Dünyanın Oluşumu Günceli

CD4.1 – Eve Dönüş

Eylül 20, 2016


Alice`in evinin etrafındaki duvarlar çok yüksek değildi, sadece iki metre civarındaydı. Linley duvarlara doğru yürüyüp, bir sıçrayışta üstüne cikti, Sonra da bir atlayışta, sanki uçar gibi Alice`in yanına indi.

“Çabuk, eğil.“ Alice telaşla Linley`i cekti.

Linley`de karşı koymadan, şüpheli, fakat itaatkâr bir şekilde hemen eğildi.

“Shhh.“ Alice dikkatlice etrafa bakindi ve sonra nefesini bıraktı. Ardindan Linley`e döndü, “İyi, neyse ki herkes uyumuş. Eğer herhangi biri bir sey görseydi, başım büyük belaya girerdi.“

Linley simdi mevzuyu anlamıştı.

“Hadi oturalım. Eğer otururken konuşursak, duvar bizi görmelerini engeller.“ Alice, küçük bir tilki gibi sinsice, mutlu bir şekilde güldü. Orada olan bir elbiseyle hızlıca zemini sildi ve Linley ile beraber oturdular.

Linley`de Alice ile tekrar karşılaşabildiği için cok mutluydu.

“Büyük kardeş Linley, gecenin bu saatinde sokakta ne isin var? Ernst Enstitüsünde öğrenci olduğunu söylememişiydin? Fenlai Şehrine niye geldin?“ Alice tek nefeste bir suru soru sıralamıştı.

Neden Fenlai Şehrindeydi?

Linley biraz tuhaf hissetti. Sonuçta üç arkadaşıyla beraber Yeşim Su Cennetine geldiğini söyleyemezdi, değil mi?

“Birkaç arkadaşımla beraber, şehre eğlenmeye geldik. Gece içerisi cok kalabalık geldi bana, bu yüzden yürüyüşe ciktim.“ Linley kaçamak bir cevap verdi.

Alice kafa salladı.

“Alice, peki sen gecenin bu saatinde neden uyanıksın?“

Alice üst dudağını ısırarak, “Aslında erken uyuya kalmıştım, fakat tam güzel rüyamın tadını çıkarırken, zil zurna içmiş olan babam geldi uyandırdı. Babamın ne kadar taşkın biri olduğunu bilmiyorsun. Her gün kumar oynar ve içki içer. Sarhoş olduktan sonra da evi ayağa kaldırır. Deli ediyor beni!“

“Böyle bir babaya sahip olduğum için gerçekten cok şanssızım. Peki sen, Linley? Baban nasil biri?“ Alice yanında oturan Linley`e bakıyordu.


“Babam?“ Linley kendi babasını düşünmeye basladi. “Babam kumar oynamaz. İçtiği olur ama sarhoş olduğunu görmedim. Fakat inanılmaz katidir. Küçüklüğümden beri hic değişmedi.“

Alice imrenerek bir ic çekti. “Büyük kardeş Linley, benim aksime sen gerçekten şanslısın.“

Ay isiginin altında iki genç sohbetlerine devam etti. Babalarından, konu egitime, okullarina ve sonra

arkadaşlarına kaydı. Sonunda da arkadaşlarıyla yaptıkları seyleri bahsetmeye geçtiler…

Linley Alice ile konuşurken cok mutluydu. Konuştukça onun hayatını daha da cok anlamaya başladı.

Yavaşça gece ilerledi ve sonunda günesin ilk ışıkları doğudan yükselmeye başladı, Taze sabah havası tum şehri sarmaya başladı. Fakat sohbete dalmış Alice ile Linley`nin zamandan haberi bile yoktu. Gün aydınlanınca, ancak gecen zamanı anladılar.

“Oh, çoktan gündüz olmuş.“ Linley sonunda farkına varmıştı.

“Cok mahcubum, büyük kardeş Linley. Bütün gece seni burada tuttum.“

Aniden Linley ve Alice konuşmayı bıraktı. Ortamda tuhaf bir hava oluştu.

“Benim gitme vaktim geldi gibi.“ Linley tuhaflığı sezmişti ve hemen tedirgin bir şekilde ayağa kalktı.

“Büyük kardeş Linley, gelecekte, Fenlai Sehrine yine gelecek misin?“

“Tabii ki, bos zamanım olduğu surece.“ Korkuluklara tutunarak havada bir takla attı ve duvarın üstüne kondu. Sonrada neredeyse on metre uzakta olan sokağa zıpladı.

Linley arkasına bakmadı, sadece sıradan bir şekilde hoscakal dercesine elini salladı.

Alice Linley`nin ayrılışını izledi. Ancak Linley gözden kaybolduktan sonra, ümitsiz bir şekilde odasına döndü.

….

Ağustos güneşi tepede bir ates topu gibi parlıyordu ve toprağı kızartıyordu. Linley uc biraderiyle öğle yemeği yedikten sonra, evine, Wushan Şehrine doğru yola cikti. Arkasında 70.000 altınlık büyü özütleriyle beraber.

“Cyak, cyak.“ Bebe omuzunda heyecanla ciyaklıyordu.

Linley Bebe`ye bakınca, o da gülmeye başladı. “Bebe, yoksa Wushan`a gittiğimiz için sende mi heyecanlısın? Dogru. Daha once sana hic sormadım, o zaman sen neden veya nasıl bizim klanın arka bahçesinde ortaya ciktin ki?“

“Benimde bir bildiğim yok.“ Bebe çaresizce kafasını salladı. “Tüm hatırladığım, orada olduğum. Anne babam kim hiçbir fikrim yok. Hatırladığım tek bir sey var. Bir ses, `Burada kal, etrafta dolanma!` “

“Burada kal, etrafta dolanma?“

Acaba ses Bebe`nin babası ya da annesine mi aitti?

“Baslarda, sadece tas yedim. Sese itaat ettim, bu yüzden ailenizin bahçesinden ayrılmadım. Fakat sonra, patron, sen beni buldun ve vahşi tavsan getirdin. Bütün dünyada bana senden daha iyi davranan biri yok. Seni hiçbir zaman bırakmayacağım.“ Bebe burnunu küçük burnunu kıvırıyor, oynatıyordu.

Linley de o gün olanları hatırlıyordu.

O zaman, Bebe Wushan`in girişinde gerçekten de tereddüt etmişti, ama sonunda, Linley`nin ayrıldığını görünce, onunla ruh bağlama kontratını yapmaya karar vermişti.

“Pekâlâ, Bebe, her zaman beraber olacağız, değil mi?“ Linley sevgiyle Bebe`nin küçük kafasını okşadı. Bebe, o memnuniyetle gözlerini kapattı.

Linley cok hızlı yürümüyordu, saatte yirmi kilometre filan ilerliyordu. Wushan Şehrinin sınırlarına ulaştığında çoktan gece olmuştu. Şehre girdiği gibi, tanıdık bir ses duydu…

“Hepiniz, belinizi sıkılaştırın ve düz durun! Eğilmeyin! Eger birinizin kalçası bu boyaya değip, lekelenirse, kuralları ihlal etmiş sayılacak. Ceza olarak iki kat eğitim bekliyor.“ Hillman`in sesi uzaklardan duyuluyordu.

Linley o tarafa doğru baktı.

O tanıdık, Wushan`in doğusundaki bos alanda, ağaçların hemen ilerisinde, yaşları altıdan on altıya değişen üç grup çocuk duruyordu. Hillman ve diğer ikisinin sıkı denetimi altında, çetin bir eğitimden geçiyorlardı. Hepsinin elbiseleri terden su olmuş durumdaydı.

“Eskiden bende böyle eğitim yapıyordum.“ Çocukları görünce Linley duygulandı.

“Linley?“ Hillman uzaktan Linley`i gördü. Roger ve Lorry`e talimat verdikten sonra hemen Linley`nin yanına koştu. Hemen sıkıca sarıldı.

“Hillman amca, uzun zaman oldu!“ Linley epey mutluydu.

“Haha, hadi gidelim! Önce eve uğrayalım. Lord Hogg seni gördüğüne çok sevinecek.“ Hillman gülerek Linley`i bıraktı ve Wushan da ilerlediler.

“Genç efendi Linley.“ Roger ve Lorry uzaktan selamladılar.

“Roger Amca, Lorry Amca.“ Linley mutlu bir şekilde el salladı ve Hillman`i kendi malikânelerine doğru takip etti.

“Linley, sırt çantası mı getirdin? Ağır görünüyor. İçinde ne var?“ Hillman Linley`nin sırtındaki çantayı görünce, gülerek sordu.


Linley gizemli bir şekilde. “Babam için bir hediye!“

Yorum Yap "CD4.1 – Eve Dönüş"