Otto Von Bismark Günceli

CD3.7 – Yolculuk

Eylül 18, 2016


Hadi bir kaç hafta geri gidelim.

5 Haziran…

Bu öğlen, Linley biraderleriyle vedalaştı. Sırtında deri bir çanta Büyülü Yaratik Sıradağlarının yolunu tuttu.

“Cyak, cyak!“ Küçük Gölgefare Linley’nin omuzlarında mutlu bir sekilde ciyaklıyordu.

“Patron, sonunda Büyülü Yaratık Sıradağlarına gidiyoruz. Wow. Cok heyecanliyim!“ Küçük Gölgefare`nin sesi Linley`nin zihninde yankılanıyordu. Linley sadece güldü. Pesine yüzükten beyaz bir isik cikti ve Doehring Cowart`ta onlara katildi.

“Linley, yalnız seyahat ederken dikkatli olmalısın. Haydutlarla karşılaşma ihtimalin var.“

“Biliyorum, Büyük Baba Doehring.“

Büyük Baba Doehring uyarısını pek cok kez tekrarlamıştı. Linley sağlam bir pantolon ve kolsuz bir gömlek giymişti. Şişkin kaslarını görenler onun kesinlikle savaşçı olduğunu söylerlerdi.

Büyük Baba Doehring büyücü elbiselerinin Büyülü Yaratik Siradaglarina uygun olmadigini, onu engelleyeceğini söylemişti.

Linley epey hizli hareket ediyordu. Ernst Enstitüsünden dağlara giden yol, zor bir yol olsa da, dördüncü seviye bir savaşçı olarak Linley gayet dayanıklıydı ve tek bir saatte kolayca kırk kilometre ilerliyordu.

Aniden önünde uc kişi gördü.

Linley`nin bakislari içlerinden birine odaklandı.

O kişi aslında Ernst Enstitüsünün kıyafetlerini giyiyordu. Diger ikisinden biri inanilmaz kasliydi ve arkasında devasa bir savaş kilici vardi. Oteki ise asiri zayifti ve yan tarafında kisa bir kilic duruyordu. Zayıf olan adam aniden Linley`i gördü ve ona döndü.

Linley onlara dikkat etmeye hiç niyetli değildi ve hızlanıp onları geçmeye hazırlandı.

“Linley, sen misin?“ Aniden bir ses Linley`i cagirdi.

Linley merakli bir sekilde kafasini cevirdi. Ernst Enstitüsünün üniformasını giyen kişi gülerek, bağırdı. “Linley, ben Delsarte, hatırladın mı?“

“Delsarte, bu sensin!“ Linley ilerlemeyi bıraktı.

Linley gerçekten de Delsarte`yi tanıyordu.

Delsarte de onun gibi besinci seviye bir rüzgâr büyücüsüydü. Cok iyi arkadaş oldukları söylenemese de yine de sinif arkadaşıydılar.

Delsarte yaninda iki savasciyida getirerek, “Linley, senin gibi bir büyücünün böyle giyineceğini hic tahmin etmemiştim. Zorla tanıdım seni. Ancak küçük Golgefareyi omuzunda görünce sen olduğuna emin olabildim.“

“Kava, Matt, sizi tanistirayim. Bu Linley, bizim Ernst Enstitüsünün iki dâhisinden biri. Sadece on beş yaşında fakat çoktan besinci seviye oldu.“

Kava her tarafı kas dolu bir savaşçıyken, Matt tam tersi zayıf bir vücuda sahipti.

“Uzun zamandır Delsarte Enstitünün iki dâhisinden bahsetip duruyordu. Bu gun seninle karşılaşacak kadar talihimizin iyi gideceğini hic beklemiyordum.“ Matt nazik bir sekilde söyledi. Kava ise gözlerini sonuna kadar açarak, “Sen gerçekten büyücü müsün? Neden bana savaşçıymışsın gibi geliyor?“

Linley aciklama yapmadi. “Hepiniz Büyülü Yaratik Siradaglarina mi gidiyorsunuz?“

Delsarte kafa salladı. “Doğru. Kava ve Matt gecen yilda arazi eğitiminde benimleydi. Iyi bir takim calismamiz var. Bu yil Büyülü Yaratik Siradaglarinin sinirinda kesif yapacağız. Linley sende bizle gelsene. Grup halinde daha güvenli oluruz.“

Linley kafasıyla onayladı.

“Şimdilik onlarla gideyim. Delsarte benim sinif arkadasim, en azindan güvenilir sayılır. Dağlara vardığımızda ayrılırım.“ kararini verdikten sonra Linley ve Delsarte üçlüsü beraber dağlara doğru yöneldi.

Dördü hızlı bır şekilde ilerledi.

En yavaşları Delsarte bile rüzgâr büyüsü `Supersonic` sayesinde epey hizli ilerliyordu. Corak yollar boyunca ilerlediler.

Kava alcak sesle mırıldandı. “Linley, eger bize katılırsan, o zaman besinci seviye iki buyucumuz olur. Dördümüz birlikte calisirsak, altıncı seviye bir büyülü yaratik bile öldürebiliriz. Altinci seviye yaratıkların buyu­ ozutleri yaklaşık bin altin ediyor. Eğer bir kac tane öldürebilirsek, bir yüzyıl boyunca yasam giderlerimizi düşünmemize gerek kalmaz.“

Zaten çoğu insanin bir yillik gideri icin on altin bile fazlaydi.

Bu yüzden bin altin inanılmaz yuksek bir meblağ sayilirdi.

Linley bir anligina bunu düşündü. Sonra kitaplarda büyülü yaratıklarla ilgili okuduğu seyleri hatırladı. Bu kitaplar bütün büyülü yaratiklarda enerji merkezi olan; büyü özütünü anlatiyordu.

“Büyü özütleri, uc ve daha yuksek seviyeli yaratiklarda katilasmaya baslar. Fakat altinci seviyeye ulaşmamış yaratıklarda degeri fazla degildir. Muhtemelen heykellerimin biri kadar bile etmezler.“ Linley kendi kendine düşünüyordu.

Bununla birlikte altinci seviye bir büyülü yaratığın büyü­özütü bin altın ediyordu.

Doehring Cowart`in hesaplarına göre, Linley`nin heykelleri kesinlikle ustaların salonunda sergilenecek kadar iyiydi. Değerleri ise bin altın civarı olmalıydı. Altıncı seviye bir büyülü yaratigi öldürmek bir heykel yapmaktan cok daha tehlikeli bir isti.

“Büyülü Yaratik Siradaglarinda, hedefim kendimi egitmek. Büyü­özütlerini toplamak? Bu sadece ekstra bir yarar sayılır.“ Linley biraz düşünüp karar verdi.

Delsarte ve diğerleri cok hevesli tahminlerde bulunuyordu. Belli ki büyü­özütü elde etme konusunda cok heyecanlıydılar.

“Üçüncü, dördüncü seviye yaratiklarin ozutleri zaten para etmiyor. Altinci seviyedekiler bile yalnızca bin altin ediyor.“ Delsarte kafasini kaygisiz bir sekilde sallayarak. “Eger yedinci seviye bir büyülü yaratigi öldürebilirsek, iste o zaman zengin olduk demektir.“ Bu sözleri sözlerken gözlerindeki isik net görülüyordu.

Insanlar gibi, büyülü yaratıklarda da altıncı seviye ile yedince seviye arasinda devasa bir ucurum vardi.

Yedinci seviye bir büyülü yaratigin büyü­özütü on binlerce altin ediyordu.

Eger bir tane öldürebilirseniz, kırsal kesimde, asiri zengin olarak, hayatiniz boyunca parayi düşünmeden yasayabilirdiniz.

“Yedinci seviye bir büyülü yaratık mı? Yeteneklerimize bakilirsa, bu ölüme yürümek olur.“ Linley olağan bir

şekilde karsilik verdi.

Yedinci seviye bir büyülü yaratik olan, Velocidragon`un gücüne bizzat taniklik etmişti. Linley suanki gücünde muhtemelen, onun asiri sert pullarini bile geçemezdi. Defansını geçemiyorsan onu öldürmeyi nasil hayal edebilirsin? Bu nasil mümkün olabilirdi?

Kurnaz görünümlü olan, Matt kafa sallayarak, “Altıncı seviye bir büyülü yaratigi yenip yenemeyeceğiz bile belli değil. Yedinci seviye ile savaşmak intihar olur.“

“Sadece düşünüyordum.“ Delsarte kafasini tutarak, dudaklarını büzdü.

Dördü konuşup gülerken, yüz metre arkalarındaki ormanda, yeşil elbiseler giymiş, yüzü yapraklarla kaplı biri soğukça onlara bakıyordu.

Adam hic durmadan dudaklarını kıpırdatıyordu, belli ki büyülü sözleri söylüyordu.

Ayni anda elindeki büyük yayi sonuna kadar gerdi. Pesinden yaydan, bir ok, mavi soğuk bir isikla fırladı. İnanılmaz bir hizla havayi yararak, göz açıp kapayıncaya kadar yüzlerce metre ilerledi.

Grupla konuşmaya dalmış olan Linley`nin bir anda bütün tüyleri diken diken oldu.

“Dikkat!“

Linley hemen yana atladı. Yüksek hizdaki ok Linley`nin yanından simsek gibi geçerek, büyücü üniforması giymiş olan Delsarte`ye vurdu. Göğsünde devasa bir delik açarak, durmadan önce onlarca metre daha ilerledi.

Delsarte boğazını kavrarken, gözleri ters döndü. Göğsünden kanlar fışkırırken, agzindan bazi boğuk sesler cikti.

Delsarte`nin gözleri hayata tutunmak istercesine, korkuyla doluydu, fakat acilmiş delikten kanlar akmaya devam etti. Hızlı bir şekilde Delsarte`nin gözlerindeki bütün canlılık soldu ve haraket etmeyi birakti.

Linley, Kava ve Matt hemen kendilerini cimlere attilar ve yatarken dikkatle arkalarina baktilar..


….

Yorum Yap "CD3.7 – Yolculuk"