Otto Von Bismark Günceli

CD5.14 – Açık Artırma

Eylül 20, 2016


Debs Klanında, Bernard`ın özel okuma odasında…

“Ne? Başarısız mı oldun?“ Bernard kırmızı elbiseler içindeki kadına baktı. “Madem başarısız oldun, yeniden denemeye niye devam etmedin? Ne zamandan beri Bloodrose organizasyonu bu kadar kolay pes ediyor?“

Bernard bu durumdan inanılmaz hoşnutsuzdu.

Saber organizasyonundan yardım istemeye gittiğinde geri çevirmişlerdi. Bloodrose organizasyonu kabul etmişti ancak sadece heykeli yıkma görevini almıştı. Linley`i öldürme görevi için istedikleri para o kadar yüksekti ki Kardinal öldürme göreviyle aynı seviyedeydi. Böyle bir fiyatı Debs klanının ödemesine imkân yoktu.

Linley`i öldürmek Işığın Kilisesiyle Dawson Şirketlerini aynı anda karşısına almaları anlamına geldiğini söylüyorlardı.

Dahası…

Su anda Linley bir Büyük­usta heykeltıraştı. Usta heykeltıraşların hepsi yüksek sosyal statülere sahipti ve pek çok güçlü insan usta heykeltıraşlara saygı duyardı. Linley`i öldürmek, bir usta heykeltıraşı öldürmek demekti, buda heykelleri seven kişilerin tamamının nefretini Bloodrose organizasyonuna çekecekti.

Bu yüzden Linley`i öldürmenin bedeli Kardinal`i öldürmekle aynıydı.

Kırmızı elbiseli kadın soğuk bir yüzle; “Bu görevi artık sürdürmek istemiyoruz. Bize verdiğin parayı geri iade edeceğiz.“

“Nedenini öğrenebilir miyim?“ Bernard`ın neler olduğu hakkında hiç bir fikri yoktu.

Bir heykelin yıkılması bu kadar zor olmamalıydı. Tek bir kez başarısız olduktan sonra nasıl pes ederlerdi?

“Eğer sana nedenini söylersek bize verdiğin paranın geri verilmesi söz konusu olmaz. Kabul ediyor musun?“

Bir suikastçı birliği olarak ayni zamanda da bilgi simsarlığı yapıyorlardı yani bilgide satıyorlardı.

“Kabul!“ Debs klanının lideri olarak Bernard cömert davranabilirdi.

Kırmızılı kadın yumuşak bir sesle “Sana şunu söyleyebilirim ki, Rüyadan Uyanış heykelinin hayranları arasında organizasyonumuzun kesinlikle kızdırmak istemediği bir adamda var. Ayrıca bu kişi sizin Debs klanınızın da karşısına alabileceği biri değil.“

“Pekâlâ. Raporum tamamlandı.“ Bir gülücükle kırmızılı kadın hemen ayrıldı.

Bernard inanılmaz kızmış durumdaydı.

Bu kadın Bloodrose organizasyonun kızdırmak istemediği kişinin kimliğini bile vermek istemiyordu. Fakat Bernard bir şeyi anlamıştı: Bloodrose organizasyonunu bile endişelendirebilecek biri kesinlikle inanılmaz biri olmalıydı. Böyle bir kişinin bilgilerini istemek de kesinlikle inanılmaz pahalı olacaktı.

……

Yulan Takviminde 9999 yılı. 21 Nisan. Proulx Galerisinin açık artırma salonunda.

Salon üç seviyeye ayrılmıştı. İlk seviyede sıradan koltuklar vardı. İkinci seviye önemli asiller ve inanılmaz zengin insanlar için kişisel kabinlere ayrılmıştı Bu kabinlere giriş ücreti dudak uçuklatıyordu. Üçüncü seviye ise gerçekten süslü tek bir geniş salondan oluşuyordu.

Şu anda birinci seviyedeki yüzlerce koltuk fiyatları 100 altın olmasına rağmen dolmuştu bile. İkinci seviyedeki ondan fazla özel kabinin fiyatları ise yerlerine göre bin altın ile on bin altın arasında değişiyordu.

Fakat üçüncü seviye? Bu kısım kesinlikle halka açık değildi.

Rüyadan Uyanış heykelinin ünü inanılmaz yankılanmış durumdaydı. Salondaki insanların bazıları Yulan kıtasının en zengin ailelerinden geliyordu. Fakat tam da çok az koltuk, çok fazla asil olması nedeniyle yüz altın olması gereken koltuklar karaborsacılar tarafından saçma fiyatlara satılmıştı.

Debs klanı yerel bir klan olarak Proulx Galerisiyle olan ilişkileri sayesinde en zayıfta olsa özel kabinlerden bir tanesini almayı başarmıştı.

Gerçekte, Debs klanını saymazsak ikinci seviyedeki klanlar Yulan kıtasının en zengin ve ünlü klanları arasındaydı. Debs klanından çok daha güçlüydüler… Örneğin Dawson klanı. Onlar bile ikinci seviyede yerini almıştı. Fakat Dawson klanının buradaki temsilcileri direk varisler arasında yer almıyordu.

“Alice, yürümeye devam et.“

Debs klanından altı kişi gelmişti. Alice, Kalan ve Kalan`ın annesinin arasında yürüyordu. Kafasında ise kafasını kapatan bir şapka vardı.

Hızla altı kişi ikinci seviyeye çıktı.

İkinci seviyenin salonundaki kişileri görünce, Bernard hemen nazik bir şekilde herkesi selamlamaya başladı. Burada su an Debs klanı hiçbir şeydi. Yale`inde bir seferinde dediği gibi `Küçük bir klan`.

Gerçekten de bütün Yulan üstündeki etkisi olan bu klanlar için sadece bir krallıkta sınırlı kalmış bir aile hiçbir şeydi.

Debs klanından altı kişi kabinlerine girdiler.

Kalan kendi kendine konuşuyordu.“Benim Debs klanımın da bunlar gibi olacağı bir gün gelecek. Hayır! Biz daha da güçlü olacağız.“

Debs klanı için bu seyahatin başarısızlıkla sonuçlanması bir seçenek değildi.

Ne olursa olsun bu heykel dışardan birinin malikânesinde duracağına kendi ailelerin malikânesinde durmalıydı. Sonuçta Haziran`da Kalan Alice ile nişanlanacaktı ve ondan sonrada herkes Alice`i Debs klanının bir üyesi olarak tanıyacaktı. Başarısızlık onlar için bir seçenek olmasa da, başarmaları için gereken finansal güçte tam bir muammaydı.

“Büyük kardeş Kalan.“ Alice Kalan`ın yanındaki sandalyeye oturdu.

Bu kadar güçlü klanın olduğu bir yerde Alice kendini kısıtlanmış, baskı altında hissetmişti. Debs klanının bile küçük görüldüğü bir yerde Alice ve onun klanı ne derece önemi olabilirdi ki.

“Endişelenme. Kabinin içinde seni kimse göremez. Linley gerçekten çok ileri gitti. Bunu bile…“` Kalan ne zaman Rüyadan Uyanış heykelini düşünse sinirden patlıyordu. Heykelden azıcık anlayan herkes bu heykele bakınca Linley ile Alice’in bir romantik ilişki yaşadığını anlayabilirdi.

Sonuçta bir süre gerçek bir aşk yaşamasalardı Linley nasıl böyle ilahi bir heykel yapabilirdi?

Eğer Kalan Alice ile evlenirse muhtemelen bir sürü kişi Linley ile Alice`in ilişkisi hakkında gizlice dedikodu yapacaktı. Kalan`ın statüsünde biri nasıl bunları kaldırabilirdi?

……

Salonun üçüncü seviyesinde…

İçerde sadece dört kişi vardı, Proulx Galerisinin Yönetim Kurulu Başkanı Maia, Austoni, Linley ve Yale.

“Haha. Direktör Maia, hangisi Linley?“ Hayat dolu, gür bir gülme sesi duyuldu.

Bastonuna eğilerek Maia gidip adamı karşıladı. Linley ve Yale de hemen takip etti. “Majesteleri!“

Gelen kişi Fenlai Krallığının kralıydı. Krallığın gururu; Altın Aslan, Kral Clayde. Hem kral hem de ayni zamanda güçlü bir dokuzuncu seviye savaşçıydı. Gerçekten övgüye değer biriydi.

Linley dikkatlice Clayde`yi inceledi.

Kral aşırı kaslı, uzun dalgalı, sarı saçlarıyla inanılmaz bir güce sahip bir aslanı andıran bir adamdı. Tüm kişiliği doğal olarak insanların kalplerine korku salan bir aura yayıyordu.

Clayde Linley`e bakarak, “Eğer tahminin doğruysa sen Usta Linley olmalısın.“

“Majesteleri, bana Linley diye hitap edebilirsiniz.“

Aslında Linley epey çaresiz hissediyordu. Rüyadan Uyanış heykeli sergiye açıldıktan sonra pek çok insan Linley`i görünce saygıyla `Usta Linley` diye hitap etmeye başlamıştı. Bunu da rol icabı yapmıyorlardı. `Slaughterer“i satmak istemeyen Lucas klanının lideri Marki Jebs bile Linley`e hayranlıkla dolmuştu.

“Pekâlâ!“ Clayde sözlerini hiç saklamıyordu. “Sende Yale olmalısın, değil mi? Baban nasıl?“

“Babam gayet iyi. Maalesef ki şuan Kutsal Birlikte değil, yoksa bizzat kendi gelecekti.“

Clayde hafifçe kafasını salladı.

“Direktör Maia bu gün başka kim gelecek?“ Clayde olağan bir şekilde sözüne devam etti.

Direk Maia gülerek, “Biraz daha bekleyelim. Kardinal Lampson ve Kardinal Guillermo`nun da yakında varacağını umuyorum.“

Genel olarak konuşursak üçüncü seviye sadece Proulx Galerisinin en çok değer verdiği kişileri ağırlamak için kullanılırdı.

Üçüncü seviyenin pencereleri özel bir tip camdan yapılmıştı. Dışardakiler içeriyi göremiyordu ama içeridekiler dışarıyı net bir şekilde görebiliyordu. Bu cam simyacılar tarafından özel olarak tasarlanıyordu ve çok pahalıydı. Çoğu yerin böyle malzemelere gücü yetmezdi.

“Lord Guillermo ve Lampson vardılar.“ Direktör Maia`nin oturduğu yer onun girişi görmesine izin veriyordu.

Linley, Yale ve hatta Kral Clayde bütün samimiyetiyle bu iki adamı karşılamaya gitti. Kardinal Guillermo ve Linley daha önce bir kez daha karşılaşmıştı. Kardinal Lampson tıknaz biriydi. Güldüğünde gözleri ince çizgiler gibi oluyordu. Çok şirin bir görüntüsü vardı.

“Linley, değil mi?“ Lampson hemen Linley`e sıkıca sarıldı.

“Lord Lampson.“ Linley saygılı bir şekilde karşılık verdi.

Ve sonra üçüncü seviyedeki yedi kişi birlikte oturdular. Bunlar Kardinal Lampson, Kardinal Guillermo, Maia, Yale, Austoni, Kral Clayde ve Linley idi. Beraber aşağıdaki manzaraya bakıyorlardı.

Oldukları yerden ikinci seviyedeki kabinlerde neler olduğunu bile görebiliyorlardı.

“Üçüncü kardeş bak.“ Yale Linley`nin kolunu dürttü ve aşağıyı gösterdi.

Linley`de Yale`in baktığı yöne baktı. Aniden ikinci seviyedeki Kalan ve Alice`i gördü. Şu anda ikisi oturmuş, ele tutuşmuş, sohbet ediyorlardı.

Yale yumuşak bir sesle, “Onun gelmesini hiç ummuyordum.“

Linley sadece biraz güldü.

“Linley, ne konuşuyorsunuz?“ Kardinal Lampson kıkırdayarak sordu.

“Önemsiz bir şey.“ Linley kafasını salladı.

Guillermo Clayde`nin omuzuna vurarak. “Clayde, sunu söylemeliyim ki, Fenlai`yi cok mükemmel bir şekilde yönetiyorsun. Linley gibi inanılmaz dahi bir büyücü yetiştirmeyi başardın. Üstüne heykeltıraşlık alanında böyle

ustun bir başarıya imza attı. “

Üçüncü seviyedekiler aşağıyı izlerken sohbetlerine devam ettiler.

Birinci seviyedeki koltukların tamamı dolmuş durumdaydı.

Ana platformda Rüyadan Uyanış yerleştirilmiş ve üstü bir kumaşla örtülmüştü. İki tarafında iki tane güzel servis kızı durmuş, aynı anda da altın saçlı bir adam gülerek platforma yürüyordu. Etrafına biraz baktı ve “Bayanlar, baylar Usta Linley`nin Rüyadan Uyanış heykeli için düzenlediğimiz bu açık artırmaya hepiniz hoş geldiniz.“

Bu orta yaşlı adam inanılmaz sakin davranıyordu. Yavaşça, “Gelen her bir ziyaretçimiz devasa ünlere sahip. Bilhassa, galerimiz Lord Guillermo`nun katılıma şahit olacak kadar şanslı.“ Orta yaşlı adam hafice üçüncü seviyeye doğru eğildi.

Anında, aşağıda oturmuş herkes ayağı kalktı ve salon alkış sesleriyle doldu.

“Lord Kardinal Lampson`un katılımına da şahit oluyoruz.“ Bir dalga daha alkış geldi.

“Majesteleri, Fenlai Krallığımızın kralı da burada.“

“Ek olarak, dahi büyücü ve heykeltıraş, Usta Linley.“

Açık artırmacı hızla isimleri saydı ve alkışlar bir fırtına gibi ardı ardına geldi. Bu asiller için, Işığın Kilisesinin Kardinali, Krallığın Kralı ve o Yulan kıtasının bile az gördüğü dahi, hayranlık uyandıracak kişilerdi.

“Usta Linley?“

Alice kabininden üçüncü seviyenin camına baktı, ancak tek görebildiği cam oldu.

Fakat üçüncü seviyede…

Linley açıkça Alice`in yüzünü… ve gözlerindeki o hafif kaybolmuş ifadeyi görebiliyordu.


……………….

Yorum Yap "CD5.14 – Açık Artırma"