Tankların Tarihi Günceli

CD4.21 – Ejderkan Savaşçısı

Eylül 20, 2016


Linley`nin vücudu acıyla sarsılmaya devam ediyordu. Omurgası sanki vücudundan dışarı çıkmak istiyordu.

Küçük çiviler birbiri ardına omurgasından yavaşça dışarı çıkmaya başladı. Çiviler eti ve deriyi delerek dışarı çıkıp sırtında çizgi halinde bir sıra oluşturdular.

İnanılmaz acı yüzünden Linley`nin gırtlağından boğuk sesler çıkıyordu. Terden su olmuştu ve terler çıkarken siyah pullar da birbiri ardına çıkmaya devam ediyordu. Her bir pul Zırhlı Bıçak­sırt Wyrm`in pullarına birebir benziyordu. Tek farkları bunlar daha küçüktü.

Acı içinde dişlerini sıkmışken, boğazından acı dolu bağırmalar çıkmaya devam ediyordu. Linley elinden gelen her şeyi yapıyor ve kendini Gizli Ejderkan Kitabındaki öğretileri uygulamaya zorluyordu.

Ejder kristali sürekli olarak Linley`nin kanına karışıyordu ve git gide küçülmekteydi. Ayni zamanda Linley`nin kanında Ejderkani, ejder kristalinden yayılan karanlık türü elemental enerjiyi hızla emiyordu. Vücudunun değişim hızı aslında daha da artıyordu…

“Graaawr!” Kanla kaplı, etrafı siyah pullarla çevrili bir kuyruk yavaşça Linley`nin kuyruk kemiğinden çıkmaya başladı. Ejderimsi kuyruk bir çelik kırbaç gibi keskindi.

“Ne, neler oluyor?“ Bütün vücudunun değiştiğini hissetince, özelliklede omurgasından fırlayan çivileri ve o karanlık pulları fark edince Linley şaşkına dönmüştü.

Gizli Ejderkan Öğretilerine göre Ejderkan Savaşçıları üç forma sahiptiler.

Üçüncü form, `Ejder­formu`, Ejderkan Savaşçısının bütün vücudunu gök mavisi pullarla kaplardı ve alnından bir boynuz çıkardı. Bu sahip olduğu en güçlü formdu… Fakat şuan, Linley`nin fiziksel formu kitapta anlatılandan tamamen farklıydı.

Linley`nin vücudunu kaplayan pullar gök­mavisi değil, tamamen siyahtı. Omurgasından dışarı cikmis dikenler orada bile olmamalıydı. Linley elinde olmadan Zırhlı Bıçak­sırt Wyrm`i düşündü.

İkinci form `Yarı­ejder formu` `Ejder­formu` kadar güçlü değildi ve sadece vücudun belli bir kısmının dönüşmesine müsaade ediyordu.

İlk form ise normal insan formuydu. Çoğu durumda Ejderkan Savaşçısı bu formda olurdu. Formlar içindeki en zayıf da bu formdu.

Gizli Ejderkan Öğretilerine göre, Ejderkan savaşçısı ilk kez başarıyla Ejderkan Savas­qi`si ürettiğinde, kontrolsüz olarak direkt üçüncü form, Ejder­forumuna, girerdi.

İlk donuşum inanılmaz acı verici olurdu fakat sonraları dönüşümler kesinlikle acıtmazdı.

Linley`nin vücudunda…

Akışkan mavi bir sıvı siyah bir sıvıyla karıştı ve bastan aşağı bütün vücuda yayıldı. Her bir kas, her bir damar bu sıvılardaki enerjiyi emiyordu. Bu Linley`nin bütün fiziksel özelliklerinin inanılmaz bir hızda gelişmesine neden oluyordu. Ama ayni zamanda aşırı derece acı üretiyordu. Tam bir işkenceydi.

 “S.ktugumun ejderleri.“ Linley ejderlere küfretmeye başlamıştı. “Bunların hepsi, kesin sizin yüzünüzden oluyor. Yoksa bizim klan kesin ejder kani içmenin yan etkilerini dikkatlice yazardı, biz de neye dikkat edeceğimizi bilirdik.“

Düşündükçe git gide daha da sinirleniyordu.

Klanın Gizli Ejderkan Öğretileri çelişkilerle doluydu. Eğer şimdiye kadar hiç kimse ejder kani içerek damarlardaki Ejderkani ortaya çıkaramamışsa, nasıl oluyor da kitap başarılı olunacağından bu kadar emindi? Bu tam bir çelişki…

Linley`nin de 4000­5000 yıl önceki olayları bilme ihtimali yoktu.

“Bütün ejder ırkının baskısı yüzünden detayları gerekenden az vermiş olmalılar.“ Şuanda Linley ne yapacağı hakkında hiç bir fikri yoktu.

Kendi `Ejder­formu` acık bir şekilde bilinen, Gizli Ejderkan Öğretilerinde anlatılan `Ejder­form`dan başkaydı.

“Zihnim aşırı güçlü. Keşke bir an önce bayılsam.“ Linley kendi kendine bayılması için yalvarıyordu. Bayıldığında hic değilse bu acı bitecekti.

“Aaaargh…”

Linley`nin bütün vücudu bir kez daha sarsıldı. Bütün ayak ve el parmakları aniden derin bir kemik acısıyla inledi. Tırnakları bir anda büyüyüp keskinleşmeye başladı. Sanki küçük bir ejder pençesi gibiydiler. Sonunda Linley bilincini kaybetmeye başladı.

Gözleri yavaşça buğulandı ve sonra tamamen karardı.

`Pat`

Linley yere yığıldı.

“Sonunda bayıldı.“ Doehring Cowart yanında durmuş Linley`i izliyordu. Bir ic geçirdi. “Ne kadar tuhaf, Linley`nin atası Baruch`un ejdere dönüşmek için böyle tuhaf bir yöntemi nasıl geliştirdiğini hayal bile edemiyorum.“

Somurtarak, bir şeyler mırıldandı. “Dürüst olmak gerekirse bu çok acayip. Ejderkan Savaşçıları haricinde üç tane daha Yüce Savaşçı soyu daha olması lazım. Ben sağken böyle Yüce Savaşçılar filan yoktu. Öldükten biraz sonra ortaya çıktılar.“

Doehring Cowart bin yılı aşkın tecrübe ve bilgisine rağmen, bu olayın nasıl veya neden oluştuğunu tahmin edemiyordu.

“Eğer gerçekten Dokuz Kafalı Yılan Kralını öldürebilmişse, Linley`nin atası Baruch, benden zayıf değil, hatta belki de daha güçlü.“ Doehring Cowart Dokuz Kafalı Yılan Kralı’nın ne kadar güçlü olduğunu gayet iyi biliyordu. Dokuz Kafalı Yılan ırkı büyülü yaratıkların gerçekten güçlü bir ırkıydı. Ayrıca Dokuz Kafalı Yılanın `Yılan Kral` unvanını alması demek, onun aziz­seviyenin zirvesinde bir büyülü yaratık olduğunu gösteriyordu.

Kendisi bile Dokuz Kafalı Yılan Kralını oldurup öldüremeyeceğinden emin değildi.

“Ayrıca şu küçük Gölgefare de kesinlikle normal bir yaratık değil.“ Doehring Cowart dönüp, hala kendi açtığı çatlağın içinde yatmakta olan Bebe`ye baktı. “ Zırhlı Bıçak­sırt Wyrm dokuzuncu seviye en güçlü ejderlerden bir tanesi ve bu Sartius denen ejder dokuzuncu seviyenin zirvesindeydi. Ölümden önceki son vurusu dokuzuncu seviye herhangi bir yaratığın kemiklerini kırıp, etini paramparça etmesi lazımdı. Fakat nasıl olduysa bu küçük Gölgefare bundan sağ kurtulmayı başarmıştı.“

Doehring Cowart elinde olmadan buna cok şaşırmıştı.

Hatta şüphelenmeye başlamıştı…

“Yoksa bu küçük Gölgefare aslında bir Gölgefare değil mi? Tasyiyici Fare mi acaba?“

Doehring Cowart bu iki önemli fare ırkını da cok iyi biliyordu. Tasyiyici Farelerin nüfusu Golgefareden cok daha fazlaydı. En zayıf Tasyiyici Fare birinci seviye en güçlüsü ise yedi veya sekizinci seviye olurdu. Gölgefareler ise üçüncü seviyeden başlardı ve yedi­sekizinci seviyeye kadar çıkardı.

Gölgefare`nin avantajları hızı ve keskin pençeleriydi. Tasyiyici Fare ise hız yerine defansta ustalaşmıştı. “Tasyiyici Fare fiziksel olarak küçük olabilir ama defansif olarak ayni seviyede herhangi bir büyülü yaratıktan daha güçlüdür. Sekizinci seviyedeki bir Tasyiyici Farenin defansi büyük ihtimalle Zırhlı Bıçak­sırt Wyrm ile ayni

seviyededir.“ Doehring Cowart Tasyiyici Farelerin ne kadar korkunç olabileceklerinin farkındaydı.

Fiziksel olarak küçük bu yaratığın kürkünün dayanıklılığı gerçekten inanılmazdı.

Sayısız çeşit büyülü yaratık arasında, ister ejder türü olsun, ister ay, ister yılan yada diğer türler, küçük Tasyiyici Fare Defans olarak ayni seviyedekilere karşı zirvedeydi.

“Bebe`nin gücü sekizinci seviyede olmalı. Eğer bir sekizinci seviye Tasyiyici Fareyse o zaman oyle bir darbeyi alıp hayatta kalmasını anlayabilirim. Fakat bu bir Tasyiyici Fare değil ki. Sekizinci seviye Tasyiyici Farelerin altın kürkü olur.“ Doehring Cowart`in akli sorularla dolmuştu.

“Siyah kürk ve inanılmaz bir hız, üstüne böyle bir defans? Ne kadar tuhaf!“

Aniden Doehring Cowart`in aklına korkunç bir isim geldi.

“Yoksa bu küçük Gölgefare… bir sekilde `onunla` ,Yulan`in kuzeydoğusunda, Gölgeler Ormaninda yasayanla alakası mı var?“ Doehring Cowart korkudan titremeye başladı. Doehring Cowart`in sağ olduğu günlerde, Yulan Kıtasında karşı koymayı düşünemeyeceği sadece iki tane güç vardı.

Bu yıllarda Doehring Cowart Yulan kıtasındaki en güçlü beş isim arasında yer alıyordu. Birinci ve ikinciyi saymazsak geriye kalanların güçleri birbirine çok yakındı.

Fakat ilk iki sıradaki kişinin gücü tartışılmazdı.

Bu ikisinin kim olduğunu kimse tam olarak bilmiyordu. İkisinden biri Yulan İmparatorluğunun dayanağı ve kurucusuydu. O yaşadığı surece Yulan İmparatorluğu zayiflasa da, yıpransa da, asla yıkılmazdı.

Ve diğeri Gölgeler Ormanında yaşıyordu.

Yulan İmparatorluğu tüm Yulan`i bir bayrak altında toplamıştı ve Yulan takvimini o yıl çıkarmıştı. Yıl bir! Nerdeyse on bin yıl sonra, kıta şu anki halini almıştı ve ortaya iki önemli birlikle, Dört Büyük İmparatorluk cikmisti. O zamanlar bile o kişilerin isimleri bütün dünya tarafından biliniyordu.

“Gölgeler Ormanında yaşayan kişi hiç tartışmasız dünyada ki en güçlü büyülü yaratık. Fare türü büyülü yaratıklara karşı aşırı iyi davrandığını duymuştum. Yoksa bu küçük yaratığı ortaya çıkaran o mu?“ Doehring Cowart merak içinde düşünüyordu.

Fakat Doehring Cowart ayni zamanda Yulan kıtasının uzmanlarıyla ilgili bilgilerinin güncel olmadığının da farkındaydı.

Beş bin yil önce, Yulan kıtası tam olarak iki tane nihai super­dövüşçüye sahipti. Biri insan ve diğeri büyülü yaratıktı. Diğer aziz­seviye dövüşçüler bunlara ancak uzaktan hayranlıkla bakabilirdi.

Fakat beş bin yil sonra?

“Belki de fare turu yaratıklar arasında mutasyon geçiren olmuştur. Bu gayet olası.“ Doehring Cowart kendi kendini ikna etmeye çalışıyordu.

Tekrar Bebe ile Linley`e bir bakış attı, sonra kafa salladı. “Ejderkan Savaşçısının varisi ve bir tane mutasyon geçirmiş Gölgefare. Beraber neler başarabilirler?“ Doehring Cowart olacakları görmek için biraz heyecanlanmıştı. Belki de Linley`nin yanındayken, gelecekteki günleri çokta yalnız olmayacaktı.

Bütün tünel tam bir sessizlik içindeydi.

Yerde bilinçsiz yatan Linley hala dönüşüyordu ve Ejderkan Savaş Qi`si göbeğinin yedi santim aşağısına yavaşça toplanıyordu. Ejder kristaline benzer bir şekilde kristalleşiyordu. Bebe`nin yaraları da yavaşça iyileşmeye başlamıştı.

….

Üç gün sonra…

Linley gözlerini açtı ve anında ayağa kalktı.

Şuanda Linley tamamen çıplaktı. Bütün kıyafetleri uzun zaman önceden Ejderkan dönüşümü yüzünden paramparça olmuştu. Fakat şuan Linley tekrar insana dönmüştü ve diğer insanlardan hiç bir farkı yoktu.

“Sonunda eski halime döndüm.“

Gizli Ejderkan Öğretilerinde dönüşümden sonra tekrar insana dönülebileceği yazılı olsa da, Linley ancak eski haline döndükten sonra rahatlayabilmişti. Sonuçta onun `Ejder­formu` ve bilinen `Ejder­form` birbirinden başkaydı.

“Patron, uyanmışsın.“ Acık bir ses Linley`nin zihninde yankılandı.

Sürpriz bir neşeyle Linley hemen kafasını döndürüp baktı ve tam o anda Bebe kollarına sıçradı. Bebe`yi kucaklarken Linley sonunda kalbinde bir huzur hissetti. Bebe o öldürücü darbeyi aldığında Linley korkutan çılgına dönmüştü.

Beraber büyüdüğü küçük Gölgefare`nin ölmüş olabileceğinden korkmuştu.

“Bebe, iyi misin?“ Linley dikkatlice Bebe`nin vücudunu inceledi. İncelerken göğsünde gösterişsiz bir yara gördü… ama Linley bu yaranın önemsiz görünmesinin nedeninin Bebe`nin Kürkü`nün çoğunu kapatması olduğunun farkındaydı.

“İyiyim tabii ki. Ben, Bebe, küçük bir solucandan korkar mıyım sandın?“

Bebe aniden şaşkınlıkla “Patron, vücudundaki yaralara ne oldu? Hepsi gitmiş? Yüzündekilerde dahil. Hiç yaran kalmamış!“

Ancak şuan Linley kendi vücuduna dikkat etti.

“Ah, bu gerçekten de Gizli Ejderkan Öğretilerinde tarif edilmişti. Biri ilk kez Ejderkan dönüşümü geçirdiğinde bütün vücudu değişir, derisi bile yenilenirmiş.“ Şuanda Linley`nin vücudunda tek bir yara bile yoktu. Mükemmel durumdaydı.

Vücudunda, dolup tasan gücü hissetince Linley`i bir heyecan kapladı.

“Ne kadar dehşet verici bir fiziksel güç.“ Linley şuan ki gücünün öncekinden onlarca kez daha fazla olduğunu hissedebiliyordu. Damarlarındaki Ejderkani uyandırdıktan sonra, vücudunun fiziksel özellikleri önemli ölçüde gelişmişti. İnsan formundayken bile önceki halinden çok daha güçlüydü.

Yumruğunu sıkarak biraz Ejderkan Savaş Qi`si oluşturdu ve aniden yakındaki, kayadan oluşmuş duvara güçlü bir yumruk attı.

“Bamm!“ Sanki çelik bir sopayla vurulmuş gibi duvarda geniş bir delik acildi ve taslar etrafa uçuştu.

“Altıncı seviye. İnsan formunda bile şuan altıncı seviye savaşçının gücüne sahipsin!“ Doehring Cowart yüzükten dışarı cikti ve gülerek Linley ile konuşuyordu.


………….

Yorum Yap "CD4.21 – Ejderkan Savaşçısı"