Dünyanın Oluşumu Günceli

CD4.6 – Kışın İçinde Bir Gül (Part 2)

Eylül 20, 2016


Alice ile beraberken, Linley kalbinin derinliklerinden gelen o sevinci hissedebiliyordu. Böylece, gece akıp gitti. Tüm gece ayakta durmuş olmalarına rağmen ne Linley ne de Alice yorgun hissetmiyordu.

Güneş yükselmeye başladığında ufuk, yumuşak mavi bir ışıkla parlamaya başladı.

“Güneş doğuyor Alice, gitmek zorundayım.“ Linley ayağa kalktı.

“Peki.“

Alice de ayağa kalktı. Biraz gönülsüz bir şekilde Linley`e baktı. Linley hafif gülümseyerek el salladı ve etrafında rüzgârlar dönen bir yaprak gibi sokağa süzüldü.

Yeşim Su Cennetine vardıktan sonra, biraderlerinin uyanmasını bekledi. Bir noktada Yale ve diğer ikisi tarafından sorguya bile çekildi.

Ernst Enstitüsüne döndükten sonra Linley her zaman ki gayretli çalışmalarına devam etti. Ne zaman rahatlasa aklına Alice geliyordu. Linley`nin emin olduğu bir şey vardı, o da ask tanrıçasının okuyla vurulduğuydu.

Yulan takviminde yıl 9997, Kasım 29. Aksam saatleri…

Alice erken kalkmış, evin kapısında bekliyordu. Biraz bekledikten sonra, Dry yolunda ona doğru gelen Linley`nin tanıdık yüzünü gördü ve hemen ona koştu.

“Büyük kardeş Linley.“ Alice biraz heyecanlı bir şekilde bağırdı. Bir aydır birbirlerini görmemişlerdi. Sonunda Linley`i gördükten sonra Alice heyecanını kontrol edemiyordu.

Kalbinde, Linley de heyecanla doluydu. Sonuçta tam bir ay olmuştu. Fakat bu gün özellikle mutluydu. “Alice`e, onu tekrar görmek için geleceğime söylemedim, ona rağmen bu gün kapıda beni bekliyor.“

Alice ile olan son sohbetlerinde, Linley Wellen Enstitüsünün tatillerinin her ayin 1 ve 2 sinde olduğunu öğrenmişti. Alice onla buluşabilmek için derslerini atlatıyordu. Linley bunun tamamen farkındaydı.

“Linley, devam et. Bu sefer, daha cesur olmak zorundasın.“ Doehring Cowart yine tavsiye veriyordu.

Linley aslında kendisi de kararını vermişti, sonuçta bir ay daha beklemek istemiyordu.

“Alice bugün niye balkonda değil de kapıda bekliyordun?“ Linley ve Alice yan yana sokakta yürüyorlardı. Alice gülerek, “Hep balkonda saklanamayız, değil mi?“

Linley elinde olmadan balkonun köşesinde nasıl saklanıp, konuştuklarını düşündü ve güldü.

“Doğru. Gece eve gitmezsen baban endişelenmez mi?“

“O mu?“ Alice suratini astı. “Babam ayyaşın teki, ayrıca uslanmaz bir kumarbaz. Kendinin bile ne zaman evde olacağını bilmiyor. Beni nasıl anlasın.“

“Büyük kardeş Linley, ben Fenlai şehrinde doğdum büyüdüm. Fenlai gerçekten büyük bir şehir. Muhtemelen

çoğu yeri görmemişsindir. Gel, sana etrafı göstereyim.“

Linley ve Alice beraber sokaklarda yürüdüler. Yulan kıtasında mevsim kıştı ve Aralık ile Ocak en soğuk aylardı. Gece buz gibiydi. Sokaklarda pek insan görülmüyordu.

Fakat Linley ve Alice konuşarak yürürken, o olanlarda görmüyorlardı.

“Ah, kar yağıyor?“ Alice kafasını kaldırıp yukarı doğru baktı. Gecenin içinde, aşağı doğru nazikçe süzülen kar tanelerini izledi. “Karı çok seviyorum. Bu yılın ilk karı.“

“Karı bende severim.“ Linley yüzünü yukarı cevirdi. Yüzünde karlar toplanıp dağılıyordu.

Sevdiğin kızla beraber karlı bir gecede yürüyüş yapmak gerçekten romantikti. İkili Fenlai sokaklarındaki yavaş gezilerine devam ettiler.

“Büyük kardeş Linley, kız arkadaşın var mı?“ Alice aniden sordu. Yumuşak bir sesle “Çok inanılmaz birisin, emininki çoktan bir tane vardır.“

Linley hemen cevapladı. “Yok, kesinlikle yok.“

Cevabi duyunca sonra Alice sessizliğe gömüldü.

“Alice, peki senin erkek arkadaşın var mı?“ Linley`nin sesi biraz titredi ama sonunda sormayı başarmıştı.

Alice`in yüzü anında kıpkırmızı oldu. Hatta boynu bile kızardı. Fakat karanlık gecede Linley`nin bunu fark etmesine imkân yoktu. “Nasıl bir erkek arkadaşım olabilir? Kim beni kız arkadaşı olarak görmek ister ki?“

Linley derin bir nefes aldı ve aniden, “O zaman benim kız arkadaşım olmaya ne dersin?“

“Um…“ Alice sasirmis, Linley`e bakıyordu. Sanki donmuştu. Linley az önce gayet sıradan konuşuyordu, aniden sorunca tamamen korumasız yakalanmıştı.

Kutsal Birlikte, gençlerin kız arkadaş ya da erkek arkadaş sahibi olması gayet normal bir seydi. Alice`in sınıfındaki kız arkadaşlarından çoğunun erkek arkadaşı vardı. O da bir taneye sahip olmak istiyordu.

Fakat Linley`nin bu kadar direkt ona soracağını hiç beklemiyordu.

“Senin kız arkadaşın olmamı mı istiyorsun?“

Şuanda Linley`nin kalbi o kadar hızlı atıyordu ki, sanki yerinden fırlayacaktı. Büyülü Yaratık Sıradağlarında ki olum­kalım savaşlarında bile bu kadar heyecanlanmamıştı. “Evet, kabul ediyor musun?“

Alice, yüzü kıpkırmızı Linley`e bakmaya devam ediyordu. “Büyük kardeş Linley, senin sandığın kadar iyi bir kız olduğumu sanmıyorum.“

“Ben kararıma güveniyorum. Alice, tekrar soruyorum. Kabul ediyor musun?“ Linley çıldırmak üzereydi. Artık bir cevap almak istiyordu. Sesi bile titriyordu.

Alice bir sure sessiz kaldı ve sonra nazikçe kafa salladı.

“Evet.“

Heyecanla, Linley bir anda Alice`e sıkıca sarıldı. Alice utançla, kafasını Linley`nin göğsüne gömdü. Tam o an, Linley ileride olan çiçekçiyi gördü.

Belli bir sure sonra…

“Alice, buyur!“ Alice kafasını kaldırınca, önünde parıl parıl parlayan gülü gördü.

Yüzü kızararak gülü kabul etti. Linley Alice`e bakarken, gülün Alice`in kızaran yüzüne atıfta bulunduğu düşündü. Linley için inanılmaz etkileyici bir tablo gibiydi. Bu manzarayı zihninin derinliklerine kazıdı.

Alice`in elini tutarak, yürüyüşlerine devam ettiler.

Kar taneleri düşmeye devam etti. İki genç yavaşça Fenlai sokaklarında dolandılar. Alice`in elindeki gül o kadar güzel ve parlaktı ki.

Yeşim Su Cennetinin önemli odalarından birinde yedi kişi vardı: Yale, George, Reynolds ve dört güzel hanim.

“Üçüncü kardeşe ne oldu hiç bilmiyorum. Gecen sefer bütün gece ortada yoktu. Bu sefer de geri gelmedi.“ Yale çaresizce kafasını salladı.

“Hey, su adam üçüncü kardeşe benziyor.“ Camin yanında oturan Reynolds aniden şaşkınlıkla bağırdı. “Yanında da elini tuttuğu bir kız var. Suna bak! Üçüncü kardeş arkamızdan kendisine bir güzel ayarlamış.“

Hemen Yale ve George`da cama koştu. Aşağıdaki Linley`e bakıyorlardı.

Şuanda ask sarhoşu Linley, Yeşim Su Cennetine vardıklarının farkında bile değildi. Linley ve Alice Yeşim Su Cennetinin önünden geçip, Kokulu Köşk Yoluna doğru ilerlediler.

“Üçüncü kardeş ne zaman bu kadar hızlandı? “ Yale`in gözleri parlıyordu.

George ve Reynolds da heyecanlanmıştı. Reynolds hemen bir öneride bulundu, “Haha, üçüncü kardeş geri geldiğinde sağlam bir sorguya çekmemiz lazım.“

….

Ertesi sabah, Linley mutlu bir şekilde Yeşim Su Cenneti`ndeki odaya döndü. Her zamanki gibi Reynolds ve Yale`in çoktan kendi odalarına çekilmiş olmaları lazımdı. Fakat…

Linley kapıyı açınca şaşkınlıkla içeri baktı. “Patron Yale, neden hepiniz buradasınız?“

“Neden burada olgumuzu soruyorsun?“ Reynolds kıkırdamaya başladı. Yüzlerinden bir sey çevirdikleri belliydi. Yavaşça Linley`e yaklaştılar.

“Konuş!“ Reynolds dimdik ona bakıyordu. “Gecen geceki afet kimdi?“

“Çabuk, söyle!“ Yale ve George da sıkıştırdı.

“Şey… siz… çocuklar….?“ Linley ne yapacağını bilemedi.


………………

Yorum Yap "CD4.6 – Kışın İçinde Bir Gül (Part 2)"