Tankların Tarihi Günceli

CD5.8 – Yulan Kıtasının Üst Sınıfları

Eylül 20, 2016


Huadeli Otelinin resmi karşılama alanında, ana salonda Işığın Kilisesine bağlı iki tane yedinci seviye şövalye yan yana duruyordu. Linley ve diğer üçü ise başka bir kapıdan alana giriyordu. Ayna gibi parlatılmış pürüzsüz zeminden çıkan ayak sesleri etrafta yankılanıyordu.

Linley, Yale ve diğerleri karşılama alanına girince, zaten orada olan yedi kişi dönüp onlara baktılar.

“Bir Kardinal, üç Papaz yardımcısı ve üç tane Işığın Kilisesine ait şövalye.“ Linley bir bakışta kimin statüsü ne anlamıştı ve ayrıca bu yedi kişinin gayet güçlü olduğunu da hissedebiliyordu. Linley`nin bilgilerine göre…

Işığın Kilisesinde, Kardinal `in konumu Kutsal İmparatordan hemen sonra geliyordu. Kardinal olmak için sadece yeterince üne sahip olmak yetmiyordu. Ayni zamanda da dokuzuncu seviye Arch Magus da olmak zorundaydınız.

“ Bir Arch Magus?“ Linley elinde olmadan önündeki kardinali dikkatle incelemeye başladı.

Orta yaşlı, sık, kıvırcık sacları olan bir adamdı. Yüksek, keskin bir burnu sahipti ve yüzünde hafif bir gülümseme vardı. Epey sıcakkanlı bir insan gibi görünüyordu.

“Merhaba Linley. Ve sen, genç Yale.“ Kardinal gülümseyerek ayağa kalktı. “İzin verin kısa bir tanıtım yapayım. Bu üç Papaz benim asistanlarım ve bu üç Şövalye de Işığın Kilisesinin Şövalyesin, `Zafer` birliğine bağlı. Kumandan Marcus ve yardımcı komutanları. Bana gelirsek… Guillermo diyebilirsiniz.“

Kardinal Guillermo.

Linley önceden Kutsal Birliğin toplamda sekiz tane birinci sınıf şövalye alayına sahip olduğunu duymuştu. Bunlardan bir tanesi `Zafer` alayıydı. Bu birinci sınıf alaylardan her biri inanılmaz güçlüydü ve şaşırtıcı saldırı yeteneklerine sahiplerdi.

“Lord Guillermo, Lord Marcus. Şuan huzurda bulunan bütün lordlar. Neden geldiğinizi öğrenebilir miyim?“ Linley tevazu ile sorarken bir yandan da gözleriyle Marcus`u süzüyordu.

Marcus gerçekten güçlü görünümlü, kel biriydi. Orada otururken sanki hiç bir gücün yerinden oynatamayacağı bir dağ gibiydi. Işığın Kilisesinden gelen bu yedi kişilik temsil grubundan, Marcus ve Guillermo en yüksek yetkiye sahip kişilerdi. Marcus Sekiz As Alaydan birinin komutanı olarak Guillermo`dan muhtemelen çokta zayıf değildi. Kişisel statüsü de aşağı yukarı aynı sevideydi.

Marcus dudaklarını oynattı ve ağır, derin bir ses yankılandı. “Guillermo Kutsal Birliğimizin inanılmaz bir dahi çıkardığını söylüyor. On yedi yaşında yedinci seviye dual­element bir magusmuş. Bu dâhinin neye benzediğini cok merak etmiştim. Bu gün bizzat kendim görme şansı buldum… haha.. tam da görmek istediğim gibi.“

Marcus kendi tecrübelerine dayanarak, doğal olarak tek bakışta Linley`nin ayni zamanda bir savaşçı olduğunu söyleyebilirdi.

“Genç, savaşçı seviyen kaçta?“ Marcus direkt sordu.

Guillermo ses çıkarmadan oturuyordu. Marcus`un sözünü kesişenden hiç rahatsız olmuş gibi görünmüyordu.

Linley mütevazı bir şekilde, “Bu yıl, bir savaşçı olarak altıncı seviyeye vardım.“

“Oh.“ Marcus`un gözleri sonuna kadar acildi. “On yedi yaşında altıncı seviye bir savaşçı. Bu zaten yeterince etkileyici. Ben nadiren insanlara hayranlık duyarım fakat kabul etmeliyim ki sen kesinlikle bir dâhisin. Sadece inanılmaz yetenekli bir büyücü değil ayni zamanda harka bir savaşçısın.“

Linley alçak sesle biraz güldü.

Marcus`un iki tarafında oturmuş şövalyelerin yüzünde bir şaşkınlık vardı.

Guillermo biraz gülerek, “Yeter bu kadar Marcus. Evet, Linley`nin on yedi yaşında altıncı seviye savaşçı olması baya etkileyici ama dürüst olalım, arasak neredeyse her akademide böyle bir iki kişi buluruz. Gerçek değeri hala büyücülükteki yeteneğinde yatıyor.“

Savaşçılık eğitimi büyücülük eğitiminden sonuçta daha kolaydı.

Çocukluktan beri sıkı çalışıp, savaş qi`sini geliştirmiş kişilerin on yedi yaşında altıncı seviye olmaları zor değildi.

“Linley, Kutsal Birliğinin bir üyesinin böyle hayret verici yeteneğe sahip olması, beni Işığın Kilisesinin bir Kardinali olarak gerçekten inanılmaz gururlandırdı. Kutsal Birliğe katılmayı hiç düşündün mü diye sormak istiyorum? Sanırım, doğal yeteneğine bakarak, eğer katılırsan anında Işığın Kilisesinin Papazı unvanını alabilirsin. Gelecekte Kardinal olman bile sorun olmaz.“ Guillermo teklifini direk masaya koymuştu.

Tarihteki iki numaralı süper dahi. %90 dan fazla şansla Linley Aziz seviye Grand Magus olacaktı. %10 şans hala duruyordu, çünkü zihinsel bir geri tepme yasama şansı vardı ve bu yüzden Linley eğitimini bırakabilirdi.

Potansiyel bir Aziz­seviye dövüşçü! Linley sıkı çalışmayı bıraksa bile dokuzuncu seviye Arch Magus garantiydi. Böyle bir yeteneği kendi saflarına çekmek zorundaydılar.

“Lord Guillermo, benim için bu haberler çok ani oldu.“ Linley yüzünde mütevazı bir gülücükle, “Ben sadece on yedi yaşındaydım. Bu olaylara çok kafa yormadım. Yüksek dereceler ve harika güçler aynı zamanda ağır sorumluluklarda getirir ki şuan almaktan korkuyorum. Bir kaç yıl bekleyebilir miyim?“

Linley reddediyordu.

Guillermo ise somurtmaya başladı.

Gelecekte Aziz seviye olacak böyle bir dâhiyi kendi saflarına çekemeseler bile, düşmanlarının onu ele geçirmesine izin veremezlerdi.

“Linley, biliyorum daha çok gençsin fakat Kutsal Birliğin üyesi bir dâhisin. Ve bir dahi olarak yarattığın bu etki yüzünden üstüne binecek yüklerin farkında olmalısın, bunları reddetmek yerine kabul etmelisin.“ Guillermo nazikçe ikazda bulundu.

“Ek olarak, benim direkt yönetimim altında Papaz bile olabilirsin. İstediğin her şeyi yapabilme özgürlüğün olacağını garanti edebilirim. Tabi Işığın Kilisesinin çıkarlarına aykırı hareket etmediğin sürece. Kesinlikle özgürlüğüne müdahale olmayacak. Bu kadarı yeterli mi?“

“Ek olarak Kutsal Birlikteki herhangi bir krallığa katılabilirsin ve bir Düklük alacağını da garanti edebilirim.“ Guillermo gerçekten de içten bir tavırla hareket ediyordu.

Linley bir süre sessiz kaldı.

Guillermo`nun üç Papazı da somurtmaya başladı ama Guillermo yüzünde bir gülücük, umutla Linley`e bakmaya devam etti.

Sadece bu bakış bile onu reddetmeyi zorlaştırıyordu.

Linley`nin yanındaki Yale, Reynolds veya George`dan da ses çıkmıyordu. Böyle bir durumda Yale bile ses çıkarmaya cesaret edemiyordu. Önlerinde Işığın Kilisesinden bir Kardinal vardı.

Kutsal Birlikteki hiyerarşiyi bir piramit gibi düşünürsek, Kardinaller tam zirvedeydi. Güçleri herhangi bir kraldan fazlaydı ve Yale`in babası bile onlarla karşılaştırılamazdı. Nasıl olurda, ticari birlikten genç bir efendi buna karışabilirdi ki?

Linley durmadan düşünmeye devam ediyordu, Doehring Cowart Linley`e odaya girdiklerinden beri tavsiye vermeye başlamıştı.

Dört Büyük İmparatorluk ve iki önemli birlik sürekli mücadele içindeydi ve öne geçmek için çok katı, zalim yollar kullanıyorlardı. `Eğer ben sahip olamıyorsam, düşmanımda olmamalı.` Bu epey yaygın bir bakış açısıydı.

“Lord Guillermo.“ Linley sonunda konuştu.

Guillermo`nun gözleri bir anda parladı. “Karar verdin mi?“

Linley kafasını salladı. “Lord Guillermo, ben Fenlai Krallığında doğdum büyüdüm, doğal olarak Kutsal Birliğin bir üyesiyim. Kutsal Birlik bana arkasını dönmediği surece ona ihanet etmeyeceğimin de garantisini verebilirim. Kim olursa olsun herhangi bir yabancı güce katılmayacağım.“

“Ne demek istiyorsun?“ Guillermo kafasında bir soru işareti Linley`e bakıyordu.

“Demek istediğim, acele bir karar almak istemiyorum. Babamla bu konuyu tartışmama izin verin. Sonra size tercihimi söyleyebilirim. Size garanti edebilirim ki… Dört Büyük Krallığa ya da Kara İttifak’a katılmayacağım.“

Guillermo gülerek, “Haklısın. Böyle önemli bir kararı babanla tartışmalısın. Cevabini bekleyeceğim.“

Konuşurken Guillermo ayağa kalktı. Yanındaki üç Papaz, Marcus ve komutanlarda hemen onu takip etti. “Mademki bir karara vardık, o zaman artık rahatsız etmeyelim. Işığın Kilisesinin samimiyeti doğru ve gerçektir. Bizim sabrımızda onun gibi olmalı. Sadece umuyorum ki bizi kararın için on, yirmi yıl beklemek zorunda bırakmazsın. Haha…“ Konuşurken gülmeye başladı.

Linley ve diğer üçü de ayağa kalktı. Guillermo ve diğerlerinin ayrılısını izlediler.

Ancak herkes gittikten sonra Linley ve biraderleri sakinleşebildi.

“Phew. Ölümüne korktum. Sesli nefes almaya bile cesaret edemedim.“ Reynolds derin bir ic çekti.

George da ayni durumdaydı, “Kardinal bize karşı çok arkadaşça davranmış olsa da, kalbimi bir türlü sakinleştiremedim.“

Yale kahkaha atmaya başladı. “Doğal bunlar. Adam Kardinal. Bütün Kutsal Birlikteki en güçlü kişilerden biri. Üçüncü kardeş, ne düşünüyorsun? Işığın Kilisesini atlatmak o kadar kolay değil. Sonuçta Kutsal Birliğin kontrolü altında olan bir yerde yaşıyoruz.“

“Acelesi yok. Başkalarının gücünü gördüğünde kendi gücünü de bilmelisin. Onlarla karşılaşamasam da, eğer bu beş rakip gruptan birine girmezsem Işığın Kilisesi bana karşı harekete geçmeyecektir. Sonuçta babamla tartışacağımı söyledim. Babamla konuşmaya gitmediğim surece bunu epey bir uzatabilirim değil mi?“

Konuşması bittiğinde Linley Yale`e döndü. “Yale senden bir şey rica edebilir miyim?“

“Neymiş?“

Linley alçak bir sesle, “Bunu söylemeye utanıyorum ama atalarımızın yadigârlarından biri, Baruch klanının ilk liderinin kılıcı, `Slaughterer`, Fenlai Krallığında, büyük klanlardan birinin elinde olması lazım. Umuyorum ki kimin elinde olduğunu araştırmam konusunda bana yardım edersin.“

“Ataların yadigârı? Bak bunu kesinlikle bulmamız lazım. Hatta Üçüncü kardeş, senin için direk almamı ister misin?“

Linley bir kahkaha attı. “Patron Yale, eğer nerede olduğunu bulmamda bana yardım edersen, bu yeterde artar bile. Dahası para şuan benim için önemli değil.“ Linley doğası gereği diğerlerine borçlu olmaktan nefret ediyordu.

……

İki gün sonra, sabahın erken saatleri…

Linley`nin odasının bir kısmı bir tabaka toprak renkli ışıkla kaplıydı. Bu ışık çok fazla alan kaplamıyordu, belki de sadece iki üç metre civarı bir çemberdi. Bu alana giren herkes korkunç bir yer çekimi gücü hissederdi.

Toprak­stili büyü – Süper Yerçekimi Alanı!

Yedinci seviyeye ulaşmış bir büyücü olarak, Linley`nin şu anki Süper Yerçekimi Alanı öncekinden çok daha güçlüydü. Çemberin içindeki yer çekimi normalin dört katıydı. Dört kat yer çekimi altındayken, vücudunu bir kenara bırakın bir kişinin kanını taşıyan damarları bile bundan zarar görürdü.

Linley bu büyüye karşı koymak için herhangi bir başka toprak büyüsü kullanmıyordu. Sadece kendi vücudunu kullanarak yer çekiminin kuvvetine karşı koymaya çalışıyordu. Şu anda, amuda kalkmış, parmaklarının ucunda duruyordu. Sürekli parmak ve bilek gücünü geliştiriyordu.

“…725. 726.“

“Pat. Pat.“ Linley`nin kafasından aşağı terler su gibi akıyordu.

Odanın kapısı aniden açıldı ve Yale heyecanla içeri koştu. “Hey, Üçüncü kardeş, `Slaughterer` ile ilgili haberlerim var.“ Yale konuşurken kazara Süper Yerçekimi Alanına girdi.

“Yale!“ Linley yeri avuçlayarak anında vücudunu döndürdü ve Yale`i alanın dışına çekti.

“Huff… hufff…“ Yale zorla nefes alıyordu. Şaşkın bir şekilde Linley`e baktı. “Üçüncü kardeş, yatak odanda Süper Yerçekimi Alanı mı oluşturdun? İçine girdim. Ne kadar korkunç bir duygu. Sanki kalbim duracak gibi hissettim.“

Neyse ki alanda harcadığı zaman çok azdı. Yoksa Yale`nin vücudu kötü etkilere maruz kalabilirdi.

“Doğru, Patron Yale, `Slaughterer` diyordun?“ Linley`nin bütün dikkati oraya takılmıştı. Babasının bütün hayati boyunca en büyük arzularından biri, beş bin yıl önceden kalma bu ataların yadigârını geri almaktı.

Yale hafifçe kafa salladı. “Daha yeni haberini aldım, `Slaughterer` Fenlai şehrinde büyük bir klanın elindeymiş. Klanın ismi… uh…“ Yale biraz somurttu. Klanın ismini hatırlayamıyordu.

Kapıda Reynolds`un sesi duyuldu. “Üçüncü kardeş, Patron Yale, Direktör Maia bizzat kendisi yine gelmiş.“


……………..

Yorum Yap "CD5.8 – Yulan Kıtasının Üst Sınıfları"