Tankların Tarihi Günceli

CD5.11 – Yetersiz Para

Eylül 20, 2016


Lucas klanının misafir odası ışıl ışıl parlıyordu ve birbirinden güzel kızlar ardı ardına çeşitli lezzetler getiriyorlardı. Herkes kadeh tokuşturuyor ve dostane bir şekilde muhabbet ediyordu.

Küçüklüğünden beri eğitim almış olan Linley böyle bir ortamda nasıl davranılacağını doğal olarak biliyordu. Görünürde asillerle gayet sakin bir sohbete tutuşmuş gibi görünse de içinde hala bir sabırsızlık vardı.

`Dük Bonalt, müsaadenizle!“

Linley Duke Bonalt`tan ayrıldı ve direk Lucas klanının liderine yöneldi. Marki Jebs Linley`nin kendisine doğru geldiğini görünce artık `Slaughterer` konusundan daha fazla kaçamayacağını fark etti.

İkisi salonun köşesinde birer sandalye çektiler.

“Marki Jebs, sanıyorum ki yeğeniniz bugün burada olma nedeni mi zaten size bildirmiştir.“

Jebs bir iç çekti. “Linley, ben zaten yaşlı bir adamım. Koleksiyonumdan ayrılmayı gerçekten kaldıramıyorum.“

“Sayın Jebs, benim Baruch klanım beş bin yıllık bir tarihe sahip ve Baruch klanının bir üyesi olmaktan hep gurur duymuşumdur. Fakat atalarımızın yadigârını kaybetmiş oluşumuz tam bir utanç kaynağı. Size açık bir şekilde söyleyebilirim ki yüzyıllardır klanımız onu geri almaya çalışıyor. Küçüklüğümden beri bu kadar sıkı çalışmamın bir nedeni de bu yadigârı geri alabilmek.“

Linley`nin sesi çok sakin gelse de, içindeki aşırı kararlılık çok bariz ortadaydı.

“Anlıyorum, anlıyorum.“ Jebs kendini zorlayarak bir gülücük çıkardı.

Tabii ki Baruch klanı atalarının yadigârını geri istiyordu. Marki Jebs eğer buna engel olmayı denerse, bu on yedi yaşındaki genç adamın bütün öfkesini üzerine çekeceğini de farkındaydı.

Şuan önündeki gencin ne kadar etkiye sahip olduğunu da anlıyordu.

Işığın Kilisesini bir kenara bırakın, Dawson Şirketleri bile tek başına, kolaylıkla şuan ailesini mahvedebilirdi.

“Linley. Savaş kılıcı `Slaughterer` gerçekten değerli bir hazine. Geçmişte, biri onu almak için bir milyon teklif etmişti fakat ondan ayrılmayı göze alamadım.“ Marki Jebs konuyu paraya çevirmişti. “Lucas klanımız gerçekten antik bir klan fakat aslında aşırı miktarda fazla paramız yok.“

Linley bu noktayı çok iyi anlıyordu. Yale`in dediklerine göre Lucas klanın Fenlai de etkisi büyük, gerçekten eski bir klandı. Fakat finansal kaynaklar açısından Kalan`in Debs klanından cok daha gerideydi.“

Çok da zengin olmayan bir klanı aniden değeri bir milyon olan bir hazineyi vermeye zorlamak pek de gerçekçi olmuyordu. “Demek para istiyormuş?“ Linley biraz rahatladı.

Eğer konu paraysa, durum o kadar içinden çıkılmaz olmayacaktı.

“Marki Jebs, geçmişte klanınız bu kılıcı almak için güzel miktarda nakit altın harcadı. Doğal olarak bende sizi memnun edecek miktarda bir miktar vermeliyim. Fakat umuyorum ki beni soymaya kalkmazsınız.“ Linley konurken biraz güldü.

Jebs`in yüzünde de bir gülücük belirdi.

Ne olursa olsun sonunda `Slaughterer’ı vermek zorunda kalacaktı. En azından biraz altın almak zorundaydı.

“Linley, mademki Lucas klanına karsı bu kadar içten davrandın, o zaman klanımız da sana karşı iyi davranacak. `Slaugterer`ın ederi bir milyon civarı olsa da bize altı yüz bin altın verebildiğin sürece, istediğin zaman onu alabilirsin.“ Jebs doğrudan miktarı söylemişti.

Altı yüz bin altın para?

`Slaugterer` kılıcının gerçek değerine göre aslında bu miktar çok değildi.

Fakat şuan da Linley heykeltıraşlıktan ancak 200.000 altın para elde edebilmişti. Büyülü Yaratık Sıradağlarına olan yolculuk da gerçekten de kârlı geçmişti ancak ondan da 100.000 altın civarı bir para gelmişti. Kısacası yeterince parası yoktu.

Linley’nin şuan sahip olduğu en değerli şey…

Mavi kalp otu ve Aziz­seviye Mor Dövmeli Ayı`nın büyü özütü.

Linley`de yüz bağdan çok Mavi­kalp otu kalmıştı ve her bir bağ on binlerce altın ediyordu. Fakat tabii ki aziz seviye büyü özütünün fiyatı daha yüksekti ve paha biçilemezdi. Dokuzuncu seviye bir yaratığın büyü özütünden çok daha yukarıda.

Geçmişte Linley`nin okuduğu kitaplara göre dokuzuncu seviye bir büyülü yaratığın büyü özütünün standart fiyatı beş milyon civarıydı. Gerçekte, bu günlerdeki fiyatı on milyona yakın olmalıydı.

Fakat aziz­seviye büyü özütü için. Belki de bir kişi yüz milyon önerse bile yeterli olmayacaktı.

Paha biçilemez bir hazine!

Doğal olarak Linley hemen gidip satmak istemiyordu. Aynı anda Mavi­kalp otu da gelecekte klanı için çok büyük önem arz ediyordu. Her bir bağ özenle korunmalıydı.

Rüyadan Uyanış Heykeli!

Linley`nin aklı aniden heykele gitti. Linley bu konuda çok kararsızdı, hatta heykele bakmak bile istemiyordu. Bu yüzden Yale`den onu saklamasını istemişti.

“Satayım gitsin!“ Linley bir anda bu karara vardı. Kalbinin derinliklerinde bir düşünce belirdi; “Acaba Alice bu heykeli gördüğünde ne hissedecek?“

Doehring Cowart `a da danıştı.

“Linley, en iyisi bu heykeli satman. Bu heykele bakmak bile istemiyorsun, eğer sende kalırsa aklının bir kısmı onda olacak. En doğru secim onu satmak olacak. Ayrıca… bu sayede kurmuş olduğum Düz Keski Okulunun ünü de yayılmış olur.“

Linley kıkırdadı.

“Marki Jebs, içiniz rahat olsun. Kısa zaman içinde 600.000 altın elinizde olacak. Umuyorum ki beni beklerken bu kılıcı başka birine satmazsınız.“ Linley içtenlikle konuşuyordu.

Jebs aceleyle hemen cevap verdi, “Linley, hiç endişelenme. Eğer biri iki milyonda önerse yine satmayacağım.“

Gerçekten de Linley`nin statüsü olmasa Jebs bu kılıçtan ayrılmaya nasıl razı olurdu?

…..

Proulx Galerisi, Yönetici Austoni `nin ofisinde…

“Ne? O heykeli açık artırmaya mı çıkarmak istiyorsun?“ Austoni`nin gözleri heyecan ve sevinçten kocaman olmuştu.

Linley hafifçe kafasını salladı. Yandan Yale çaresizce Linley`e bakıyordu.

Yale Linley ile beraber büyümüştü, bu yüzden karakterini iyi biliyordu. Linley arkadaşlarına gerçekten derinden değer veren biriydi ve aynı inanılmaz sadıktı. Ama ayni zamanda Linley borçlanmaktan nefret ediyordu. Bu sefer Yale tam da Linley`e bir kaç yüz bin altın borç vermeyi planlıyordu.

Ama Linley, “Bu heykeli artık görmek istemiyorum. En iyisi bunu satalım.“ deyince…

Yale içinden bir düşündü, eğer bu heykel açık artırmaya çıkarılırsa Linley`nin ünü hızla yayılır ve hatta statüsü yükselirdi. Bu iyi bir şeydi. Bu yüzden oda Linley`i para konusunda zorlamadı.

“Harika. Harika. Linley, hiç endişelenme. Senin bu heykelin için galerimiz tek bir kuruş işlem ücreti almayacak.“

“Yedi gün içerisinde bunu satmak istiyorum.“ Linley direk istediğini belirtti.

Austoni kendine güvenerek, “İçin rahat olsun. Yarından itibaren başlayarak beş günlük önemli bir sergi düzenleyeceğiz. Ayrıca bu heykelin haberlerini her yere yayacağız, her bir zengin klana. Yedinci gün açık artırmayı açacağız.“

“Patron Yale, gidelim.“ Resmi olarak heykeli Proulx Galerisine teslim ettikten sonra Linley sanki kalbinde bir şeyler eksilmiş gibi hissetti. Ayin zamanda da biraz rahatlama.

….

Proulx Galerisinin ana salonunda…

Kont Juneau hala her sabah galeriyi ziyaret etmekteydi. Genelde uzmanların ve ustaların salonuna geçmeden önce ana salondaki heykellerin tadını çıkarıyordu. Fakat bu sabah ana salona girdiğinde, gördü ki….

“Hey, neden bu kadar çok kişi ustaların salonunda toplanıyor?“ Kont Juneau`nın kafası karıştı.

Ustaların salonu herkesin çok önceden gördüğü bir kaç tane heykele sahipti. Bu kadar uzun süre sergilendikten sonra ziyaretçileri biraz azdı. Tabi yeni eser üretilmediği sürece. Ancak o zaman ustaların salonu biraz canlanabilirdi.

“Yoksa bir usta tarafından yeni bir eser mi üretildi?“ Kont Juneau da heyecanla ustaların salonuna yöneldi.

Şuan sabahın sekiziydi. Mantıklı konuşursak Proulx Galerisinde fazla kişi olmaması gerekirdi. Fakat çoktan düzinelerce insan ustaların salonuna doluşmuştu bile. Dahası insanların hepsi hayretler içinde odanın tam merkezine yerleştirilmiş heykele bakıyordu.

Ek olarak on sekiz tane güçlü savaşçı heykeli koruyordu.

“Ne kadar popüler? Acaba hangi ustanın yeni eseri?“ Kont Juneau kalabalığı yararakö yakından bakmak için öne ilerlemeye çalışıyordu.

Kont Juneau`un gözleri bir anda büyüdü ve bakışları önündeki heykele kilitlendi. Bir anlık canlı bir insana batiğini düşündü. Çılgınca âşık bir insan, sevimli biri, utangaç, büyüleyici, aşırı güzel ve zalim biri!

Kont Juneau uyanana kadar, yarı sarhoş orada öyle durdu.

“Ne kadar ilahi bir heykel! Tam bir Büyük­usta çalışması!“ Heyecanı bir anda tavan yapmıştı.

Yüz yılı aşkın sanat bilgisi sayesinde, doğal olarak bu heykelin insanların duygularını ne derece etkilediğini hissedebilmişti. Fakat daha da yakından bakınca, Juneau`nun gözleri parlamaya başladı.“ Bu heykeltıraşlık stili… bu Ernst Enstitüsü’ndeki dahi, Linley, değil mi?

Sadece oyma stiline bakarak Kont Juneau bunun kime ait olduğunu söyleyebilirdi.

Kont Juneau Linley`e epey aşinaydı çünkü Linley ilk üç heykelini Proulx galerisine koyduğunda onları alan kişi ta kendisiydi. Ve sonra Linley`nin eserleri uzmanların salonunda ortaya çıkmaya başladığında her birinin fiyatı altı bin altına kadar çıkmıştı.

Ernst Enstitüsünün sadece on yedi yaşındaki dâhisi!

Sadece o iş sayesinde Kont Juneau`nin kârı on bin altının üstündeydi. Doğal olarak, Kont Juneau Linley`i inanılmaz yakından takip ediyordu.

“Bu gerçekten o.“ Kont Juneau simdi alt köşedeki `Linley` yazısını gördü.

“Heykeltıraşın ismi `Linley`. Bu yıl on yedi yaşında. Ernst Enstitüsünden yedinci seviye dual­element magus

olarak mezun oldu. Bu gün, bu yaşta, hiç şüphesiz Yulan kıtasının bir numaralı dâhisi. Hatta Yulan tarihinin tamamına bile baksak hala ikinci sırada olan bir dahi.“

“Fakat Linley sadece dahi bir büyücü değil. Heykeltıraşlık alanında da inanılmaz bir başarıya imza attı. On yedi yaşında da olsa bu `Rüyadan Uyanış` heykeli, bir büyük ustanın heykelinin görkemini ve ruhunu taşıyor. Özellikle de bu heykelin boyutunu düşünürsek, doğal olarak değeri paha biçilemezdir. Bunun üstüne bir de on yedi yaşında dahi büyücü unvanını da korsak… bu heykelin değeri inanılmaz bir miktara ulaşacaktır!“

“Proulx Galerisi bu heykeli beş gün boyunca sergilemek için Linley tarafından yetkilendirilmiştir. Nisan 21` de sergi bittiğinde Proulx Galerisi bir açık artırma düzenleyecektir.“

Bilgilendirmeyi görünce Kont Juneau artık her şeyi anlamıştı…

“Pek çok asil, kodaman ve kraliyet mensubunun merakı uyanıp harekete geçecektir…“ Kont Juneau çok iyi biliyordu ki, bu çeşit bir heykeli kesinlikle onun seviyesindeki biri almayı hayal edemezdi.

“On yedi yaşında dual­element yedinci seviye?“ Okurken Kont Juenau hayranlıkla bir iç çekti.

Linley`e olan hayranlığı bir derece daha artmıştı.

İki farklı alanda bu derece başarılara ulaşan biri övgüyü kesinlikle hak ediyordu.

“Bu heykel Büyük­ustaların heykelleriyle aşağı yukarı aynı seviyede olmalı. Boyutunu da sayarsak… tabi heykeltıraşın statüsü de var. Sonuçta Yulan`ın ikinci en büyük dâhisi.. fiyatı ateş pahası olacaktır.“ Kont Juneau kendi kendine bir tahmin yürüttü.

“21 Nisan!“ Sabırsızlıkla bu günü beklemeye başladı.

Zaman geçtikçe ustaların salonuna gelen kişi sayısı da git gide arttı. Sözler Kutsal Başkentteki pek çok zengin aileye de ulaştı.

….

Austoni`nin ofisinde…

“Lütfen Majesteleri, Kral Wylder `i bilgilendirin, benim bu kararı alma yetkim yok. Eğer majesteleri bu heykeli gerçekten almak istiyorsa, onu ayin 21`indeki artırmaya davet etmek isteriz.“ Austoni elçiyi geri yolladı.

Elçi ayrılınca Austoni`nin cehresi kötü bir hal aldı.

“Şaka gibi. Böyle bir heykel için sadece bir milyon önermeye cesaret edebiliyor? Rüyasında görür! Sadece dün Majesteleri, Fenlai`nin kralı, Kral Clayde, üç milyon altın teklif etti.“

Sadece üç günlük sergiden sonra ondan fazla önemli kişi direkt almak için öneride bulunmuştu bile.

Austoni kendi kendine düşünüyordu. “Korkarım ki ayin 21`inde gökyüzüne doğru çıkan bir meblağ göreceğiz.“


…………………..

Yorum Yap "CD5.11 – Yetersiz Para"