Otto Von Bismark Günceli

CD4.8 – Uzmanlar Her Yerde (Part 2)

Eylül 20, 2016


Linley biraz panikledi. Tereddütte kaldı. Kafasında bir sürü düşünce uçuştu. Fakat sonunda kafa salladı. “Evet. İsmi Alice.“

Delia`nin gözleri anında kıpkırmızı oldu. “Tebrikler.“

Delia aceleyle hemen arkasını döndü. Gözyaşlarının akmasını engellemeye calisti. Sonrada hizla odasına doğru koştu.

Tabi Linley Delia`nin gözyaşlarını göremedi.

Delia`ya direk gerçeği söyledikten sonra Linley huzurlu hissetti. Fakat ayni anda da bir rahatlık vardı.

Bu olaydan sonra Linley`nin hiç okuyası kalmadı. Kitabin ismini not ettikten sonra kendi yurduna döndü.

Yolda elinde olmadan süratini biraz asti.

“Patron, anladım. Ayni zamanda Delia`dan da hoşlanıyorsun, değil mi?“ Bebe sanki acısına tuz basıyordu “Aslında bana sorarsan, Delia tam bir afet. Alice`den cok daha iyi, anlıyor musun!“

“Kapa çeneni.“ Linley zihninden Bebe`ye bağırıyordu.

“Hrmh, tam üstüne bastım değil mi?“ Bebe memnun bir şekilde söyledi.

Linley derin bir ic cekti. Bir sure sonra yüzünde bir gülücük oluştu. “Unut gitsin. Mademki Delia ile olan mevzuyu netleştirdim, artık kafama takılmaz. Doğru, yarın da Alice ile buluşacaktım. Bir hediye hazırlasam iyi olur.“

Linley Alice`i düşünmeye baslığınca cok daha mutlu ve rahat hissetmeye başladı.

……

29 Aralık akşamı…

Linley biraderlerinden ayrıldı ve Alice`le buluşmak için onların evine doğru yola koyuldu. Bu sefer Linley Alice ile biraz zaman geçirebilecekti.

Her yılın ilk günleri `Yulan Festivali` olarak bilinirdi. Bu bütün Yulan Kıtasındaki en büyük tatildi. Her yil bu gün Işığın Kilisesi devasa bir dini toplanma organize ederdi.

Fenlai şehri `Kutsal Baskent` ve Bati Fenlai sehri ise Işığın Kilisesinin merkezi olduğundan. Doğal olarak Fenlai Şehrindeki toplanma Yulan kıtasındaki en büyüğü oluyordu. Zamanı geldiğinde, Kutsal İmparator bizzat kendisi bu festivale katılırdı. Her zaman inanılmaz topluluk oluşur, sinirsiz sayıda insan gelirdi.

Ocak 1, Bati Fenlai Şehri…

Işığın Kilisesi`nin merkez binası, Işığın Tapınağında.

Bu gökyüzüne doğru yükselen devasa bir binaydi ve yaklaşık yuz metreydi. Fenlai şehrindeki herhangi biri, herhangi bir yerden bu binayı görebilirdi.

Işığın Tapınağının önünde bin metreden daha uzun devasa bir meydan vardı. Bu alan, birbiriyle eşit büyüklükte, pürüzsüz beyaz taslarla kaplanmıştı. Şuanda ise alan bir insan denizine dönüşmüş durumdaydı ve Alice ile Linley de bunların arasındaydı.

Kalabalığın düzenini sağlamak için Işığın Kilisesinden pek cok atli şövalyede gelmişti. Fakat genelde orda duran çoğu insan zaten taşkınlık yaratmadan duruyordu.

Alice yumuşak bir sesle Linley`e “Büyük kardeş Linley, saat sekizde, Işığın Kilisesinden yüksek seviyeli kişiler gelecek, hatta Kutsal İmparatorun kendisi bile.“ dedi.

Linley kafa sallayıp, atlı şövalyelere bir bakış attı. “Alice, şuradaki şövalyelere bir bak. En azından bir kac bin tane vardır. Görünüşe bakılırsa hic biride zayıf değil.“

“Tabii ki. Bu Yulan Festivali. Bu korumalar Işığın Kilisesinin elit şövalyeleri. Şuanda huzurda bulunan şövalyelerin her biri en az besinci seviye savaşçı.“ Alice Fenlai şehrinde büyümüştü ve doğal olarak ondan cok daha fazla sey biliyordu.

Linley bir anlık heyecanlandı.

Bütün bu şövalyeler en az besinci seviye veya daha yüksek mi? Ne kadar güçlü bir grup, hepsinin besinci seviyeden oluştuğunu düşünürsek, inanılmaz bir guc olmalı. Sadece besinci seviye bir büyücü olarak kendisi hic bir şeydi bu grubun karsısında.

Alice, önlerinde ki harikulade giyinmiş birini işaret ederek, “Bak, yüksek seviyeli asillerin çoğu bu gün geldi. Yakında Kutsal Birliğin alti ırkının kraliyet klanlari da gelecektir.“

Zaman hizla geçti ve hemen saat sekiz oldu.

Aniden yüz metrelik Işığın Tapınağı isik yaymaya basladi. Alanı ışığa boğmuştu. Meydanin merkezindeki devasa melek heykellide hafifce parlamaya basladi. Ayni anda bütün alan güzel bir nameyle doldu, sanki tanrıların mabedinden geliyordu.

Tam o anda Işığın Tapınağının tarafından bir grup insan çıka geldi. Önlerinde beyaz zırhla kaplı, miğferlerinde kırmızı tüy olan pek cok, sıra sıra adam vardı. Bunlar Işığın Kilisesinin kendi koruma şövalyeleriydi. Her biri ne kadar heybetli bir şövalye olduğunu gösteriyordu. Bu yüze yakın şövalye tam bir birlik halinde yürüyordu. Bu harika manzaranın etkisi kısa sure içinde bütün kalabalığı sessizliğe boğdu.

“Işığın Kilisesinin bu kadar güçlü olduğunu bilmiyordum. Bu yüze yakın şövalye grubunun her biri en az yedinci seviye olmalı.“ Doehring Cowart Linley`nin yanında ortaya cikmisti. Dikkatlice marş halindeki insanları inceliyordu. “Ve bu gün alanda aziz seviye dövüşçülerde mi var? Unut gitsin, en iyisi yüzükte saklanayım.“

Doehring Cowart aceleyle yeniden kayboldu.

“Aziz­seviye dövüşçüler mi?“ Linley elinde olmadan dikkatlice gözleriyle ayni grubu taramaya başladı.

Işığın kilisesinin yüz korumasının arkadaşında, uzun dalgalanan pelerinler giymiş on civarında adam vardı. Onlarında arkasında, kıpkırmızı pelerinlere bürünmüş pek cok Kardinalle çevrili, kel kafalı, gümüş pelerinli yaşlı biri vardı.

“Kutsal İmparator!“

Acık bir şekilde, kel kafalı, gümüş pelerinli adam grubun merkezinde duruyordu ve grubun kalbi gibiydi. Linley bütün dikkatini ona verdi. Kutsal imparator boyu iki metreye yaklaşan uzun bir adamdı. Sol elinde neredeyse kendi kadar uzun bir asa taşıyordu.

Kutsal İmparator ve Kardinallerin arkasında, siyahlar içinde dört tane yaşlı adam vardı, ayrıca yüzden fazla eflatun elbiseli savaşçı. Grup düzenli bir sekilde alanin ortasina doğru yürüdü. Yüz binlerce toplanmış insandan kimse ses çıkarmaya cesaret edemiyordu.

“Büyükbaba Doehring, burada aziz­seviye dövüşçüler olduğunu söyledin. Hangileri aziz bunların?“ Linley zihinsel olarak sordu.

“Tek bakışta diyebilirim. Su Kutsal imparator ve arkasındaki dört siyahlı adam Aziz­seviye dövüşçü. Kendilerine epey güveniyor olmalılar. Güçlerini en ufak bir şekilde gizleme ihtiyacı hissetmiyorlar. Beş bin yil sonra, Pouant İmparatorluğunda saklanan küçük Işığın Kilisesinin bu derece güçleneceğini hic ummuyordum.“ Doehring

Cowart durmadan ic geçiriyordu.

“Güçlerini saklamıyorlar mi?“

Linley şaşırmış sekilde, tekrar ayni gruba baktı. Dürüst olursak, Kutsal İmparatora veya dört siyahlı adama bakınca, Linley sadece görkemli ve etkileyici olduklarını düşünüyordu. Fakat herhangi bir güçlü aura hissetmiyordu.

Yine de Doehring Cowart güçlerini hic saklamadıklarını söylemişti.

“Linley, daha gideceğin cok uzun bir yol var. Yulan kıtasında besinci seviye bir büyücü hiçbir sey ifade etmiyor. Ancak yedinci seviyeye çıkınca kendini `güçlü` olarak tanımlayabilirsin. Tabi bu kıtanın haşmetli güçleri karsısında o da küçük bir sinekten baska bir sey değil.“

“Bu kıtada, Işığın Kilisesi, Kara İttifak, Dört Büyük İmparatorluk ve diğer cesitli gizli organizasyonlar, hepsi senin hayal ettiğinden çok daha fazla güçlü dövüşçüye sahip. Şuanda, cok azcık bir gücün var. Bu insanlarla hiçbir bağın yok. Gelecekte, sende anlayacaksın.“ Doehring Cowart konuşurken gülüyordu. “En büyük avantajın, gençliğin. Bu haşmetli insanların gücü, yıllar boyu aralıksız eğitimden geliyor. Gelecekte, sende güçlü olacaksin.“

Linley hafifçe kafa salladı.

Ernst Enstitüsünde bir dahi olarak anılıyordu. Bu yüzden Linley azda olsa kendini güçlü hissediyordu. Fakat Doehring Cowart`in bu sözleri onu rüyasından uyandırdı. Yulan kıtasının tamamına bakınca Linley küçük bir zerreden fazlası değildi.

Kutsal İmparator kendi yerine varınca herkes kendi aralarında konuşmaya başladı.

“Büyük kardeş Linley, bak. Altı kraliyet klanı alana vardi. O öndeki kraliyet klanı ise bizim Fenlai Şehrimize ait. Altın saçlı adam, majesteleri, ayni zamanda dokuzuncu seviye savaşçı. “ Alice sessizce Linley`nin kulaklarına fısıldıyordu.


………………………………

Yorum Yap "CD4.8 – Uzmanlar Her Yerde (Part 2)"