Tankların Tarihi Günceli

CD4.10 – Kırılmalar (Part 2)

Eylül 20, 2016


Gece çöktü, ama Linley hala ayni yerde oturmuş içiyordu. Alice ortalarda yoktu ve bardaki insan sayısı git gide azalmaktaydı. Bebe her zamanki gibi alkolün tadını çıkarıyordu. Normalde Linley çok içmesine izin vermezdi ama bu sefer doya doya içiyordu.

“Efendim, kapatmak üzereyiz.“ Garson saygıyla söyledi.

“Kapatmak?“ Linley irkildi.

“Hesap nedir?“ Linley ayağa kalktı. Sağlam sarhoş olmuştu.

Çoktan alti sise şarabı bitirmişti bile. Neyse ki sağlam bir vücudu vardi da, dayanabiliyordu. Sıradan bir insan olsa çoktan sızıp kalmıştı. Yanındaki Bebe ise çok daha fazla içmişti, 12 sise devirmişti bile.

Hesabi ödedikten sonra Linley bardan cikti. Gecenin ilerleyen saatleriydi ve Dry yolu nerdeyse bomboştu.

“Ilk kez Alice buluşmamızı kaçırıyor.“ Linley uzun bir ic geçirdi.

Son bir kez dönüp Alice`in karanlıktaki evine doğru bakti. Sonra dümdüz Yesim Su Cennetine doğru ilerledi.

Yeşim Su Cennetinde…

“Üçüncü kardeş muhtemelen şuan kiz arkadaşıyla eğleniyordur.“ Yale, George ve Reynolds kendi aralarında sohbet edip eğleniyordu, bir yandan da şaraplarını yudumluyorlardı.

Reynolds kıkırdayarak, “Patron Yale… Sence Linley hala siftah yapmamış midir?“

Yale burnunu kivirdi. Gayet kendinden emin bir sekilde, “Bunu sormana bile gerek yok. Sadece bakarak %100 bakir olduğunu söyleyebilirim… Dördüncü kardeş hadi gidip biraz dinlenelim.“ Yale hemen yandan bir güzeli kolundan çekip götürdü ve Reynolds da arkasından takip etti.

Şak!

Odanın kapısı aninden acildi.

Yale ve Reynolds şaşkınlık içinde bakıyordu. Yale sok olmuş bir sekilde, “Üçüncü kardeş, neden geri geldin?“

“Yok birsey. Patron Yale, Dördüncü kardeş, üçüncü kardeş, gelin kafaları çekeceğiz.“ Linley`nin sesi biraz az ve sessiz çıkıyordu.

Reynolds, Yale ve George birbirine baktılar. Yale ilk gülen ve söze giren oldu, “Harika. Üçüncü kardeşi seni böyle açık ve dobra görmek gerçekten nadir oluyor. Hadi o zaman bu gece felekten bir gece çalalım.“ Hepsi beraber oturup içmeye başladılar.

Ertesi gün, Linley yine Alice`in evine gitti ve yine ortalarda kimse yoktu.

…..

Ernst Enstitüsünde…

“Alice bu kez gerçekten kızdı sanırım?“ Linley enstitünün içinde bir yolda yürümekteydi ve morali hiç iyi değildi.

Yürürken Linley Enstitünün ortasında bir dükkân fark etti. Dışında pek cok pano ve reklam olan bir dükkân. Linley”nin bakışları aniden kristal küre reklamına kaydı. Bir keresinde Alice`in ona söylediği bazı şeyleri hatırladı. “Büyük kardeş Linley, biz farkli yerlerde yaşıyoruz. Ne zaman kampüsün içinde bir çift görsem, seni hatırlıyorum ve özlüyorum. Fakat birbirimizle görüşmemiz gerçekten cok zor. Ne yazik ki… İkimiz beraber olsak ne kadar güzel olurdu.“

Linley`nin kalbi aniden hızla atmaya başladı.

Direkt dükkâna giderek, sahibine seslendi.“ Hafıza kristal toplarının fiyatı ne kadar?“

Dükkân sahibinin gözleri bir anda parladı. “800 altın para.“ Hafıza kristal topları inanılmaz lüks eşyalardı. “Elimizdeki hafıza kristalleri gerçekten kalitelidir. Bu hafıza kristalleri, bizzat enstitüdeki sekizinci seviye su­stili büyücüler tarafından üretilmiştir.“

Linley hafıza kristal toplarının nasıl yapıldığına dair ayrıntılı bilgiye sahipti.

Su­stili `Süzülen Kahin Teknigi` simya ili ilgili yöntemler kullanılarak kristal topa islenirdi. Kristal küre az bir büyü gücüyle aktifleştirildiğinde, içindeki büyü otomatik olarak çalışıyor ve uzun bir kayıt yapıyordu. Kayıt bittiğinde, bir daha ki sefer büyügücü uygulanırsa, kristal top önceden kaydedilen şeyleri göstermeye başlıyordu.

Fiyat konusunda biraz pazarlıktan sonra, Linley 1200 altın paraya iki tane hafıza kristal topu almayı basardı.

“Bir tane kristali Enstitüdeki hayatimi kaydetmek için kullanırım, diğerini de Alice`e veririm. O da aynisini yapar. Bu şekilde onu görmesem bile kristal top aracılığıyla izleyebilirim.“ Linley elinde ki iki tane kristal topa bakarak güldü.

….

Yurtta heykeltıraşlık, dağlarda eğitim, üstüne enstitüdeki dersler… Linley her şeyi kaydetti. Ta ki kristal top dolup, daha hiçbir sey almayana dek. Ve sonra Ekimin ortasında, elinde kristal toplar, heyecanla Fenlai şehrine gitti… ama sonunda Alice yine ortaya çıkmadı.

Ekim 29…

Dört birader bir kez daha Fenlai şehrine gidiyordu. Şehrin içinde Linley üç biraderinden ayrıldı.

Reynolds, Yale ve George ciddi gözlerle Linley`nin ayrılışını izledi.

“Üçüncü kardeşi tanıdığım son yedi yılda, o hep sihir ve heykeltıraşlık alanında parlak bir dâhiydi. Fakat açık bir şekilde, üçüncü kardeş bu Alice`e aşırı değer veriyor. Eğer sonu kötü biterse, korkarım ki ağır yaralanacak.“ Yale somurtarak konuşuyordu.

Reynolds da kafa salladı. “Bende ayni şeyi hissediyorum. Alice denen bu kız üç görüşmedir ortaya çıkmadı. Korkarım ki bela geliyor.“

“Dürüst olmak gerekirse, ayrılmak illa kötü olacak diye bir sey yok.“ Yale bir kahkaha atti. “Bir erkek olarak ayrılık acısını yaşamazsan, nasıl olgunlaşacaksın? Bence Üçüncü kardeş bu Alice denen kızın üstüne cok düşüyor. Eğer ben olsaydım? Orospuya bak. Bana bir öyle bir davransın. Süründürürdüm onu. “

George da gülmeye başladı. “Patron Yale, açıkçası, ben Üçüncü kardeşin tavırlarını takdir ediyorum. Senin bakış acin biraz…“ George kafa salladı.

Reynolds sırıtarak “Bende Patron Yale`in düşüncelerinden yanayım.“

“Bu kadar dedikodu yeter, hadi Yeşim Su Cennetine gidelim.“

Yale, Reynolds ve George direkt Yeşim Su Cennetine yöneldi, fakat tam yarı yoldayken, Reynolds aniden Yale ve George`u dürttü. “Patron Yale, George, bekleyin. Şuraya bir bakin! Kim var?“

Yale ve George dönüp, Reynolds`un gösterdiği yöne baktı. Aninden ikisinden yüz ifadeleri değişti.

……………



Yorum Yap "CD4.10 – Kırılmalar (Part 2)"