Dünyanın Oluşumu Günceli

CD4.14 – Sıvılaşma

Eylül 20, 2016


Reynolds, George ve Yale aval aval heykele bakıyorlardı. Önlerindeki heykel onları şaşkına uğratmıştı, sanki beş insan figürünün besi de bir ruha sahipti.

Soldaki yumuşak, zayıf, hassas bir havaya sahipti ve kim görse ona acırdı.

İkinci figür görenlerin kalplerini yerinden oynatacak derecede sevimliydi.

Üçüncü form sanki utançtan kıpkırmızı olmuş gerçek bir kız gibiydi.

…..

Hepsi kendi aurasina sahip bes ayrı figür.

Linley heykele baktı. Sanki hayal görüyordu. Bu beş figür rüyalarındakiler gibiydi. Fakat Linley şuan uyanıktı.

“Linley,“ Doehring Cowart yanına yürüdü. Üstünde her zamanki gibi tek bir toz zerreciği olmayan beyaz elbisesi vardı.

Linley Doehring Cowart`a baktı.

Doehring Cowart yüzünde bir memnuniyetle, “Heykeltıraşlık yeteneği olarak usta seviyesine çoktan ulaştın bile. Henüz yarattığın bu heykel ise Düz Keski Okulunun en iyi örneklerinden biri olarak anılmaya tamamen layık bir eser. Bunu tecrübe ettikten sonra, öyle inanıyorum heykeltıraşlık anlayışın önemli derecede derinleşmiş olması lazım.“

Linley hafifçe kafa salladı.

Ancak bu heykeli bitirdikten sonra, Linley neden her usta heykeltıraşın kabul edilip, cağlar boyunca aktarılan tek bir eseri olduğunu anladı. Yetenekleri olmadığından filan değildi, yapamıyorlardı çünkü bu `kutsal` heykeller bir anda oluşuyordu ve her istendiğinde yapılamazdı.

Örneğin, Linley bu `Rüyadan Uyanış` heykelini yapmayı henüz bitirmişti. Ama ondan bir tane daha yapmasını isterseniz, bu belki de imkânsızdı.

`Kutsal` bir heykelin dünyaya gelmesi için, emsalsiz ustun yeteneklerin, müthiş bir konsantrasyonun ve aniden insani tamamen kaplayan duyguların bir araya gelmesi gerekir. Ancak bir insan duygularıyla %100 kaplanınca `kutsal` bir heykel oluşturabilir. Çünkü iste o an insanların ruhlarını canlandıracak, bas döndürücü bir heykel yapması için onu engelleyecek hic bir sey kalmaz.

Linley şuan bu `Rüyadan Uyanış` heykelini bitirmişti ama kim bilir bu kalitede ikinci bir heykel yapması ne kadar zamanını alacaktı?

Yine de…

Bu oyma ile gecen son on gün boyunca, Linley`nin ruhu kâinatla tam bir uyum ve algılama içine girmişti. Bu yüzden heykeltıraşlık yeteneği acısından Linley önemli ölçüde gelişmişti. Eğer simdi Linley bir heykel yapmaya kalksa belki `Rüyadan Uyanış` heykeli kadar değerli olmayabilirdi ama önceki 5000 altın eden heykellerinden çok çok daha iyi olacağı kesindi.

“Linley, ruhsal enerjinde ki değişimi fark ettin mi?“ Doehring Cowart neşeli bir sesle sordu.

Linley şaşırdı.

Ruhsal enerji?

Heykel onu normalden cok daha fazla ruhsal enerji kullanmaya zorlamıştı ve şuan ruhsal enerjisi öncekinden cok daha fazlaydı. Eğer on gün önce Linley`nin ruhsal enerjisi küçük bir ağaçsa şuan göğe doğru yükselen yüce bir meşeydi.

“Nasıl bu kadar arttı?“ Linley hayrete düşmüştü.

Doehring Cowart memnun bir şekilde güldü. Beyaz sakalları dalgalanırken, “On kat! Ruhsal enerjin öncekinden tam on kat daha güçlü! Ruhun inanılmaz bir artış yaşadı ve on günde on kat arttı! Su kısacık on günde diğerlerinin belki de onlarca yılda kazanamayacağı bir kar kazandın. Ruhsal enerji seviyen altıncı seviyeden direkt olarak tek sıçrayışta yediye geçti.“

Linley`de bu olanlara inanamiyordu.

Çok fazla artmıştı! Tam on kat!

“Etkisi epey iyi değil mi? Hrmph, benim Düz Keski Okulumun tesiri tartışılmaz ve akıl ermez. Yine de… seni gerçekten kıskandım.“ Doehring Cowart Linley`e bakarken sırıtıyordu. “Linley, sunu bilmelisin ki vücudun mutlak duygu durumuna girdimi, ruhun doğayla bir bütün haline gelir ama bu inanılmaz nadir ve ulaşılması aşırı zor bir durumdur.“

Linley`de kafa salladı.

Eğer böyle bir şeye ulaşılması kolay olsaydı, o zaman her yerde `kutsal` heykeller görülmez miydi?

“1300 yıllık hayatımda bu duruma üç kez geçiş yapabildim. Ve bu üç geçişte, en çok gurur duyduğum üç heykeli bitirdim.“ Doehring Cowart yüzünde bir övünme ile sözüne devam etti. “Fakat heykellerin her biri, iki, üç ve dört gün sürdü. Hepsi toplamda dokuz gün ediyor. Senin tek bir seferde başardığından daha az.“

Ancak Doehring Cowart`in sözlerini duyunca Linley oyarken on gün on gece geçirdiğini fark etti.

“Bu ruhsal hal Düz Keski Okulunun üyelerinin ruhsal enerjilerini artırmaları için en iyi durumdur. Bunun sayesinde normal bir insandan bin kat daha hızlı artış sağlarsın. Rüyalarımızdaki bir durum. Ne kadar uzun kalırsan, o kadar iyi ve ne kadar çok oyma yaparsan o derece kar elde edersin.“

`Rüyadan Uyanış` devasa bir sanat eseriydi ve beş tamamen ayrı figürü temsil ediyordu. Bu derece büyük bir heykel çok nadir görülürdü.

Doehring Cowart uzun bir ic geçirdi. “Fakat ruhun belli bir heykeli yapmak için harekete geçti mi, üstünde herhangi bir kontrolün kalmıyor.“

Linley anlamıştı.

Tam da Linley devasa kayayı ve onun üstündeki desenleri, çizgileri görüp onu duyguları karışık haliyle birleştirdiğinde, zihni doğal olarak beş tane görüntü seçmişti. Bu onun kendisi de dâhil her şeyi unutmasını sağlayan bir çeşit enerji veya heyecandı. Geriye kalan tek sey heykelin ta kendisiydi.

Bütün enerjisi, bütün duyguları, hepsi heykele akmıştı.

Bu hale geçiş yaptıktan sonra, başka herhangi bir şeye enerjisi kalmamıştı. Örneğin `Büyük bir heykel yapmak istiyorum.` diyemezdi. Düşüncelerini toplamasına imkân yoktu. Eğer düşüncesini başka bir yere daha vermeyi başarsaydı bütün bu kusursuz hal bozulurdu.

“Linley, bir soru sormak istiyorum. Bu heykelin bir ismi var mı?“

“Rüyadan Uyanış“

Doehring Cowart biraz düşündü ve sonra, “Aferin. Güzel isim.“ dedi.

Nadir görülen kar fırtınamsıda sonunda bitmişti. Tüm dünya beyaza boyanmıştı ve tüm dağ dize kadar gelen bir kar tabakasıyla kaplanmıştı. Böyle bir fırtına gerçekten nadir görülürdü. Kardan sonra sıcaklık önemli

ölçüde düşmüştü.

Yale, George ve Reynolds dondurucu soğuktan kaçmak için çadır kurmuşlardı. Yale bazi hizmetçilere, onlara düzgün yemek getirmeleri için emir vermişti. Onlarsa, orada Linley`i izleyerek beklemişlerdi.

Su anda, Yale ve diğer ikisi çıt çıkarmadan Linley`e bakıyordu.

“Patron Yale, üçüncü kardeş başarıyla heykeli bitirdi. Neden hala orada dikiliyor?“ Reynolds biraz endişeliydi. Linley`nin zihninden Doehring Cowart`la konuştuğundan haberi bile yoktu ve tabii ki hiç biri Doehring Cowart`i göremiyordu.

Yale hafifçe kafasını salladı. “Bende bilmiyorum. Ama bu üçüncü kardeşin yaptığı heykel kesinlikle Büyük usta Proulx`un heykelleriyle eşit seviyede görülebilir.“

En azından Yale`in gözünde Linley`nin heykeli dünyayı sarsacak, erkeklerinin ruhunu titretecek derecedeydi.

“Patron Yale, ikinci kardeş, dördüncü kardeş.“

Aniden Linley`nin sesini duydular ve hepsi bir anda irkildi. Reynolds hemen heyecanla geri bağırdı. “Linley, sonunda konuştun! On bir gün oldu, tam on bir gün. On bir gündür bir sey yemedin, içmedin.“

Linley bir gün boyunca kayanın önünde sessizce beklemişti ve sonra on gün daha oymayla harcamıştı. Buda toplamda on bir gün harcamış demekti.

Sıradan bir insan on bir gün boyunca yiyip, içmeseydi simdi ölmüştü. Sıradan bir dördüncü veya besinci seviye büyücüde ayni süreyi ac geçirseydi şuan inanılmaz zayıf durumda olurdu. Fakat Linley şuan sadece biraz susamış hissediyordu ve hiç rahatsız değildi.

Bunun tek bir nedeni vardı, o da Linley bu emsalsiz duruma geçiş yaptığında evrenle bir bütün olmuştu. Toprak ve rüzgâr elemental esansı durmadan vücuduna girdi, onu canlandırdı, kaybedilen enerjiyi yeniledi, ayni anda da durmadan bedenini güçlendirdi.

“On bir gün? Evet, biraz açım. “ Linley bir kahkaha attı.

“Aç mısın?“

George yandaki çadıra heyecanla ilk koşan oldu. Derilerle kaplanmış iki tane kasayı kaptı. Derileri ısı kontrolü için kullanmışlardı. Derileri çıkarınca, içinden iki metal kutu aldı. Bu iki metal kutunun içi tam bir ziyafetle doluydu.

Yale bir kahkahayla “Bekleyin, içecek şarabimiz olmadan yiyemeyiz, değil mi?“

Bir kardeşinin hızla yemeği hazırlarken, diğerinin pirinçle uğraştığını, üçüncününse şarapları doldurduğunu görünce Linley`nin içini sıcak bir duygu kapladı.

On bir gün boyunca ona eşlik etmişlerdi. Nasıl bundan etkilenmezdi?

Fakat bütün bu duygular kalbinin derinliklerindeydi.

Linley kararlı bir sekilde “Patron, ikinci kardeş, dördüncü kardeş. Hayat boyu hep iyi kardeşler olarak kalalım.“ dedi.

George yumuşak bir tonla “Üçüncü kardeş, gel, yumul bakalım.“

“Pekâlâ!“

Ernst Enstitüsünün arkasındaki karla kaplı dağda, üç kardeş beraber yemeye başladılar. Gülüşmeler ve neşeleri hiç bitmeden devam ettiler. Tabi küçük Gölgefare`de yan tarafta kendine bir ziyafet çekiyordu.

Yedikten sonra…

“Patron Yale, bu heykeli saklamamda bana yardım eder misin?“ Linley ayağa kalktı ve beyazla örtülü çevreye biraz baktı. “On beş yaşımdayken, Büyülü Yaratık Sıradağlarına eğitime gitmiştim. Mantıklı düşünürsek, on altıncı yaşımın temmuz ve ağustos ayları eğitime gitmiş olmam gerekirdi. Fakat Alice yüzünden gitmedim. Simdi kararımı verdim ve gidip sağlam bir eğitim yapacağım.“

George, Yale ve Reynolds bir anda dondu.

“Üçüncü kardeş, Büyülü Yaratık Sıradağlarına mı gideceksin?“ Hepsi endişelenmişti.

Linley daha yeni devasa bir duygusal darbe yemişti ve on bir gün aç susuz geçirmişti. Tam da morali az düzeliyorken, Büyülü Yaratık Sıradağlarına gitmeye karar vermişti. Yulan kıtasındaki en tehlikeli üç yerden biri. Nasıl olurda endişelenmezlerdi?

Linley gülerek, “Tamam, endişelenmeyin. Şuan kafam gayet rahat, eğer acımı geride bırakmamış olsaydım, bu `Rüyadan Uyanış` heykelini simdi kırmam lazımdı.“

Konuşurken dönüp heykele baktı.

Bakarken, sanki geçmişteki günlerini görüyordu. Kalbi tamamen sakin ve huzur doluydu.

“Bu sadece bir anı, hayattaki bir başarısızlıktan başka bir şey değildi. Alice yüzünden eğitim hızımı zaten yavaşlattım. Artık zaman kaybetme lüksüm yok.“ Linley üç kardeşine gülerek çantasını kaptı. “Ben hemen yola koyuluyorum. Enstitüye geri dönmeyeceğim.“

“Patron, ikinci kardeş, dördüncü kardeş.“

Linley üç iyi arkadaşına yüzünde bir gülücükle bakti. “Hepinize minnettarım. Ben, Linley, sizin gibi üç iyi kardeşe sahip olduğum için cok şanslıyım.“

Konuştuktan sonra, Linley çantasını giydi, Bebe`yi aldı ve doğuya, dağdan uzaklara yürümeye başladı.

Yale, Reynolds ve George, Linley`nin git gide küçülen, sonunda ufukta kaybolan görüntüsüne baktılar.

…..

Büyülü Yaratık Sıradağlarında…

Uzun, heybetli ağaçlar. Yoğun sarmaşıklar, bambular. Vahşi otlar, çalılar. Kurumuş yapraklar. Büyülü Yaratık Sıradağları o kadar eski ve doğaldı ki. Linley ise meditasyon pozisyonundaydı. Doğadan toprak ve rüzgâr elementini özümsüyordu ve onu büyü gücüne dönüştürüyordu.

Linley`nin ruhsal enerjisi çoktan yedinci seviye bir büyücüye ulaşmıştı ama büyü gücü hala altıncı seviyedeydi.

Çoktan Büyülü Yaratık Sıradağlarında bir ay geçirmişti bile.

Gecen bu ayda, Linley bazen büyülü yaratıkları öldürdü, bazense yedinci seviye rüzgâr büyüsü `Uçma Tekniğini` analiz etti. Geri kalan zamanın tamamını meditasyonla büyü gücü toplayarak geçirdi.

Ernst Enstitüsü herhangi bir yedinci seviye büyüsü öğretmiyor ya da eğitimini vermiyordu. Fakat Linley`nin kütüphane `de bulduğu büyü teorisi kitabına göre `Uçma Tekniği` `Havada Süzülme Tekniğinin` mantıken neredeyse bir kopyasıydı. Linley sürekli olarak rüzgâr­büyüsü prensiplerini uygulayıp Uçma Tekniği üstünde çeşitli büyü sözleri deniyordu.

Bir aylık denemeden sonra, Linley artık kolayca havada uçabiliyordu.

Linley büyülü sözleri bilmese de dünyanın geri kalanında kullanılanın bir benzerini oluşturmuştu ve şuan ki hızından da gayet memnundu.

Altıncı ve yedinci seviye arasında devasa bir fark vardı fakat en büyük kısmı ruhsal enerjiyi artırmaktı. Linley zaten ruhsal enerji kısmına ulaştığı için tüm yapması gereken büyügücü oluşturmada biraz daha zaman harcamaktı.

Linley`nin elemental yatkınlık derecesi olağanüstü olduğu için, büyügücü saflaştırma hızı da aşırı yüksekti.

Gölgefare Bebe ise dikkatli bir şekilde cevrede dolanıyor, Linley meditasyon yaparken onu koruyordu.

Linley`nin enerji merkezinde.

Toprak renkli ve mavimsi renklere sahip elemental esans parçacıkları çoktan inanılmaz bir yoğunluğa ulaşmıştı fakat şimdilik Linley`nin enerji merkezinde gaz halindeydiler. Yine de parçacıkların yoğunluğu hızla artıyordu… Sonunda elemental esans gaz parçacıklarının yoğunluğu kritik seviyeye ulaştı.

Aniden Linley`nin enerji merkezinde toprak renkli bir damla sıvıyla mavimsi bir damla sıvı birleşti.

Ve sonra, daha fazla sıvı toplanmaya başladı, bir damla oldu on, on damla oldu yüz, bin…

Altıncı seviye büyücüyle yedinci arasındaki en büyük fark­ büyü gücünün yoğunlaşıp sıvı bir hal almasıydı!


………………

Yorum Yap "CD4.14 – Sıvılaşma"