Otto Von Bismark Günceli

CD5.9 – Kaçırma

Eylül 20, 2016


Oturma odasında…

Linley mütevazı bir şekilde “Özürlerimi kabul edin, Direktör Maia. Fakat şu anlık bu heykeli gerçekten satılığa çıkarmak ya da sergiye koymak istemiyorum. Fakat size şunu garanti edebilirim ki, eğer gelecekte bu heykeli satmak ya da sergileme arzusunda olursam, Proulx Galerisinden bana yardım etmesini rica edeceğim.“

Bastonunun üstüne eğilirken, Direktör Maia`nın yüzünde bir gülücük vardı. “Sorun değil. Bu sefer heykelini galeride sergileme isteğim ikinci sırada geliyor. Gelişimin ana sebebi trilyon yılda bir gelen bu dahi heykeltıraşı görmek.“

Tam bu sırada otelin yöneticisi de gelmişti.

Nazikçe Direktör Maia`ya gülümsedi ve Linley ile Yale`e döndü. “Genç efendi Yale, genç efendi Linley, Rhine İmparatorluğunun temsilcileri şuan otelin dışında bulunuyor. Genç efendi Linley ile görüşmeyi arzu ediyorlar.“

“Haha.“ Direktör Maia kahkaha atarak ayağa kalktı. “Linley, görünüşe göre bu günlerde epey meşgulsün. Seni daha fazla rahatsız etmeyeyim. Ben ayrılıyorum.“

Konuşurken, Direktör Maia hizmetçilerini otelin dışına yönlendirdi.

Linley otel yöneticisine dönerek, “Lütfen onları atlatmakta bana yardımcı olun. Şuan Dört Büyük İmparatorluk ve Kara İttifak’ın temsilcileriyle görüşmek istemiyorum.“ Linley acık acık onunla görüşmeye gelen herkesi reddetti. Çok iyi biliyordu ki Dört Büyük İmparatorluk ya da Kara İttifakla görüşürse bu Işığın Kilisesinde çok büyük memnuniyetsizliğe neden olacaktı.

Sonuçta, onlarla görüşüp sonucunda reddetse bile, Işığın Kilisesi görüşmede hiç temsilcisi olmadığı için şüphelenecekti.

Ayrıca Işığın Kilisesi Yulan Kıtası boyunca dehşet bir güce sahipti. Dört Büyük İmparatorluktan hiç de aşağı kalmıyordu. Linley`nin Dört Büyük İmparatorluğa veya Kara İttifak’a katılmasana gerek yoktu.

………..

Üç gün sonra…

Linley ve Yale, bir vagonda Fenlai Şehrine doğru gidiyordu. George ve Reynolds Enstitüde kalmıştı.

“Üçüncü kardeş. Gerçekten zekisin. Son iki üç gündür sürekli senle görüşmeye çalışıp durdular.“ Yale kahkaha attı. Kutsal birliğin içinden Linley ile görüşmeye gelen insanların hepsi kendi organizasyonlarında belli yetkilere sahipti.

Fakat bu insanların hiç biri önemli bir figür değildi. Sonuçta on yedi yaşında birinin dual element yedinci seviye olduğu haberinin Dört Büyük İmparatorluğa ve Kara İttifak’a varması epey zaman almıştı. Basit bir şekilde aradaki mesafe çok fazlaydı. Bütün bu Linley ile görüşmeyi deneyen kişiler kendi yetkilerini kullanarak bunu denemişti.

Maalesef ki hepsi Linley`nin emriyle kapıda engellenmişti.

“Yale, benim klanımın yadigârını elinde tutan aile, Lucas klanı… Eğer geri almayı denersem gerçekten o kadar zor mu olacak?“ Linley`nin Fenlai şehrine gidiş amacı bu konuyla ilgilenmekti.

Yale kafa salladı. “Doğru. Başta sana haberi erken vermek için acele ettim, klana düzgün bakmadım. Fakat simdi fark ettim ki bu Lucas klanı epey sıra dışı bir klan.“

Linley`nin ata yadigârını yüzlerce yıl önce satın alabilmiş bir klan, yeni veya küçük bir klan olamazdı.

“Lucas klanda epey eski bir klan. Bin yıla yakın bir tarihi var. Bütün Fenlai Krallığında servetleri orta derece sayılır fakat asiller arasındaki etki olarak gayet güçlüler. Daha da önemlisi… klan lideri Lucas inanılmaz inatçı bir yaşlı adam ve ciddi bir koleksiyoner. O yadigâr, ilk Ejderkan Savaşçısının silahıydı. En son bir Ejderkan Savaşçısı ortaya çıkalı bin yıldan çok olmuş olsa da, o silah hala epey özel bir parça. Ayrıca, silah en az bir kaç yüz bin altın para eder.“

“Fakat bu kadar paran olsa bile, klan liderinin inatçı kişiliğine bakılırsa, onu alman yine zor olacak.“

Yale konuşurken iç çekiyordu.

Sadece parayla ikna edemeyeceğiniz insanlar vardı, bu da onlardan biriydi.

“Linley, eğer İkinci Amcam bir el atarsa, bir iki bağlantıyla, o yaşlı keçiye biraz baskı yapabiliriz. Daha sonra işlerimiz aşırı kolaylaşır.“

Linley Yale`in iyi niyetle konuştuğunu biliyordu. Fakat gerçekten hiç yardım almak istemiyordu.

“İzin ver önce ben bir deneyeyim. Eğer gerçekten ikna edemezsem, sonra ana sorarım.“

Linley bir titreme hissetti. Biraz sonra Bebe yandan kafasını dışarı çıkardı. Uykulu gözlerle Linley ve Yale`e baktı. Zihin yoluyla “Patron, bu vagon ne kadar yavaş. Onca zamandır uyuyorum fakat hala Fenlai Şehrine varamadık mı?“

Linley Bebe`yi kucağına aldı, “Sabırsızlanma, yakında orda oluruz.“

Aniden…

“Aaaah!” Acı dolu bir çiğlik duyuldu. Vagon aniden durdu.

Linley ve Yale vagonun sallandığını hissetti. Yale`in yüz ifadesi değişti. “Bu hiç iyi değil.“

“Genç efendi Linley ve Yale`i dışarı gelir misiniz.“ Dışarıdan sert bir ses yükselti.

Linley ve Yale birbirlerine baktılar. Düşmanlarının hiç fark edilmeden onların etrafını çevirip durdurması çok acık bir şekilde güçlü olduklarını gösteriyordu. Direnmeden dışarı çıktılar.

Su anda iki yedinci seviye koruma kanlar içinde yerde yatıyordu. Vagonun şoförü bile ölmüştü. Yedinci seviye savaşçıların hiç karşılık veremeden ölmesi de düşmanın gücünü gösteren başka bir delildi.



“Genç efendiler, kötü niyetle gelmedik. Sadece Linley`i biraz misafirimiz olması için çağırıyoruz. Size gelince genç efendi Yale, herhangi bir zarar verme amacımız yok.“ Çok uzak olmayan bir yerde yeşilli siyahlı üç adam duruyordu. Konuşan kişi bıçak yaralarıyla dolu liderleriydi.

Yale aslında yedinci seviye korumalarının ölmesine aşırı sinirlenmişti ama dış görünüşte bunu hiç göstermiyordu. Sonuçta rakiplerinin gücünü görmüştü.

Yaralı adam Linley`e doğru güldü ve “Linley, karşı koymayı deneme. Adamlarım kolayca seni yakalayabilir. Şuan tek yapabileceğin şey usluca bizi takip etmek. Kabul mü? Yoksa güç mü kullanalım?“

Linley Yale`e bir bakış attı. Onun başına bir bela açmak istemiyordu.

Yale telaş içinde “Üçüncü kardeş, gitme onlarla.“ dedi.

İçinden Linley bu dövüşçülerin Kara İttifak’a ya da Dört Büyük İmparatorluktan birine ait olduklarını tahmin edebiliyordu. Güçlerine bakılırsa, o ve Bebe bütün güçleriyle karşı koysa bile, muhtemelen yeterli olmayacaktı. Dahası bu adamların amacı onu saflarına katmaktı. Bu yüzden çok ileri gidip ona zarar vermeyeceklerdi.

“Pekâlâ, geliyorum.“

Bıçak yaralarıyla dolu adam biraz kıkırdadı. “Bak bu iyi işte. Genç efendi Yale, umuyoruz ki burada olanları unutursunuz.“ Konuşurken yanındaki adamlara bir bakış attı ve iki adam hızla Linley`e doğru atıldı.

“Gidelim.“

…….

Bebe elinde, Linley grupla beraber, yanında iki adam güneydoğuya doğru yöneldiler.

“Patron, hadi şu ikisini indirelim. Etrafındaki bu ikisini indirmemiz zor olmaz. Fakat şu yara dolu adam… tam emin değilim.“ Bebe zihin yoluyla Linley ile konuşuyordu.

Linley Bebe`nin hislerinin inanılmaz keskin olduğunu biliyordu.

Kendisi de yanındaki adamların büyük ihtimalle sekizinci seviye olduğunu tahmin ediyordu. Ve bıçak yaralı adam da büyük ihtimalle dokuzuncu seviyeydi. Bir dokuzuncu seviye ile iki tane sekizinci seviye savaşçı yollayabilen bir organizasyon sıradan olmamalıydı.

“Bebe, acele etme.“

“Bu adamlar hangi cehennemden fırladı acaba?“ Linley çaresiz durumdaydı.

Doehring Cowart yanında ortaya çıktı. Kıkırdayarak Linley`e baktı. “Şuan statün geçmişten farklı. Doğal olarak bundan sonra karşılaştığın dövüşçüler yüksek seviyede olacaklar. Sana zaten söylemiştim; yedinci seviyeye ulaşınca sayısız güçlü savaşçının arasına girmiş olacaksın. Dört Büyük İmparatorluğun her birinde belki de bir kaç tane aziz seviye savaşçı olabilir ama en az bir kaç düzine dokuzuncu seviye savaşçı vardır. Bir tanesini senle ilgilenmesi için yollamak fazla büyük bir olay değil.“

Bir imparatorluk veya önemli birlik yüzlerce milyon vatandaşa sahipti.

Her birinin bir kaç düzine dokuzuncu seviye savaşçıya sahip olması demek, her on milyonda bir dokuzuncu seviye savaşçı olması demekti. Dürüst olmak gerekirse dokuzuncu seviye savaşçı hala nadir bir dövüşçüydü.

“Nereye gidiyoruz acaba?“ Linley sorgular şekilde Doehring Cowart`a baktı.

“Eğer tahminim doğruysa, bunlar Kara İttifak’a bağlı olmalılar. Büyük ihtimalle ilk olarak Büyülü Yaratık Sıradağlarına ulaşmaya çalışıyorlar. Sonra yönlerini direkt güneye, Kara İttifak’a çevirecekler.“ Doehring Cowart kendinden emin bir şekilde cevapladı.

Linley biraz düşündü ve sonra o da kabul etti.

Dört Büyük İmparatorluk da, Kara İttifak da diğer bölgelerin hepsinde bazı askeri güçler bulunduruyordu fakat Büyülü Yaratık Sıradağlarında böyle bir şey yoktu. Sonuçta çoğu büyülü yaratık için normal askerler yiyecek kaynağından başka bir sey değildi.

Sıradan bir asker için Büyülü Yaratık Sıradağları inanılmaz tehlikeli bir yerdi.

Fakat ya bir dokuz ve iki sekizinci seviye savaşçı için? Geçilmesi hiçte zor olmayan bir yol olacaktı. Bu üçü merkez bölgelere girmediği sürece tehlikeli olmaması gerekirdi.

…..

Az önce hengâmenin olduğu yerde Yale durmuş cesetlere bakıyordu. Derin bir iç çekti ve Fenlai Şehrine doğru gitmeye başladı. Fakat tam o ayrıldığında siyahlı bir adam ortaya çıktı. Siyahlı adam Linley`nin götürüldüğü yöne doğru baktı ve hemen kıyafetlerinden dikey siyah bir flüt çıkardı.

Flüt tuhaf kulak tırmalayıcı bir ses yaymaya başladı.

Aşırı tuhaf bir sesti. Eğer dört ayrı yönde duran dört adam bunu duysaydı, Fenlai Şehri yönünde duran diğer yönlerde duranlardan bin kat daha yüksek duyardı.

Flüt sanki tüm sesi tek bir yöne doğru yolluyordu ve sanki sesten değil de emsalsiz bir çeşit titreşimlerden gücünü alıyordu.

….

Linley Bebe ile beraber itaatkâr bir şekilde adamları izledi. Bıçak yaralı adam bu durumdan gayet memnundu.

“Huh.“ Bıçak yaralı adam aniden Linley`nin yanına çekildi ve soğuk bir şekilde etrafına baktı. “Cıkın ortaya!“

Anında, siyahlar içinde altı adam ortaya çıktı. Bıçak yaralı adam bu altı kişiyi hiç umursamıyor gibiydi ve hala uzaktan gelmekte olan iki adama bakıyordu. Adamlardan biri siyah elbiseler içindeydi diğeriyse çuval bezinden yapılma bir elbise giyiyordu.

“Linley, Kutsal Birliğimizin bir üyesi. Sense Kara İttifak’ın bir Yargıcı olarak bizim üyelerimizden birini kaçırmaya nasıl cesaret edersin? Sence de biraz ileri gitmedin mi?“ Siyahlar içindeki adamın buz gibi bakışları vardı.

Yaralarla dolu adam biraz güldü. “Senin bizzat ilgini çekeceğini hiç düşünmemiştim, Yargıç Vekili. Hatta bir Derviş bile davet etmişsin. Üstüne pek çok da İnfazcı Yargıç. Görünüşe göre gerçekten de bu Linley`e çok değer veriyorsunuz.“

Bıçak yaralı adam düşmanının gücünden gayet emindi ama hiç korkmuş gibi durmuyordu.

“Bütün istediğim Linley`e Kara İttifakta biraz eğlenmek için çağırmaktı. Fakat mademki siz hepiniz bunu engellemeye geldiniz, unut gitsin.“ Siyah elbiseli adama bakarak konuşmasına devam etti, “Yargıç Vekili, seninle bir anlaşma yapalım. Ben Linley`i bırakayım sende iki adamıma dokunma. Ne dersin?“

Siyahlı adam önündekinin Kara İttifak’ın bir Yargıcı olduğunu gayet iyi biliyordu. Kendisi tarafından bile öldürülmesi çok zor olacaktı, inanılmaz güçlü biriydi. Fakat bu sefer Işığın Kilisesinin bir Dervişini bile çağırmıştı. Düşmanını öldürmek zor olmayacaktı.

Fakat… Linley düşmanın elindeydi.

“Peki, kendi onurum üstüne söz veriyorum, sen ve adamların ayrılmakta serbest. Fakat Linley`i bırakmak zorundasın.“ Siyahlı adam da şuan önemli bir savaşa girmek istemiyordu.

“Peki, o zaman biz ayrılıyoruz.“

Bıçak yaralı adam hemen dönüp ayrıldı, ayrılırken de Linley`e “Linley, eğer boş zamanın ve fırsatın olursa, istediğin zaman Kara İttifak’ı ziyarete gelebilirsin. Haha… Kara İttifakımız seni her zaman hoş karşılayacaktır.“ dedi.

Sözleri bitince o ve adamları bir anda yüksek hızlara çıkarak bulanıklaştılar.


…………………

Yorum Yap "CD5.9 – Kaçırma"