre sonra bunun olmasını beklemiyorduk. Kimin gizli bir şekilde Debs klanına iftira attığını bilmiyorum. Bilsem, onu öldürürdüm.“ Nimitz`in yüzünde nefret dolu bir bakış oluştu fakat sonra yerini yine çaresizliğe bıraktı. “Fakat şuanda, en önemli şey bize atılan bu lekeyi temizlemek ve Kalan ile Bernard`ı kurtarmak.“

Alice kafa salladı.

Fakat kalbinde hala şüpheleri vardi. “İkinci Büyük amca bana bunları niye diyor?“

Alice`e bakarken Nimitz içten bir şekilde; “Alice, sana bu konuda yalvarıyorum.“

“Yalvarıyor musun?“ Alice öyle bir şaşırdı ki ayağa kalktı.

Nitmiz`in klandaki yeri öyle önemliydi ki klanin lideri bile ona karşı saygılıydı. Fakat şuan Nimitz ona yalvardığını söylüyordu. Alice nasıl şok olmazdı.

“Alice, Debs klanının su yeşimi kaçakçılığı suçlamasının başında şuan Lord Merritt var. Lord Merritt senden çok etkilenmiş ve özel olarak konuşmak istiyor.“

Nimitz telaş içinde, “Alice, bu ilişkilerimizi iyileştirmek için çok nadir, harika bir fırsat. Ancak Lord Merritt ile iyi ilişkiler içinde olursak klanımıza yardım edebiliriz. Alice, sen Kalan`ın yanında büyüdün. Onu sende hapiste görmek istemezsin, değil mi?“

Alice dondu kaldı.

Özel bir görüşme mi?

Alice de asil bir klanda yaşamış biriydi ve asiller arasında yaşanan utanç dolu olaylardan haberi vardı. Anında bu görüşmenin basit bir görüşmeden çok daha fazlası olduğunu anladı.

“Ben… ben… “ Alice kekelemeye başladı.

Nimitz yalvarıyordu. “Alice bütün Debs klanı şuan senin omuzlarında. Sana söz veriyorum, Lord Merritt`i bizim tarafımıza çekebildiğin sürece Kalan`ın esas eşi olacaksın.“

Alice`in kafası karmakarışık bir durumdaydı.

Hala bekâretini koruyordu.

Linley ve Kalan ile o son bariyeri geçmeyi reddetmişti. Kalan ile nişanlandıktan sonra bile, evlenene kadar Kalan ile gerdeğe girmeyi kabul etmemişti.

Fakat şimdi ilgilenmesi gereken Lord Merritt vardı…

“Alice yalvarıyorum.“ Nimitz dişlerini sıktı, sandalyesinden kalkıp Alice`in önünde dizlerinin üstüne çöktü.“ Alice Kalan`ın hayatı senin ellerinde.“

“Kalan`ın hayatı?“ Alice titredi.

Kalan`la beraber büyümüştü. Son zamanlarda Debs klanının aşağılamalarına karşı onu koruyanda Kalan’dı.

“Pekâlâ. Kabul ediyorum.“

Nimitz`in yüzünde şaşırmış bir sevinç oluştu ve hemen aceleyle, “Harika. Şuna ne dersin. Yarın şafakta, senin Lord Merritt`in malikânesine götürülmeni ayarlayacağım.“

Şuanda Alice`in yüzündeki bütün kan çekilmişti. Hiç tepki vermedi.

Ertesi aksam. On iki tane şövalye eşliğinde, bir tane vagon Debs klanından ayrıldı ve yavaşça Lord Merritt`in malikanesine ilerledi. Vagonda sadece tek bir kişi vardı, Alice.“

Alice sessizce vagonda oturmuş, dudaklarını ısırıyordu. Tedirgin elleri sıkıca elbiselerine kavramış durumdaydı.

Vagon ilerlemeye devam etti. Kısa bir süre sonra, Lord Merritt`in malikanesinin kapısına vardı.

“Bayan Alice, vardık.“ Dışarıdan sürücünün sesi geldi.

Sözleri duyunca Alice`in kalbine bir ürperti yayıldı. Sağ elini belinin üstünde dolandırdı. Gümüş hançerin sertliği yavaşça sakinleşmesini sağladı.

Derin bir nefes alarak vagonun kapısını açıp indi.

Lord Merritt`in karşılama salonunda…

Ustun de bir ceket, altında etek, Alice nispeten muhafazakâr giyinmişti. Adım adım, sakin bir şekilde salona girdi.. Etrafa bakındı fakat salonda kimseyi göremedi.

“Hrm?“ Elinde olmadan somurttu.

Tam bu anda kadın bir görevli oraya koştu. Saygılı bir şekilde, “Bayan Alice, Lord Dük çalışma odasında ve sizi de oraya çağırıyor.“

“Çalışma odası mı?“ Alice kekeledi.

Görevlinin ısrarlı bakışları altında Alice onunla beraber ilerlemeye başladı.

Çalışma kısmı çok sessiz ve tecrit edilmiş bir yerdi. Etrafta çok az kişi vardı. Kapısına varınca, Alice orta yaşlı, altın saçları olan birinin masanın başında, kâğıtlara baktığını gördü.

“Merritt bu mu?“ Merritt`i görünce, Alice`in ilk düşüncesi onun vahşi biri olduğu oldu. Masada otururken bile sırtı dümdüzdü ve gözleri çok keskinti.

“Lord Dük, Bayan Alice geldiler.“

Ancak şuan Merritt kafasını kaldırdı. Alice`i görünce heyecanla ayağa kalktı. “Haha, Bayan Alice, siz mi geldiniz? Uzun süredir bekliyordum. Gelin, Bayan Alice, oturun.“ Konuşurken sandalyesinden kalkmış Alice`e doğru yürüyordu.

Alice odaya girdi.

Etrafa bakıntı. Sağ tarafta kitaplarla dolu pek çok raf vardı. Sol tarafta ise bir tane yatak.

“Ülkenin işleriyle ilgilenirken sıklıkla yorulunca burada dinlenirim.“ Dük Merritt gülerek söyledi. Aynı anda da kapıya doğru ilerleyip, kapattı.

Kapının kapanıp geride sadece ikisinin kaldığını görünce Alice yine gerginleşmeye başladı.


Alice telaşla, “Lord Merritt kapıyı açık bıraksak olmaz mı? Karanlık yerlere pek alışık değilim.“

Yorum Yap "CD6.15 – Haksız Bulundu"