Tank Tarihi Günceli

CD5.10 – Statü

Eylül 20, 2016


Linley dönüp kurtarıcılarına biraz baktı. Siyahlı lider ve yanındaki `Derviş` gerçekten güçlü olmalıydı. Yoksa Kara İttifak’ın Yargıcı hiç savaşmadan kaçmazdı.

Siyahlı adamdan kan dondurucu bir aura yayılıyordu.

“Yargıç Vekili? Bunca yıldan sonra, Işığın Kilisesi iç ya pisini hala değiştirmemiş gibi görünüyor. Bu Yargıç vekili `Dini Mahkeme` kısmına ait olmalı. Doehring Cowart`ın sesi Linley`nin zihninde yankılanıyordu. “Karşılaştırırsak, şu `Derviş` denen arkadaş daha güçlü olması lazım.“

Derviş?

Linley elinde olmadan bakışlarını Derviş’e cevirdi.

Sert kenevirden yapılmış elbisesi, yalın ayakları, uzun saclarıyla basit ve antik bir aura yayıyordu. Derviş Linley`e baktığında sanki bahar rüzgârının sıcaklığını hissetti.

“Gerçekten güçlü.“ Linley kendi kendine düşündü.

Siyahlı adamın yüzünde bir gülücük oluştu. “Linley, neden bizle beraber Kutsal Başkente gelmiyorsun, bu organizasyonlar seni rahatsız etmeye cesaret edemez.“

Fenlai Şehri Kutsal Birliğin, Kutsal Başkentiydi. Işığın Kilisesinin de ayni zamanda merkeziydi. Açıkta veya gölgelerin içinde inanılmaz bir potansiyel gücü vardı. Kara İttifak veya Dört İmparatorluktan biri Kutsal Başkentte olay çıkartmaya cesaret edemezdi.

….

Doğu Fenlai Şehri.

Yeşil Yaprak Yolunda bir köşkte; Linley ve Yale oturmuş `Slaughterer`ı nasıl geri alacaklarını konuşuyorlardı.

“Bazı insanları araştırma yapmaları için zaten yolladım. Lucas klanının lideri `Slaughterer`ı vermeye hiç yanaşmıyor. Sözlerine göre klanının paraya ihtiyacı yokmuş.“ Yale somurttu. “Sanırım bizzat ziyarette bulunsan daha iyi olacak. Tabi önce senin statünden onu haberdar etmek zorundayız“

Yulan kıtasının tarihindeki ikinci en büyük dahi, ilerde çok büyük ihtimalle Aziz­seviye Grand Magus olacak biri. Lucas klanının lideri ne kadar inatçı olursa olsun dikkate almak zorunda olduğu biri.

“O zaman bu gece, Lucas klanının liderine bir ziyarette bulunayım.“ Linley`nin gözünde `Slaughterer` kesinlikle geri alınması gereken bir şeydi.

Nasıl olurda atalarının hazinesi klanın dışında kalmaya devam edebilirdi? Dahası onu geri almak hem babasının hem de atalarının çok uzun sureli bir arzusuydu. Linley ilk evden ayrılırken babasının ona söylediği sözler hala daha aklında yankılanıyordu.

“Linley. Baruch klanının asırlardır olan arzusunu unutma. Baruch klanının utancını hatırla!“

“Mezun olduktan sonra en azından altıncı seviye büyücü olacaksın. Sıkı çalıştığın surece yedinci seviyeye ulaşman zor olmayacaktır. Dahası ikiz elemente sahipsin! Dual element yedinci seviye bir büyücü Fenlai Krallığında kesinlikle önemli bir yere sahip olur. Gelecekte atalarımızın yadigârını geri alacak güce kesinlikle sahip olacaksın. Eğer geri almazsan, ölsem bile seni affetmem.“

…..

“Ölsem bile seni affetmem.“ Babasının sözleri Linley`nin aklından bir an olsun gitmiyordu.

Bu sözleri unutmaya cesaret edemezdi. Geri alacak gücü olduğu surece, neye mal olursa olsun geri almak zorundaydı. Bu sadece klanı için değil ayni zamanda babası için yaptığı bir şeydi.

“Ne olursa olsun, onu geri almak zorundayım.“ Linley aklına bunu koymuştu.

Eğer hafif ısrarlar ise yaramazsa, daha sert yöntemler deneyecekti.

Fakat tabii ki acık ve dürüst bir şekilde atalarının yadigârını geri alması daha iyi olurdu. Bunun için elinden gelen her şeyi yapacaktı.

“Patron. Sen böyle uğraşacağına bu isi bana bırakmaya ne dersin?“

Linley ayağının etrafından dolanan Bebe`ye baktı. “Başıma bela çıkarma.“ Bebe burnunu biraz oynattı. Somurtur gibi bir ses çıkararak yine Linley`nin ayaklarına uzandı ve uykuya daldı.

Dışardan ayak sesleri geliyordu. Mavi elbiseli bir adam içeri girdi ve eğildi. “Genç efendi Yale, Fenlai Krallığının bakanlarından biri, Lord Calvin, şuan dışarıda. Genç efendi Linley ile görüşmek istiyor.“

“Calvin? O da kim?“ Yale somurttu.

Yale genelde sıradan herhangi bir krallığın bakanıyla görüşme zahmetine girmezdi.

“Genç efendi Yale, son zamanlarda Lucas klanına odaklanmamış mıydınız? Bu Calvin`de onların bir üyesi. Hatta klanın şu anki lideri onun amcası.“

Yale`in bir anda gözleri acildi. “Çabuk, al içeri.“

Yale kıkırdayarak Linley`e, “Üçüncü kardeş, görünüşe göre senin ataların yadigârını geri alma şansın az önce yükseldi gibi.“

Kalbinde Linley`de bu olaydan memnundu.

O da kapıya doğru bakmaya başladı. Kısa bir sure sonra altın saclı bir adam gülerek içeri girdi. Linley ve Yale`i görünce hemen saygıyla eğildi. “Calvin, genç efendi Yale ve Linley`e saygılarını sunuyor.“

“Calvin, kardeşimle görüşmek isteme nedenin nedir?“ Yale hiç lafı dolandırmadan sordu.

Calvin buna hiç aldırış etmeden; “Ziyaretimin amacı, majestelerinin bir temsilcisi olarak hizmet etmek. Genç efendi Linley, Fenlai Krallığına bir saray büyücüsü olarak hizmet etmeyi hiç düşündünüz mü? Ayrıca majesteleri size bir tımarla beraber Marki unvanı ve eşdeğer bir bölgede verecektir.“

(Marki: Bazı Batı devletlerinde kont ile dük arasındaki bir soyluluk unvanı.)

Linley kahkaha attı.

Aklına Işığın Kilisesinin Kardinalinin şartları geldi. Kutsal Birlikte herhangi bir krallıkta hizmet verebilirdi ve hatta Düklük bile alabilirdi. Herhangi bir sorumluluk üstlenmeden de hayatın tadını çıkarabilirdi.

“Calvin, söylemek zorundayım ki, Ernst Enstitüsündeyken Işığın Kilisesinden bir Kardinal kardeşimi onlara katılması için davet etmeye geldi ve önerdiği koşullar çok daha iyiydi.“ Yale tuhaf bir şekilde güldü.

“Şartlar her zaman görüşülebilir. Majestenin tek arzusu Linley`nin Fenlai Krallığında kalması“

Sonuçta Kutsal Birlikteki altı krallıktan her biri farklı güç seviyesine sahipti. Eğer Fenlai Krallığı Linley`nin desteğini alabilirse, gelecekte Fenlai`nin Kutsal Birlikte ki statüsü garanti altına alınmış olacaktı.

Nihayetinde…

Işığın Kilisesi Kutsal Birlikteki herhangi bir kralı tahttan indirme hakkına sahipti ve hatta bütün bir kraliyet klanını

bile yok edebilirdi. Kilisenin gücü kraliyetten çok daha yukarıdaydı.

“Calvin.“

Linley sonunda konuştu.

Calvin hemen hafif eğilerek Linley`i dinlemeye başladı.

“Sen Lucas klanına aitsin değil mi?“ Linley hemen onu en çok ilgilendiren konuya girdi.

Calvin kafasını salladı. Yüzünde bir gurur ifadesi, “Doğru klan lideri benim amcam.“

“Ben Baruch klanının bir üyesiyim. Atalarımın yadigârlarından bir tanesi, savaş kılıcı `Slaughterer`, yüzyıllardır kayıp. Şu anda bütün amacım onu geri almak. Bilgilerime göre atalarımın yadigâr şuan sizin Lucas klanının elindeymiş.“

Bu sözlerden sonra Linley konuşmayı bıraktı.

Calvin elinde olmadan somurttu.

“Slaughterer, orijinal Ejderkan Savaşçısının kılıcı?“

Calvin bir sure sessiz kaldı ve sonra “Genç efendi Linley, şuan bizim klanda en yetkili kişi benim amcam, fakat artık iyice yaşlandı. Klanın işleriyle ilgilenmiyor. En büyük hobisi koleksiyonculuk. Bu kılıçsa, ziyaretçilerine en çok gösterdiği parçalardan bir tanesi. Aynı anda da bir milyona yakın değeriyle klanımızın koleksiyonundaki en değerli parça. Amcam bu parçaya hayatı kadar değer veriyor dersek yalan olmaz. Ondan bunu vermesini istemek… gerçekten zor olacak.“

Linley`nin suratı asıldı.

`Slaughterer` aslında 180.000 altın paraya satılmıştı. Fakat enflasyon yüzünden altının değeri çok duştu ve şuan fiyatı en çok 400.000 altın civarı olmalıydı. Fakat az önce Calvin fiyatının bir milyon olduğunu söyledi.

Görünüşe göre…

Ailenin yüz karası onu asıl değerinden çok daha ucuza satmış.

“Calvin, `Slaughterer` sonuçta benim klanımın yadigârı, beş bin yıldır nesilden nesile geçmiş. Klanımın ona verdiği değeri hayal edebiliyorsundur. Dışarıdaki insanlar için sadece bir koleksiyon parçası fakat benim klanım için onun kaybı tam bir aşağılanma.“ Konuşurken Linley`nin yüzü karanlık ve korkutucu bir hal aldı.

“Klanımızın onuruna atılan bu lekeyi kesinlikle temizlemeliyim. Ve onu almak içinde gereken bedel neyse vermeye hazırım. Ne demek istediğimi anlıyor musun?“ Linley dümdüz Calvin`e bakıyordu.

Calvin işlerin kötü bir yöne doğru gittiğini hissetmişti.

Kendisi de Baruch klanının tarihini duymuştu. Sonuçta kendi klanı Baruch klanına ait pek cok parçaya sahipti.

Bütün Yulan kıtasını zamanında domine edebilmiş bir klanın ata yadigârının önemi çok acık ortadaydı. Geçmişte Baruch klanı çok zayıftı ve yapabileceği bir şey yoktu. Fakat şimdi Linley aniden ortaya çıkmıştı… geleceği bir kenara bırakın Linley şu anki haliyle bile Lucas klanıyla ilgilenmekte zorlanmazdı.

Eğer Linley Işığının Kilisesine bir kaç kelime etse, klanının üstündeki utancı temizlemek istediğini söylese, çok büyük ihtimalle Lucas klanı kendi eliyle vermek onu zorunda kalacaktı.

Fakat Işığın Kilisesi olaya bir kez karıştı mı, bu durum içinde bulunan herkes için çok karmaşık bir hal alacaktı.

“Ne demek istediğinizi anlıyorum, genç efendi Linley.“ Calvin git gide daha tedirgin olmaya başlamıştı.

“Umarım Lucas klanı içinde bulunduğum zor durumun anlar. Klanın bir varisi olarak, değişik hiç bir şansım yok. Calvin, klana neden geri gidip amcanla biraz konuşmuyorsun. Bu gece, sizin klana bir ziyarette bulunmayı düşünüyorum.“

“Lucas klanımız sizi memnuniyetle karşılar.“ Calvin çoktan inatçı amcasını nasıl ikna edebileceğinin yollarını düşünmeye başlamıştı.

Calvin`in ayrılışını izlerken, Linley az da olsa bir üstünlük hissetmişti.

Herhangi bir resmi pozisyona gelmemiş olsa da, sadece ünüyle, bir kaç kelime ederek, bir krallığın bakanını huzursuz edebiliyordu. Tamamı statüsü sayesindeydi ve statüsü onun kendi şahsi gücünden geliyordu.

….

Ayni gece…

Lucas klanının karşılama odası inanılmaz zevkli bir şekilde süslenmişti ve içerdi on kişi vardı. Hiç şüphesiz bunlar Fenlai Krallığından çok önemli on kişiydi. En düşük seviyelisi bir Kont`tu. Ve burada oluş nedenleri Linley ile bulaşabilmekti.

Fenlai Krallığının en yeni yıldızı.

Linley on yedi yaşında olsa da, hatta asillik unvanı bile almamış olmasına rağmen, Dükler bile onu hafife alamazdı.

Sonuçta statüleri ne kadar yüksek olursa olsun, güçleri ancak Fenlai Krallığı içinde geçerliydi. Fakat Linley? Onu Dört Krallık ve iki önemli birlik şimdiden çok değerli görüyordu. Belki de aradan çok zaman geçmeden, Linley, statüsü kraldan bile yüksek Işığın Kilisesinin bir Kardinali olacaktı.

Yapabilecekleri en iyi şey Linley ile şuan statüsü düşükken iyi ilişkiler kurmaktı. Doğal olarak bu gayet önemli bir mevzuydu.

Bu insanlar içinde sadece Lucas klanının lideri, Marki Jebs bu durumdan rahatsızdı. Artık hayatının ilerleyen yıllarını yaşıyordu ve başka hiç bir hobisi yoktu. En çok sevdiği parça Ejderkan Savaşçısının kılıcıydı. Kılıç onun onuru ve neşesiydi.

Fakat… bu silahın sahibinin varisleri onu almaya geliyordu.

“Bay Linley, lütfen girin.“

“Bay Yale, lütfen sizde buyurun.“

Dışarıdan gelen hizmetçinin sesi duyuldu. Anında ondan fazla adam dönüp kapıya doğru gülümsemeye başladı. En mutsuzları Jebs`in yüzünde bile zoraki bir gülücük vardı.

Linley ilk kez bu alışmadığı `Bay` ekiyle çağrılıyordu. Parlayan gümüş sacları olan yaşlı bir adamın üstüne doğru yürüdüğünü gördü. Nazikçe; “ Yale ve Linley, klanım sizi karşılamaktan mutluluk duyar. Klanın lideri olarak ben, Jebs, gerçekten onur duydum.“

Linley elinde olmadan biraz güldü.

Bir şansı varmış gibi görünüyordu..

……………

Yorum Yap "CD5.10 – Statü"