Tankların Tarihi Günceli

CD6.13 Ortaya Çıkan Sırlar

Eylül 20, 2016


Zifiri karanlık bir geceydi.

Saraya giden yoldaki vagonların sesi duyulabiliyordu. Linley vagonda tek başına otururken, Bebe`de dizlerinde oturuyordu.

Vagonun etrafında on tane şövalye güçlü atlarıyla beraber vagona eşlik ediyorlardı.

Linley somurtmaktaydı. “Saat bu kadar geç olmasına rağmen Kral Clayde beni çağırdı. Niye acaba?“

Dedikleri gibi; yalnızca masumlar rahat oturur.

Linley daha yeni Patterson`ı öldürmüştü ve şuan biliyordu ki geçmişte Patterson`ı annesini kaçırması için yollayan da Clayde`idi. Sözün kısası ikisi arasında derin bir düşmanlık vardı.

Doğal olarak Linley Clayde hakkında aşırı dikkatli davranıyordu.

“Duyduğuma göre Clayde iki gün önce Dük`ün kâhyasını yakalatmış ve geniş çapta araştırma başlatmış. Patterson kimseye söylemediğini dedi ama ona güvenebilir miyim acaba?“ Linley tereddütteydi.

Belki de kâhya zaten Linley ile Patterson`ın görüştüğünü biliyordu.

Eğer kâhya görüşme ile ilgili Kral Clayde`yi bilgilendirdiyse, o zaman Linley topun ağzındaydı.

“Linley endişelenme.“

Doehring Cowart Linley`i rahatlatmaya çalışıyordu. “Eğer, Dük Patterson kâhyasına seninle görüşmesi olduğunu söylemiş olsa bile, sana yine de bir şey olmaz.“

“Bir şey olmaz mı?“

Doehring Cowart kendinden emin kafa salladı. “Doğal olarak, Clayde senin Patterson`ı öldürdüğünü öğrense bile direk olarak seni suçlamaz.“

“Çünkü… Clayde senin Patterson`ı öldürme sebebini bilmiyor.“

Linley şaşırdı. Clayde onun Patterson`ı öldürme nedenini bilmesi bile… hala katilin o olduğunu biliyordu, değil mi?

“Basit. Yeraltı odasında Patterson ile yaptığınız konuşmaya bakarsak araları çok iyi değil. O Finans bakanıyken, bu kadar aşırı derece yozlaşmıştı. Clayde`nin kalbinde çok iyi bir yere sahip olduğu söylenemez. Dahası… Clayde ikiniz arasındaki bu düşmanlığın nereden geldiği hakkında hiç bir fikre sahip değil. Bu yüzden nedensiz yere sana karşı harekete geçmez. Çünkü seni cezalandırmak ya da öldürmek istiyorsa önce Işığın Kilisesinden izin almak zorunda.“ Gözleri parlar şekilde Doehring Cowart Linley`e bakıyordu.

“Clayde denen herif gerçekten kral sayılır mı ki? Işığın Kilisesi istediği zaman kıçına tekmeyi basabilir. Fakat sen Işığın Kilisesinin değer verdiği birisin. Gerçekten sana karşı rastgele saldırıya geçebilir mi?“

Linley kafa salladı.

Doehring Cowart sözlerinde haklıydı.

Yine de…

Linley Clayde`nin ona karşı savunmaya geçmesini hiç istemiyordu. Eğer Clayde kendini korursa Linley annesinin nerede olduğunu nasıl öğrenecek ya da intikam alacaktı?

“Kapıyı açın! Benim!“ saray görevlisi tiz bir seste bağırdı.

Duyunca Linley çoktan saraya vardıklarını anladı. Kocaman bir canavarmış gibi kapik orada duruyordu. Sadece yarım saatte sayısız vagon saraya girdi ve çıktı.

Bu vagonlardan biri de Linley`e aitti. Başka bir tanesi Bernard`a. Ve bir sürü başka asile.

Sarayın tartışma salonunda…

Kapıda duran iki korumadan başka, huzurda bulunan herkes yüksek asillerdi. Toplamda sekiz kişiydiler. Bunlar Debs klanının lideri Bernard. Kraliyet Bas Magusu Linley. Sol Başbakan Dük Bonalt. Genel Müfettiş Hampton…

“Linley, hoş geldin.“ Bernard sıcak bir şekilde karşıladı.

Orada bulunan herkes hemen selam verdi. Bütün bu asilleri görünce Linley sakinleşti. Görünüşe göre sadece o çağrılmamıştı.

“Lordlar, acaba içinizde Majestelerinin bizi neden çağırdığını bilen var mı?“ Linley hemen sordu.

Dük Bonalt, Sol Başbakan olarak epey bir bilgiye sahipti.

“Büyük ihtimalle bu toplanma Dük Patterson`ın kayboluşu ile alakalı.“ Dük Bonalt sıcak bir gülümsemeyle cevap verdi.

Yan taraftan Bernard hemen sordu, “Lord Dük, Patterson`ın kabybolmasiyla benim ne alakam var? Burayla benim hiç alakam yok.“

“Bugün Majesteleri bütün mahkemeyi çağırmıyor, sadece bir mevzuyu inceliyor. Yoksa niye sadece ben buradayım ama Sağ Başbakan yok veya sadece tek bir Genel Müfettiş var?“ Bonalt olayları iyi kavramıştı.

Bernard kafa salladı ama yine de tedirgin hissediyordu.

Patterson kaybolduğundan beri üstündeki bu huzursuzluk gitmemişti. Debs klanı ile Dük Patterson arasındaki su yeşimi kaçakçılığının ortaya çıkacağından korkuyordu. Eğer bu olay ortaya çıkarsa Debs klanı gerçekten bitmiş demekti.

“Majesteleri vardı!“

Aniden saray görevlisinin tiz sesi yükseldi. Salonun yan kapılarından birinden Clayde içeri yürüdü, öndeki koltuğa gitti ve oturdu. İki saray görevlisi saygıyla yanında bekliyordu.

“Çok yasa majesteleri!“

Bütün asiller eğildi ve bir ağızdan söyledi.

Clayde asillere baktı ve “ Gecenin epey geç bir saatindeyiz. Aslında sizi rahatsız etmek istemezdim ama kardeşim Patterson`ın kayboluşu gerçekten önemli bir olay. Hepinizi buraya çağırmak zorunda kaldim.“

“Majesteleri Dük Patterson kayboluşuyla bizim ne alakamız olduğunu sorabilir miyim?“ Linley hemen sordu.

Orada bulunan sekiz kişi içinde belki de sadece Linley onunla böyle konuşabilirdi. Çünkü huzurda bulunan kişilerin hepsi Clayde`nin emri altındayken Linley Işığın Kilisesine bağlıydı ve sadece görünürde Fenlai Krallığının hizmetçisiydi.

“Linley, ben sadece net bir şekilde bu olayı incelemek istiyorum.“ Clayde gülerek yüksek sesle cevapladı. “Dük`ün kâhyası Lodi`yi getirin.“

Lodi? Dük`ün kâhyası?

Linley ve Bernard`in kalpleri deli gibi atmaya başladı.

Bütün görüşme salonu sessizleşmişti. Herkes Lodi’nin tanıklık etmek için gelmesini bekliyordu. Linley, Bebe omuzlarındayken öylece bekledi.

Bir süre sonra…

Saray korumalarının himayesi altında yeşim saçlı, orta yaşlı bir adam içeri girdi. Şaşkın bakışları ve karışık saçları onu çok narin gösteriyordu.

Bernard tek bakışta adamı tanıdı. Önündeki adam gerçekten de Lodi`idi. Dük Patterson`ın kâhyası.

“Lodi, her şeyi detaylarıyla açıkla.“ Clayde Lodi`ye doğru bağırdı.

Lodi zaten ince ince her şeyi daha önce Clayde`ye anlatmıştı. Bu açıklama acık bir şekilde Linley ve diğerleri içindi. Lodi dürüst bir şekilde, “Majesteleri, Haziranın 18`inde, Debs klanı nişan merasimi düzenlediğinde, Lord Dük`te katılmaya gitti. Fakat merasimden sonra geri gelmedi.“

Clayde soğuk bir şekilde “Tamam Lodi, sen bir kenarda dur.“ dedi.

“Evet, Majesteleri.“ Açık bir şekilde çok korkmuştu ve hemen bir köşeye çekildi.

Clayde sekiz asili bakışlarıyla bir yokladı.

“Araştırmalarıma göre, nişan gecesi Debs klanında en son ayrılanlar sizlersiniz. Sormak istediğim şey ise; aranızda Dük Patterson ile karşılasan var mı?“ Clayde`nin sorusu gayet basitti.

“Ziyafetten hemen sonra Patterson ayrıldı.“ Sol Başbakan gür bir şekilde cevapladı.

Linley`de kafa salladı. “Bende Patterson`ın epey erken ayrıldığını gördüm.“

Konuşmaları dinleyince Clayde gülümseyip kafa salladı ve Lodi`ye döndü. `Lodi devam et.“

“Evet.“ Lodi tekrar konuşmaya başladı. “ O gece Dük Patterson Debs malikânesine gitmeden önce bana çok önemli biriyle buluşacağını söylemişti fakat bu buluşmayı kimse bilmemeliydi. Bu yüzden onun malikâneden ayrılma taklidini yapacak bir ikiz bulmamı istedi. Gercekte Lord Dük malikânede kalacaktı.“

“Lord Dük ayrıca Debs klanının bu buluşma için güvenli, gizli bir yer ayarlayacağını da söyledi.“

Sözleri duyunca Bernards`ın yüzü bir anda bembeyaz oldu.

“Majesteleri! Majesteleri!“

Bernard telaşla, “Bunun benimle bir alakası yok. Lord Dük bana biriyle buluşmak istediğini söyledi, bende reddedemedim ve bir buluşma odası ayarladım.“

“Bernard acele etme. Seni yok yere suçlamayacağım.“ Clayde gülümsedi.

“Teşekkürler, majesteleri.“ Bernard hemen geri çekildi, fakat yüzü hala solgundu.

Clayde dönüp Linley ve diğerlerine baktı. “ Eğer Patterson biriyle görüşecektiyse, bu statüsü olan biri olmalı. Kim olabilir? Bence… bu son ayrılan misafirlerden biriydi.“

Linley kalbinde bir ürperti hissetti.

Dük Bonalt, Kont Juneau, Marki Hampton ve diğerleri şaşkınlıkla Clayde`ye bakıyordu. Şuanda kralın onları niye çağırdığını anlamışlardı.

Majesteleri onlardan şüpheleniyordu!

“Majesteleri, ben kesinlikle onunla buluşmadım.“ Kont Juneau, Marki Hampton ve diğerleri telaşla söyledi.

“Bunlar sadece benim şüphelerim. Maden hiç biriniz suçlanacak bir şey yapmadı. Niye hepiniz bu kadar gerginsiniz? Bakın Linley ne kadar sakin.“

Linley gülümsedi ama hiç ses çıkarmadı.

Clayde önündekilere bakarken içinden tüm gücüyle gülüyordu. “Patterson`ı kimin ortadan kaldırdığı zerre

umurunda değil. Aslında Patterson’ın oluşturduğu bütün gizli bağlantılarını ortadan kaldırdığı için ona teşekkür bile etmek istiyorum.“

Finans Bakanı olarak, Patterson uzun sürede devasa bir bağlantı ağı kurmuştu. Etkisi çok fazlaydı. Krallıkta pek çok sorunun ortaya çıkmasını istemediği için Clayde alelade bir şekilde Patterson`ı araştıramıyordu

Debs klanının da Patterson`ın yanında çalışmak istemesinin nedeni de buydu.

Fakat şuan Patterson ortadan kaybolmuştu. Artık bu ejderlerin lideri yoktu.

Bir şimşek gibi hızlı davranarak, Clayde Patterson`ın kanatlarını kesti ve Patterson`ın bunca zamanda kurduğu bağlantı ağını göçertti.

Patterson`ın önderliği olmadan, bu ortaklar doğal olarak karşı koyduklarında çok kötü bir döneme gireceklerdi. Kral Clayde`den gelen baskılara karşı koymalarına imkan yoktu.

Clayde Linley ve diğerlerine baktı. Kahkaha atarak, “Kardeşim Patterson`ın kayboluşu benim kesinlikle ilgilenmem gereken bir konu. Fakat beni şaşırtan epey şeylerle karşılaştım. Lodi aslında pek çok sır yumurtladı.“

Linley istemsizce Lodi`ye baktı.

“Lodi anlat bakalım.“ Clayde Lodi`ye gülümsedi.

Şuan Clayde inanılmaz memnundu. Kardeşinin ölümü hiç de önemli bir olay değildi. Daha da önemlisi… sonunda Fenlai Krallığındaki bütün güçler artık ona aitti.

Lodi saygıyla söze başladı. “Majesteleri, o gün, Dük Patterson Debs klanındaki düğüne katıldığında, gizemli kişiyle görüşmesinin nedeni Dawson Şirketleriyle yakınlaşmak istemesiydi. Bu yüzden… görüşmeye gittiği kişi kesinlikle Dawson Şirketleriyle bağlantılı olmalı.“

“Dawson Şirketleri?“

Linley şiddetle kalbinin titrediğini hissetti.

“Aranızda kardeşimin neden Dawson Şirketleriyle bağlantı kurmaya çalıştığını bilen var mı?“ Önündeki insanlara bakarken kahkaha attı. “Lodi devam et.“

“Evet.“ Lodi açıkça Clayde tarafından korkutulmuştu, kendine ne söylenmişse onu diyordu. “Bu yıllar boyunca Dük Patterson kendi çıkarı ve bencil arzuları için pek çok kez ülkesine ihanet etti. Özelliklede son bir kaç ayda Debs klanı ile büyük çaplı su yeşimi kaçakçılığına başladı. Bütün krallık tarihimizde bu var olan en geniş çaplı su yeşimi programı.“

“Pat!“

Debs klanının lideri Bernard hemen dizlerinin üstüne çöktü. Dizleri sertçe yere çarptı. Telaşla, “Majesteleri, bana iftira atılıyor. Debs klanımız her zaman işleri açık bir şekilde yapmıştır. Krallığın çıkarlarıyla kesişen bir şey hiç yapmadık. Debs klanımıza iftira atılıyor!“

“İftira?“ Clayde soğuk bir bakış attı.

“Lanseer kardeşleri getirin!“


`Lanseer kardeşler` ismini duyunca Bernard`ın yüzündeki bütün kan çekildi.

Yorum Yap "CD6.13 Ortaya Çıkan Sırlar"